şükela:  tümü | bugün
  • sivas'ta şahin kesilenler, başbağlar'da karga.

    sivas bu memleketin de başbaşlar ermenistan'ın mı? bugün, şu an bile "yaw bu başbağlar da neymiş, neyin katliamıymış bu" duygusuyla bu başlık altında yazılanları ilk kez okuyanlar var. hadiseyi yeni duyanlar var. türk entelijansiyası (ki bu gruba islamcı yazarlar ve düşünürler de dahil) sivas üzerine binlerce, onbinlerce tartışmayı, münazarayı uygun görmüşlerken başbağlar hakkında akıllı uslu bir kamuoyu gündemi bile oluşturamamışlardır. konuşanlar da genel olarak bastırılmış, belki de ne dediği çok da mühim olarak görülmeyen birkaç kişiden ibaret kalmışlardır.
    sivasta 33 kişi öldürüldü, bu rakam başbağlarda neden 33? neden iki gün sonra? bu savaş boyası ne adına kimin için sürüldü?
    bunların yanıtı arandı mı?
    hayır, maalesef kamuoyu oluşturmayı bilmeyen mütedeyyin insanlar kendilerini öcü olarak göstermeyi çok iyi becermiş vahşi, kansız ötekiler tarafından bu hazin katliamda hışımla ezilmiştir. kader bu değil elbette.
    ama ötekiler gibi olmayıp kendine biçilmeye çalışılan kaderi elinin tersiyle tokatlamadıktan sonra öldürülen sen olacak, üstüne üstlük bir de aşağılanacaksın.

    1400 yıl öncesine dönelim... kutlu ses, kendine inananlara bir vakit geldi şöyle söyledi: "bu dava gariplerin sırtında yükselmiştir. ve gariplerin sırtında ilerleyecektir..."

    lakin şu hatırlatmayı da yapalım... inanan kimseler için kader, garip olmaktır. aşağılanmak ve bu aşağılanmanın karşısında pasif kalmak değildir.
  • islami ve muhafazakar kesimin, ölen 33 vatandaşın kanı üzerinden laiklerle ve solcularla hesaplaştıkları katliam. katliamı terör örgütü pkk yapmıştır. yani yapılan açıklamalar böyledir. aşağılıkça bir eylemdir, barbarlıktır, ve sonuçta bir terör eylemidir. pkk buna benzer yüzlerce eylem gerçekleştirmiştir. fakat bu katliama siyasi hesaplaşmada ayrı bir anlam yüklenmiştir. sivas katilamı'ndan hemen sonraya denk gelmesi nedeniyle, "sivas için kıçınızı yırttınız, bunu da kınasaıza" demektedir islami ve muhafazakar kesim. maalesef bu da ayrı bir soğuk hesaptır. katliamı yapan pkk'dır. pkk bir terör örgütüdür. sivilleri öldürmek üzere kurulmuş, sivilleri öldürerek büyümüş, dehşet saçarak gelişmiştir ve her durumda-ortamda kınanmış, terör örgütü olarak adlandırılmış, algılanmıştır. sivasta'ki 33 insanı öldüren ise halktır. bildiğimiz vatandaştır. tabii ki daha fazla kafa yorulması gereken bir durumdur, sivas katliamı. "pkk da başbağlar katliamını yaptı. hadi bu defeterleri kapatalım, oluyor böyle şeyler" demek gerçekten vicdansızlıktır. eğer bir kentte kendi halinde yaşayan insanlar bir oteli kuşatıp içindekilerle birlikte yakıyorlarsa ve bunu kahkahalar eşliğinde izliyorlarsa, bu üzerinde düşünülmesi gereken, ciddi ciddi ele alınması gereken bir durumdur. ülkede başka bir terör örgütü de cinayetler işliyor diye geçiştirilemez. kaldı ki terör örgütü için tüm devlet seferber olmuş iken, ve bu konuda ülkede bir görüş ayrılığı bulunmaz iken, sivas katliamı sonrasında "oteli kuşatan vatandaşlarımıza zarar gelmemiştir", "tahrik vardı canım" açıklaması bile yapılmıştır. bu iki olayı karşı karşıya koymak ve "hadi bunu da kınayın" demek acayipliktir. bu ülkedeki insanlar her terör eylemini resmi bir bildiriyle kınamak durumunda değildir. çünkü bu iş bir süre sonra "şunlar eylem yaptı şu taraftan kınama gelmeli", "bunlar eylem yaptı bu taraftan kınama gelmeli" gibi hesaplara dönüşür ve konunun özü, tartışılması gereken asıl nokta iyice flulaşır.
  • islami duyarlılıkla hareket etmeye çalışan insanların bir kez daha türkiye ölçeğinde nerede durduklarını, nasıl bir zihniyetin kuşatması altında olduklarını anlamalarına sebep bir katliam...

