şükela:  tümü | bugün
  • çocuğunun adını can koysa ne güzel olur dediğimdir.

    (bkz: can avar)
  • zaytung haberini gerçek sanarak tamamına ermiş kişi.
    "afrika'da sierra leone diye bir ülke var.burdaki büyük elçimiz 12 yıldır ordaymış ve bu büyükelçimiz etraftaki diğer ülkelere de çat'a nijer'e oraya buraya da sürekli seyahat ediyor. bizim dışişleri de dikkat ediyor bu 12 yıl içerisinde afrika ülkelerinde ermeni soykırımı tasarısı patır patır geçiyor....küçük küçük yerler tabi buralar...şöle bir haber geliyor büyükelçimiz orda her fırsatta kendi dedesinin de yüzlerce ermeniyi nasıl kestiğini filan anlatıyor olur olmaz yerlerde ve bunun üzerine geri çekildi zannediyorum... dışişleri de açıklama yaptı sayın özbükey..."

    öncelikle konuya çok hakim, afrika ülkelerini çok iyi tanıyor çad'ın ve nijer'in hem küçük ülkeler olduğu hem de sierra leone'nin komşuları olduğunu hepimize öğretmiş çünkü biz haritada sierra leona'yı okyanus kenarında çad'ı nijer'i afrikanın ortalarında görünce kafamız karışabilir oraları sierra leona'nın komşusu değil sanabiliriz. pek güzel. sonra büyükelçinin görevlerini de gayet iyi biliyor, şimdi elçilik sistemi şöyle işler: bölgedeki üç beş ülkeye bir büyükelçi düşecek şekilde gönderilir. bu sayı bölgedeki ülkelerin büyüklüğüne göre değişir, mesela sierra leone, çat, nijer gibi küçük yerlerse 5 ülkeye bir büyükelçi yeter. her ülkeye bir büyükelçi sabitlenmez bir de gönderilen kişi hep gezer etraftaki diğer ülkeleri.

    birçok kişi ermeni soykırım tasarısının sadece amerika'da ve isveç'te kabul edildiğini zannediyor, cahillik. oysa afrika ülkelerinden patır patır geçti bu tasarı hiçkimsenin haberi yok, ama banu avar araştırmacı bir gazeteci olduğu için tabiki ondan kaçmamış. şimdi burdaki patır patır ikilemesi mühim mesela sabah erken evden çıkılırsa tasarı ile birkaç ülke dolaşılabilinir. çünkü brokrasi yok öneriyi sunuyosunuz hemen oylamaya sunuyolar, hoop geçti.

    son olarak da politikanın arka yüzünü de bize gösteriyor. şimdi elçi dediğimiz kişiler cahil kesimi aslında nerde nasıl konuşacaklarını bilmezler pek. mesela "olum var yaa benim dedemin de kocaman bıçağı varmış hep kafasını kesiyomuş böle ermenilerin filan" diyebilir olur olmadık yerlerde.dikkat etmek lazım.

    allahtan dışişleri bakanlığımızda sayın özbükey gibi dış politika duayeni var da hemen olaya el koydu, açıklamasında da bütün bu ayrıntıları teker teker açıkladı banu avar'ın da arasında bulunduğu gazetecilere.
  • kanal b'de yayınlanan bekleme odası programında zaytung'un meşhur "sierra leone'de unutulan büyükelçi çareyi ermeni tasarısında buldu" haberini gerçek gibi aktarmıştır.artık haberi google'dan mı aldı,gerçek mi sandı anlamadım ama bariz asparagas ve komedi kokan bu habere nasıl inandı,nasıl tartışmada sundu anlamak mümkün değil.hatta "konuyla ilgili sayın özbükey açıklama yapmaktan kaçındı" dahi dedi.

    program 26 mart 2010 21:50 itibari ile devam etmektedir.

    ilgili haber için,

    http://zaytung.com/haberdetay.asp?newsid=5135

    edit:dikkatle takip ettim,sözlerinin sonrasında bu bir şakadır falan demedi.gayet ciddi anlattı,ama televizyonu o sıralarda açmıştım muhabbet öncesinde dedi ise bilmem.gülüşme falanda olmadı.ciddi bir haber gibi anlatıldı bu.

    edit2 : olay şaka falan değilmiş tahmin ettiğim gibi.banu avar 'dan 2010'un epic fail hareketi geldi.

