şükela:  tümü | bugün
  • "sevgili çocuklar

    size ilk defa dürüstçe bir iki cümle söylemek istiyorum. lafı kıvırmadan dosdoğru anlatacağım içimde ne varsa. şimdi belki söylediklerimi anlayamayacaksınız ancak büyüdüğünüzde neyin neden başınıza geldiğini merak ederseniz dönüp okursunuz.

    sizin hakkınızda aldığımız kararların iki temel sebebi var. birincisi ideolojik, ikincisi ekonomik. cumhuriyet, demokrasi kültürü oturmamış toplumlarda otoritenin meta ve inanç ekseninde yer değiştirmesinden başka bir şey değil. biz de böyle bir toplum olduğumuz için otoriteyi ele geçirdiğimiz anda hem iktidarımızı sürdürmek, hem de kendi ideolojimizi yaymak için elimizdeki tüm imkanları seferber ettik. inanç eksenli partimizin tabanını güçlendirmek için vizyonsuz ancak pratik hamleler yaparak kendi seçmenimizi oluşturduk. düşünen sorgulayan üreten sanata ve bilime yakın bireyler yönetilmesi daha zor bireyler oldukları için olabildiğince bizim kontrol edebildiğimiz kavramların üzerinden siyaset yapma yoluna gittik.

    ancak sizinle pinpon topu gibi oynamamızın altında çok daha basit nedenler de vardı. bu nedenler öylesine basitti ki kimse gerçek olacağına inanıp gündeme bile getirme gereği duymadı. aslına bakarsanız buna biz de şaşırdık. durum şu ki sizin çocuk olduğunuz bu günlerde türkiye cumhuriyeti vatandaşlarının yaş ortalaması giderek yükseliyor. bu genç dinamik bir halkı kaybetmekten çok daha kötü ekonomik bir sonuca da neden oluyor. ssk primleri ve emekli maaşı dengesizliği. bilindiği üzere sosyal devletlerde insanlar emekli olduklarında onların maaşları çalışan insanların sigorta primlerinden ödenir. yani toplumun çalışan kesimi emekli olanlarına bakarlar. bu öylesine önemli ve hassas bir dengedir ki eğer denge bozulursa toplumun kıçını toplaması on yıllar alır.

    gelişmiş sosyal devletlerde 7 çalışan kişi 1 emeklinin maaşını öder. bizimkinde ise genç nüfus daha fazla olmasına rağmen prim ödemede yapılan yolsuzluklar ve sigortasız işçi çalıştırmanın yoğun olması nedeniyle 2 yahut 3 çalışan bir emeklinin maaşını ödemektedir. üstelik önümüzdeki tablo gösteriyor ki yaşlanan toplumda emekli sayısının çalışana oranı giderek artacak. yani önümüzdeki 30 yıl içinde çok ciddi bir hamle yapmazsak emeklilere verecek kaynağı çalışanlardan sağlayamayacağız.

    bu ciddi sorunu fark ettiğimiz andan itibaren öncelikle nüfusu gençleştirmek için bir dizi hamle yaptık. sanki derdimiz genç dinamik toplummuş gibi bir havalara girip 3 çocuk yapması için ailelere telkinde bulunduk. zira 2 kişinin evlenmesi ile oluşan ailede nüfusun artması için en az 3 çocuk doğması gerekiyordu. 30 yıllık bir süreçte bu aktif çalışan oranını hızla arttıracak ve bizi bekleyen büyük ekonomik buhrandan çıkmamıza yardımcı olacaktı. ancak gördük ki halk bizim doğurun büyütün ucuz iş gücüne asker yetiştirin talebimizi pek ciddiye almadı. daha kendini doyuramayan insanlardan 3 çocuğu büyütmesini beklemek biraz fazla göze battı. plan işlemdi.

    biz de inanılmaz bir hamleyle sizleri bir sene erken okula alarak ve bu yolla bir sene erken iş hayatına çıkmanızı sağlayarak en azından çöken sisteme bir kalp masajı, bir elektroşok uygulayabileceğimiz fikrine yöneldik. bu yöntemle en azından 20 yıl sonra yani 2033 gibi piyasaya normalde olduğundan iki kat fazla işçi, çalışan, emekçi sokmuş olacaktık.

    bir derde derman olup olmayacağı çok şüpheli, zaten sistemi öylesine bir panik ve aceleyle devreye soktuk ki daha henüz sınıflara sığacağınız bile tartışma konusu. ama bu pek bizim umrumuzda değil açıkçası. sıkışa tepişe okuyun mezun olun piyasaya can verin. siz bizim için birey değil sistem makinesinin organik pillerisiniz. itaat edin, tüketin, ölün. mümkünse emekli olduğunuz gün ölün.

