şükela:  tümü | bugün
  • özgür mumcu'nun april yayinlarindan 1 haziran da çıkacak ilk romaniymis efendim.merakla beklemekteyiz.
  • sözlükte pek ilgi çekmemiş özgür mumcu romanı. özgür mumcu ile alakalı çok sığ bilgilere sahibim. kendisine ait/dair hiçbir şey okumadım. geçen d&r'da gezerken denk geldim, alayım okunur dedim ancak çok götüremedi beni.

    bilmiyorum yine ilk roman için katlanılabilir ancak hikaye kurgusunda sıkıntı var. kurguda bir eksiklik var ancak ne olduğunu çözemedim. yine de çok cahil bir okuyucu olarak daha iyi işler çıkarabileceğine inanıyorum özgür mumcu'nun.

    çok yermeyeyim, okurken sıkan bir tarafı yok. şans verilebilir okumak isteyen için.
  • hakkında şöyle güzel bir eleştiri yazılmış. karakterlerin yeterince gerçekleşememesi, aksayan diyaloglar ve aceleyle yazıldığını hissettiren bölümlere rağmen hikaye ilgi çekici ve genelde üslup tüm bu aksaklıklara rağmen sürükleyici. özgür mumcu yine edebiyat yapsın yine okurum.
  • ben kitabı beğenmedim maalesef.
    kitap hakkında şöyle bir eleştiri okudum ki, katılmamak elde değil: bu
  • kitabı henüz okumadım ancak kendi yazdığını kontrol edemeyip kitabı yerin dibine sokan sözde eleştirileri de çok da dikkate almamak gerek diye düşünüyorum.

    önce dön de kendi yazını düzelt.

    şu: http://www.skcodes.com/…/ozgur_mumcu_baris_makinesi
  • özgür mumcu'yu da, gazetedeki yazılarını da sevdiğimden büyük bir hevesle okumaya başlayıp, hüsranla bitirdiğim roman. anlatım sorunlu, karakterler ve diyaloglar inandırıcılıktan çok uzak. beğendiğim, ince düşünülmüş, zarafetle süslenmiş cümlelerin yanı sıra bolca acemilik kokan zorlama kelimeler ve betimlemeler var. örneğin romanın üç yerinde, ikisi peşpeşe sayfalarda olmak üzere erguvani leylak çiçeklerinden bahsediyor. leylak rengini bir kere söyledin anladık, ikincide üçüncüde artık hala rengiyle birlikte söylemeye gerek var mıydı? (kaldı ki erguvani pembeye çalan, erguvan ağaçlarının rengiyken, leylaklar kimi zaman mavimsi, çoğunlukla da derin bir eflatundur. erguvani leylak da nereden çıktı? beni burada rahatsız eden sanki özgür mumcu, 'erguvani' kelimesini çok sevdiği için ısrarla kullanmak istemiş de, kelimeyi ait olmadığı bir metne zorla yapıştırmış gibi hissetmiş olmam).
    sonuç olarak üzülerek 'olmamış' diyorum. edebiyat eleştirmeni olmadığım için de 'naçizane fikrimdir' diyerek ukalalığı burada kesiyorum.
  • radikal'deki cumhuriyet'teki yazilarindaki uluslararasi kamu hukukcusu kalemini sevdigim adam, tutmus bir heves roman yazayim demis ki bak kendisine eskilerden beri inceden yanigimdir. olmamis.. demekki olmayinca olmuyor.
  • --- spoiler ---

