şükela:  tümü | bugün
  • okul için, bilhassa üniversite yıllarında, değilse iş hayatı için gerçekleştirilendir. herkesin başka şehirlerde tanıdığı olmuyor tabii.

    önce başka bir şehre taşınırsın. hiçbir karşılayanın yoktur. bir şehrin sokaklardan, evlerden oluşan; insanlarının boş beleş şeylerden bahsettiği bir yer olduğunu anlarsın. hiçbir köşede hiçbir anın olmadığı için, şehrin gerçek yüzünü görürsün. belirli birkaç caddesi, sıkıcı sokakları, terk edilmiş gibi duran dükkanları vardır. soğuk eserse hava, iliklerine işler; yol bozuksa ayağın takılır; bir yerde işin çıktıysa kuyruk vardır. yani şehir de sana karşıdır.

    insan yaşadıklarıyla bir yeri evi yapar. anılarımız olmadığı sürece, şu veya bu, tüm nesneler ve tüm insanlar birer hayalettir. ama anılarınız birikip, acısı ve tatlısıyla günleriniz geçtiğinde o şehirden kendinize ait bir şeyler çıkarırsınız. başkaları göremez bunu.

    neden mi böyle düşünüyorum? birkaç defa sabahın ilk ışıklarıyla dışarı çıkmışlığım oldu. uçağa yetişmek için, karşıya geçmek için şu veya bu için... neyse, şehri çok erken saatlerde, tüm o çıplaklığıyla gördüm. gerçekten de bu şehir bir yığın vasatlıktan ibaretti. gürültülü müzik çaldığı için insanların rahatlıkla düşünemediği bir mağazaydı aslında şehir. insan böyle bir yerde ömrünü harcamakla, neden ve nasıl kendini cezalandırır? insanın kendini en rahat hissettiği şehir 24 saat yaşayan şehirdir. müzik durduğunda ve kendini dinlemeye başladığında, saatlerdir mezarlıkta oturduğunu anlarsın.
  • istediğim ama yapamadığım atraksiyondur.
  • ömrüm olursa yapmak istedigim. bu da kendime sözüm olsun.

    istanbuldan, basima actigi belalardan ve benden aldiklarindan ölesiye tiksiniyorum.
  • “birazdan kudurur deniz” parçasındaki acımasız sözler gelir aklına;

    şimdi bir yeni sevda mı olur
    kimsenin kapını çalmadığı bir inziva mı
    tutar sıfırdan başlarsın
    yoksa bu ilişkiler bu zaaflar
    seni yiyip bitirir, seni yiyip bitirir
    dirhem dirhem azalırsın.
    içimi acıtan sözler
  • son yirmi yılımı bu hayali kurarak geçirdim desem yeridir.
    not:yardımcı olacak biri varsa yeşillendirsin.
  • fantezisini kuranların gerçekleştirenlerden kaç bin kat fazla olduğunu merak ettirendir.
  • şu aralar sık sık bu konuyu düşünüyorum. bulunduğum şehirde 10 yıldır yaşıyorum ne uzadım ne kısaldım. bomboş bir 10 yıl geçti insanlardan çevremden bıktım artık. çok daha düşük bir konumda da olsa farklı bir kuruma geçmeyi ciddi olarak düşünüyorum. ama bu düşünceler hep bir noktada bitiyor ya bunca yıl verdiğin mücadele bırakıp gidince ne olacak gittiğin yer buradan iyi mi bu sorular bir cevap verebilsem anında yeniden başlarım.
  • büyük umutlar bağlamamak şartıyla, her değişim gibi olumlu yansımaları olacak karar. acıkmak ya da susamak gibi vücudun eksikleri karşılama yöntemi değişim arzusu da.

    ama "büyük şehirlerin keşmekeşinden kaçmak lazım", "küçük sahil kasabası ya da hiç olmadı küçük bir şehir de ne güzel olur" gibi klişelerle hareket ediyorsanız bir durun düşünün derim. o kaçtığınız keşmekeş, çoğu insanı kötülük yapacak fırsatı vermeyecek kadar yoruyor da sizi koruyor. o minik şehirdeki alışılagelmiş düzenden sıkılan insanların ise tasarlayarak kötülük yapacak kadar zamanı oluyor. fiziksel yorgunluk, psikolojik yorgunluktan daha kolay atlatılır.
  • tüm arkadaşlarınızı, dostlarınızı da geldiğiniz şehirde bırakıp geliyorsunuz.beraber büyüdüğünüz insanları arkanızda bırakıyorsunuz.

    çalışma hayatı için şehir değiştiriyorsanız, sosyal hayatınıza iş arkadaşlarınızı alıyorsunuz mecburen. hepsi için olmasa da bu bir süre sonra çekilmez çileye dönüşüyor. farklı bir çevreden, arkadaş dost bulmak belli bir yaştan sonra zor olduğu için, bir süre sonra kendi kendinize yetip, her şeyi tek yapmaya başlıyorsunuz.
  • beraberinde yalnızlık getirir. yaptım ben bunu, iş için 6 aydır bambaşka küçük bir şehirde yaşıyorum. geldiğim nokta şu iş biran önce bitse de dönsem memlekete.