şükela:  tümü | bugün
  • different class adlı fenomenel albümden sorted out for e's and whizz gibi extacy meselesine değinmeyi ihmal etmemiş parça. clubbing ortamlarından chill out ortamlarına akmayı, yanında da love interest'i kafalamayı işlemiş olsa gerek diyorum. çukulata sesli jarvis'den dinliyoruz

    now if you can stand i would like to take you by the hand, yeah
    and go for a walk past people as they go to work
    let's get out of this place before they tell us that we've just died
    move, move quick, you've gotta move. come on it's through, come on it's time
    oh look at you, you, you're looking so confused just what did you lose?

    if you can make an order could you get me one
    two sugars would be great 'cos i'm fading fast and it's nearly dawn
    if they knocked down this place, this place, it'd still look much better than you
    move, move quick, you've gotta move. come on it's through, come on it's time
    oh look at you, you, you're looking so confused, what did you lose?
    it's ok it's just your mind

    if we get through this alive i'll meet you next week, same place, same time
    oh move, move quick you've gotta move. come on it's through, come on it's time
    oh look at you, you, you're looking so confused, what did you lose?
    that's what you get from clubbing it
    you can't go home and go to bed because it hasn't worn off yet and now it's
    morning there's only one place we can go
    it's around the corner in soho where other broken people go
    let's go.

    (bkz: pulp)
  • different class'ın üstünden ne kadar zaman geçse de, neredeyse çocukluk günlerimizdeki gibi avucunda tutuyor bizi. o havayı hiç kaybetmiyor. nice albümler dinledik üstüne, ama bar italia çalmaya başlar başlamaz sabahtan akşama müzik dinlenen o günler bir anda canlanıveriyor. kişisel tarih yazan bir grup bu pulp. her grubun harcı değil bu öyle.
  • çoğunlukla işsizlik parasıyla* geçinen kırık kimselerin, herkes işine gücüne koşarken gittiği, londra'nın beyoğlu'su soho'da bir cafe. gidildiğinde uğramalı iki şekerli bir kahve içip bu şarkıyı anmalı...
  • 1998 yazında jarvis cocker'ın rüyama girip "oh look at you, you, you're looking so confused, what did you lose? it's ok it's just your mind" sözlerini bir şekilde yüzüme bakarak söylediği pulp kaydı.
  • yasadigim sehirde hergun onunden gecerken beni gulumseten kirik dokuk, sarkinin kendisi gibi bir yer.
  • londra'nın kızılkayalarıdır desek yanlış olmaz herhalde*...
  • soho, 22 frith street'te oylecene duran, garsonlarinin birbirine bagira bagira konusup dar beyaz 'ah ne kadar da italyan' t-shirtleriye endam ettikleri, espresso'nuzu 1.50 pound'a icip, hele bir de 'akdeniz baglanti'niz varsa -turkseniz ve garsonlarla akdenizliyiz, biz sizi cok severiz muhabbeti yapabiliyorsaniz- saatlerce hic rahatsiz edilmeden sagdan soldan yukaridan asagidan gecen insanlari, ucan kedileri, kopekleri ve en son olarak da - en son ama en onemli- londra'nin vespalilar camiasini izleyebileceginiz bir mekan, ve vespa camiasi disinda belki de kizilkayalar'in ta kendisi. en onemlisi 24 saat acik-ama amerika'daki diner'lar gibi 24 saat acik ayagina yatip saat 5'te musteriyi agzinda pancake'i ile kovalayanlardan degil-. true to its promise.

    vespa demistim degil mi, bir de ustune swinging london desem. modlarin tapinagiydi burasi desem 60'li yillarda. dar italyan kiyafetlerinin o zamanlar sehirde en iyi ornegi olan italyan garsonlar, tarz-moda ve ozellikle italyan tarzindan esinlenen modlar, ve evet yanlarinda her yerlere goturdukleri, varliklarinin en onemli temsilcisi -yine bir italyan- vespalar. e bu esnada kizilkayalar imgesinden bayagi bir uzaklastik sanirim, ama sohonun enucuz-ama- unlu kafesi olmanin bu kadar glamour'u olmali, hepsinin incelikleri kendine.
  • profiterolu ve mochacinosu muthis bir mekan.
  • geçen sene bir ara yemyeşil gözlü güzel bir garson kızın çalıştığı soho'daki italyan cafe'si. uğruna az capuccino, espresso içmedik zamanında.