    bu zihniyet öylesi bir zihniyettir ki; dişe diş kana kan yamyamlığında cereyan ettiği apaçık ortada olan bir hadiseyi bile bir pkk terör eylemi olarak değerlendirip geçmemizi kurgulamıştır.
    pkk katliamı denmiş ve kınanmış öyle mi?

    gözümüzü kapatmakta ve bizim için kurgulanmış sanal gerçekliği yaşamakta ısrar etmeliyiz öyle mi... temcit pilavı gibi sivas'ta şöyle yakıldı, böyle kahkaha atıldı gibi artık iyice cılkı çıkartılmış kavramların kullanımında gösterilen sereserpelik nedense başbağlar'da gösterilmiyor. sivas'ta kasıtlı bir halktan, üstelik kahkahalar atarak insan yakan barbar bir halktan (bkz: aman yarabbi) rahatlıkla bahsedilebiliyor. kalkıp diğer taraftan sivas katliamıyla tıpatıp örtüşen simetrik bir ayniyet içeren refleksif bir durumdan "bu şudur; pkk eylemidir kınanmıştır.." diyebiliyor.

    bu zihniyet herşeyden emin... başbağlar'daki katliamın sivas'la bir alakasının olmadığından mesela, sivas'taki olayların tamamıyla halkın güdülenmiş vahşi fundamental dinciliğinden kaynaklandığından mesela... ve bu kendinden emin olmakla da kalmıyor.
    hayatta sanki hiç tahrik olmamış gibi, sanki sinirleri alınmış gibi ahkam kesiyor. tahriki küçümsüyor!!! tck da birçok suçun hafifletilmesinde tahrik faktörünün ne kadar mühim bir yer işgal ettiğini hatırlatmam böylesi zihni gelişgen bir toplulukta, abesle iştigal olmaz mı?

    birilerini hadiseleri doğru taraftan okumaya davet ederken aynı metodu kendimizde uygulamalıyız. ancak tutumlarımızı ve mensubiyetlerimizi bir kenara bırakarak olur bu.
    kahkaha atan koca bir barbar halkı görüyoruz (nasıl bir betimleme kabiliyetidir bu) ama bu halkın gözlerinin içine baka baka değerlerine söven, dinine ve kutsalına söven fasit eylem ve kişileri görmekten imtina ediyoruz. buna "nalıncı keseri gibi hep kendi tarafına yontmak" derler beyler!!! kendimize gelelim.

