şükela:  tümü | bugün
  • en sevdigim cumle. en sevdigim kagidin dibinde yazar.
  • ben aldım la bunun raporundan. barışta almıyorlar beni askere. tam olarak şöyle yazıyor bana verdiklerinde ''barışta askerliğe elverişli değildir. seferde görev yapar.'' seferde yani savaş halinde askere çağıracaklarmış.

    -merhaba benim gözlerimde sorun var?
    +gel bi muayene ol.
    -niye benim sözüme güvenmiyor musunuz?
    +güvenmiyoruz paşam.

    olduk. kurulun karşısına çıktım. kurtlar vadisi finalindeki polat alemdar havalarında süzüle süzüle geçtim kurulun karşısına.
    -''yüksek miyop astigmat''
    +yani?
    -muafsın.
    +açık konuşun benimle doktor.
    -manyak mısın olm sen?
    +çürüğe mi çıktım yoksa?
    -tam olarak olmasa da.. sen öyle söyle işte.
    +seferde görüşürüz.
    -çıkabilirsin.

    çıktım. makatımda yıllardır beslediğim mamut havaya girmiş, o duygu boşalmasıyla askeri hastanenin sol cephesinden tribling attım. bok gibi hissettim başta, ta ki askerliğinin 6.gününde çöp toplarken psikopata bağlamış boğaziçi fizik mezunu çocuğu görene kadar. yaradana sığındım. açıktan 6 ay kazanmıştım. hayat kaldığı yerden devam ediyordu.
  • (bkz: ben)
  • doktor tarafından"bilateral congenital radioulnar synostosis" teşhisi konulduğunda alınan rapordur.
  • çapraz bağlarda meniskuste üstelik iki dizde de sorun olursa çürük olma olasiligi var mıdır acaba
  • epilepsi şüphesiyle üç sene ertesi yıla erteleme aldıktan sonra 4. sene muayenesi sonrasında hazırlanan raporda belirtilen ifade. bu muafiyet savaş hallerini kapsamıyor ancak barış zamanlarında geçerli olmaktadır. hangi hastalıkların askerlik muafiyeti ile neticelendiğini araştırmak gereklidir. epilepsi bu durumlardan birisidir.
  • çok fantastik karardır. gerçekten...

    ilgili sağlık problemini ve maddesini heyet başkanının yanındaki kişi okur. sonra önünüzde kararın yer aldığı kağıdın üzerine kararı okunan kişi parmak izi bırakır.

    "barışta askerlik yapmaya elverişli değildir, seferde görev yapar."

    ilgili karar da kişiye deklare edilir.

    sonra (bir heyet üyesi çıkar/ heyette başkandır/ve artık sivildir ve tabi ki eski askeri heyetlerde bu sahnenin yaşanması mümkün değildir) bak cep telefonunu buraya kaydettim, savaş çıkarsa telefonun açık olsun, seni arayıp çağıracağız. her an çağırmamız gerekebilir, hazırlıklı olması gerektiğini söyler.

    ilgili kişi askerlikten çürük almıştır ama artık anlatabileceği bir hikayesi vardır. öyle patates soymaya, sağa sola dönmeye değil veya nöbet kulübesinde hayallere dalmaya, evet uygun değildir. aksiyon yaşanırsa çağrılacaktır. rambo gibi ne bileyim fantastik savaş kahramanları gibi... komutan bizzat gelip yardımını isteyecek ama o öncelikle nazlanacak sonra gelip aksiyona dahil olacaktır. kim arar diye merak edebilir, belki bizzat genelkurmay başkanı arar belli mi olur?

    salon da eski askeri kökenli hekimler başkanın açıklamaları karşısında donarken, salon da geçici yurtdışı görevlendirme onayı kararını almak için bekleyen rütbeli subaylar yarılır.

    sizse tüm ciddiyetinizle sırada ki dersiniz.

    evet john; artık çürük değilsin ve anlatabileceğin bir hikayen ve beklediğin bir telefon var.
  • bugün itibariyle kuzenimin aşırı kilo kaybından ötürü aldığı raporda geçen ifade. muafiyet ifadesi oluyor yani. çocuk zaten üniversite yıllarından tee bu günlere hep 53-58 kilo arasında gitti geldi. ömrü hayatında 60'ı geçmişliği yoktur. 48 kilonun altına düşünce vermişler raporu. kendisi kaptan ama o cüsseyle o koca gemiyi nasıl... neyse vardır bi hikmeti.

    raporu aldığı gibi beni arıyor, diyor ki, 32/b/f/1 bendine göre mi ne öyle yazıyormuş. 32c olsa bi sene erteleme alıyormuşsun. geçen sene aldığı rapor 32/c idi. bu sene durumu daha kötü olunca 32b'ye göre rapor vermişler. şimdi askerlik şubesinin yolunu tutmuş, raporu oraya verecek.
    dedim "olum bak şube başkanının yanında öyle çok sırıtma, keyifli olma, hatta hüzünlü ol. yoksa adam pisliğin teki çıkabilir.

