şükela:  tümü | bugün
  • amerikan psikolog. "the paradox of choice: why more is less" kitabinin yazari.
  • "the paradox of choice" adlı konu üzerine konuştuğu tedtalks'ta çok güzel gözlemleri olduğu ve konu hakkında çok doğru tespitleri olduğunu gördüğüm psikolog.

    ancak bu konuşmanın sonunda verdiği "fish bowl" örneği canımı sıktı, aklım yatmadı o fikre. kısaca özetlemek gerekirse kendisi konuşmada şundan bahsediyor (en azından benim üstüne durmak istediğim konu sadece bu):

    özgürlük != birçok seçenek.

    önerme bu, bireyin çok fazla sayıda seçeneğe maruz kalması aslında onu özgür kılmaktan çok, karar vermekte zorluk yaşaması dolayısı ile bir "felç" olma (paralize) durumuna sokuyor. schwartz'ın önermesinin karşı çıktığı önerme (çıkış noktası) ise şu:

    özgürlük = olabildiğince çok seçenek

    şimdi, 3-5 satır yukarda bahsettiğim gözlem kısmı doğru, keza schwartz da çok güzel örnekler veriyor, videoyu izleyerek daha iyi anlayabilirsiniz. kafanızda canlanması açısından kısa bir örnek: salata yemeye gittiniz restorana ve 20 çeşit sos var. siz hangisini seçeceğinizi karıştırıyor, tam karar vereceğiniz anda bir diğerini düşünmekten kendinizi alıkoyamıyorsunuz. bu durumu sadece 3 tane sosun verildiği bir restoranda salatasını yiyen bir kişiyle kıyasladığınızda o kişi çoktan salatasını yemeye başlamışken siz "felç" olmuş gibi bir non-action durumunda kalıyorsunuz. bu çok doğru ve günlük hayatta çeşitli ölçeklerde sıkça gözlemlenebilecek bir konu.

    fakat konuşmasının sonunda, özgürlüğün çok sayıda seçenek olmaması gerçeğini iddia ettikten sonra, çözüm olarak bir balık kavanozu içinde yaşayan 2 balığı örnek gösteriyor: bir balık diğerine herşeyi yapabilirsin ve bu kavanozu kırıp sonsuz bir olasılıklar dünyasına adım atabilirsin diye gaz veriyor. schwartz ise, kavanozun kırılması halinde gazı alan balığın aslında daha özgür olmayacağını ve sadece kendisini daha çok sıkınıtıya sokacağını dile getiriyor ve de ekliyor ki, her bireyin bu "paradox of choice"tan kaçınabilmesi için kendince tanımladığı bir balık kavanozu olmalı ve bu kavanoz içinde mutluluğunu maksimize etmeli. seçenekleri belli sayılarda tutarak optimumu bulabileceğimiz konusunda bir inancı olduğunu gözlemledim ben bu konuşmada.

    şimdi sıkıntı tam olarak burda başladı benim için. videonun altında yer alan yorumlardan birisini copy-paste ederek devam edicem:

    bu eleman demiş ki, freedom = choice, not choices. yani, özgürlük ne kadar seçeneğinin olduğundan çok bağımsız bir olgudur demiş. çok da güzel bir örnek vermiş: 2 adamı 2 farklı adaya koyalım. bir adada çok fazla kaynak var meyveler, sıcak ve tatlı su rezervleri vs vs. diğer ada ise sadece kum yığını bir tek ağaç bile yok. şimdi bu 2 adam arasında yararlanabilecekleri seçenek miktarı açısından büyük bir fark var, doğru bir gözlem. ayrıca bolluğu çok olan adada yaşayan adamın hayatta kalmak için harekete geçmesi, adasında hiçbirşey olmayan adamın harekete geçme süresinden çok daha uzun olması beklenebilir, çünkü schwartz'ın bahsettiği gibi bir paralize olma durumu olası, adam en iyi seçeneğini tartma eğiliminde olacak. bu da çok dogru bi gözlem.

    ancak özgürlük kıstasında incelediğimizde bu düşünce deneyini, acaba bir adam diğerinden daha özgürdür diyebilir miyiz? özgürlük, bireyin özgür ifadesi olması, ve kendisini kısıtlayan herhangi bir faktörün olmaması demek değil midir? seçeneklerin çokluğu bizi paralize etmesine rağmen sanki özgürlüklerimiz kısıtlanıyormuş gibi bir ilüzyon yaratıyor, nitekim schwartz'ın da aynı duruma kurban gittiğine inanıyorum (ben kim oluyorum da böyle düşünüyorum orası ayrı :) ).

    yani 2 adada bulunan 2 adam da aynı derecede özgürler aslında. sadece birisinin seçeneği diğerinden daha fazla. ancak seçenekleri olduğu sürece ikisi de aynı özgürlükte hareket edebilecekler, ve kararlarını verip herhangi bir seçeneğe yöneldikleri anda bir engel olmayacak, çünkü özgürler.

    durum böyle iken, aslında özgürlüğü engelleyen faktörün, seçim miktarının fazlalığı olmadığı gözüküyor. bireyin özgürlüğüne balta vuran yine kendi yarattığı algısı, bu algı da çoğu zaman tüketici bir yaşam eğiliminde olanlarda gelişiyor bana kalırsa. ama bu çoook ayrı bir tartışma konusu ve ben yazmaktan yoruldum biraz.

    yine de zevkle izledim konuşmasını schwartz'ın, kitabını da okumak dileği ile diyip bitireyim.

    edit: imla
  • (bkz: why we work)
  • 2005'teki konuşması hala efsanedir, 10 milyon kere izlemiş, ve söyledikleri hala kelimesi kelimesine geçerli
    https://www.ted.com/…ns_predictably_irrati#t-157073