*

şükela:  tümü | bugün
  • devrimci gençlik köprüsünün yeniden inşa edilmesine destek için 30 ekim 2009'da bostancı gösteri merkezi'nde gerçekleşecek konser.
  • ferhat tunç'un sahne alıp kendi şarkısını seslendirmesinin arkasından, "onu da unutmadık" tarzında konuşarak, ahmet kaya'dan hani benim gençliğim isimli parçayı seslendirdiği konser. son olarak bulutsuzluk özlemi sahne almıştır.
  • sanatın anlamını yeniden keşfettirmiş, hüzünlendirmiş, coşturmuş, müzik sarhoşu etmiştir. sazlarıyla, sözleriyle onca güzel insan daha önce bir araya gelmiş midir, bir daha ne zaman gelir...
  • müzik performanslarının gayet güzel eğlendirici coşturucu olduğu konser. ufak tefek aksaklıklar dışında teknik olarak da hiç bir sorunu olmayan konser olmuştur.

    gelelim, konserin amacı, konserdeki kitle ve konuşmacıların ve sunucunun genel diskuruyla ilgili çok ciddi sorunlara. öncelikle konserdeki atmosferi anlatacak olursak, ister sol kemalist, isterseniz ulusalcı diyebileceğiniz normal hayatında kokteyl kokteyl gezen gülşen tuncer'in önce 68 gençlik hareketini kuvay-i milliye hareketine bağlaması ve daha sonra da önce yılmaz güney'i "ulusal" sinemamızın sonra da nazım hikmet'i ulusal edebiyatımızın kahramanı yaprak bu iki yüce insana mezarlarında beş takla attırmasıyla başlayabiliriz. bu ulusalcı "merkez" söylemine karşı köprüden başka her şeyle ilgilenen kitlenin kürt milliyetçiliği ekseninde (yaşasın halkların kardeşliği hariç) attığı sloganlar da öyle barışın falan geleceğini beklemememiz gerektiğini çok güzel gösterdi. cezmi ersöz'ün ise tutmayın küçük enişteyi adlı çalışması ise izlemeye değerdi. bildiğim kadarıyla alkolikliği kadar ödlekliğiyle de bilinen hayran kitlesi liseli melankolik kızlar grubundan öteye geçememiş cezmi abi'nin içeride de "biji serok apo", "barışın elçisi imralı'da", "kürdistan'a özgürlük" gibi sloganların atılmasıyla içeride yusuf yusuf olduğu duyumları da gelmiş, zaten yaptığı chp solcusu kıvamındaki konuşmasıyla da gerek kendi seviyesini gerekse içerideki kitleden ne kadar kopuk olduğunu göstermiştir.

    şimdi bir başka konuya gelirsek o da öğrenci kolektifi, dtp gençlik kolları, halk evleri vb. ve acı gerçekler, arkadaşlar size birazcık acı gerçeklerden bahsetmek istiyorum. muhtemelen bu okuyacaklarınızı ne duydunuz, ne okudunuz ne de izlediniz. konser boyunca gerek sahnede gerekse sizin sloganlarınızla yaşayan deniz gezmiş ve mahir çayan gibi kahraman devrimciler "bu köprünün yapımına karşıydı." üstüne üstlük deniz, yusuf, hüseyin, mahir, ibo, ulaş gibi ağzınıza pelesenk ettiğiniz o büyük devrimcilerin hiç biri o köprünün yapımına katılmadılar. onlar silahlarını alıp gerek şehirde, gerekse dağda savaşarak öldüler. bu köprü denizin ya da denizlerin hareketi değildi. tüm 68'i homojenize ederek yemeye çalıştığınız rant, bir ülkenin yıllardır yaşadığı ideolojik ve düşünsel tarihi bir anda silmekten başka hiç bir şey halta yaramamaktadır. bu köprünün yapımında en ciddi emekleri veren harun karadeniz, ragıp zarakolu, enis rıza ve masis kürkçügil ve nicelerinin adını anmadan öylece geçiştirilip gidilmesi ise saygısızlığın kendini bilmezliğin ve rantçılığın daniskası olmuştur. (bu eleştirim hem organizatörlere hem de kitleye, özellikle de 2 aydır bu konser için çalışıyorum diyen gülşen tuncer'e)

    son olarak arkamızda ve her yerde sanki dini bir ayindeymişçesine slogan atarken kendinden geçen gençlere, orada olsun olsun sivil polisler de dahil maksimum 5.000 kişi, oradaki herkes senin attığın sloganları zaten biliyor, zaten ufak tefek farklılıklarla aşağı yukarı senin gibi düşünüyor. senin normalde slogan atmaktaki amacın ne? kavganı, mücadeleni, sana yapılan haksızlıkları dış dünyaya, kamuya duyurmak. peki bostancı gösteri merkezinde sen 68'den beri değişmemiş (kürtlerin mücadelesiyle ilgili olanlar biraz daha yeni haklarını yemiyelim.) hepimizin ezbere bildiği sloganları atınca kamuya açık alanda, dini bir ritüelmiş gibi uyguladığın ufak çaplı mastürbasyonlardan başka elimize ne geçti? ne mi geçti, hiç bir şey çocuk, hiç bir şey.

    sonuç olarak, tatlı su solcusu ve küllerinden yeniden doğup, liseli melankolik kızların gönlüne yeniden girmeyi hedefleyen cezmi ersöz'ün kendini yeniden yaratma, kokteyllerden fırsat bulup ulusal solculuğunu hatırlayan gülşen tuncer'in prim kapma ve devrimci gençlik köprüsünü yapan kitleyle hiç bir benzerliği ya da paralelliği olmayan bir kitlenin yanındaki "solcu" arkadaşına sesini duyurma projesi olarak yol almakta olan saçma sapan bir platformdur.