    (bkz: epic fail)
  • isveç in programından duyduğu rahatsızlık ve yaptığı müdahale hakkında kendisinin şu açıklamayı yaptığı yazılmış milliyet in internet sitesinde;

    "ab ülkelerinde 'kopenhag kriterleri nasıl uygulanıyor?' diye işliyorum. denk geldiği için nobel'e de baktım" diye konuşan avar, milliyet'e şunları söyledi:
    "sami soykırımı 1980'e kadar sürmüş. 13 yaşındaki kızların yumurtalıkları bağlanmış, biyolojik soykırım yapılmış. kendi aydınları da kabul ediyor. pamuk, 1985'te international writing programına gitmiş. abd istihbaratının, derin devletin ülke amaçlarını yaymak için uyguladığı program. pamuk da bunu yapmıştır. yoksa durup dururken niye 'biz öldürdük, biz yaptık' deyip başkasının elini güçlendirsin? nobel ödülü alanlar ülkelerine ihanet eden, sevilmeyen insanlar. attilâ ilhan, yaşar kemal niye alamadı?"

    kendisini subjektif bulanlara veya saçmaladığını düşünenlere birşey diyemiyorum çünkü gerçekler, yani banu avar ın bize aktardıkları o kadar gerçek üstü ki! barış masallarıyla büyümüş biri olarak ve halen derinlerde o masala inanan biri olarak ben de zorlanıyorum gerçeklerin bu kadar acımasız olması karşısında.
    ama artık uyanma vakti geldi,
    yüzümüzü yıkamalıyız..
  • daha esad esed olmamışken abd'nin suriye'ye maşa olarak bizi sokmak istediğini söyleyen gazeteci. o zaman birilerine bahsettiğim zaman paranoyak imasıyla bakarak "suriye ile savaşacağımızı mı düşünüyorsun gerçekten" demişlerdi.

    sanki abd büyük ortadoğu projesi diyip durmuyor, daha on yıl önce ırak'ı işgal edip kukla bir yönetim kurmamış, esad gitsin diye dört bir yandan müttefik toplamamış gibi "ay her şeyi abd'ye bağlıyor" diyenler var. abd her yerle uğraşıyor da bir türkiye'ye bulaşmıyor di mi? kürdistan'ın kurulması için kürtlerden daha çok uğraşıyor adamlar; bizimkiler hala paranoya desin dursun...
  • sadece bir haberin gerçekliğini araştırmadan doğru kabul etseydi hata olabilirdi yaptığı. bu da çok fazla sorun olmazdı. ama zaytung faciasındaki asıl mesele okuduğunu anlamamak. daha da kötüsü kendi fikrini destekleyen en küçük bir bilgiyi dahi düşünmeden, yorumlamadan, muhakeme etmeden kabul etmek ve kullanmak. bunun adı da "hata" değil maalesef.
  • erol manisalının kendisi hakkında
    "..isveç kendi halkı açısından uygar, özgürlükçü ve varlıklı bir yapı sergiler. bu, madalyonun bir yüzüdür. diğer yüzünde ise silahlar, bombalar, kan, faşizm, otosansür ve emperyalizm vardır.

    banu avar, isveç'in bu yüzünü ekrana çıkardığı için işbirlikçi medyanın hedefi oldu"
    dediği televizyon programcısı, yazar

    (bkz: sınırlar arasında)
  • " 'birkaç mehmet öldü diye' meclisi toplayamayanlar, gece yarısı haçlılar için tezkereyi imzaya açıyor."

    diyerek söylenmesi gerekeni en güzel şekilde söylemiş, ağzına sağlık.
  • ben bu kadını takdir ediyorum arkadaş. harika ekmek bulmuş kadın. salt kulaktan dolma bilgilerle, sağda solda konuşulan 2-3 parça klişeyi, komplo teorisini, bilgi kırıntısını birbirine katıp, bunların sentezi bir kontekst oluşturmuş ve bununla senelerdir ekmek yiyen, kitleleri peşine takan, kendisine hatırı sayılır bir takipçi kitlesi yaratmış ve hatta bu bağlamda konferanslara konuşmacı olarak çağrılabilmeyi başarmış cahil gazateci-yazar-belgeselci. kendisinden daha cahil milyar tane insan bulunabilir ama; bu cehaletle belgeselci titri taşımak... vallahi helal olsun.

