• on üç yıl önce gidip görmüştüm. aradan geçen zaman çok şeyi değiştirmiş. merkezi tam bir turizm çiftliği haline gelmiş. daha önce de turistik bir yerdi elbette ama bu kadar değil. park güell o zaman viraneydi. sidik kokulu, allahın siktir ettiği, kurbağaların hoplayıp zıpladığı bir yerdi. parkı gezerken taş çatlasın otuz kişi ya vardı ya yoktu. şimdiyse oradaki insanlarla barselona'yı bir hafta kuşatabilirdik. tuvaletler, markette elli sent olan bir bardak, evet bardak birayı dört küsur euroya satan kafeler, yürüme yolları yapılmakla kalmamış, orijinal projeyle alakası olduğunu hiç sanmadığım ekler de yapılmıştı sanki. bu da biraz asap bozucu. la sagra da familia için de benzer şeyler söyleyebilirim ama ne gerek var. adamlar para basmaya niyetli. şehrin karakteri parayı bulmuş eski idealistlerin karakteri gibi dönüşüme girmiş.

    ama işte ne yaparsan yap değişmeyen şeyler var. turistik merkezden biraz uzaklaşıp ara sokaklara dalınca hoşgeldin istanbul. ne var ne yok görüşmeyeli? berberinden bakkalına, yaşlı teyzesinden balkonlardan sarkan çamaşırlarına, sıvasız binalarına kadar bu kadar benzeyebilirdi. tabii alkolle ve askılı penye ve şortla derdi olmayan bir istanbul bu. bir euroya bira içilen kafeteryalar var, bizde mal mal çay içilen kahvehaneler yerine.