    hem tahrikçiler ve fasit olanlar ile aydın olanları ayırmanın zamanı artık gelmedi mi?
  • "sivas katliamı ayrıdır, başbağlar katliamı ayrıdır. ikisini de kendi hesaplaşmalarınız için kullanmayın lütfen" diyenlerin tuhaf bir şekilde suçlandıkları katliam. pkk eyleminin barbarlık olduğunu söylemek kesmiyor. şöyle denilmesi isteniyor. "sivas olayları mı? evet hatırlıyorum. talihsiz bir olaydı. hem tahrik vardı. ama hemen sonra başbağlar katliamı gelmişti. " e madem öyle sivas katliamından resmi bahsetme şekli diye bir kanun çıkarılsın, şu yukardaki tarif (ya da nasıl arzu ederseniz) gibi bir formül icad edilsin ve bu formülasyon çerçevesinde sivas'tan ya da başbağlar'dan bahsetmeyen suçlu ilan edilsin. ve hala şaşırarak görüyorum ki sivas için "tahrik vardı" gerekçesini yüzsüzce kullananlar var. tahrik gibi son derece öznel, subjektif bir kavramı bir cinayette hukuk terimi olarak kullanan bir anlayış için zaten tartışılacak bir durum yoktur, asıl onlar epey emindir kendilerinden. neyin tahrik olabileceği neyin olamayacağı kararı çoktan verilmiştir zira.
  • akıl almaz bir şekilde sivas katliamı ile birlikte anılan ve aynı platformda değerlendirilen üzücü bir terör olayı. türkiye'de sadece kaşarlanmış politikacıların değil, hemen herkesin ajitasyon kabiliyetine sahip olduğunu, en alakasız konuları bile aynı platformda değerlendirip kendi çarpık fikirlerini desteklemeye çalışacaklarının en ilginç ve dikkat çeken örneği olarak burada kullanılmış bu üzücü olay. yazık.
    yani bir terör örgütünün yaptığı şeyle, neredeyse bütün şehrin katıldığı toplumsal cinnetin aynı olduğunu savlıyor buradaki bir kaç yazar ve bu söylediklerine inanıyorlar. sıkıntıları da bu katliamın sivas kadar ön planda tutulmaması.
    o zaman şunlara da inanmaları gerekiyor:
    * sivas'ta toplanan, tekbir sesleriyle oteli yakan binlerce kişilik kalabalık da terörist muamelesi görmeliydi.
    * sivas'taki olayların yönlendiricileri ve olayları körükleyen ve önlem almayan dönemin sivas yöneticilerine de pkk yöneticilerine davranıldığı gibi davranılmalıydı. (dönemin belediye başkanı daha sonra milletvekili olarak meclise girdi)
    * olaylara sempatizanları karışan tüm partiler, ki bunlar mhp, bbp ve tüm dinibütün partiler, pkk sempatizanı olarak görülen partinin yaşadıklarını yaşamalı, defalarca kapatılmalı ve tüm yöneticileri tutuklanmalıydı.
    * sivas olaylarından sonra 'göstericiler zarar görmemiştir' açıklaması yapan tansu çiller, teröre destek verdiği için imralı'ya kapatılmalıydı. ya da çiller başbağlar katliamından sonra, 'pkk'lılar zarar görmemiştir' demeliydi.

    türkiye, pkk terörüne karşı yıllarca hem maddi hem insani kaynaklarıyla en üst düzeyde mücadele verdi. çünkü pkk bir tehditti. ancak sorun sivas'taki olayları çıkaranların, arkasındaki zihniyetin bir tehdit olarak görülmemesidir. nasıl ki zamanında 1934 trakya olayları, 6-7 eylül olayları, maraş ve benzeri katliamları çıkaranlar ve arkasındaki güçler tehdit olarak değil de vatansever olarak görüldüyse, aynı şey sivas'ta da geçerli oldu.
    sonuç olarak iki olay çok farklı iki platformda değerlendirilmeli. bugün kimse pkk'ya karşı gerekli mücadele verilmedi diyemez. ama sivas olaylarını yaratan zihniyetle hiçbir zaman mücadele edilmedi. gözardı edilmesinin ötesinde bir çok zaman desteklendiği bile oldu. nasıl ki çeçenistan'a savaşmaya gidenler kahraman mücahitler olarak görüldülerse, sivas olayları da bir şekilde hep legalize edilmeye çalışıldı. bu konu başlığı altındaki bazı yazıların da, pkk terörü gibi kel alaka bir yaklaşımla bu amaca hizmet etmeye çalışması şaşırtıcı değil aslında, sadece üzücü.
  • butun ecelsiz olumler gibi uzucu bir olay. adam yakmak, adam vurmak hepsi ayni amaca giden araclar: oldurmek.

    *** (lakin)

    goz ardi edilen gercek kavramini yeniden ortaya cikarmak gerek bu katliami tanimlamak icin.

    gercekleri sozle/yaziyla, tehdit ederek/duygu somurusu yaparak ve varsayimlara "apacik ortada" gibi kesin kelimeler koyarak ulasilamaz. gerceklere kanitlari izleyerek ulasabilirsiniz. belge okuyarak.

