*

şükela:  tümü | bugün
  • national geographic'in kabusa dönen yolculuklar adıyla yayınladığı seri.

    olaylar büyük ölçüde yaşanmış hikayelerden alınıyor ama ng serinin her bölümünün başlangıcında "bunlar anlatanın beyanlarıdır" diye belirterek yüzde yüz doğrudur fikrine kapılmayın diyor. bölümler ağırlıklı olarak uyuşturucu yüzünden yaban ellerde ziki tutma temalı ilerliyor ama konular bununla da sınırlı değil. asıl olay ülkenden ayrı düşmek, bilmediğin tanımadığın bir yerde sıkışıp kalmak üzerine kurulu. başına vukuat gelen şahıs stüdyoya oturup anlatıyor, anlatımına göre de profesyonel oyuncu kadrosuyla çok iyi canlandırmalar yapılıyor.

    45'er dakikalık bölümler halinde yayınlanıyor ve yanılmıyorsam haftanın ilk gösterimi salı saat 21.00'de yayınlanıyor.
  • kolombiya'da kurmayı planladığım iş hakkında tekrar düşünmeme yol açan belgesel. adamın götünden kan alırlar kamil kan
  • türkçe mealinin "abi beni yaban ellerde feci kazıdılar" olması gereken, ana fikrinin "zibidi gençler tamam gidiyorsunuz kolomiya'ya, tayland'a içiyorsunuz otu boku ama getirmeyin anam bizim ülkeye, bak görüyorsunuz neler geliyor sizin gibilerin başına" olduğu bir program.
  • kurgu ya da değil, kesinlikle çok iyi belgesel.
    oz'dan sonra ancak kesiyor.
  • insani gezmekten vazgecirir bu program. gecenlerde izledigim bolumdeki adamin arkadasinin kafasini gozunun onunde tek vurusta kestiler filipinlerde.
  • gerilim filmi tadında mükemel bir nat geo adventure belgeselidir. ırak'ta yaşanan kabus kadar sinirlerimi bozan diğer bir bölümü de endonezya'da geçenidir. chris parnell adlı bu adamın hapishaneden kaçma girişimleri, kaçışı, dışarıda kadın misyoner kılığına girmesi, tesadüfen ona soru sormak için yaklaşan kişinin gardiyanlardan biri çıkması, adamın akabinde denize atlaması, kurşunların suda sekmesi, yakalanınca başka hapishaneye nakledilmesi, orada sebepsiz saldırıya uğraması, öldü sanılıp morga kaldırılması, tesadüfen yaşadığının anlaşılması, bir gözünü kaybetmesi sadece aklımda kalanlar. pişmiş tavuğun diğer karşılığı bu adam oluyor. bir de dikkatimi çekti, canlandırmaları yapan oyuncular gerçekten özenle seçiliyor, hatta olayın asıl kahramanına çok benziyorlar. kısaca izlemekten en çok zevk aldığım belgesellerden birisidir.
  • national geographic tarafından hazırlanan en iyi yapımlardan birisi. genellikle, uyuşturucu kartelleri tarafından bu işe sokulan ve havaalanlarında gümrükten geçiş yaptıkları sırada üstlerinde kilolarca uyuşturucu ile yakalanıp, hapse gönderilen ve orada saldırıya uğrayan kişilerin başından geçen olaylar anlatılıyor. arada sırada da başka şekilde sıkıntılı durumlara düşenlerden bahsediliyor. takip edilesi bir program.
  • locked up abroad adıyla da bildigimiz, reklamı da guzel, basarılı belgesel. populer kultur sayesinde hep bildigimiz hikayeler gibi geliyor ama gercek olduklarını bilerek izleyince insan yuregi agzında izliyor.
  • terör örgütleri ya da uyuşturucu-kaçakçılar tarafından esir alınan, bir şekilde ölümden dönenlerin gerçek hikayelerinin muhteşem bir şekilde anlatıldığı national geographic channel programı.
    nefesimizi tutarak izliyoruz.
  • türkiye'de "kabusa dönen yolculuklar" adıyla yayınlanan ve dünyanın herhangi bir yerinde, herhangi bir kişinin başına gelen inanılmaz ve gerilim dolu olayları anlatan, national geographic channel programı. bölümlerin çoğunda, kahramanlarımızın çok büyük riskler alarak, aslında biraz da bilerek kendilerini tehlikeli durumların içine atmalarını anlatır. bu gerçek hikayeleri kahramanlarımızın kendi ağzından dinliyor olmak ise, "evet bu olaylardan sağlıklı ve canlı bir şekilde kurtulmuşlar" dinginliğini ve rahatlığını da vermektedir. bununla birlikte izlerken, kahramanlarımıza, "ne işin var senin orada, ne halt yemeye kalkıştın bu işe" diye hayıflanmaktan kendimi alıkoyamıyorum.

    bu programın "locked up abroad iraq" bölümünde zeynep tuğrul isimli türk gazetecinin, yol arkadaşı scott taylor ile 2004 yılında, kuzey ırak bölgesinde rehin alınış hikayelerini ve bu süreçte yaşadıklarını anlatır. hatta tam şu anda bilmem kaçıncı tekrarı yayınlanmaktadır.

    eklemeden geçemeyeceğim editi : şans faktörünün ne kadar belirleyici bir rolü olduğunu vurgulayan bir programdır. bazıları öyle şanslıdırlar ki, bulundukları durumdan en rahat şekilde sıyrılırlar, bazıları ise o kadar bahtsız bedevilerdir ki, başlarına gelmeyen kalmamıştır.