    bir de şehircilik nedir, nasıl yapılır öğrenebiliriz adamlardan. bizim belediye başkanları staja gidebilir falan. adamlar bir kere olimpiyat düzenlemiş, tüm alan bugün bile para basıyor. ben bile stadyumu gezdim, sporcuların ayak izleriyle kendiminkini karşılaştırdım.
  • gecen eylulde bunalim ile gidip 4-5 gunde beni kendime getiren sehirdir. gorulmeli gezilmeli mutlaka
  • 5 gunluk tatilimden yeni dondugum sehir..
    gitmeyi dusunenler icin aklima gelen tum bilgileri paylasayim.elbet faydalanan olur..ben almanya aktarmali gittim,pasaportu orda kontrol ettiler barselonaya inince kontrol montrol yoktu sasirdim.
    havaalani el prat.buradan 5-10dkda bi bizdeki havas hesabi sehrin merkezine aerobus kalkiyor.eger 9 gun icinde donecekseniz round trip alin 9€ fiyati.(gece absurt bir saatte ise transfer tek yol taksi o da 20-25€ tutuyor merkeze) aerobusla 3-4 durak(~30dk) sonra sehrin merkezinde-plaça katalunya da oluyorsunuz. burasi cidden cok hos bir bolge..ister sehrin guzelligini seyredalin ister taksiyle(genelde seat yada toyota prius oluyor taksimetrede yazanin ustune 2 kusur € ekliyolar ve totali odetiyorlar ama cok pahali oldugunu soyleyemeyiz) yada metroyla kalacaginiz yere gidin. benim onerim oteldense ozellikle az sonra deginecegim gotik bolgeden ev/oda tutmaniz olacaktir.biz 2 kisi sirin bir ara sokakta orta yasli bi kadinin evinde oda tuttuk gunlugu 60€ idi ama eminim biraz daha iyi arastirildiginda daha bile uyguna benzer kosullarda kalinabilir.
    e hadi sehri tanitmaya baslayalim:
    dedigim gibi sehrin kalbi plaça katalunya ve burayi sahile baglayan la rambla.
    plaça katalunyada tum magazalari restoranlari bulabilir kafaniza gore takilabilirsiniz.
    gaudinin 2 binasi casa batllo(yamuk catili rengarenk olan) ve la pedrera(dalgalardan ilham aldigi tas bina) placa katalunyadaki ana cadde ustunde..cok etkilendim mi-hayir,ama gelmisken bunlari gormemek olmaz..
    bunlara yakin cerveceria catalana var buraya mutlaka gidin en iyi ve guzel tapaslari degecek fiyatlara yiyeceksiniz..7 cesit tapas 2 porsiyon zeytin(ki hayatimda yedigim en lezzetlisiydi) ve 1 lt sangriaya 50€ odedim.
    la rambla burasi barcelonanin istiklal caddesi..bi ucu plaça katalunya diger ucu christoph colombus heykeli(60 kusur metre dunyada colombus icin yapilmis en buyuk heykel, velhasil dayi yeni dunya hesaabi yanlis tarafi isaret ediyo) la ramblada birsuru dukkan birsuru insan ve birsuru restoran bulabilirsiniz. bu turistik yerlerde yemeyin, hem yemekler iyi degil hem de fiyatlar sisirilmis. onun yerine ara sokaklara girin kalabalik olan yerlere oturun. flamenko izleyecekseniz yeri bu cadde ustunde, rezervasyon lazim-1 kadeh sangria dahil 39€,ama ne yalan soyleyeyim bence degmezdi. la rambla uzerinde boqueria pazari var oraya gidin. bi turk icin cok bir ozelligi olmasa da turlu turlu meyve tadarsiniz. tapas yiyecekseniz bar boqueria var,orda ocakbasi muhabbeti yapabilir; envai cesit mahlukati bocuk yemek isterseniz de el cochinillo locco var oraya gidebilirsiniz(bu amina kodumun yerini internette arayinca apayri bi yeri gosteriyo ben bulcam diye inat ettim alakasiz bi yerde saatler kaybettim)
    la ramblanin diger tarafi ise sehrin en begendigim yeri-barri gotik.
    barri gotik ortacagdan kalma binalar,daracik sokaklari ve ambiyansiyla essiz biyer..sevdicekle en cok burada takilmaktan keyif aldim,tarz olarak galata kuledibi/cukurcuma diyebiliriz bazi kesimleri icin.ama tum sehirdeki en favori yerimdi kesinlikle...katedralin arka sokaklarinda gitar calan amigo saolsun inanilmaz dakikalar yasadik, bikac kez gittik,muazzamdi.burayi atlamayin.
    sehirde 7-8 kmlik plaj var, deniz temiz, ful kum gayet guzel takilinabilinir.sezlong ve semsiye almak isterseniz parali, 7€ filandi yanlis hatirlamiyorsam.plaja da vakit ayirin,mayistan ekime kadar giriliyormus, bence en keyifli kismi sahildeki kafe/barlarda ispanyollarla beraber latin muzigi dinlerken tropikal biseyler yiyip mojito icmekti..
    parc güell icin soyleyebilecegim tek sey abartilmis oldugu. sehrin herhangi bi yerinden metroya atlayip gidiyorsunuz,tirman babam tirman tepelere cikiyorsunuz,allahtan yuruyen merdivenli kisimlar var,sonrasinda sikko bi parkin icine giriyorsunuz.hersey cok sönük,tirt..o porselen mozaikler kimilerine cok enteresan,cekici gelebilir ama bana yalnizca paçoz ve varos geldi..gaudi yapmamis olsa yuzune bile bakilmazdi eminim.manzarasi harika yalniz onu soyleyeyim,bunun haricinde hicbi sikimi yok.yani meshur,gormedik olmasin diye gidilebilir ama lutfen beklentileri assa cekerek.
    camp nou'ya gitmedim 23€ imis gezi fiyati,metro gidiyor ama benim ilgimi cekmedi. forma fiyatlari da disariyla ayniymis.
    la sagrada familia-soylemeye gerek bile yok,barselonayi barselona yapan sey. giris 14€ idi yanlis hatirlamiyorsam asansorle kuleye cikilcaksa 17€ oluyor fiyat ve deger buna. metrodan cikip da donup baktiginda vay babayin kemügüne dedirtiyor. devasa. disi soylendigi gibi camur rengi, giristeki heykeller ve isa cok enteresandi kubizm mi desem art nevau mu ne karin agrisiysa;gordugum en degisik isa ve havariler tasviriydi. iceri girdiginizdeyse tamamen bambaska bi dunya sizi karsiliyor.disi ne kadar kasvetli ve gotikse ici okadar aydinlik ve icacici..tavanda cicekler bocekler tomurcuklar dallar budaklar var,cok enteresan..ama disiyla ne alaka aq dedirtiyor.cikis kapisindaki manzara ise anlatilmaz ancak yasanir.spoiler vermiyim,gidin yasayin.
    gotik mahallede kare meydan bi meydan var restoranlarla dolu,orda mutlaka biseyler yiyin les quintze nits diye bi restoran var baya meshur,fiyatlar da uygun diye cok sira oluyor ama denenebilir.paellasi ve sangriasi saglam.yalniz ipneler sormadan ekmek getiriyo masaya sonra da hesapta 2€ kaktirmaya calisiyorlar,uyardiginiz an cumleyi bile bitirmeden hesaptan dusmek uzere aliyo adisyonu tabii bu hareket onlara benden alacaklari bahsisi kaybettiriyor. kendilerine buradan "sin pa, cabrõn" demek istiyorum.
    zafer arkinin orda parlamento binasinin orda harika bir fiskiye var adini unuttum ama onu da bi gorun.
    gece yasami asiri hareketli, apaci abilerimiz kivrak hareketlerle espanyola ablalara yardiriyorlar.
    opium diye bi gece kulubu var oraya gidilmeli, muzikler ve ortam baya keyifli yalniz dresscode var, sortla ve tisortle almiyorlar,en azindan bi polo yakaniz olsun ustunuzde.tekila shot5€.
    ozellikle la rambla ve gotik mahallede ellerinde kutuyla bira olan kolombiyali abiler size yanasip ot var bok var koko var diyecektir. 1 gr koko kolombiyali bir drug dealer kardesimizden sizin icin fiyat aldim,80€ dedi ilk; test et begenirsen al dedi beni takip edin dedi biyerlere goturuyodu ama scarface izlemis bu bunyenin gotu yemeyince vazgecti,kolombiyali kardesimiz de fiyati 65e cekmesine ragmen ikna edemedi tabii,beles verse bile kolombiyali picin tekinin pesine takilip issiz sokaklara girilir mi aq..
    toparlayacak olursak,insanlar acayip gevsek,ingilizce biliyorlar genelde,bilmese de derdini anliyor ve anlatiyot. turke cok benziyorlar, placa katalunya cok duzenli ve gorulmeye deger, gotik mahallesi mukemmel,onun cevresindeki sokaklar cukurcuma/cihangir tadinda, la rambla 5 para etmez,denizi guzel,park guell epic fail,sagrada familiasi dehset ama totalde istanbullu bunyeyi cok etkilemeyecek sehir.
  • şehir mutlaka bisiklet ve/veya yürüyerek gezilmeli, uzak mesafeler için metro aktarmaları kullanılabilir. bisiklet için şehrin her yerinde istasyonları olan bicing.com var ancak sitesi ingilizce olmadığından pek faydalanamadık, bisikletini bırakırken yakaladığımız katalan kardeşimiz de bize internet üzerinden kayıt olunduğunu onların bir kart gönderdiğini ve bu kartla “bicing” hizmetinden yararlanıldığını söyledi. bu cevaptan sonra daha fazla kurcalanmadık ama içimizde de kalmadı değil. bir sonraki barcelona gezimizde mutlaka bisiklet kiralayacağız.