    umarım bu anlattıklarıma kırılmıyrosunuz. vallahi mucizelerle ayakta tutuyoruz devleti.
    hepinize uzun ve sağlıklı bir iş hayatı diliyorum.
    sizi çok seven başbakanınız."
  • aldıkları mektubu okuyamayacak çocuklar için yazılmış mektup. bi nevi andersen'den masallar
  • "ali oyu akp'ye at" "ahmet en az üç çocuk yap." "ayşe ananı alda git." gibi birinci sınıf cümleleri içeren mektup. 66 aylık çocuk nasıl okuyacak mektubu?
  • müreffeh, demokratik, etkin, saygın, hayati derece, nitelik, reform gibi, her 5 yaşındaki çocuğun aşina olduğu kelimeler kullanılarak yazılmıştır. çocukların okuyabilme problemini geçtim, çocuklar annelerine babalarına okutsa dahi hiçbir şey anlayamayacakları bir mektuptur.
  • bizim yeğene okumaya başladım 5 saniye sonra -eeeh eytere bea içim daraldı - diyip gitti. mektubun önemini kavrayamadı çocuk. ne yapacağız bununla bilmem. okumaz bu.
  • beş buçuk yaşındaki bebeleri ulusa sesleniş travmasına maruz bırakma girişimidir.
  • yeni hedefi, başöğretmen sıfatıyla dillendirilmek olabilecek erdoğan'ın mektubunu 66 aylıklara öğretmenleri tercüme edecektir:"biat edin!"
  • okuyamayacak çocuğa mektup yollanması eleştirince "hangi mektup? yok öyle mektup!" denilip inkar edilecektir.
  • çocuk gelişimi ve sağlığı konusunda uzman pek çok kişi ve kurum tarafından dile getirilen “5,5 yaşındaki çocuklar okula başlamamalı” sözlerini ısrarla anlamayan başbakan erdoğan'nın henüz daha altına kaçıran çocuklara yazdığı mektup.

    "bizler sizleri geleceğimiz olarak, bu ülkenin yarınları olarak görüyoruz. türkiye’nin daha güçlü, daha müreffeh, daha demokratik bir ülke olabilmesi, bölgesinde ve dünyada etkin, saygın bir konumda bulunabilmesi için eğitim hayati derecede önem arz ediyor. biliniz ki aziz milletimiz size güveniyor.”

    hangi kafayla yaşıyor bu insanlar anlayabilmiş değilim ben.

    haberin tümü şu şekildedir.

    --- spoiler ---

    "milli eğitim bakanı’nın “pkk’li ve laikçi”, başbakan’ın ise “geri zekalı” suçlamasıyla karşılaşan 5,5 yaşındaki çocukların aileleri akp’liler tarafından hedef alınmaya devam ederken, başbakan’dan pazartesi günü okula başlayacak olan 5,5 yaşındaki çocuklara mektup geldi.

    pazartesi günü öğrencilerin sırasına kitaplar “eğitim özgürlüktür” yazılı poşetler içerisinde bırakılacakken, poşette başbakan erdoğan ve milli eğitim bakanı ömer dinçer imzalı birer mektup da poşetin içinde yer alacak.

    çocuk gelişimi ve sağlığı konusunda uzman pek çok kişi ve kurum tarafından dile getirilen “5,5 yaşındaki çocuklar okula başlamamalı” sözlerini ısrarla anlamayan başbakan erdoğan, mektubunda birileri "eğitim önemsiz ve verilmesin" diyormuş gibi, eğitimin öneminden bahsetti.

    mektubun dili henüz daha okuma-yazma dahi bilmeyen çocukların anlayamayacağı bir şekilde kurgulanırken, çocuklar üzerinden 2,3 milyon öğrenci velisine propaganda yapıldığı anlaşılıyor.

    işte başbakan’ın 5,5 yaşındaki çocuklara yazdığı mektuptan basına yansıyan kısa bir bölüm:

    “bizler sizleri geleceğimiz olarak, bu ülkenin yarınları olarak görüyoruz. türkiye’nin daha güçlü, daha müreffeh, daha demokratik bir ülke olabilmesi, bölgesinde ve dünyada etkin, saygın bir konumda bulunabilmesi için eğitim hayati derecede önem arz ediyor. biliniz ki aziz milletimiz size güveniyor.”

    (sol - haber merkezi)"

    http://haber.sol.org.tr/…formu-mektubu-haberi-59212

    --- spoiler ---