şükela:  tümü | bugün
  • değişmeden hatta gelişmeden önceki rte saptaması.

    http://img85.imageshack.us/i/birgun.jpg/

    tamamı şöyle:
    "başkanlık sisteminin ortaya çıkışı bir özentinin sonucu ya da amerikan emperyalizminin bize bir tavsiyesi."
  • kesinlikle yanlış rte beyanatı. keza bu sisteme heveslenen her siyasiye ( ki emin olun sistemi dışarıdan görüp heveslenen siyasi çoktur) amerikalıların uyarısı ' bu sistem sizi aşar!, dışarıdan göründüğünden farklıdır ve görüntüde tek adam yönetimi gibi görünsede aslında tam bir kuvvetler ayrılığıdır.' şeklinde olur.

    eğer amerikadaki sistemi değiştirmeden alacaksa zevkle denesin rte ama sonra ağlamasın mr.prezidant olmayı başardım ama bir şey yapamıyorum diye. ekstra bir örneğe ihtiyacı varsa son sağlık reformunun oylanması sırasında obama nın görüntülerini seyretsin. adam kaç yaş yaşlandı oylamada ve kaç kez gitti geldi sonuçta da bir kaç oy fark ile kukla olmaktan kurtuldu.
  • rte nin geleceğe yönelik bir itirafı olarak da alınabilir bu değerlendirme.
  • yanlış bir recep tayyip erdoğan saptaması. neden yanlış olduğunu açıklamadan önce, kısaca başkanlık sisteminin türkiye için hiç uygun bir sistem olmadığını düşündüğümü belirtmek isterim.

    şimdi dönelim abd emperyalizminin tavsiyesidir meselesine. abd'nin emperyalist bir amaçla, her hangi bir ülkeden siyasal sistemi üzerine talepleri olmamıştır. abd bir ülke ile müttefiklik ilişkisi kurarken, o ülkenin siyasal sisteminin ne olduğunu umursamaz. çok geçmişe gitmeye gerek kalmaksızın, şöyle bir zihin tazeleyecek olursak görürüz ki, abd, değişik politik sistemlere sahip ülkelerle müttefiklik içine girmiştir.

    örnekleyelim;

    mesela, portekiz, nato'nun kurucu üyelerinden biridir. peki, bu portekiz'in nato katılım belgesine imza koyan devlet başkanı kimdir? antónio de oliveira salazar. bu adamın kim olduğunu öğrenmek isteyenler, şöyle bir tıklayabilir. ancak biz kısaca belirtelim ki, kendisi 1932'den 1968'e kadar, portekiz'in tek adamı olmuş bir diktatördür. binlerce muhalifi içeri tıkmış, binlerce solcuyu da darağacına yollamış bir rejimin mimarıdır. nato gibi, abd'nin soğuk savaş döneminde ortaya koyduğu, güvenlik şemsiyesi girişiminin vücud bulduğu oluşum nato, bu adamı kurucularından biri olarak onurlandırmıştır.

    başka bir örnek. her ne kadar müttefiklik ilişkisi oluşmamış olsa da, abd yugoslavya devlet başkanı tito'nun, sovyetler'e karşı ciddi bir destekçisi olmuştur. tito, özellikle 1964'ten sonra, abd kredilerini kullanmakta bir beis görmemiştir.

    ahanda başka örnek. türkiye özellikle erken 1950'lerle birlikte, abd ile resmi bir müttefiklik ilişkisi içine girmiştir. bugüne bakıldığında, suudi arabistan, hala bir abd müttefikidir. mısır o'na keza.

    bu örnekler çoğaltılır da çoğaltılır. ancak özet geç lan piç diyorsanız, söyleyeceğim odur ki; abd karşılıklı ilişkilerinde çıkar temelli müttefiklikler kurar, muhattap olduğu ülkenin politik sistemini umursamaz. ırak'a demokrasi getirme projesi nedir diyorsanız, derim ki; ırak'la hiçbir zaman müttefik olmamıştır.

    yani, başta da söylediğimiz gibi, yanlış bir yorumdur. ancak başbakan'ın bir yanlıştan, bir diğer yanlışa savruluşunun görülmesini sağlayan beyanattır.
  • gökten gök taşı düşşerse eğer bunu amerikanın emparyalist politikalarına bağlayacak fikirde olan insanların sayısının gün geçtikçe artması son hazindir.