    meşhur gece kulüpleri port olimpic tarafında, catwalk-shoko-opium yan yana duruyor, biz her gece birine gittik, opium en iyisi gibi geldi bana. şehir 24 saat yaşıyor ama gece klüplerine 01:00’den sonra gidilmeli.

    la rambla’da yürüdükten sonra ferran sokağına girip sant jaume meydanı’na kadar ara sokaklardan yürümek, sonrasında da nova meydanı yönelerek bilbao berria’da sangria eşliğinde tapas’ların tadına bakmak oldukça zevkli.

    -sezon açıksa camp nou’da bir barça maçı izlenmeli. (bu gözler messi’yi canlı izleyip 2 golünü gördü :)
  • babamın millerini patlatıp 4-5 günlüğüne kaçtığım, 4. günün sonunda elin capon kafilesine kestirme yol tarif edecek kadar çok kaybolarak ayaklarımı 1.5 numara büyüttüğüm, çinli çükü kadar tapaslara ebesininki kadar para bayılmak istemediğim için aç kalıp sulama takımına abandığım (neyse ki ispanyollar sıcak kanlı insanlar.. çoğaltmadılar beni bi kö$ede.) ve her "nerde lan bu koduğumun.." diyerek haritaya gömüldüğüm an götümde bi türk'ün bittiği $ehir.

    supermercat: bunlar böyle market görünümlü bakkallar. yani envai çe$it içecek, cips ve ne idüğü belirsiz konserveler bulabiliyorsun ama "ekmek arası bi$ii tıktırayım da onu tıkınayım" mimkin değil. çükületa çe$itlerinin de çok az olmasını esefle kınadım.

