şükela:  tümü | bugün
  • çünkü insanın en temel içgüdülerinden biri ve belki en önemlisi kendini korumaktır.
    dün 17 aralık kayıtlarını bir daha dinledim. ne dediklerini ve nasıl dediklerini tekrar sakin kafa ile dinleyince, nasıl bir korku hasıl olmuş görmek daha kolay. suçsuz korkusu değil bak, ahanda yakalandık korkusu bildiğin. ergenekondan çağırılan askerlerin yahu bir suçumuz yok gidelim bakalım neymiş hali değil duyduğun, bildiğin dördüncü dereceden yusuf, hani kimsebir suçu yoksa veya delil yok etme derdinde değilse kolay kolay gidip evrak öğütücü alışverişine çıkmaz, benim evde yok mesela hiç te almak kalıma gelmedi. her neyse.
    şimdi cumhurbaşkanını meclis in seçmesinde hal şuydu, cumhurbaşkanını seçme sorumluluğu mecliste olduğundan anayasaya aykırı kararları anayasa mahkemesinin düzeltmesi dışında cumhurbaşkanının bir sorumluluğu yoktu, çünkü yetkileri zaten kısıtlıydı. yani aslında cumhurbaşkanının, mecliste alınan kararların anayasaya uygun olup olmadığına bakıp onaylamak veya meclise iade etmek gibi bir pozisyonu vardı ve tarafsızlığı önemliydi, ha tarafsız kaldı mı, necdet sezer dışında pek kalmadı, necdet sezer de anayasa tarafındaydı hep ki bu zaten tarafsızlığın tanımı oluyor, atlayacak arkadaşlar için yazayım buraya. fakat direk olarak anayasaya aykırı hareket ettiği hiç olmamıştı.
    şu anki fiili durum diye bahsi geçen hal baştan aşağı anayasaya aykırı. birinci saçmalık cumhurbaşkanını halkın seçmesi kararı alınırken altının doldurulmaması. yani meclis yerine halk seçsin dendi, peki bu duruma her hangi bir yasal hazırlık yapıldı mı? hayır. e hadi halk seçti. sonra seçilen beni de halk seçti hem ben başbakanın patronuyum o zaman her türlü iş benden geçer dedi ve şu anki hale geldik. ve denen şu, ben anayasayı çiğniyorum, dolayısı ile anayasayı bana göre yeniden düzenleyin, adına da başkanlık deyin.
    hadi tamam diyelim, bu ne işe yarayacak?
    ekonomi şaha mı kalkacak?
    hayır, çünkü demokrasi ile birlikte yabancı yatırımcı da gider, üretimimiz tamamen inşaat odaklı olduğundan katma değer yaratan bir sanayimiz, veya doğru dürüst yapılan bir tarımımız yok, ki dalga geçiyorsun falan ama şu andaki tarım alanlarında topyekün bir organik üretime geçilse sırf avrupa ya yapacağımız ihracatla bölgenin en büyük gücü olma ihtimalimiz var orta vadede, dolayısı ile yabancı yatırıma muhtacız, tek adam sistemine belki araplar bir süre daha destek olur fakat kısa vadede bu sistem zaten yamuk halde olan ekonomik sistemimizi bitirir. merkez bankasının en son hareketi çok güzel örnektir, faizlerin düşmesi artmasına popülist yaklaşımlarla karışan bir politikacı o ülkenin itibarını bitirir. ve bitiriyor.
    daha çok demokrasi mi olacak?
    cevap vermeye ihtiyaç duymuyorum, şu anki halde bile böyle bir durum söz konusu değil, başkanlıkla birlikte tüm gazete ve televizyonların başkanımızın kutlu doğumu, başkanımız su üzerinde yürüdü şeklinde haberler dışında haber yapamayacağını kafası çalışan en radikal akpli bile söyler size.
    daha çok barış mı olacak?
    başkanlık gelirse ve malum kişi başkan olursa o anda pkk duracak her türlü iddaya varım. fakat bu durma pkknın bitmesi değil, şözüm süreci zamanındaki pkknın şehirlere gömülmesine izin veren bir devlet yapısı göreceğiz. gene çıkarları çatıştığında gene kan gövdeyi götürecek. yani kısa vadede, en çok 3-4 sene diyorum, doğudan şehit haberi gelmeyecek fakat o sürecin sonunda şu andaki gibi bir hal ile karşı karşıya kalacağız gene.
    suriye cephesinde ne olacağı ve amerikan başkanlık seçimlerinde olacaklar da bu 3-4 senenin az uzamasına veya kısalmasına sebep olur.
    velhasıl, başkanlık sisteminin ülkeye getireceği hiç bir avantaj yok, bunu başkanlık sistemini savunanlara da sorabilirsiniz, neden başkanlık sistemi istiyorsun diye, alacağınız cevaplar, atatürk de başkandı, fiili durum öyle zaten, amerika da da başkanlık vardan öteye gitmez, ve gitmiyor.
    peki neden bu kadar istekliler bu işe, çünkü şu anki gibi bir ceza kanunu ile, başkanlık gelirse başkan olanın sorumluluğu yok, kafasına göre takılıp ülkeyi darmadağın edip sonra bana halkın verdiği yetkimi kullandım diyip işin içinden çıkabilir.
    ve şuna eminim başkanlık sistemi getirilirse meclisin ilk işi seçilmişlerin görevlerini yaparken aldıkları kararlardan dolayı ortaya çıkacak sorumluluklarının kaldırılması olacak. devamında da meclisin fiili olarak feshi de, ki şu anda değilmiş gibi, söz konusu olacak. çünkü bu başkanlık olayındaki hedef, ülkeyi ileri götürmek falan değil, sadece üç beş kişiyi koruma altına almak, o kadar.
  • mevcut rejimin kendisini savunmasına dair reflekslerini tamamen felç etmek, kafasındaki rejimi daha kolay inşa etmek için olabilir.
  • "başkanlık sistemi neden isteniyor" dan daha ziyade, "nasıl bir başkanlık sistemi isteniyor" sorusunun üzerinde durmak gerekir.

