şükela:  tümü | bugün
  • kendisini dinlemekten çok memnun olduğum yazar. ayrıca kendisiyle tartışmanın zevki bir başka. öğretirken öğreniyor. özeleştiri konusunda uzman, eline diline hakim, kitap gibi kitap kurdu. başucu badim.
  • nickini kendisine yakıştırdığım yazar.

    ayrıca "peki, doğurtan mı babadır, büyüten mi?" diyerek beni paradokstan paradoksa sürüklemiş, "onmayasın inşallah (ş vurgulu)" diyerek beddualarıma güç katmıştır.

    geyik konusunda çok büyük bir potansiyele sahip olmasının yanında hayata dair gözlemleri de gayet değerlidir. mis gibi de badidir kendisi.
  • o kadar içten ve mütevazı yazıyor ki okurken siz de kendisi gibi hemen farketmiyorsunuz (yani en azından entirilerini girerken böyle olduğunu tahmin ediyorum. çünkü söz konusu tevazunun sebebi kendisinin bu aymazlığı olsa gerek) anlattıklarının aslında ilginç, komik ve güzel olduğunu. şöyle bir bakıyorsunuz, biraz düşünüyorsunuz "hmm... evet, doğru. katılıyorum, güzel..." derken "oha lan, cidden. yuh! daha önce neden düşünmedim bunu!" oluyor devamı.
    bir de konuyla alakasız; bazen kendisine fazla yükleniyor gibi geliyor bana.
  • kendisini az buçuk tanıdığımdan yazdıklarını hep onun vurgusuyla okuyor, kafamda onun jest ve mimikleriyle yazdıklarını nasıl söyleyebileceğini rahatlıkla canlandırabiliyorum. sözün özü; dışarıda nasıl konuşuyorsa aynısını yazıya geçirebilen bir sözlük yazarı. bazı kimseler konuşurken farklı, yazarken farklı kimliklerini yansıtırken bu bayan sanırsam zor olanı yapıyor. bir de pasta yapmayı öğrense...
  • en çok güldüğüm üç kadın listemde son altı aydır filan. diğer ikiyi de yakında bulacağım.
  • dünya tatlısı badim. konuşma hızına bir kere alıştıktan sonra bırakamıyor, hoşsohbetinin müptelası oluyorsunuz. bir-iki saatliğine buluşup ertesi günü etmişliğimiz vardır öyle söyliyim. hala tanışmadıysanız entrylerini okuyun; entryleri de aynı kendisi gibi doğal ve yalın olduğundan, "ne datlu yazmış yahu" deme garantisini bizzat ben veriyorum*.
  • ayrıca doktorayı benden önce bitireceğine dair çok güçlü inancım olan bir suserdir kendisi.
  • derler ki şehrine dünyanın tam ortası
    akşam içtim chialı kabak çorbası
    nadiren de olsa taşırım market torbası
    durup düşünürüm iki kitap arası
    iyice mahvoldu koltukların arkası
    kedileri taşımaktan yaptım adonis kası

    gözlükleri ralph lauren, hepsinin hası
    üzerime yapıştı sabri bey'in yaftası
    doktoranın zor geldi en son safhası
    ülkenin gündemi bitmeyen bir at kafası
    kalk gidelim, yetti artık buraların cefası
  • bana göre hava hoş dedi, ceketine uzanırken eli. tam doğrulmamıştı, biraz da fevriydi hareketleri. canı sıkılmıştı belli ki ama zayıf görünmekten pek hazzetmediği bilinirdi. bitti mi yani şimdi? tamamen doğrulmuş, ceketini giymişti. evet dedi kadın, sakindi. bana göre hava hoş dedi yine adam, mahzun.. yürüdü yavaşça, çıngıraklı cafe kapısını açtı, buz gibi bir hava ısırdı yüzünü. döndü, kadına baktı, buz gibi bir bakış ısırdı yüreğini.. an! özgürlük boşaldı içine. serinliğe doğru yürüdü. istenmediği yerde durmamıştı asla ve istenmediği yerlerden gitmekten korkmamıştı hiç. bir süre misafir edildiği yerde istenmiyordu artık, anladı.. hava soğuktu, ceketinin yakasını kaldırdı, ellerini ceplerine sokup ensesini kaldırdığı yakaya sakladı. 'çok soğuuuk!' dedi, yanından hızlı adımlarla geçen, arkadaşına sokulmuş genç kadın. çok sevdiği çay ocağına doğru yürürken, bana göre hava hoş diye mırıldandı, bana göre hava gayet hoş!