    bunu geçelim dünya gerçeklerinden bahsedelim. bu gerçeklerden bir tanesinin olmazsa olmazı eğer iktidarı ele geçirirsen bunu nasıl elde tutarsın sorusudur.

    bunu sorunun cevabı iktidar döneminde iyi hizmetlerde bulunup iktidarını genel halk kitlelerini memnun etmekten geçer. bu yol elbette en zor yoldur.

    diğer yol ise bütün rakiplerini bir şekilde ekarte edip varolan sistemi iktidar sahiplerinin işlerine gelecek şekilde tornistan etmektir. bütün muhalif sesleri bastırıp dediğim dedik çaldığım düdük diyerek iktidarının devamı için elinden geleni yapmaktır. hem de fazlasıyla. işte bu da işin kolayıdır.

    akıl fikir mantık vesaire olgularının bir kenara atıldığı herşeyin allak bullak olduğu bir ülke düşünün. kasti olarak gerginlik politakası yürütülmekte bu suretle kul yığınlarının arzuları tek adam olsun isterse çamurdan olsunculuğa kaydırılmaktadır.

    bizim gibi treni çoktan kaçırmış medeniyetin devamı ve mirasçısı olan ülkelerde durum bundan farklı değildir. mesela şöyle bir tarihten yaprakları karıştırdığımızda ispanya, almanya, portekiz hatta bir zamanların şampiyonlar ligi şampiyonu olan ama ikinci lige düştü düşecek denerek korkulan fransa - üçüncü napolyon devrinde- tek adam idaresi altında idare edilmiştir.

    bu ülkelerin diktatörlerinin sonları darbeler, savaşlar yahut varolan dinamik faktörler ve doğal nedenler yüzünden tek adam saltanatı yıkılmıştır.

    mesela l'etat c'est moi diyen 14. louis'in kurduğu sistem vefatından sonra 65 yıl sonra gümbürdemiştir. eğer louis hizmet yatırımları yapmasaydı kurmuş olduğu sistemin ömrünün daha kısa olacağı şüphesizdir.

    eski çağlarda yaşanan yüzyıllık değişimler günümüzde sadece en iyimser tahminle 10 sene sürdüğünü biliyoruz. bu bilgimiz doğrultusunda iktidarını sağlama almak için diktatörlüğe son derece elverişli başkanlık sisteminin uygulaması kısa vadede iktidar sahiplerine avantaj uzun vadede ise hem iktidar hem de ahali için son derece dezavantaj olacaktır.

    amerika birleşik devletlerinin böyle bir tavsiyede bulunacağını tahmin etmek istemiyorum. koyu amerikan düşmanı gözlüğümü taksam bile birleşik devletlerin müttefikleri olan bir devletin diktatörlüğe son derece elverişli olan bu tip sistemle hasta adam olacak devletin yükünü taşımak istemeyeceğini düşünmekteyim.

    vel hasıl-ı kelam şu yaşadığımız günlerde bu tartışmanın gündem saptırmaktan gayrı birşey olmadığını düşünmekteyim. hani sihirbazlar vardır ya numaralarını icra ederken seyircinin dikkatini başka yerlere çekme gereğini duyarlar. aha bu durumda odur. bence türkiye cumhuriyetinin esas problemi rejim mejim değil esas problemi işşizlikten fıttırmak üzere olan ve ziyan edilen devasa işşizler ordusudur. gerisi fasafiso....
  • eğer ki gerçekten recep tayyip erdoğan başkanlık sistemine geçecekse bu cümleyi ettiği günden bugüne kadar fikri bazda gerçekleşen bu büyük değişikliğin nedenlerini gerekiyorsa bir kitap yazarak topluma anlatmasını gerektiren söz öbeği. neler değişti o günden bugüne. o gün bu cümleyi kurarken zihninden geçen fikirler neydi, bugün tam tersini savunurken aklından geçen fikirler neler. memleketin en büyük sorunu zaten değişim gelişim yaşayanların bu süreçleri fikri olarak anlatmaması. tabi ki bir diğer ve büyük olasılıkta hiç bir şeyin değişmiş olmaması.

    (bkz: demokrasi tren akbil üçgeni)
  • bir rte beyanı.
    23 sene olmuş.
    (bkz: vay amk)