şükela:  tümü | bugün
  • fatih akın'ın the cut'ını hem tarihçi hem de sinema yazarı gözüyle değerlendiren; perdeye yansıyan mizansenin değil, tarihi gerçeklerin önemli olduğunu vurgulayan takdirlik yazar.

    bir utanç vesikası olarak the cut
  • pocot filminin ardından salondan tatminsiz şekilde ayrılmış ve acaba ben mi bir şeyleri anlamadım diyerek film hakkında yazılanları bir okuyayım bakalım demiştim. ancak pek bir şey bulamadım. bir tek başak bıçak' ın yazısı vardı ki o yazıda da benim düşündüklerime benzer şeyler görüp kendi adıma sevinmiştim. bugün de bir ara okurum diye kenarda tuttuğum fatih' in akın tarafından çekilen the cut isimli filmle ilgili yazdığı yazıyı okudum. hanımefendi zaten tarih mezunuymuş. bu durum yazıya da yansımış tabii haliyle. doyurucu bir eleştiri yazmış;

    --- spoiler ---

    ancak milliyetçilik ve ulus bilinci, ortak bir kader, tarih ya da acıya dayandığı takdirde daha kolay taraftar bulabilen bir düşünce sistemidir ve birçok ulus gibi ermeniler de bunu bilinçli olarak kullanmaktadırlar. tehcirin yüzüncü yılında, kendi tezlerini destekleyen bir filmi, türk asıllı bir yönetmene yaptırabilmek ermeni diasporasının müthiş bir başarısıdır ve takdire şayandır. (para iddialarını bir kenara bırakarak, türk asıllı bir yönetmende böyle bir dönemde film çekme isteği uyandırmalarını ve yaşananlara inandırmalarından bahsediyorum) felaketi mağdurun anlatması değil, “düşmanın” itiraf etmesi her zaman daha etkileyici olur ve böylece savlarını da doğrulamış olurlar. bu açıdan sinemasını oldukça zayıf bulmama rağmen the cut, ermeni diasporasının görkemli bir zaferi olarak hatırlanacaktır.

    --- spoiler ---

    http://www.otekisinema.com/…anc-kaynagi-olarak-cut/