    10 pass: toplu ta$ımada en temiz alet edevat bu arkada$. 9,25 €. (ama duraklar / geçi$ler arasında da 964576945 km yürüyorsun.!) birden fazla ki$i de kullanabiliyor.

    la plata: geleneksel tapas yemek istiyorsanız ve el born / la ribera / barri gotic dolaylarındaysanız.

    xador: paelladan santüvüçe, risottodan omlete her bir haltın servis edildiği el born mekânı.

    els encants vells - mercat de fira de bellcaire: l1 (kırmızı hat) glòries durağında inince çat diye kar$ına çıkan pazar. kılık kıyafet kısmına be$ikta$ pazarı en kötü zamanında 98985 basar ama zaten önemli olan orası değil; bitlerin 1915'ten kalma vazolar, 44 numara tafta dore ayakkabılar, yakası yenmi$ astragan kürklerden üstüne üstüne zıpladıkları taraf. pazartesi - çar$amba - cuma - cumartesi günleri 07:00 - 16:00 arası açık.

    mercat de la boqueria: la rambla'da götünü suya yüzünü plaça de catalunya'ya verdiğinde sol kolda kalan, kadın kasaplar / sakatatçılar, "nebulan?" cinsi meyveler+suları, salya salgılatör $arküteri ve deniz ürünleri, $ekerlemeler, ayak üstü atı$tırma yerlerinin bulunduğu pazar yeri.

    parc de la ciutadella: barselona'da görüp görebileceğiniz tek ye$illik bağ bahçe ağacın ve çok ta$aklı bir hayvanat bahçesinin (giri$ 10 - 13 €) bulunduğu park.

    font magica: '92 olimpiyatları'nın yapıldığı montjuic'de sanat koleksiyonları ve açıkhava forumları mıncıklanabiliyor. bunun yanında ı$ık gösterileri ve yazın 21:30 civarında ba$layan müzikle dans eden l3'le (ye$il hat) ula$ılabilen sihirli çe$me'ye uğrayıp merdivenlere oturarak estrella, aurum ve benzerlerini gömünüz.

    kopp: ıvır ve de zıvırdan ho$lanan, edep, hâyâ ve benzerlerinden nasibini almamı$ ki$iler için yoklanması gereken tükân.

    passeig del born: tinimini butikler, cafeler, restaurantçıklar ve atölyelerin bulunduğu barselona'nın yeni yükselen yerle$im yerlerinden.

    `~` tükânlara girerken -bilhassa supermercat'lara- ¡hola! diyin. ağzınız eskimez ama ileti$im kurmu$ ve sizi hırlıymı$ gibi süzmelerini engellemi$ olursunuz. bi sıcaklık olu$uyo yani.

    `~` el prat'tan $ehir merkezine ve $ehir merkezinden el prat'a gece ve gündüz nasıl ula$ırsın?
    aerobus! her 2 limandan/limana da (t1 / t2) yolcu alıyor / bırakıyor. sabahın köründen gece yarısına kadar.
    nitbus! n17 15 kilometrelik gece / sabaha kar$ı saatlerinde havaalanı - catalunya - havaalanı seferini yakla$ık 45 - 50 dakikada ve 2 €'ya gerçekle$tiriyor.

    `~` uluorta harita / kitap kullanımlarında (bilhassa la rambla dolaylarında) tikkatli ol! ben güre$çi kemeri gibi bir bel çantası alıp telefon, fotiref makinesi, cüzdan ve anahtarı 4 gözüne tıkıverdim ama götüm ba$ım o varken de rahat durmadı o ayrı.

    `~` sinkov! soktuğumun sivrisinekleri burada da çatır çatır çatlattırıyorlar.