    ***

    olayin bir 'karsi eylem' oldugu varsayimdir. tipki olayin bir 'komplo denemesi' oldugunu soylemek gibi.

    sivas'ta siradan halkin, devletle herhangi bir savas icinde olmayan (ya da oyle gorunen) ama duzenli bir ordu gibi suru halinde ve hiyerarsik bir duzenleri varmis gibi bir yerlerden emir aldiklari belli olan (cevre ilcelerde, sehirlerde dagitilan; cihat cagrisi yapilan bildiriler) insanlarin eylemi soz konusu. ve bu bir gercek. saptirilamaz bir gercek. bu insanlari, bu sekilde organize edenlerin yobaz oldugu, gerici oldugu, seriat yanlisi oldugu gercegi gibi bir gercek. ayrica o insanlarin -kendilerinin- egitimsiz oldugu gibi bir gercek. olayi bir 'dise dis kana kan' olarak gostermek icin 33'e 33 yakistirmasi yapanlarin iddia ettiklerinin aksine, o gece madimak'tan 37 (yaziyla otuzyedi) masum insanin nefes almayan bedenlerinin cikarildigi gibi bir gercek. olayi butun sivas'a mal etmenin yanlis oldugu gibi bir gercek. madimak'in yaninda bulunan bir ishanindaki buyuk birlik partisi (ki bilmeyenler icin soyluyorum, gayet muhafazakar bir ideolojileri vardir) ofisine, pencere araliklarindan cekilerek kurtarilan arif sag ve daha niceleri gibi bir gercek. kalabaligin onunde, arkasinda, ortasinda toplanan guvenlik guclerinin gerekli mudaheleyi yapmadiklari gibi bir gercek. o guvenlik gucune 'geregini yapin' emrini verebilecek siyasi bir mudahele olmadigi gibi bir gercek. ertesi gun kentte sikiyonetim ilan edildigi gibi bir gercek. bu sikiyonetime ragmen bazi tahrikkar yerel gazetelerin "ali baba mahallesinde toplanacak aleviler camilerimizi bascak, tetikte olun" diye bas bas bagirmalari, ama alevi vatandaslarin sag duyularinin hakim ciktigi gercegi gibi bir gercek.

    yoksa herkes bilir 'intikam yerinde guzeldir', 200km otede, ve ayrica da cogu komsusu -muhtemelen- alevi koyu olan, alevilerle icli disli olmus masum bi koyde degil.

    ***

    tarih alevilerin direk olarak suniler tarafindan, genis capli -ayaklanma niteliginde- toplanmalarla olduruldugu bir suru buyuk 'sehir' olaylari yazar: corum vardir, kahramanmaras vardir, malatya vardir, ve en nihayetinde gazi mahallesi vardir, sivas vardir. gercekler vardir. bi de bu gerceklere ragmen hala 'aleviler de karsiliginda bunu yaptilar, sunun karsiliginda da bunu yaptilar; aslinda suniler o olaylari sunun karsiliginda cikardilar, bunu da onun karsiliginda' diye soylenen varsayimlar. kahramanmaras olaylarindan once de, corum olaylarindan once de bu gibi varsayimlar (tahrikler) ortaya atilmisti: 'aleviler sinemamiza bomba atti, aleviler cami bombalamayi dusunuyolarmis' vs seklinde.

    ***

    o bakimdan, soylenenlere (gercek olmayan, sadece iddia edilenlere) dikkat edin derim ben. inananlar var. inanip, tahrik edilenler var. tahrik edilip eylem icin orgutlenenler var. eylem yapip katledenler var. hepsi de bazi 'az okumus', 'cok zeki' insanin basinin altindan cikiyor iste.
  • amacı bana göre dinler ve meshepler çatışmasını körüklemek olan katliam. acaba dinler olmasaydı insanlar yine de birbirlerini katletmek için bu kadar çok sebep bulabilirlermiydi diye de düşünmüyor değilim. ama zannımca zaten bu insanın doğasında var çatışma yaşamak için insanoğlu her zaman için bir sebep bulacaktır.
  • erzincan'in eğin ilçesine bağlı, dersim sınırındaki bir sünni türkmen köyü. 5 temmuz 1993 günü 33 masum insan bu köyde öldürülmüştür. bu terör hareketi, maalesef, yapanların * yanına kalmıştır.
  • türklerin ülkesi anlamına gelen türkiyede yapılan türkleri etnik temizliğe tabi tutma provasıdır. ağızlarından salyalar akarak bu olayı seyreden, içten içe sevinenler furor turcica'nın ne olduğunu yakın zamanda anlayacaklardır.
  • zamanında tkp/ml'nin (tikko'cular) de kınamış olduğu 'eylem'. tkp/ml, bu ve benzeri faaliyetleri dolayısıyla pkk'ye sert bir uyarı yapmıştı o dönemler.