    dedim ki şöyle bir diyalog geliştir:
    raporu alan kuzen kaptan kişisi: c
    şube başkanı komutan kişisi : k

    c: komutanım.

    k:evet

    c:komutanııım

    k:söyle evladım

    c:hiiiç, öylesine söyleyeyim dedim, hiç diyemeyeceğim ya ondan bi iki defa hazır siz de burdayken, içimden geldi...

    k:çok istiyorsan yolllim seni...

    c: (hönk neee, toparlanır) ben de isterdim ama kilolarımdan ötürü... daha doğrusu kilosuzluktan ötürü

    k:alırsın askerde kilo, sıkıntı yapma

    c:askerde kilo alınca sonra terhis olunca devlet malını zimmetime geçirmiş olmuyor muyum komutanım, bunu yapamam. (gülücükler)

    k: (ulan seni hınzır bakışı ve gülücük) siktir lan, aldığın kilo olsun evlat canın sağolsun...

    c: ben şimdi kimseye komutanım diyemiyecek miyim, benimle mi bot bağladın lan diyemeyecek miyim alt devrelere ha komutanım?

    k: haydaa, olum derdin ne senin? hakkaten istiyorsan bak...?

    c:yok yok ondan değil. herkes askerlik anısı anlatıyor ya ben ne anlatıcam şimdi?

    k:hastaneye gidiş gelişleri, buradaki muhabbetleri anlatırsın, olmadı nasıl kilo verilir, askerden nasıl yırtınılır bunları anlatırsın, o da bişey...

    c: ama komutanım olmuyor öyle yırtmak mırtmak, hem ben de 1-3, 3-5 nöbeti tutmak istiyorum komutanım bu benim hakkım, ben de kahvaltıda donmuş zeytin reçel kuru ekmek yiyip demir bardakta şerbetli çay içmek istiyorum

    k: (içeriye seslenir) arkadaşaa demirli çaaayyy... ehehehe.

    c: komutanım bi de koğuuuşşş kaallkkk yapsanız ehehe. çok iyi yaa

    k: oldu olacak 1-2 günlüğüne gel bizim yaşar yarbayın taburuna hıı? sürünürsün takılırsın paşa askerliği yapar çıkarsın olmaz mı?

    c: olur mu ki?

    (bu arada komutan masada bir iki evrakla ilgilenir, birşeyler yazar, ama duygu sömürüsü yapan ve timsah gözyaşları döken karakterimiz olayın farkında değildir henüz)

    c:nolur söyleyin, bunları yaşamadan ölmek istemiyorum, ben de askerlik yapmak .... komutanım o ne?

    k: hayırlı olsun evladım

    c: sağolun efendim

    k: sonunda istediğin oldu

    c: çok sağolun (hala farkında değil)

    k: nereye gitmek isterdin, aklında bi yer var mı?

    c: valla hemen istanbul'a gidicem?

    k: tuzla iyi mi tuzla?

    c: aaa benim okul zaten orda?

    k:aa demek okulun orda, ne okulu o?

    c:itü denizcilik komutanım, ben kaptanım da (gururla söyler)

    k:tamam o zaman şöyle yazdım, madem kaptansın ... sahil güvenlik marmara ve boğazlar onarım destek komutanlığı... nasıl iyi mi?

    c: neeeyyy? onarım mııı destek mii? ama komutanım...(ühü ühü ağlamaya başlar)

    k: şaka lan şaka, yarraam iki saattir yok ben askere gidecem yok ben bot bağlıycam, yok çaydı yok koğuş kalktı, almışsın işte raporunu siktir git daha da gelme.

    c: korkuttunuuuu ııııı şeeyyy çok şakacısınız komutanım. orda savaşta diyor bi de komutanım.

    k: evet, savaşta askersin demektir.

    c: bi kuzenim var, sırf ben askere gideyim diye suriye'ye savaş açıcam diyor. çok kerata bi çocuktur dediğini yapar.

    k: öyle savaş olmaz. bir kişinin savaş çıkarıcam demesiyle ülkeler savaşa girmez. gider iki dayak yer gelir. ona savaş denmez kavga denir.

    c: madem öyle ben gidim komutanım. müsadenizle...

    k: bişey unutmuyor musun? selam?

    c: ha evet.
    (şak diye ayağa kalkar, sağ ayak sol ayağın yanına gelir, sağ dirsek 45 derece, sağ el şakakta, sol el vücuda yapışık gözler ileride)
    -tınııtıtıtıı lugalugeuahua malatya emredersiniz komutanııımm.
    soldan dönülür ve gidilir...

    o şimdi asker canı neler ister diye bir şarkısı vardı tuğba ekinci'nin. bizim kaptan asker değil ama canı hala aynı şeyleri istiyor. demek ki konunun askerlikle alakası yok.
    not: okuyan var mı diye 1-2 yerde bilerek hata yaptım. hadi bakalım.
  • diye başlar "seferde görev yapar" diye biter.
    bu raporu aldıysanız zorunlu askerlikten muafsınız demektir. yalnızca mevzu çıkarsa çağrılacaksınızdır.

    başın düşerse dara muhtar selahattini ara