    `~` 3-5 bi$ey spanish'çe öğrenin, en azından fiyat - yol yön sorup anlayacak kadar. 2 sene öncesine kadar sular seller stayla olmasa da konu$abiliyordum ama $imdi anca tarzan modeli ve bu yüzden carrer d'avinyo'daki bir katalan delicatessen, dünyanın en minik lazanyası olarak bana girdi.*

    `~` kur hesaplama: evek kriz var ama diğer taraftan da euro gibi bir kavram var. dolayısıyla "lan bi daha nerde gelicem?"ci rahvan stayla takımındaysanız hiç gerek yok ama "ya $öyle olursa? ya böyle olursa?" diye önden önden tek ayak üstünde felaket senaryosu kurguluyorsanız almayı dü$ündüğünüz $eyleri bir kere daha tartın.

    `~` konaklama ve günlük turlar için katrien'i dürtebilirsiniz. naçizane tavsiyem la musa.
  • sevdiğim şehir.

    genel olarak sözlüğü okuyup gidip, nerelerde deniyorsa oralarda yediğim gezdiğim için yeni açılımlara gebe değilim. yine de bi kaç konuya değineyim.

    metro: 10 luk kart, çoklu kişi için geçerli. her hattan her hatta geçebiliyorsunuz. yani aktarma var. her hat için farklı karta gerek yok. 9.25 € gibi bir fiyatı vardı ağustos 2012 itibarıyla.

    ingilizce: kimse bilmio. boşa kasmayın. bi yerden sonra biz mis gibi türkçe'yle daha iyi bile anlaştık. ingilizce'ye güvenip beden dilini unuttuğunuzda kayboluyorsunuz. bırakın, " excuse me, how could i go etc." yerine, el sallayarak "go! go!" diyin.

    konaklama: bunun için mis gibi bir yöntem keşfettik biz. çok ucuzcu olmayacağım diyorsanız ya da hostelden şaşmam ve minumum 4 gün kalacaksanız, ev kiralamak çok güzel. gördüğüm en cool, en dizayn, 2 banyolu, 4 kişilik ve bahçe teraslı evi, 4 gece kişi başı gecelik 34 euroya ayarladık biz. kesinlikle öneririm. her türlü reklamını yaparım. yeri de la rambla'ya (hatta liceu durağına) 100 metre yürüme mesafesindeydi. içinde saç kurutma makinasından, şampuana, sallama çayından, tencere tavasına tam bir evdi işte. madird'de hostelde kalınca buranın değerini anladık.

    yemek: ben ülkemin yemeklerini çok özledim. ama bol bol sangria için. supermercat denilen yerde plastik şişesini 3 euro'ya satıolar, 1,5 litre. sudan ucuz kavramı zaten ispanya için üretilmiş bir terim bence.

    ulaşım: kesinlikle metro, hop on hop off kırmızı otobüsler ya da bisiklet. el born, el raval, la rambla yürüyerek gezilir ama bi sagrada familia'ya yürümeye gerek yok. yürüdük ondan diyorum. araba kiralamak çok gereksiz, ama madrid'e geçilecekse çok mantıklı.

    bu noktada bundan biraz bahsedeyim. europcar ile madrid'e 4 kişi bir günlük arabayı 70 euro'ya kiraladık. benzin (diesel yoktu o kategoride) 60 euro tuttu. navigasyona 15 euro verdik. totalda 680 km yol yaptık. arada zaragoza'ya uğradık ki, sanırım zaragoza> (madrid+barcelona) desem yalan olmaz. çok beğendik. paralı yola girmedik (30 eur civarındaymış), ama parasız yol da bizim otobanlar gibi -sadece zaragoza-madrid arası yol yapımı vardı.- toplamda kişi başı, 35 euro'ya madrid'e gittik. hızlı tren ise 120 euro kişi başı, 3 saat diyorlar. arabayla ise yol molasız 6,5 saat falan sürdü.

    taksi: cuma akşamları, cuma akşamı olduğu için ekstradan 3 euro alıolar. bavul başına 2 euro alıolar. havaalanı la rambla 30 euro tutuyor. la rambla opium (gece klübü) 10 euro tutuyor. topukluyla metro mu? hoş oraya metro da yok zaten. opium'a da herhangi bir istanbul cool mekanı onbin basar. reina'yla falan karşılaştırmıyorum bile.

