şükela:  tümü | bugün
  • stanley kubrickin muhteşem bir filmi.
  • 1975 yilinda yapilmis bir filmdir. 18. yy'da gecer. redmond barry'nin sinif atlama calismalarindan yola cikarak donemin ingilteresine goz attirir. genel olarak candide ile büyük benzerlikler taşır. hatta ortam olarak bize patrice leconte'un ridiculesini hatirlatabilir belki de.
    her zamanki kubrick filmleri gibi uzundur*. ama yine canimiz sıkılmaz.
    barry lyndon'u ryan o neal canlandirmistir.
  • gorselligin yaninda isitsel olarak da hayli keyifli bir film, shubert'in inanilmaz piano trio in e flat'i film siriasinda sık sık calar, aklımıza kazınır.
    aynı zamanda mozart, haendel,bach gibi muzik tarihinde ismi pek duyulmamış adamların besteleri vardır*.
  • yine kubrick'in cekmis oldugu a clockwork orange filminin theme'ine de esin kaynagi olmus olan henry purcell'in "funeral music for queen mary" bestesine olan benzerligiyle de dikkat ceken haendel'in "sarabande"sinin bol bol kullanildigi kubrick* filmi.

    ayni muzik, ntv'nin cesitli programlarinda ve yeni levis reklaminda da kullanilmistir.
  • uvey oglunun barry'e hakaret ettigi sahnede adamin heyttttt yeter ulan baslarim centilmenliginize diyip irlandali kaninin kabarmasiyla , cocugun uzerine atladigi sahne ve filmin sonunda ekranin birden kararip theme muzigi ile birlikte directed by stanley kubrick yazmasi ile beni benden alan film.
  • zamanlama hatasi nedeniyle gecenin 1'inde izlemeye ba$ladigim , saatlerin $u an itibariyle 04'ü geçmesi ve bendenizin yarin bir vizesi olmasi hasebiyle beni benden almi$ bir film.
  • yüksek ögrenim kariyerimi ziyadesiyle zedelemi$ , baltalami$ insandir.
  • ustanın namı yedi düvere ermi$takıntılarını göstere göstere sergilediği ve bize sadece izleyip golü yapmanın dü$tüğü ders gibi bir film... peki ders çıkarılması gereken konular nerlerde yatmaktadır?.. eğer bu soru film bittiğinde hala sorulmaktaysa kar$ımıza üç adet tokat çıkıverir bu filmde...

    birincisi senaryo cenahından iner.. filmdeki dı$ ses gelmi$ geçmi$ en iyi dı$ ses kullanımlarından biridir. filmdeki yerinin ilginçliği de bundan kaynaklanmaktadır.. zira dı$ ses kullanımı her yapımda gerzekçe sırıttığından burada tamamen filmin hamuruna sızan bir yağ olarak varolması tüm bir senaryo yazarı gürhuna ayar üstü ayardır..

    ikinci mesele ise göselliktedir. $imdi kubrick manyak mıdır ki arkları, daylightları, tungstenleri dayamak varken tutup da "kör gözüm gör hadi" $eklinde mum ı$ığıyla uğra$sın?.. buradaki mesele kendi deyimine göre dönemi $imdiden ayırmak, gözlerimizin alı$tığı o sıradan görüntüye sinemada nasıl yabancıla$mı$sak, sinemadaki o görüntüye de mekan ve tarih dokusuna ula$abilmek için yabancıla$ma sağlamak ve tüm bunları yaparken de belli bir fotoğrafik çerçeveden çıkmamak... evet topu topu adamın amacı filmin tamamında görsel açıdan budur...

    ve üçüncü: tüm bu olması gerektiği için varolan unsurlara rağmen filmde kubrick'in imzası vardır... film bittiğinde daha önce sadece bir kez renkli bir kubrick filmi izlemi$ olan ve bu filmin yönetmenini bilmeyen biri bile bunun bir kubrick yapıtı olduğunu anlar...