şükela:  tümü | bugün
  • ııı. napolyon zamanında haussmann paris şehrini yeniden inşa etmiş. sene 1853-1870 yılları arası. paris'i tabiri caizse yeniden yıkıp yapmış. hatta notre dame'ın bile yıkılması gündeme gelmiş. victor hugo'nun notre dame'ın kamburu isimli romanını bu sebeple yazdığı meşhurdur.

    simetrik bir şehir olan paris'te, alternatif ulaşım aracı olan geniş metro ağı ve geniş caddelerle beraber her iki yanda uzanan aynı boyda benzer cepheli binalar bulunur. paris belki de tüm bu mirasını ve bu kadar çok turist ziyaretini baron georges-eugène haussmann'a borçludur.

    ııı. napolyon'un ikinci imparatorluğu ilan ettiği dönemde finansal desteği de arkasına alan haussmann'ın geniş caddeler tasarlamasının tek sebebi estetik ve ileri görüşlülük değildir tabiiki. ihtilaller yaşayan fransız idaricilerini en çok zorlayan, tek kişinin bile zor geçebileceği sokaklar ve burada kurulan sokak barikatlarıydı. geniş caddeler sayesinde bu sebep ortadan kalkmış oluyor. sefiller romanından konu edilen ihtilal'de sokak barikatlarının arkasında hikaye edilen mevzuları okuyanlar bilirler.
  • modern kentselliğin kurucusu. paris'i yikip bastan yaratmistir. yikilan alanlarin fotograflari carnavalet muzesinde sergilenmektedir.
  • 1809-1891 yılları arasında yaşamıştır. 1853'ten 1870'e kadar seine'nin valisi olarak, 3.napoleon tarafından bu şehircilik projelerini gerçekleştirmek için enerjik bir yönetici olarak seçildi. ona,fazlasıyla yıkması öğütlenmişti. finans adamları ve alınan borçlar vasıtasıyla, gerekli sermayeyi buldu. kanalizasyon ağını çizen eugene belgrand ve paris'te parklar düzenleyen jean-charles alphand ile birlikte çalışıyordu.

    haussmann, paris'e modern görünümünü kazandırdı ve on bir komşu komünü ekleyerek kenti genişletti. yönetim açısından şehri yirmi bölgeye ayırdı. onun yönetimini altında, aynı stilde binalarda, geniş meydanlarda, küçük parklarla çevrili geniş sokaklar yapılmasını paris'e birçok anıtla tanımlanan mimari birliğini kazandırdı.
  • paris'e tarihindeki en büyük dönüşümü yaşatan, haussmann operasyonlarının ardındaki isim, vali baron georges-eugène haussmann ııı. napolyon'un has adamıdır.

    1852-1870 yılları arasında gerçekleştirilen istimlak çalışmalarında, imparator ııı. napolyon'da etkin bir rol oynar. şehir, 19. yüzyılın ikinci döneminde büyük dönüşümler geçirir. böylelikle kentin en büyük sorunlarından biri olan trafik ve kent merkezine ulaşım zorluğu giderilmiş olur.

    eski paris'teki trafik sorununun büyüklüğünü şöyle ifade edebiliriz: kent çevresinde yaşayanlar, gün içinde merkeze gittikleri takdirde akşam evlerine dönmekte ciddi sorunlar yaşardı. çok dar olan sokaklar herhangi bir toplumsal olayda barikat kurularak kapatılabilirdi. kral ıv. henri'de böyle bir sıkışıklık esnasında öldürülmüştü.

    haussmann, yıkım ve yol açma çalışmalarının ardındaki iki temel hedefinin ulaşımı rahatlatmak ve yeni yapılaşmalar için yer açmak olduğunu vurguladı. geniş caddelerin askeri önceliklerle açılmadığını, bunun ikincil bir önem teşkil ettiğini belirtti.

    baron haussmann görevde olduğu 20 sene içerisinde 70 cadde açtı. bu süre boyunca şehir tam anlamıyla şantiye haline geldi. kent, yoğun toz bulutu ve gürültüye mahkum oldu. fransa'ya çok pahalıya mal olan bu istimlaka ait borçlar, haussmann'ın 1870'te görevden alınmasından seneler sonra, ancak 1930'da kapatılabildi.
  • paris’in dondurulmuş mimarisinin kahramanı..
  • modern kentlerin en çok örnek aldığı kentlerin başında gelen paris, militarist bir biçimde kurgulanmıştır.

    baron haussmann'ın 19. yüzyılda paris'te yaptığı meydan ve yol açma çalışmalarında, tasarımı belirleyen etmenlerin başında, itaatsizliği ve sivil ayaklanmayı bastırmak geliyordu. büyük meydanın tasarımını belirli noktalara topların yerleştirileceğine göre hesaplayan ve kurguyu insan öldürmeye (savaş topları başka ne için konabilir ki?) yönelik hazırlayan haussmann, turgut cansever'in paris'i şehir zanneden ahmaktır sözünü söylemesine sebep olacaktır.

    haussmann'ın orta çağ paris'inin üzerinde devasal ışınsal yollar açması ve şehre boş bir kağıt muamelesi yapması birçok kente örnek oldu. ve manastır-kışla* kentlerin tüm dünyaya yayılmasını hızlandırdı. yeniden tasarlanmış paris'i gören batı dışı dünya aydınları kendi şehirlerini paris ile karşılaştırıyor, bir benzerlik bulamıyor bunun sonucunda da utanç krizlerine kapılıyorlardı. şehirler "güzelleştirilmek" için oralarından buralarından çekiştirilerek paris'e ve benzetilmeye çalışılıyor ya da sıfırdan paris benzeri şehirler meydana getiriliyordu. paris'in şehir merkezine hâkim olan apartman kültürüne tapınırcasına özeniliyor, apartmanda oturmak ayrıcalık halini alıyordu. bugün özellikle gelişmekte olan ülkeleri pençesine alarak mahvetmiş apartman fetişizmi o günlerin hatırasıdır. bu anlayışın bir benzeri ise gökdelen için geçerlidir. manhattan'ın gökdelen hâkim kurgusu, gelişmekte olan ülkelerde, tıpkı zamanında paris'in hissettirdiği gibi bir eziklik duygusuna sebep olmuş ve gelişmişliğin simgesi, gökdelen sayısı manhattan'a benzeme oranı ile ölçülür hale gelmiştir.

    batı dışı dünya kendi şehirlerini büyük bir özveri ile yıkıp batı'nın "manastır-kışlalarını" gururla inşa etti. le corbusier'nin "dâhiyane" buluşu, makine evleri hala son sürat inşa ediliyor. aralara serpiştirilen gökdelenlerle ise egolar gökyüzünün sonsuzluğuna tavan yaptırılıyor.

    (bkz: serkan duman, aslında mimarlık, kaktüs yayınları, istanbul, 2015)