    her entryde les quinze nits demeyeni dövüyorlar sanırım; ama sıraya değiyor, gidin. sonrada karşısında tarantos'ta flemenko seyredin. mutlaka da bileti internetten alın. 2 euro'sunda değilim, yer bulabilmek için. biz kapıda bekledik ondan diyorum. (kapıda 8€, internette 6€) http://www.masimas.com/en/tarantos

    çok bişi de beklemeyin. bu kadar işte. deli bi adamın kum evlere özlemi, binlerce turist ve hiç çalışmayan katalanlar.
  • ispanyada bir sehir olmanin disinda, kendine ait farkli bir kimligi olan katalanya baskenti. barselonayi ve katalanlari anlamak icin tarihlerine kisaca deginmek gerekli kanimca.
    barselonanin ilk sakinleri laetani denilen bir grup, catalania nin diger yerlerindeki yerlesimciler ise iberler. bolgeye once yunanlar onlari takiben romalilar ve muslumanlar geliyor. sonra barselona franklarin eline geciyor. franklar bolgeyi tampon bolge olarak kullaniyorlar. franklar kuzeyden gelen vizigotlarla ugrasamayip bolgeden uzaklasirken guifre el pilos vizigotlari yenilgiye ugratip 500 yillik katalan (-aragorn) kralliginin baslangicini yapmis oluyor.
    katalanlarin uzun sure ispanyolve fransa etkisi altinda yasamasinin, yani sorunlarinin baslangici ise savas degil bir evlilik, ayrintiya girecek olursak 15 yy de fernando ii nin kastilya kralicesi isabel ile evliligi . bundan sonra hersey dususe geciyor once ispanyollarca katalanlarin ticaret(amerika ile) ozgurlugu kisitliyor. sonra franko-ispanyol ordu tarafindan(1759) dil ve kultur ozgurlukleri ellerinden aliniyor.
    barselonanin bugunku gorunumune ulasmasi ve mimari anlamda modernisme (her ne kadar art nouveau dense de kanimca bunun bir adim otesinde bir tur ayrica (bkz: modernista)) daki yerine gelmesi endustri devrimindeki dev atagi ve bu surecte zenginlesmesi (burjuvazinin ortaya cikisi) sonucu oluyor.(sanat parayi sever)
    bu atak o kadar buyuk ki barselona guneyin manchester'i lakabini kazaniyor. once ilk ispanyol cumhuriyetinin bir parcasi olmasina ragmen sonra otonomi talebinde bulunuyor(1931). otonomi 1978 de geliyor, katalancanin resmi dil olarak taninmasi ise ancak 2004 yilinda oluyor.

    biz sehri uc gunlugune ziyaret ettik. oteli merkezi bir yerde secmekte fayda var deyip otelimizi lesseps den sectik hem sagrada familiaya hem de park guell'e yakin olabiliriz diye dusunduk.
    aslinda barselonada oldukca gelismis bir metro ve tren agi sistemi var. otelinizi herhangi bir metro istasyonuna yakin secmek yeterli.

    biz 3 gun icinde hem sehri gezmek hem de biraz gunes alip deniz gormek istedik, ama ne yazik ki sehirde gorulecek kesfedilecek yer o kadar cok ki en az tam 2 gun (rahat 4 gun) ayirmak gerekiyor.
    biz isi hizlandirmak icin hop-in hop-out sehir turunu sectik.

    http://barcelonacitytours.rezgo.com/…hop-on-hop-off

    bir gunluk 24 euro 2 gunluk bilet alirsaniz 31 euro. internet uzerinden alirsaniz %10 indirm aliyorsunuz. ayrica bu tur size bir de indirim kitapcigi veriyor. acikcasi ben bizim yaptigimiz gibi tek gunluk bileti fiyati dolayisi ile onermiyorum. tavsiyem 2 gunluk olanini almanizdan yana. tavsiyem metroyu aktif kullanip gidilecek yerlere nokta vurus yapmak. tabi ki bunun yan etkisi de sehri tam gorememek oluyor. metro icin t10 kartini oneriyorum. 10 seferlik 1.5 saat dahilinda metro ve tren girisi sagliyor. grup bileti olarak da kullanilabiliyor.

    gorulmesini onerecegim yerler;
    *sagrada familia: zaten bu kilise hakkinda oldukca bilgi verilmis. icine giris icin 12,50 arti audio alirsaniz 16,50. hop in hop out kiatpcigi ile rehberli tur 12 euroya iniyor.

