şükela:  tümü | bugün
  • televizyonlarda, gazetelerde ve bazı "kitap" sınıfına maalesef konulan kitaplarda anlatılan "yükselme" üzerine yükselen değerler hikayeleridir.

    ancak kendi tanımı ile sorun yaşamaktadır. yani, bu hikayeleri izleyip/okuyup gaza gelenler varsa bilinmelidir ki, herşeyin antitezi vardır. kendi karşıtlığını "başarısız"lardan alan ve biricik olanın sergilenmeye değer olduğu düşünülürse, her başarı hikayesi binlerce/milyonlarca insanın başarısızlık hikayesidir. liberal gelişmeci mantığında kavrayamadığı da budur. örneğin, herkes öss'de top çekerse sistem kilitlenir. yani insanların başarısı, kapasitesi ile değil yarışmacı rekabeti ile tanımlanmaktadır. kapasite gelişebilir ve anlam olarakta "olumlu" bir göstergesi vardır ama yarışmada kaybedenler de vardır ve 1.ci dışında bezen herkestir.
  • amerikan iş modelini benimsemeye çalışan zavallı yerli firmalar için aşılamaz bir duvardır bu. öyle duymuş öyle öğrenmiştir her firmanın başarı hikayeleri vardır ya. web sitesi tasarlarken özellikle site haritasına bu başlık eklenir ve altı boş bırakılır, ama olmazsa olmaz. başaracaktır birgün ve hikayesi de olacaktır elbet.
    (-nerden temin etsek himmet şu hikayeleri. bi hikaye yazarı mı bulalım yoksa sayfa boş kaldı?!)
  • son zamanlarda duymaktan en nefret ettiğim hikayeler. sıfır hırs barındıran bir bünyeye sahip olduğum, elimdeki ile yetinmekten gocunmadığım, "o da benim olsun, şu da, bu da; daha çok kazanmalıyım" gibi cümleler kurma özürlüsü olduğum için muhtemelen hayatım boyunca hiç böyle hikayelerim olmayacak benim. hatta bilakis başıma gelen talihsizliklerin kitabını yazsam belki. aa bi saniye işte bu best-seller olur galiba hahaha. kızıllık p.
  • (bkz: steve jobs)
  • vahşi kapitalizmin arsızca, sınırsızca, hiçbir şey düşünmeden çalıştırmaya özendiren; çalışmayı öğreten hikayeleridir. inanmayın.
  • bu tıynetteki pek çok hikayeden çıkardığım sonuç şudur ki, bir hayat hikayesinin "başarı hiayesi" olarak nitelendirilmesi için aşağıdaki temel öğelerin bulunması zorunludur.

    1) azim : kahramanımız hiç bir zorluktan yılmadan sürekli hedefinde ilerlemiştir.
    2) çok çalışma : hiç durmadan geceli gündüzlü kasmıştır.
    3) uygun çevre koşulları : kendi yeteneklerini uygulayabilecekleri çevresel koşullar vardır.
    4) şans : doğru zamanda doğru yerlerde bulunmuşlar, doğru insanlarla karşılaşmışlardır.
    5) başarı : hikayenin sonunda ya çok zengin, ya çok ünlü ya da her ikisi birden olmuşlardır.

    elbette başarı hikayeleri anlatılırken en çok ilk iki şık üzerinde durulur ve sanki adam çok azimli va çalışkan olduğu için süper bir başarı elde etmiş gibi gösterilir. tabiki bunun nedeni azim ve çalışmanın izleyiciler tarafından kontrol edilebilen etkenler olmasıdır. azim göstermemiz, çalışmamız ve yılmamamız gerektiği bir gaz unsuru olarak pompalanır ki asıl hedef zaten budur. konunun özü "bak bu adam yapmış sen neden yapamayasın" dır.

    ancak üçüncü ve dördüncü maddeler sanki çok önemsizmiş hatta hiç yokmuş gibi davranılır ki izleyicilerin gazı kaçmasın. başarılı olmak için şans ve uygun çevre koşullarına da ihtiyacınız var yoksa mal gibi kastığınızla kalırsınız diyen bir başarı hikayesini kimse dinlemez. hele en az bu başarı hikayelerindeki insanlar kadar hatta bazen daha fazla başarılı olmayı hak eden (azim, çalışma ve yetenek olarak) insanların "başarısızlık hikayeleri" başarı hikayelerinden sayıca kat kat fazla olmasına rağmen asla anlatılmaz.

