şükela:  tümü | bugün
  • ekvador'un tungurahua kantonunda bulunan turistik bir kasaba. ülkenin başlıca şehirlerinden olan ambato'ya çok yakın. en önemli turistik cazibesi pailon del diablo şelalesi. şurada ayrıntılı bir şekilde anlatmıştım: (bkz: #83190938)

    banos şehrinde başka etkinlikler de yapabilirsiniz. muhakkak casa del arbol'e gitmenizi öneririm. buradaki salıncaklarda sallanırken hala aktif olan ve en son 2014 yılında faaliyete geçen tungurahua volkanı'nı da seyredebilirsiniz. salıncak deyip geçmeyin, uçurumun kenarında sallanıyorsunuz. bir de bir kişi sizi sallıyor ve hiç acıması yok. aklımı yitiriyordum az kaldı. parka giriş 1 dolar, sallanmak bedava.

    ekim ayı banos'ta kutsal bir ay. rosaria bakiresi (virgen de rosaria ya da virgen de agua - su bakiresi) dedikleri bir koruyucu azizeye adaklar adıyor ve onu onurlandırıyorlar. biraz pagan bir havası yok değil ama izlemesi çok ilginç. sokaklarda müzik eşliğinde bakirenin bir heykelini sandalyeye oturtup omuzlarda taşıyorlar. her sokakta bir müzük grubu insanları eğliyor. tüm ekim ayı boyunca kutlamalar sürüyor. şehrin merkezindeki kilise tarihi bir yapı ve hemen yanında bir müze var. müzeye giriş 1 dolar. daha önceki yıllara ait kutlamalarda bakire için tasarlanmış elbiseleri görebilirsiniz. adeta bir gelin gibi süslüyorlar.

    şehir gayet güvenli ve ucuz. tursite alıştıkları için yardımcı oluyorlar ama yılışıklık yapmıyorlar. casa del arbol'e giden turlar benim programımla uyuşmuyordu, bir tane eleman beni 10 dolara götürüp getirebileceğini söyledi. uzun kalacağımı söyleyince de bekleyebileceğini belirtti ve gittik. turdan daha keyifli idi. hostellerde 7-8 dolara kalabilirsiniz. taksi ihtiyacınız pek olmaz, küçücük bir yer. ben şelaleye bir tur ile gitmiştim (4 dolardı) ama iki saatlik tur kesmeyince turdan ayrılıp orada kaldım. dönerken otobüsle döndüm. 30 cente geri geldim. daha önce de yazmıştım, ülkede dolar kullanılıyor.

    şelaleyi gezdikten sonra akşam nefsimi köreltmek için bir pizzacı aramaya başladım. hazreti google'ın da yönlendirmesi ile sokakta adımlarken tanıdık bir kelime gözüme çarptı. "yok artık!" diyerek içeri girdim ve türk'e benzettiğim bir dayının yanına yanaşıp, "nerden aklına geldi buraya gelip dönerci dükkanı açmak?" diye sual ettim. anlamadı ama benim türk olduğumu anladı. daha çok şaşırdım. "hacım, sen nerden biliyorsun döneri kebabı da dükkanını açtın?" diye sordum bu sefer. ispanya almanya gezerken bir sürü türk arkadaş edinmiş. yemeklerini de beğenince kafaya koymuş, memlekete dönünce tarifleri alıp dükkanı açmış. yetinmeyip ülkenin her yerine zincir kurmuş. elini sıkıp tebrik ettim. bu azim bende olsa, şimdiye doçentlik sınavına hazırlanıyor olurdum.*

    nefsimi köreltmekten vazgeçip bir ziyafet çekmeye karar verdim. siparişi verdim, "ne içersin?" diye sordu. önce kola söyledim ama biraz düşünüp "ayran var mı?" diye şaka yollu takıldım. "var" dedi. inanmaz gözlerle, "hadi canım sende" diye bakınca "valla" dedi. getirdi önüme koca bir bardak buzlu bol köpüklü ayranı koydu. tüm samimiyetimle söylüyorum, nefis bir ayrandı. yolunuz düşerse bir uğrayın derim. google'a shawarma yazın hemen çıkar. zaten dükkanda birçok şeyin adı türkçe. dayının adı raúl, mekan da kasabanın merkezindeki kilisenin iki sokak ötesinde.

    şimdilik bu kadar. aklıma geldikçe düzenleme yaparım. gidiniz geziniz efenim!.. iyi yolculuklar...