şükela:  tümü | bugün
  • londra'da southbank'ten portobello'ya, brick lane'den old street'e, hic beklenmeyen kenar ve koselere stencillerini birakan esrarengiz graffiti'ci. graffiti'yi sevmeyen londra'ya yaptiklarini, farkli ulkelere ziyaretlerinde gittigi sehirlerde de uygulayan, her yere bir sekilde izini birakan, kimligini aciklamadan cok unlu olan postmodern sehir kahramani. blur'un think tank adli albumunun kapagi onun yaratimidir. 2003 yazinda dalston'da bir warehouse'da 3 gun suren bir sergisi oldu. serginin adi da banksy turf war exhibition idi. basin tarafindan gorulup taninmamak ve "meshur olmamak" icin kendi sergisinin acilisina gitmedi. sergi yasal sorunlar yuzunden 3 gun surdu. hype'in besigi olan londra'nin tum high street kiyafet dukkanlari banksy taklidi stencilleri bastilar t-shirt'lere. banksy, old street'in tozlu dumanli bir barinda bir guardian muhabiriyle roportaj bile yapti. stencil'lerinde pop kultur, londra yasantisi, gariplikler, kucuk ayrintilari isler... kulturleri, akimlari oguten koca londra'nin simdiden sehir kulturu mirasina gecti bence, her ne kadar o diyarda grafitiler temizlenmeye mahkumsa da...
  • "reklamlar hakkinda en nefret ettigim sey en parlak, yaratici ve azimli gencleri kendine cekmesi, ve bize genel olarak bos ve burnu havada olanlari sanatci olarak birakmasi. modern sanat tam bir fiyasko. insan tarihinde hic bir alanda daha once bu kadar cok sey bu kadar azi anlatmak icin kullanilmamisti." diyerek beni benden alan sanatci.
  • kendisi devlet değil bireydir "çinle rekabet etseniz" derken "siz" denilen hangi tüzel kişiliktir, banksy neyi temsil etmektedir bu zihinlerde o bile belli değil de, yahu elin sokak sanatçısı çin'in nesiyle rekabet etsin? herkesi x devletinin ajanı çinimizi yıkmaya çalışan şer odağı falan gibi değerlendirmek artık nasıl patalojik bir algıya işaret ediyorsa artık kendi devletine, içinde büyüdüğü sisteme muhalifetiyle ünlenmiş adamı bile "e ama senin devletin savaş çıkardı. sen neden işçi haklarını savunuyorsun ki" diye mevzu eder olmuşuz?

    bansky'nin ingiliz devletinin yaptığı işleri tek tek kınamak, hepsi adına bizatihi eylemde bulunmak gibi bir yükümlülüğü yoktur. onu geçtim filistinlileri savunmak için taa oraya kadar gidip israil'in ördüğü duvara graffitiler çizecek kadar barışçı adama "ne diye işçi haklarına değiniyor, savaş karşıtı herhangi bir şey yapmadı bu banksy" demek mi daha hoş bir şuursuzluk (http://solehiphop.wordpress.com/…olution/banksy-21/ http://www.artofthestate.co.uk/…y_cnd_bomb_love.htm http://news.bbc.co.uk/1/hi/7125611.stm http://pieceoplastic.com/index.php/1724/ah-banksy/) yoksa tesco, bp gibi ingiliz şirketlerini, yani kendi memleketinin şirketlerini de eleştiren adamın, yani temelde "şirket ahlaksızlığı" konseptini eleştiren adamın, "çin ülkesiyle rekabet edemiyor da ondan şeyediyor" diye değerlendirilmesi mi daha güzel bir şuursuzluk bilemedim.

    savaşlar ayrı sweatshoplar ayrı sorun bu dünyada. ikisi de insanları süründürüyor, öldürüyor ve üçbeş adamın cebine para doldurmak pahasına binleri, milyonları mağdur ediyor. banksy de kendince sweatshop denilen hadisenin, yani üç kuruş kar için dayakla silahla çalıştırılan, fabrika bahçelerinde doğum yapmaya çalışırken ölen insanların mağduriyetinin önemli olduğunu, bahis konusu edilmesi gerektiğini düşünmüş.

    jenerikte de çok kabaca deniliyor ki, "simpsons diyoruz, muhalif diyoruz, ürünleri köleler tarafından, çocuk gözyaşları katılarak falan üretiliyor. hani nerde muhaliflik..."

    hadi devletle bireyi ayıramayan, devleti bok yedi mi tüm insanların o boku desteklediğini sanan paranoyak zihni geçtim, yahu fair trade konseptini, işçi haklarını, insanların sömürülmemesini savunmayı da "e çini örnek alın köle çalıştırın siz de, sizin mallar da ucuza gelsin, rekabet etmiş olursunuz" seviyesinden eleştirip da bir de bilinçli politik görüş sahibiyim diye gezen adamların varlığını göstermiştir bize banksy.

    sen elin adamının işçi haklarını savunmasına laf edip, kölecilik propagandası yapacağına kendi devletinin çocukları hapsetmesine, cinayetleri gizlemesine karşı çıksana mesela demezler mi adama?
  • dunyanin en buyuk acik hava hapishanesi diye tanimladigi filistin de, malum duvarin uzerine belkide dunyanin en guzel grafittilerini yaptiktan sonra yasli bir filistinli amcayla su dialogu yasamis kisi:

    old man: you paint the wall, you make it look beautiful. (duvari boyadin, onu guzel yaptin)
    banksy: thanks (tesekurler)
    old man: we don't want it to be beautiful, we hate this wall. go home. (biz duvarin guzel olmasini istemiyoruz, biz bu duvardan nefret ediyoruz. evine git)

    hayatta cok az sey yuzlerce makaleyi, kitabi, ve tartisma programini ozetleyebilir. bu dialog bana benim buradan oraya bakisimin (ve dahi son derece iyi niyetli banksy nin bakisinin) nasil da rehavet barindirdigini, oranin gercekliginden zerre nasibini almadigini ozetlemistir.