    zaytung haberi hadisesine hiç girmeyeceğim. mal bulmuş mağribi olmakla itham edilmek niyetinde değilim. fakat kendisi bir dönem brüksel'e bir konferansa davet edilmiş konuşmacı olarak. birazdan linkini vereceğim videoda yer alan konuşmasına meşhur ulusalcı komplo teorileriyle başlıyor, biraz cumhuriyet mitingleri ile ilgili analizlerde bulunuyor, çydd'ye ve türkan saylan'a sallıyor, ve tabii ki avrupa birliği ve abd'nin cumhuriyetimiz üzerinde oynadığı oyunlardan bahsederek, brüksel'de, evet yanlış okumadınız brüksel'de, arkasında belçika bayrağıyla yaptığı konuşmasında, ab vatandaşı gurbetçilerimizin huzurunda ab'ye plan yapmayın plan mesajı veriyor. ilginç bir video, ilginç bir konsept, ironik bir durum komedisi, sürreal bir çalışma. yemin ediyorum coen kardeşler filmi gibi. dur canım kardeşim elin hemen çok kötü butonuna gitmesin. buraya kadar öyle çok da eleştirel yaklaşmıyorum hadiseye, klasik ulusalcı zırvaları, ama bir sentez söz konusu kabul, ulusalcı camia için radikal bir çizgide laflar da ediyor.

    ama sonra bişey oluyor; dış mihrakların türkiye cumhuriyeti üzerinde oynadığı oyunların tarihçesinden bahsetmeye başlıyor. bunu yaparken klasik bir ulusalcı manevrasıyla "vurun abalıya mode: on" konuma geçiyor hemen. buradaki abalı ismet, yani ulusalcı camiada bilindiği adıyla ismet the scapegoat. atatürk öleli henüz 144 gün olmuştu ki; ismet, hemen ingiltere ve fransayla üçlü anlaşma yaptı, diyor. fırsatçı ismet işte. allahtan kırkının çıkmasını beklemiş atatürk'ün. neyse, teyze anlatıyor, bu sırada tabii ki bu konuşmaların olmazsa olmazı, "on yılda on beş milyon genç yarattık en baştan, az zamanda çok ve büyük işler başardık." tiradına başlıyor. işte film burada kopuyor, anakronizmin dibine vuruluyor.

    teyze, cumhuriyet'in ilk 10 yılında yapılanları bakın nasıl sıralıyor:

    1- uçak faprikası var (evet faprika), akaretler'de. (sanıyorum nuri demirdağ'ın kurduğu uçak fabrikasından söz edilmekte. baktım 1936'da kurulmuş. cumhuriyet'in 13. yılında ama olsun 3 yıldan bişey olmaz. gerçi bu fabrika'dan önce kayseri uçak fabrikası var, 1928'de açılan, teyzenin tezini destekler nitelikte ama, belgeselcimiz bunu atlamış.),

    2- bakır işletmeciliği var. (evet var.)

    aslında o dönemde yapılan daha pek çok şey var ama teyzenin bilgiler o kadar kulaktan dolma, o kadar sağdan soldan duyulmuş şeyler ki bir türlü sayamıyor, hatırlayamıyor, söyleyemiyor. aklınıza gelen her türlü şey falan diyor ve sadece heyecanlı heyecanlı, "inanılmaz şeyler oluyor o dönem, inanılmaz faaliyet var." nidaları eşliğinde bu 2 şeyi sıralıyor ve.... şimdi sıkı durun:

    3- arabalar yapılıyor. devrim arabaları.