    başkanlık sistemi abd dahil pek çok ülkede geçerli olan yönetim biçimlerinden biridir ve peşinen tu kaka ilan edilecek bir yönetim biçimi de değildir. başkanlık sistemi tanımlanırken; mutlak kuvvetler ayrılığı da tanımlanırsa; yasama, yürütme ve yargının birbirinden bağımsızlığı ve birinin diğeri üzerinde tahakküm kurması engellenirse ve hakim teminatı sağlanırsa gayet demokratik bir yönetim biçimi olarak uygulanabilir.

    akp'nin türkiye için ön gördüğü başkanlık sistemi ise bu vasıfların çok uzağında, tek adamın ülkeyi ve vatandaşlarını tamamen keyfi; hiç bir yasaya, kurala bağlı kalmaksızın yönetme isteğinin hayata geçirilmesinden başka bir şey değildir.

    böyle bir sistem, tek adamı işlediği her türlü suça karşı koruma altına alacak bir diktatörlük rejiminden başka bir şey değildir.
  • ülke gerçeklerinin bir gereği olarak, modern dünyaya, ayak uydurmak için, türkiyenin önündeki engelleri kaldırmak için, ülkemizin daha da ileriye götürecek yolları döşemek için çünkü mevcut sistemin arızaları, ortaya çoktan çıkmıştır.
  • her ne kadar bu anda resmi olarak tedavülde olmamasına karşılık fiili olarak uygulanmaya çalışılan durumdur. son akp kongresi ise bu sisteme bir adım daha yaklaştığımızın bir göstergesidir.

    başkanlık sisteminden anlaşılan ise bu anda ortadoğuda cari olan mısır'ın sisi veya suriyenin esad tarzı bir yönetimidir. zira abd tarzı bir başkanlık siteminde bir çok bağımsız kurum ve kontrol mekanizmaları ihdas edilmiştir. bize özgü olacağı söylenen yeni sistemde ise bu tarz bağımsız kontrol mekanizmalarının olmayacağı aşikardır.

    istenen artık iyice ortaya dökülen ve zaten uluslararası kurumlar tarafından da tescillenen yolsuzlukların kovuşturulmasının önlenmesidir. usulsüzlükler ise zaten vakayı adiye konumuna gelmiştir. en basit örneği üçüncü köprü için helikopterle tur atılıp karar verilmesi ile başlayıp binlerce örnek sıralanabilir.