    ve fakat banksy guzeller guzelidir. bir elestrimenin de dedigi gibi olaganustu bir yetenektir ve tate den telefon beklememektedir, cunku tate i coktaaaan asmistir bile. bir cok isini barindiran -ve yukardaki dialogun da kaynagi olan- 'wall and piece' adli kitap sevenlerine ya da sevmek isteyenlerine siddetle tavsiye edilir.
  • "bu işin bir parçası da çeneni kapamak ve insanlarla tanışmamaktır" diyen, kim olduğu halen kesinlik kazanmamış anarşist ressam.

    israil'in ördüğü dev duvarın filistin tarafına resim yaparken, israil askerleriyle iki kere atışan, filistinli devriyelerce zırhlı araca alınarak kurtarılan maceracı deha.

    otomatik silahlar kuşanmış filistinli direnişçiler, banksy'e göz kulak olmuşlar, o da duvarı güvenle resimlemiştir.
  • "sabahları erken kalkan insanlar savaşa, ölüme ve kıtlığa neden oldular" diyen adam.
  • gaz maskesiyle poz veren, nikein ucuk paraya kampanya teklifini geri ceviren, unlu olmayi red ettikce unune un katan bu ne yaman celiski banksy si. sen git british museumun sergi odalarindan birine ilkel atalarin tarafindan cizilmis gibi rol kesen bi tas birak, o tas da magra adami supermarket arabasi itsin, o da yetmesin muze o parcayi kolleksiyonuna katsin, belediye senin grafitilerini silmesin, hatta icine bile tukurmesin... banksy the art terrorist!
    (bkz: hastasiyim)
  • "dünyadaki en büyük suçlar, kuralları çiğneyenler tarafından değil, onlara uyanlar tarafından işlenmiştir. köylüleri katleden ve üzerlerine bombalar bırakanlar da emirlere (kurallara) uyanlardır." da demiştir aynı zamanda...
  • kayip eseri snorting copper on yil sonra londrada bulunmus
    ya amk sanat manat ayagina delirteceksiniz adami. insan dusunuyor: "bu adamin medyasi duvar degil mi? nerede yapti ise zaten on senedir eser orada iste, ne demek kayip?"

    sonra okuyunca anliyorsunuz, eserin uzeri boyanmis. burada bir banksy eseri olduguna dair tuyo alan gayrimenkulcu bir eleman da binayi satin alarak uzerindeki boyayi cok dikkatli sekilde kaldirtip uzmanlarina inceleterek orijinal banksy oldugunu teyid ettirmis. yani duvar uzerindeki eser bile kaybolup yeniden bulunabiliyormus.

    https://www.nytimes.com/…-art-london-lost.html?_r=0
  • diğer grafiti ve sokak sanatçıları gibi 'sanat sokakta olmalı' fikrini savunuyo mu bilmiyorum ama son zamanlarda iyiden iyiye dört duvar arasında sergiler düzenleyen popülist bir adama dönüşmüştür gözümde.

    bu beyefendi ilk başta eserlerini tüm diğer grafiti sanatçıları gibi gerilla mantığıyla polisten kaçarak ve sadece 5 dakikada çizmek zorunda olduğunu bilerek şehrin duvarlarında sergiliyordu. bir süre sonra internette eserleri tanınmaya başladı. daha sonra oscar adayı olduğu ve hem ismiyle hem içeriğiyle tüm o müze, galeri mantığına gönderme yaptığı exit through the gift shop filmiyle -ki harikulade bir mockumentary'dir- tanınırlığı iyice arttı.

    eserleri filmden sonra londra'da daha fazla turist çekti. bazı insanlar sadece banksy'nin 'duvarlardaki' eserlerini görmek için londra'yı turistik amaçla ziyaret etti. sonrasında banksy'nin eserleri devlet tarafından apaçık bir şekilde koruma altına alındı. diğer tüm grafiti sanatçılarının eserleri devlet tarafından üzeri griye boyanıp silinirken, banksy'nin bazı eserlerinin etrafına gerçek anlamda koruma çekildi.

    bildiğim kadarıyla banksy bugüne kadar iki adet sanat galerisi düzenledi. ilkini bilmiyorum ancak ikincisinin biletleri 5 sterlinden satıldı ve şu ana kadar yaklaşık 315,000 kişi ziyaret etmiş. 'suriyeliler ölmesin', 'savaşlar olmasın', gibi popülist söylemlerle ve önceleri eleştirdiği 'exit through the gift shop' mantığıyla gözümde iyiden iyiye tüccar oldu.

    'banksy çok iyi abi yaa' diyin, demeyin demiyorum hobi olarak yine diyin. ama banksy'nin ilk dönemlerini hatırlatan ve kendisinin açık açık en büyük esin kaynağı olduğunu söylediği le rat'ı, illa sosyal mesaj içersin diyorsanız yıllardır en babasını hala ısrarla sokaklarda yapan blu'yu takip edin ya da en kült anlamıyla saf grafiti istiyorsanız en eski grafiti artistlerinden robbo'nun geçmiş dönemde yaptıklarına ya da daha nicelerine daha da bakın.

    rip robbo.