    gerçek dünyada ise kurallar gayet basittir. eğer azim gösterir, kendinize güvenir ve çok çalışırsanız bulunduğunuz yerden biraz daha iyi bir noktaya gelme şansınız artar. elbette tüm bu çabalarınıza karşılık bir bok da başaramayabilirsiniz ki bu da almanız gereken önemli bir risktir.
  • en sinir bozucu hikayelerdir. "amerika'ya gittiğinde beş parasızdı." diye başlar hepsi. sizin türkiye'de bolluğundan gına geldiğini düşündüğünüz yiyecek, içecek sayesinde adam para kırar oralarda. siz de hasetinizden çatlarsınız. bu hikayeleri sıklıkla duyduğum bir dönem new york'a gidip aktar açmayı düşünmüştüm. cama da "basura iyi gelen ot gelmiştir" ya da "kanseri durduran okunmuş özel maydanoz suyu karışımı bulunur" yazsam ilgi çekebilirdim belki.. adı da baharat yolu, bak geyet otantik. times hakkımda övgü dolu şeyler yazar mıydı? yazardı yazardı. herşeyi övüyor nasıl olsa..
    hımm dur dur, ben bu fikri bir patentliyeyim.
  • abd orijinli bir konsept olup tartışmasız minimum %50'si yalan hikayelerdir.

    bu hikayeler genellikle biti az kanlanan firmaların kendi reklamlarını yapması için ya da hikayeyi yapana bir kazanç sağlaması için çekilir/basılır ve yayınlanır. bu sebeple ilgi çekmeli ve hikayenin tüketicisini özendirmelidir.

    vakti zamanında çalıştığım bir yerin yıllar sonra başarı hikayesi filmini izledim. bir bankanın kobiler için çektiği bir film. eski patronumu ekranda görmek önceleri gülümsetse de sonraları bu gülümseme yerini kahkahalara bıraktı.

    zamanında açtık fakirdik söyleydik böyleydik seyyar satıcılıktan geldik ama daima bankamıza güvendik, bankamız bizi destekledi, söyle büyüdük böyle dışarı açıldık, bankamız bize teminat mektubu verdi, yeni yer aldık çok çalıştık çok çabaladık, sizde bankanıza güvenin hede hödö bir alay saçmalık.

    gerçek ise; bu şirketi kurduğundan beridir o banka ile hiç bir işi olmadı. genellikle (o zaman ki ismi ile finans kuruluşları) bir iki katılım bankası ile çalıştı ve genellikle fazla büyük olmayan ödemeler alacak-verecekleri fiziki yollardan yaptı. sonradan da sırtını çinden ucuz malzemeye dayadı devam etti. o bankanın müdürü arkadaşım olduğundan biliyorum bu adam bu banka ile sadece son 3 senedir çalışıyor. başarısının altındaki diğer sebepleri de yazardım da gg olmasın. ha allah var çalıştılar ettiler ama esas hikayelari o filmde anlatıldığı gibi ibretlik şeyler değiller.

    bir işe başlayacaksanız asla böyle hikayelerin anlatıldığı filmleri, kitapları v.s. tamamen dikkate alarak başlamayın. benden size businessclass adamı tavsiyesi...
  • sonradan zengin olmuş iş dünyasının popüler isimlerinin klişelerden türettiği alabildiğine yalan içeren masallar dizisi.

    kapitalizmin toplumlara kendi sistemini belletmek ve benimsetmek üzere uydurduğu "milyoner klişeleri"dir hattızatında. "eğer sizlerde kapitalizmin size sunduğu fırsatları doğru kullanırsanız, sizlerin de diğerleri gibi birer başarı hikayesi yazmamanız için hiçbir engel yoktur" mesajı verilir her daim. kalıplaşmış bu tip hikayelerin baş kahramanlarından bir tanesi de demesin ki, "ah vallah çok fakirdik, tezgahlarda limon satarak bugünlere geldik." diye. hep bir sıfırdan zirveye çıkış vardır bu öykülerde.