    *park guell + gaudi muzesi: park zate guzel icindeki muzisyenler sayesinde daha da guzel oluyor. ama ben buradaki gaudi muzesini gormeyi onermiyorum. biz girdik casa milla da gorduklerimizden pek farki yoktu gosterimdeki eserlerin. giris 5,5 euro ayrica muze icinde tuvalet yok.

    *la pedrera (casa mila) ve/veya casa batllo: biz casa mila yi gorduk cunku arkadasim casa batloyu onceden gormustu. onu karsilastirmasina gore casa milla daha muze kivaminda casa batlo ise hem daha renkli hem de daha ev kivaminda. giris indirim ile 15 euro gibi bir seydi.

    *placa d'espanya +arena : burasi kesinlikle aksama dogru ziyaret edilmeli. haftanin belirli gunlerinde burada muzikli lazer ve fountain (fiskiye)sovlari oluyor. merdivenler insanlarla doluyor. gercekten cok eglenceli. arena ayni zamanda alisveris merkezi gibi biz icine girmedik.

    *montjuic: buraya pazar gunleri hele have guzelse hic gitmeyin. yerel halk dilek dilemek icin
    buraya dolusuyor. teleferik 8:00-19:00 arasi calisiyor. hop in hop out buaraya 2 euro indirim veriyor.
    barcelona catedrali(saint eulalia): sehirdeki gotik katedral. duvarlari 14 yy (veya 13.yy emin degilim) kalma. gece isiklandirma ile cok guzel gorunuyor.

    *pavellons de la finca guell: biz buraya ne yazik ki giremedik icimizde kaldi. sadece onunden gecebildik.

    *catalan nasyonal tarih muzesi: tur indirimi 4 euro. girin gorun ogrenin.

    *barcelonetta plaji: gece buraya denizi gorelim diye indik. etrafta ot veya alkol alirmisin diye dolanan tipler ve gencler var.

    *castelldefels: bu bizim son tatilimiz oldugu icin araya deniz gunes de sikistirmek istedik arkadasim ile sonucta donecegimiz yerde denizi unut yagmur firtina var. barcelonetta plaji bize fazla kalabalik geldigi icin sehre 30 dakika uzaklikta bu sayfiye yerini sectik. buraya t10 kullanarak gidilebiliyor.
    soyle ki: metro ile pasage de gracia ya geliyorsunuz sonra turuncu oklari takip edip tren istasyonuna variyorsunuz. orada st vinzenc istikametine giden trene atliyorsunuz ve 25-30 dakika sonra castellefelds plajda iniyorsunuz. isin en sahane tarafi bu yolculuk 1.5 saatten az oldugu icin metro dahil sadece 1 bilet yeterli oluyor. ayni sekilde havaalanindan gelis ve gidislerde bu sekilde yapilabilir eger gironaya inmediyseniz. girona icin 15 euro bir yerinize batacak.

    yemek icmek

    sehirde tapas restaurantlari (diger ispanyol sehirlerinde oldugu gibi) oldukca populer. eger bilmeden bir restauranta girerseniz ve sansli denen guruha dahil degilseniz kisi basi 60-70 euro odeyip ac kalma olasiliginiz cok yuksek. bize gitmeden once ispanyol arkadaslar tarafinda tavsiye edilen ve bizim de cok begendigimiz restaurantlar sunlar:

    *bar morryssom: hafta ici, hafta sonu demeden tiklim tiklim olan bir yer. adresi carrer de girona 162. sagra de familiaya nispeten yakin denilebilir. bizim otelimize cok yakindi. kesinlikle midye ve deniz urunleri tapaslarini yiyin. bizim favorimiz sarimsakli midye ,ahtapot ve ispanyol omelti idi. deli doyurucu bir yemek icin iki kisi 37 euro verdik ki bu bekledigimizin cok altindaydi.