    e yuh artık. belgeselci he mi? konferanslara katılıyor konuşmacı olarak öyle mi? şimdiiii; ilk türk otomobili projesinin emrini veren kim? cemal gürsel. ne sıfatla? cumhurbaşkanlığı sıfatıyla. cumhuriyet'in ilk 10 yılında cumhurbaşkanımız kim? atatürk. atatürk'ten sonra? ismet inönü. sonra? celal bayar. sonra? nihayet cemal gürsel. sene kaç? 1960. arabanın adı neden devrim? çünkü 1960 darbesinden hemen sonra oluyor bu. bana göre darbe, sana göre ihtilal, devrim, çikolata, şeker. arabanın yapılışı 1961-1962. banu hanım o sırada 6-7 yaşlarında filan olmalı. ama o tantanayı hatırlamıyor olsa gerek. ama bu ortalama türk insanının bilebileceği bir şey değil midir?

    sonra anlatmaya devam ediyor "inanılmaz faaliyetleri". bir de diyor o sırada isyanlar var diyor. bir sürü kürt isyanı var diyor (25 farklı yerde). türkiye onlarla "boğuşuyor" diyor. boğuşmak? hmm... güzel tabir. niye isyanlar var? hemen açıklıyor: batı boş durmuyor çünkü, geliyor karıştırıyor. o zaman atatürk hayatta ama? yok yok, hep ismet'in işleri bunlar. lozan'da musul'u da verdi geldi zati.

    sonra çok fantastik şeyler söylemeye devam ediyor. atatürk öldükten sonra çok kötü şeyler oldu minvalinde bir şeyler geveliyor ama tam açıklayamıyor. zira notlarını getirmeyi unutmuş. kendisi öyle söylüyor. kitaplardan bişeyler okumak isterdim yanımda olsaydı falan diyor. derken nurullah ataç'a sallamaya başlıyor bir anda. nurullah ataç'ın zamanında ulus gazetesinde yayınlanan bir yazısından bahsediyor. diyormuş ki ataç bu yazısında: biz batılı olamadığımız için geri kaldık. batılı olabilseydik çok şukela olurduk, ama olamadık, diyormuş. yüzümüzü batıya dönmeliyiz diyormuş. nurullah ataç'ın milli şef'in kültür danışmanı olduğunu eklemeyi de ihmal etmiyor. hep ismet'in işler yani bunlar. görüyor musunuz diyor, banu hanım: nasıl da atatürk'ün yolundan sapmışlar ölümünden sonra, batı hayranı olmuşlar. halbuki atatürk diyormuş ki: biz kendimiz gibi olmalıyız, kendi kültürümüzü yükseltmeliyiz. böyle konuşan bir adamın arkasından böyle bir takım insanlar beliriyormuş. gene ismeti mi kastediyor; yoksa "kültür danışmanını" mı bilemiyorum. bu arada şapka takmak istemeyen insanların yargılanması gerekliliğini de, alaturka müziğin yasaklanmasını da ismet dayatmıştır ata'ya. yoksa nurullah mıydı o? dur şimdi hatırlayamadım bir an. neyse batı hayranı bir takım insanlardır işte. beliren.

    ne diyeyim. helal olsun. tırnak içinde aydınlar ibret alsın, feyz alsın bu kadından. iki satır okuyup araştırmadan, bir hiç üzerine nasıl kariyer yapılıyor görsünler. ben kendime örnek alıyorum valla, bu arkadaşların bütün tezlerine de aşinayım. konferans tekliflerinizi bekliyorum. brüksel olmasın da, sierra leone olsun, razıyım. ne yaparsın, ekmek davası.

    aha bu da link:

    http://www.youtube.com/watch?v=bfwt7wvcsve&nr=1
  • orhan pamuk ve isveç'i eleştiren programı yüzünden topyekün saldırıya uğramış programcıdır*. gazeteler durumu trt nin ayıbı şeklinde vermiştir. dışişleri programı ikinci kez yayınlattırmamıştır. trt inceleme başlatmıştır. neden? isveçliler'de alkolizm ve psikolojik rahatsızlıkların artması problemi olduğunu ileri sürdüğü için.
    orhan pamuk türkler katildir, şu kadar ermeniyi bu kadar kürdü öldürmüştür derse kahraman olacak, nobel alacak ve ifade/düşünce özgürlüğünün simgesi olacak; banu avar orhan pamuk'u eleştirince, isveçliler'de alkol sorunu var deyince tu kaka olacak. trt çok ayıp etmiş olacak. program yayınlanmayacak.....
    sevsinler sizin düşünce özgürlüğünüzü, nobelinizi, demokrasi anlayışınızı....