    her ne kadar al capone kapitalist olmasa da kapitalizmi kullanmış birisi olarak kendisinin şu sözü tüm hikayeyi özetliyor sanki: "this american system of ours, call it americanism, call it capitalism, call it what you will, gives each and every one of us "a great opportunity" if we only seize it with both hands and make the most of it"
    al capone'u bilmem ama babannem çocukluğumdan beri hep şunu söylerdi: "çok laf yalansız, çok mal haramsız olmaz".

    bir de nedense hep başarı hikayeleri vardır ama başarısızlık hikayelerine nadir rastlanır. mesela türkiye'de zorlu, çalık, koç, doğan grubu, doğuş grubu, ciner grubu, fiba holding, yıldız holding, eczacıbaşı holding, çukurova holding, ve diğerleri; yabancılarda ise unilever, p&g, cocacola, mcdonald's, j.p. morgan, citigroup, dexia group, apple, sony, wal-mart, j.p. morgan, dow chemical, goldman sachs, news corporation ve niceleri. sanırsınız hepsi de dürüst çalışarak gelmişlerdir bugünlere. bir de hepsinin ayrı bir başarı hikayesi vardır. hepsi sıfırdan gelmiştir. lan yalanınızı sevsinler sizin. yalandır çünkü hepsinde bir illegal faaliyet vardır. en basitinden p&g firması vaktiyle ordu ile işbirliği yapmış, firmalar hammadde bulamazken kendisi kaynakları en ucuza depolamış. mesela citigroup, goldman sachs, j.p. morgan gibi firmalar son küresel ekonomik krizde türlü sahtekarlıklarla amerikan halkını soymuş. amerika'nın özgürlük sembolü cocacola, mcdonald's gibi firmalar kendi devletlerinin gücünü 3. dünya ülkelerine dikte ettirerek 21. yüzyılın ulus devlet pazarlarına girmiş, halkı tüketim toplumu haline getirerek milyar dolarlar kazanmışlar. news corporation gibi medya devleri, toplumları sahip oldukları kitle iletişim araçları yoluyla sipariş haberlerle manipüle ederek milyarlar kazanmışlar. bilişim sektöründe faaliyet gösteren firmalar, tek sermayesi beşeri aklı ve bilgisi olan insanların geliştirdiği çalışmaları istihbarat aracılığıyla çalmışlar. dow chemical firması para için binlerce insanın ölümüne sebep olmuş. örnekleri uzatmamak adına bizim firmaları bile saymıyorum artık.
    sonuç olarak bu vatansız, kimliksiz çokuluslu firmaların utanmadan sallama başarı hikayeleri yazmaları, bunu yaparken de yalanlarından ve pisliklerinden hiç bahsetmemeleri ve insanları aptal yerine koymaları ne kadar trajikomik.

    "başarısızlık hikayeleri"
    geçtiğimiz günlerde habertürk'de bir programa ishak alaton ile meri istiroti konuk olmuştu. alaton, ''ben hep başarısızlık öykülerinin peşinde koştum. neden başarısız oldular diye düşündüm'' diyerek bir "başarısızlık hikayesi" yazmaya karar vermiş. başarıya giden yol başarısızlıktan geçer mantığı ile "başarıya giden yol aslında başarısızlık hikayelerini dinlemekten geçer" diyordu. ishak alaton, üzeyir garih ile birlikte yaptığı çalışmalarda ve alarko'nun bugünlere gelmesinde başarı öykülerini değil de başarısızlık öykülerini anlatacakmış kitabında. alaton diyor ki, "bir kütüphaneye ya da kitabevine gittiğinizde, yüzlerce başarı öyküsü konulu kitap bulursunuz ama başarısızlıktan bahseden yoktur." o nedenle alaton, “30 yaşlarında, bügünkü aklım olsaydı ne yapardım?” sorusunun sorulduğu meri istiroti'nin “otuz yaşa mektuplar” adlı kitabında başvurulan 45 ayrı iş adamından birisi olarak başarısızlık anılarından da bahsetmiş. ayrıca kendisinin de başarısızlık öykülerini konu alan bir kitap çalışması varmış.

    (bkz: http://www.youtube.com/watch?v=m9t12ho6mby)