    *txakolin: acayip bir yer. once korktuk biz ne yalan soyliyeyim. bar gibi bir yerin etrafinda insanlar deliler gibi icip tapas yiyip konusuyorlar. onlerinde tabaklarda ekmek uzerinde her cesit tapasi bulmak mumkun. once acik bufe sushi bar gibi bu yemekler donuyor herhalde diye dusunduk donen bisey yoktu ortada ayrica oturacak yer de yoktu.. arkadas aldigi tuyonun saglam yerden geldigini soyledi o yuzden kalmaya karar verdik. iyi ki de kalmisiz. sistemi cozduk kisa surede ve bosalan sandalye ve yer olayinida ayarladik. olay su: her dakakikada bir mutfaktan sicak tapaslar geliyor (ekmekler uzerinde kurdan veya tahta sislerde cesit cesit mezeler). isteyen servis edilenden tapastan seciyor garson kalanlari bar etrafinda bos olan bir yere koyuyor. sonra sis ve kurdanlar sayiliyor ve ne kadar tapas yedigiz hesaplaniyor. biz 2 icecek ve 6 tapas icin 23 euro verdik. aslinda daha yerdik ama tapaslarin fiyatlari yazmiyordu biz de korktuk. aslinda tapas basina 3,5 euro gibi bir fiyat denk geliyor ki aslinda gayet uygun. adresi marques de l’argentera 19 . (turistik sokagin paraleli kisacasi)

    *marzan asador basco: burasi yuzdukten ve deli gibi aciktiktan sonra gelinecek bir mekan. ucuz degil. menu especial asodor benim onerim, tatlisi sarabi ve antresi ile super bir menu. fiyati iki kisi bu menuyu secer ise kisi basina 35 euro oluyor yoksa 44 euro. adresi: valencia, 207.

    icecek:
    marketten sangria alip deneyebilirsiniz ama benim tavsiyem ev yapimi olanlari denemeniz. bizim marketlerdeki ve ev yapimi olani karsilastirmamiz sonucu vardigimiz kani markette satilanin oldukca yapay kokusu ve tadi oldugu.

    katalanlarin pek tatli ile aralari yok (dondurma ve creme catalan'i ayri tutuyorum). hafif tatlilari tercih ediyorlar onun yerine kaloriyi yemekten ve alkolen aliyorlar. tapaslardan ise kesinlikle deniz uunu olanlarini tadin(ozellile midye). onun disinda kan sucugu(blood sausage) ve ispanyol omleti denenebilir. ikincisi tabiki daha guzel.

    hirsizlik:

    deli gibi. bizden once buraya gelen ne kadar tanidik varsa bir seylerini caldirip geri dondu. plajda arkadasa emanet ettigim cantayi gozunun onunden yuruttuler o derece. gerci icindeki degerli seyleri cikarmistik ve sonradan cantayi bir yere atilmis bulduk:) yine de dikkat.
  • bu kadar konuşmuşuz bir bezoya dememişiz.

    sen ki türkiye'de erikli, hayat su, pınar su, niksar su gibi saymakla bitiremeyeceğim mis gibi kaynak suyuna alışmış olan. sen ki çeşmeden su içerken iki kez düşünen. sen ki turkuaz su satıldığı için susuz kalmayı tercih eden.

    ispanya'da adresin bezoya olsun. fiyatı da uygun, tadı da türkiye'deki sulara çok çok yakın. gidip leş leş burada çeşmeden içmeyeceğin suya para verme.

    http://www.bezoya.es/
  • herkes her şeyini yazmış zaten baştan anlatmaya gerek yok. tek kelimeyle ''muhteşem'' bir şehir!

    kesinlikle gerçek bir metropol. istanbul gibi, londra gibi, new york gibi, gezerek bitirilemeyecek, her gün sizi şaşırtmayı ve kendisine hayran bırakmayı başaracak bir şehirden bahsediyoruz.

    hele bir antoni gaudi gerçeği var ki; hala tüylerim diken diken oluyor. bu nasıl bir psikopatlık derecesinde dahiliktir?! uzaylı olduğu ortaya çıksa zerre şaşırırsam adiyim.

    kısacası mutlaka günün birinde en az 4 gün ayırıp gidin, yorulmadan, yorulursanız da dinlenmeden gezin, sangria için, paella yiyin (ben sevmiyorum o ayrı), şehri yaşayın...