şükela:  tümü | bugün
  • bunları durmadan çocuklarının kafasına kakanlardan ne anne olur ne baba.
    ebeveynler, çocukları ile ilgili iyi şeylerden kendilerine kredi çıkarabiliyorlarsa, kötü şeylerden de çıkarmalıdırlar. çocuklar da ha keza. karşılıklı yani.

    çocuk odtüyü kazanınca, "benim çocuğum yapar tabi", öss de bir bok yapamayınca "tembel, asalak, senden bir şey olmaz zaten, hiç çalışmıyosun ki zaten" dememeli.
  • kimse başıma falan kakmadığı halde beni çıldırtan çocuklardır. kimisi yurtdışlarında, kimisi çoktan işini evini kurmuş hayatını yaşıyor, halihazırda bana oha dedittiren bi işteyken daha güzeline atlayıveriyor... ben hala liseli ergenler gibi gelecek planlamaya çalışıyorum, neyi tutsam elimde kalıyor, ben anlamadım ki nasıl oluyor, heralde benim beceriksizliğimden kaynaklanıyor ne diyim...
  • ilkokul ortaokul ve lise hayatım boyunca ailem tarafından bana örnek gösterilen piçlerdir.
    anadolu lisesini kazandıktan sonra bir kısmını bertaraf etsem de fen lisesi olayı duraklama devresine girmeme neden olmuştur.
    lakin öss, öys ve mezuniyetten sonra meslek mevzuları gelince bir gün üşenmeden annemin karşısına yaptıkları, yapamadıkları, maaşları, evlilik hayatları vs. tüm donelerle çıkıp şimdi ne diyorsun bakalım? demiştim.. karşılığında deve kinine sahip olmakla suçlandım.
    ama olsun her anına değdi...
    (bkz: goyduk eğleniyoruz)
  • sıkıntıdan başka bir şey değillerdir. hele ki bir şeylere sahip olduktan sonra bambaşka bir tavır içine girdilerse azalarak değil hemencecik bitmesi gereken kişilerdir. usulca silersiniz onları hayatınızdan. sahte bir eskiden ne güzeldi muhabbetleri hiç çekilmez olur. muhabet zaten önünde sonunda bugünkü başarı hikayelerine doğru kayar. aslında ortalama bir hayattan ortalama bir mutluluktur onların yaşadığı. siz ısrarla öyle bir hayata sahip olmak istemeseniz de çevrenizdeki ebeveynler keşke bizimki de böyle olsa düşüncelerini gizli açık bir şekilde belli ederler. işte bu noktada düğümlenir herşey. sizi tüm zorluklara gğüs gererek yetiştirmiş anne babayı mutlu etmek mi yoksa sizi gerçekten mutlu edebilecek bir hayatın izinden gitmek mi sorusuyla karşı karşıya kalırsınız. yaş ilerledikçe daha da boktan bir çıkmaza doğru sürüklenirsiniz. ve artık bir yerde durup karar verme durumunda kalırsınız. başarıdan başarıya koşan eş dost çocuklarıyla yapılan kıyas pis bir şeydir nihayetinde.
  • sadece kendini uzak tutmak yetmez özellikle anne-baba ikilisini de bu çocuklardan uzak tutmak gerekir.
  • sol frame de okuyunca beni gülme krizine sokan çocuklardır.. sanırım az çok herkesin bu bebelerle ilgili bir anısı mevcuttur. " bak filancanın oğlu şurasını kazanmış, ev almış, araba almış, evlenmiş, götünü elletmiş vs." gibisinden insanın kimyasını bozan tecrübelerdir.
  • bu eş dost çocukları türk aile yapısı'nın ve türk tipi ahlak anlayışı'nın genel samimiyetsizliğini, iki yüzlülüğünü ortaya seren çocuklardır.
    kendi çocuklarını oldukları gibi kabul edemeyip, sürekli başkalarıyla kıyaslayan bu tarz aileler, aslında çocuk sahibi olmayı hak edecek seviyede insanlar değillerdir.
    bu tarz ana baba müsfettelerinin geçmişlerine baksan, ortak noktaları, sıralamayı hiç bozmadan, standart bir eğitimden geçtikten sonra erkeklerse askere gidip gelmeyi, kadınlarsa koca bulmayı, her günü aynı boktan sürekli bir işe girmeyi, çevre baskıyla hiç vakit kaybetmeden evlenmeyi, araba alıp evin önüne koymayı falan başarı saymaları gösterilebilir herhalde.... bu aileler kısaca kendilerinin olamadıkları, yapmak isteyipte yapamadıkları şeyleri, "kendilerinden bağımsız bambaşka bir birey" olarak değilde, sanki kendilerinin bir uzantısıymış gibi gördükleri çocuklarına yüklerler. aslında burada suç bu eş dost çocuklarında değildir yani.
    çocuk sahibi olmanın sorumluluğunu kaldıramayan bu insanlar, sanki siparişle bilgisayar toplatıyorlarmış gibi belli başlı özellikleri olan (ama asla kendilerinde olmayan ve olamayacak özellikleri) çocuklarından beklerler. kısaca kendileri çok matahmış ve sebepsiz yere kendileri bu çocukları dünya getirmemişte, cocuklar bu insanları seçmiş gibi davranırlar, kendi acizliklerini kabul edemezler ve yitirilmiş hayatlarının faturlarını bu şekilde çocuklarına ödetmeye kalkarlar.
    bu adam kıyaslama ski de, cocuğa daha doğar doğmaz verilen isimle başlayan ileride meslek ya da eş seçimlerine müdahele etmeye kadar varacak sikindirik bir ahlakın hede hödösü işte...