şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: enis batur)
  • apuleius'un ünlü eserinin kabalcı yayınlarından çıkan çiğdem dürüşken çevirisi. bir zamanlar bir nurullah ataç çevirisi vardı ama bu çeviri çok iyi. özellikle de ülkemizde de yunan ve latin klasiklerinin yaşil/kırmızı diziler olarak karşılıklı basımlarının yapıldığını görmek çok hoş oldu. bu baskı da bu bağlamda harika. apuleius'un zevkle okunan eseri hem dönemin büyü anlayışını hem de gizem dinlerini çok güzel anlatıyor.
  • çiğdem dürüşken, eserin önsözünde, bilhassa 4ncü, 6ncı ve 11nci kitaplara vurgu yapar.
  • öyle böyle değil bir hayli müstehcen hikayeler barındıran bir eserdir apuleius'un başkalaşımları.
  • latin edebiyatının önemli isimlerinden lucius apuleius‘un kuşların hislerini deneyimlemek isterken yanlış büyü sonucu eşek olan kahramanı üzerinden anlattığı hikaye.
  • romalı yazar apuleius'un eseri.
    çeviren çiğdem dürüşken.
    yayınlayan kabalcı yayınları. linki

    ____misafir olarak kaldığı evde bir büyüye maruz kalarak eşek olan ve eşek haliyle başından geçenleri anlatan bir gencin hikayesidir. dönemin gündelik, dini ve dındışı, yaşamına ait değerli bilgiler içermektedir. isis kültüne dair bir töreni de naklen anlatmaktadır.

    ____yalnız benim için zor bir okuma oldu. alt metinde rastlanan, dönemin insanının hayvanlara karşı davranışları içler acısı. kitapta hikayenin kahramanı olan eşeğin dayak yemediği zulüm görmediği gün hemen hemen yok gibidir. antik çağ insanı hayvanlara karşı adeta bilinçsiz, kör bir kötülükle doludur. eşek ve diğer hayvanlar evcil olsun olmasın, sorgusuz sualsiz kendi tasarruflarındadır. eşek sadece bir sahibi olduğu sürece sağduyunun ve kanunların ilgisini çeker. hayvanların canı, bedeni ve topyekun varlığı, üzerinde düşünülmesine bile gerek duyulmadan ezeli/ebedi insana aittir. evcil hayvan insanın malıdır, kölesidir; vahşi hayvanlar anlamsızca öldürülmedikleri zaman şovların, gösterilerin, eğlencelerin malzemesi olarak kullanılırlar. daha sonra, mürit kazandırma açısından hristiyanlığın lehine işleyen bu merhametsizlik, acımasızlık, kıyıcılık şaşırtıcı derecededir. insanlar soluk alıp verir gibi insan ya da hayvan öldürürler. dikkatinizi çekmek isterim ki olayın geçtiği tarihten (160) kabaca 500 yıl kadar önce budizmin ve hinduizmin yaygın olduğu çok büyük bir alanda hayvan hakları gözetiliyordu ve hayvanlara karşı yapılan zulümleri kınama vardı. ayrıca vejetaryenlik yaygındı. burada yine o dönemin dini ahlakına aykırı düşen bir kefaret ödeme düşüncesi belli belirsiz görünmektedir. cinsel hazların ve işretin peşinden koşmakla geçen rezil bir yaşamın cezasını eşek halinde çile çekerek geçiren gencin dünyasında (antik yunan/roma yaşamında) günah-sevap, cennet-cehennem, ödül-ceza, fazilet-erdemsizlik dualizmleri henüz geçer akçe değildir.

    ___yine o tarihte bile yaşanan, batı uygarlığının temelini oluşturan bir çalışma/çalıştırma çılgınlığını görmekteyiz. eşek te bundan nasibini alıyor tabi ki. o idilik olduğu düşünülen zamanda bile insan ya da hayvan, sebebini bilmeksizin posası çıkana kadar çalışır da çalışır. kölelerin durumunda bahsedilmiyor bile. bunlar sadece özgür insanlar ve onlara ait hayvanların durumudur. kanunların yaptırım gücü hemen hemen yok gibidir. metinden çıkan sonuca göre zina ve eşcinsellik korkulan suçlar ama leblebi yer gibi cinayet işlenmektedir ve bunlar sadece şahit olunursa, failer suç üstü yakalanırsa cezalandırılmakta. yargılama süreci adeta komedi gibi. benim anladığım kadarı ile suçludan çok suçsuzların (niyazi) cezalandırılması daha yaygın. hatırlatmak isterim roma imparatorluğunda örneğin bir vatandaşın kölesinden işkence yapılmadan alınan ifade geçersiz sayılmakta idi. son olarak her zamanki gibi kanunlar güçlünün yanında ama özgür bir roma vatandaşı da olsa zayıfın kanuni hakları kağıt üzerinde kalıyor.