şükela:  tümü | bugün sorunsallar (4)
2253 entry daha
  • bir kaç yıl önce ilk gördüğümde bana "youtube'da böyle kaliteli işler de olabilirmiş" dedirten adam.
  • özünde derin manası olan fakat kahir ekseriyetin "boş iş" diye yaftaladığı işler, uzun yıllar daha "boş iş" diye anılmaya devam edecektir. çünkü zihinsel dönüşüm sanılandan fazla zaman ve gayrete ihtiyaç duyar. futbol maçı sonrası, elde çöp torbası ile tribün temizlemek bizlerin beynine "boş iş" diye kodlanmıştır örneğin... bu yüzden de japonları anlayamayız.

    semtinizdeki çocuk parkına varıp, yerdeki çöpleri tek tek toplayıp çöpe atsanız, etraftaki insanlar size boş gözlerle bakacaktır. yapılan şey "genelin faydasına" olsa dahi onlar için manasızdır, gereksizdir. onlar asla bu tip bir zahmete girişmezler. "bana ne abi" derler...

    vapur tuvaletini inanılmaz kirli vaziyette bulan adam, güç bela hacetini giderir de sifona katiyen dokunmaz. ben pis buldum, niye temiz bırakayım ki mantığı zihindeki şeytanı güdüler... manasız geliyor çünkü ona tek tuşla temizlik... pis buldun pis de bırak...

    müthiş bir emek ve özveriyle, her hafta youtube'a video atan, bunun için neredeyse tüm hafta hazırlanan barış özcan için mehmet serdar kuzuloğlu şöyle demişti zamanında, "yahu iyi hoş da niye çekiyor, niye emek harcıyor bu kadar, inanın anlayabilmiş değilim."

    bakın okumuş etmiş, görmüş geçirmiş münevverlerden biri dediğimiz kuzuloğlu bile, "genelin faydasına" olan bu tip bir çabayı manasız, anlamsız bulabiliyor. çünkü o, bu tip bir sunumu ancak ve ancak maddi menfaat temini ile yapar da ondan. ona göre şu yapılan, amiyane tabirle boş iştir.

    ben okudum öğrendim, dur bunu başkalarına da aktarayım mantığının işlediği en hoş platformlardan biri de ekşi sözlüktür şüphesiz! hiçbir maddi menfaati olmadığı halde, yalnızca "genelin faydasına" diye metinler yazan muharrirler bize ne de çok şey öğretmiştir değil mi?

    • immanuel tolstoyevski
    • maarri
    • duduklu tencere
    • justinianus
    • lacrima

    her hafta video çekmenin ardında yatan çabayı, çektiği bir videoyla etraflıca nakleden barış özcan, "zinciri koparma" diskurunun manasını da güzelce aktarmıştı. izleyin bi... finali, şükran yollayarak yapalım derim. yurdum insanına iki şey öğretebilmek için cansiparane çalışan, bi taraflarını yırtan barış özcan'a kucak dolusu sevgiler, selamlar! güzel insansın, iyi insansın vesselam!
  • feto ile en ufak bir ilintisi olan yurttaşı tutup kulağından mahpushane damlarına tıkan siyasal muktedir, vaktiyle fetö'yle diz dize olan insanları devletin en yüksek makamlarında makam mansıp sahibi yapıp, korumaya kollamaya devam ederse, devlete ve adalete olan itimat sarsılır. nokta. bakın bunun adı çifte standarttır, bunun adı tiyatrodur...
  • öncelikle

    (bkz: çok kitap okudukça yalnızlaşmak)

    yalnız bir adamdır kendisi.

    az önce barış özcan'ın ınstagram fotoğraflarına bakıyordum. son çektiği fotoğraflarda yüzündeki yalnızlık ifadesi çok rahat bir şekilde görülebiliyor. bu yalnızlığım aşırı bilinçlenmeden kaynaklandığını düşünüyorum. yani kitap okudukça, dünyanın sırlarını keşfettikçe ve insanları daha iyi tanıdıkça maalesef yalnızlaşıyorsun.

    bir insanın gözlerine baktığın zaman gerçekten birçok şeyi anlayabilirsin. ben bu adamın gözlerine bakar bakmaz ( sadece fotoğraflarda değil son yayınladığı videolarda da çok belirgin) gözlerindeki derin yalnızlığı ve hüznü görebiliyorum.

    gözlerindeki hüzün konumuz değil. belki başka bir başlıkta incelenebilir. ama o yalnızlık gerçekten içine çok işlemiş. bunun en önemli sebeplerinden birinin dediğim gibi adamın kendini çok fazla bilgiye boğması ve kendisini anlayan insan sayısının son derece azalması olarak görüyorum.

    peki ne yapalım? hiç kitap okumayalım mı? kendimizi yetiştirmeyelim mi? "cehalet mutluluktur" deyip biz de cahil mi kalalım? bunun üzerinde çokça düşünüyorum. çünkü sürekli kitap okuyan kişilerle birlikte olsanız bile bu sizin yalnızlığınızı maalesef gidermiyor. bunu şuna bağlıyorum: insan kitap okudukça ve kendi iç alemine döndükçe tefekkürü gelişiyor. tefekkür gelişen insan başkaları ile iletişim kurmaya hiç ihtiyaç duymuyor sanki. ama bence bu da önemli bir eşik. her tefekkürü gelişen de insanlarla iletişimini koparmıyor ki.

    mesela en bu açıdan ilber ortaylı' ya çok hayranım. kendisinin ne kadar kültürlü olduğu ve tefekkürünü ne kadar geliştirdiği belli. ama elinden geldiğince yalnızlaşmamaya da çalışıyor. buna kanıtım ise gençlerin ve öğrencilerin olduğu ortamlarda bulunmaya çalışması.
  • bilim kanalında ne işi olduğunu anlamayadığım zat. her sunucu bilim kanalında var mı?
  • şu videosuyla yaptığı işin derin bir saygıyı hak ettiğini bir kere daha anlamış bulunmaktayım: https://www.youtube.com/watch?v=n4m_xt4vfwy