    özgür hocama sesleniyorum: öhöömmmm... sayın hocam, anladık, edebiyata hevesiniz var. tahminimce hiç azımsanmayacak sayıda da eser okumuşsunuz. genel kültürünüz, dilbilgisine hakimiyetiniz, eski kelimeleri kullanımınız - eleştirildi "erguvani leylaklar" ama büyük bir şey değil kanımca o kadar - bir hayli fazla. itiraf edeyim, biz istesek, heves etsek yazamayız. böylesini yazamayız. ama bu bizi eleştirmekten alıkoymaz da elbet. hocam, bazı yerleri maraş dondurması gibi insanı hafakanlar basacak kadar uzatmanızdaki amaç neydi? - belirteyim, hem zamanlı can dündar'ın "tutuklandık"ını okuyorum..can dündar'dan sonra üslubunuz bana fenalık getirmedi diyemem! - bazı yerlerin tam insan heveslenirken, ne olacak diye beklerken zbank! diye bitmesi niyeydi? var mı cevapları bunların? geçmişe giden kara ütopya mı desem, geçmişte bu şöyle şöyle olsaydı ne olurdu denemesi mi desem bilemediğim, polisiyesel bilimkurgusal bir şeyler...cinselliği de celal'in eserlerinde olmadığı kadar koymuşsunuz araya, serpme. beğenmedim diyemem. beğendim diyemem. bilemeyecek kadar ortada bırakıldım tarafınızdan! bende yarattığı hissiyat: bakalım özgür mumcu bu sefere ne yazacak? sanki biz değerlendireceğiz özgür mumcu'yu...ne ilginç insanız. neyse, bitireyim... primo, bir daha yazdığınız eserinizi tekrar tekrar okuyun, demlensin bence. secundo, bazı karakterle eser bir dostoyevsky eseriymişçesine tanıtılmış bazıları içgüveysinden hallice bırakılmış olmasın. bkz. sirkteki aslanın vesna'dan daha önemli olması. tertio sahir ne allah aşkına? neyi temsil ediyor? açıklasın birisi, aptal hissediyorum.
    --- spoiler ---
  • işlemeli uzun uzadıya, virgüllü cümleleri barındıran kitap. o kadar virgüle ihtiyaç olmayan böyle bir dünyada kabul görmesi zor. eleştirilecek yeri de çoktur bilemem.

    ben kitabın hissini sevdim. hissine sağlık özgür mumcu.
  • ozgur mumcu'nun yazimindan zevk aldigim icin, bir de adami genel olarak sevdigim icin, havalimaninda ucaga binmeden "bu turkce kitap satin almak icin son sansim" diyerek bir canta dolusu diger turkce kitaplarla birlikte satin alip okudugum kitaptir.

    ne yalan soyluyum, ilk kitabi oldugunu bilmiyordum, yani o kadar yakidan takipcisi degilim. bilsem kitabi almaz miydim? muhtemelen alirdim ama icine biraz daha bakardim neye benziyo yazimi diye.

    ilk olarak, kitap hem oyle hem boyle tabir edecegimiz bir kitap olmus. hem hikayeden dolayi surukleyiciymis gibi geliyor, devamini okumak istiyorsunuz, hem de dilinden, akisindan ve boluk porcuklugunden oturu akmiyor birakmak istiyorsunuz. kimi sahneler ve olaylarda son derece detayli betimlemeler yapilmis, kimilerindeyse olaylar ustunkoru anlatilip sadece hikaye akisinda olmalari gerektigi icin cok kisa bahsedilmis. bu nedenle ne karakterlere ne de hikayenin duygusuna pek hakim olamiyor insan. sanki kulaktan dolma bildiginiz bir dizinin 3. sezon 6. bolumunden izlemeye baslamis gibi oluyorsunuz; "onceki bolumlerde" kismini izleyip olaylara hakim olmaya calisiyorsunuz ama bir çiğlik oluyor. su linkteki roportajinda kendisi "aslında bu daha kalın bir kitap olacaktı, ama karakterlere yönelik bazı anlattıklarımın ana hikâyeye hizmet etmediğini fark edip kitabı daha derli toplu hâle getirmem gerektiğini düşündüm. o esnada biraz daha sadeleştirdim. çünkü yazarken anlattığı şey çok hoşuna gidiyor insanın ve betimlemenin haddinden fazla üzerine gidebiliyor. " demis, belki de bu sadelestirmenin etkisi bazi yerleri eksik ve guduk birakmis.

    dil ve tarihi detaylar konusunda oldukca kapsamli bi calisma sergilemis ozgur mumcu, ama oykuyu bugunun diliyle anlatip karakterleri gecmis zamanda konustururken anlatici ve karakterleri yeterince entegre edememis bence. bunu elif safak da yapar mesela, "ask" romaninda gorursunuz ama egreti gelmez okurken. ilk roman olmasi dolayisiyla biraz acemilik oldugunu varsayiyorum, ondan olsa gerek.

    sonuc olarak cok kalin degil, degisik bir tarzda yazilmis olmasi, polisiye, bilimkurgu, ve felsefe ucgeninde dolanmasi sebebiyle zaman ayrilabilecek bir kitap. ama bir edebiyat saheseri ya da bas ucu kitabi da degil. unutmayin, eger ayda bir kitap falan bitiren bir insansaniz yilda 12, hayatinizda ortalama 600 kitap okuma sansiniz var. google'a gore dunya da bugune kadar yazilmis kitap sayisi 130 milyon. secici olmakta fayda var yani.