şükela:  tümü | bugün
  • spotify'ın podcast bölümünde denk geldiğim ve pilot bölümünü dinlediğim, şimdilik bana keyifli gelmiş olan bir radyo boğaziçi yayını. iki tane kadın oturup muhabbet ediyorlar, şu kaka bu boktan devamlı birilerini ve bir şeyleri çekiştiriyorlar. samimi, hoş. aralarda güzel parçalar da çalıyorlar.
  • haftanın 5 günü günde 8 saat rahat podcast dinliyorum. yerli yabancı 25 yayını aşıyor,
    konular, tarihten tutun sinir bilim podcast yayınlarına kadar derya deniz ayrıntılara gidiyor, günlük ajans haberlerini dahi buradan takip eder durumdayım, goy goy da mevcut, ülke kurtaran yayınlarda..
    ama en çok rahatsız edenleri türkçe-ingilizce kırması bir dille yayın yapanlar, olayın tamamen ses ve anlatı üzerine kurulu olduğu düşünülürse fonetik olarak bambaşka dillerin kırması bir anlatıyı dinlemek ne kadar yorucu siz tahmin edin.
    tamamen ingilizce olabilir, sorun yok, ama plaza dili olmasın, lütfen...

    kelime bulamamak, "boğaz içiliyim moruk ben, biz de bööyle" cevabını kabul edemem.
    yahu az kemal tahir okusanız, ne bileyim, güncel olarak ihsan oktay anar, tarih severseniz reşat ekrem koçu, istanbul türkçesi için refik halit karay, örneğin memleket hikayeleri, tanpınar yahu, ahmet hamdi tanpınar da mı sevmezsiniz, oysa saatleri ayarlama enstitüsü ne güzeldir.
    türk edebiyatı "bayıyo baba" diyorsanız, cemil meriç çevirileri okuyun. ne bileyim sabri esat siyavuşgil özellikle cyrano de bergerac efsanesini orjinalinden bile iyi çevirmiştir, çok da zor olmasa gerek.

    böyle yazınca bu cimcimelerden nefret ediyor gibi görünmüş olabilirim ama yanlış, seviyorum ben bu hatunları, daha iyi olsunlar diye yazdım tüm bunları.
    biraz da onuraliben öykünmeleri varsa bilsinler istedim, o dikkat ediyor tüm bunlara.
  • o tarz mi'yi takip edenleri takibe aldigi icin herhalde instagram'da eklemisler bu arkadaslar beni. ben de bu agresif pazarlama sekline hemen yem olup dinledim bu arkadaslari.

    fena bi muhabbetleri var. bir kadin sarkiciya 'allah affetsin cirkin biraz' filan demekte beis gormuyorlar, ay su cok kiro degil mi ya filan diye rastgele insanlara irkci hakaretlerde bulunuyorlar, kucumsemelerin filan haddi hesabi yok. bunlarin disinda da pek enteresan bi muhabbeleri yok zaten.

    yeni mezun genc insanlarin amator radyoculuk islerinden pek bi sey beklememek lazim zaten de, yazmadan gecemedim.
  • resmen ilk günden beri dinlediğim ve çok komik bulduğum iki kadın tarafından kaydedilen bir podcast. dinlerken en yakın arkadaşımla konuşuyor gibi hissettiğim için bu kadar seviyorum sanırım. eskiden radyoboğaziçi üzerinden yayın yapıyorlardı ama artık orada kaydetmiyorlar. kendileri kaydedip spotifya yüklüyorlar. sadece biraz kısa buluyorum artık, ben sizi bir saat dinlemeyi seviyordum. dinlemek isteyenler içinse benim en sevdiğim bölümleri "namaste". umarım daha uzun süre severek yaparlar bunu.
  • son podcast yayınında buradaki yorumlara yer vermişler ve sağ olsunlar ciddiye alıp öz eleştiri yapmışlar, kendi adıma teşekkür ederim.
    ayrıca,
    ezgi hanım siz tanpınar sever değil, tanpınar aşığı sayılırsınız, zaten 5 romanı olan tanpınar için ki aydaki kadın ölümünden sonra tamamlanmamış notlarından basıldı, 4-5 romanını okudum demek, tanpınarı yaladım yuttum demek, tebrik ederim.
    itiraf etmem gerekirse sadece huzur ve saatleri ayarlama enstitüsü okumuş biri olarak, diz çöküp tövbe etsem yeri *
    ama bu birikimi yeşil sahalarda da görmek isteriz.

    ayrıca can yaman filan bunlar fakir doyurur, biraz da ne okur, ne izler, ne dinler, ne yer içersiniz, onları da ekleyin,
    ucuzluk, basitlik, skandal işin mezesi, ana yemek eksik yayınlarda, aç kalkmayalım sofradan...

    not: bu yorum açıkçası bir önceki entry içine editlenmişti ama beyza hanım; "iyi yahut kötü eleştirinin benim açımdan tek artı yönü, bir fazla yorum almak" demişti, ona istinaden çam sakızı çoban armağanı...
    benim açımdan ise bir fazla yorumun tek artı yönü, artı bir yönün olmaması, deli miyim neyim, zamanımı boşa harcıyorum :)