    başkanlık sistemi türkiye'ye hiçbirşey getirmeyecektir çünkü fiili durum üzerinde bir değişikliğe yol açmayacaktır. kaldı ki mecliste çoğunluk elde eden parti başkanı yani başbakan her tür kanunu çıkartmakta her tür uygulamayı yapmakta yasalar çerçevesince serbestir. bu yasaların kısıtlayıcı yanı aşılmak isteniyorsa o zaman hukuk ortadan kalkmış demektir. günümüzde bu anlayış ile çağdaş güçlü bir ekonomi olmaya imkan yoktur. ya osmanlı dönemi olduğu gibi düalist bir hukuk icat edilecek ve yabancılar ile olan ilişkiler için farklı bağımsız hukuk kanalları tanımlanıp uygulanacaktır, yada herkes kendi yoluna denilip ekonominin daralmasını farklı bir masal ile süsleyip farklı bir mağdur edebiyatı piyasa sürülecektir.

    olmayacağı aşikar bu katı düzen bizi yeniden askeri darbelere açık hale getirmektedir. çünkü demokrasi çizgisinden çıktıkca gelinen yerde aktörler genelde militer kanattan olmaktadır. bu kaçınılmazdır ve tsk'nın içinde ne olursa olsun bu çekirdek vardır. son dönem akp'nin küskünler kadrosu dahi bu yola uygunluk verebilir. asıl tehlike ise dokunulmazlıklar kalktıktan sonra içeri alınabilecek olan anamuhalafet partisi milletvekileridir,bu olduğu an zaten ülkede çok partili rejim bitmiş demektir. ve çok uzağında da değiliz.
  • başka başlıklarda, platformlarda defalarca söylenmiş olabilir ama yinelemekte fayda var ki; şaka gibi de olsa, en büyük sebeplerinden biri de abd'de bu ünvanın mevcut oluşudur. neyimiz eksik ki onlardan? sonuçta adamlar aypon yapıp dünya markası yaratıyorsa biz de üçüncü köprü yapıp dünyanın hizmetine sunuyoruz elhamdülillah. obama'ya başkan deniliyor da reis'e niye denmesin hem dimi? evet.
  • başkanlık sistemi şiddetle isteniyor çünkü;

    padişah da "aman istanbulu kaçırmayalım da anadolu ne olursa olsun" diyordu. rte'nin istanbul aşkı da bu yüzdendir, kuranda ismi geçen yerlerden biri neticede istanbul.

    ve bi çok yobaz kafaya göre istanbul şeriatla yönetilmeli. diğer eyaletler kafasına göre takılabilir.

    olan baba toprağım trakyaya olacak. tekirdağ edirne kırklareli, çok üzgünüm. belki istanbul tek başına bir eyalet olarak kalır. marmaradan koparırlar. bütün bağnaz yobazlarda akın akın büyük bi göçle istanbula doluşur.

    amma ve lakin rusya ve avrupa birliği içinde şeriat geçen bi ülke ile doğrudan kara sınırı ile komşuluğa nasıl bakar, orasını cidden kestiremiyorum.

    özelden mesajlarınızı beklerim, bu mevzular cidden çok kafamı karıştırıyor. dünya siyasetine, stratejik derinliğe hakim arkadaşlar ne olur aydınlatın beni de.
  • en önemli sebebi cumhurbaşkanı erdoğan'ın, akp'yi ayağına dolaşan bir engel olarak görmesi.

    parlamenter sistemde genel seçimler yapılırken, seçmen partiye göre oy verir. islamcılar akp'ye, atatürkçüler chp'ye, ülkücüler mhp'ye, pkk'lılar hdp'ye oy verir genelde.

    böyle bir durumda karşıt seçmenden oy almak çok zor oluyor. herkes, liderinin kim olduğuna bakmadan kendi ideolojisine yatkın partiye oy veriyor.

    başkanlık sistemi seçimlerinde ise ön plana partiler ve ideolojiler değil, başkan olmaya aday kişiler çıkar.

    cumhurbaşkanı erdoğan bakıyor rakiplerine; kılıçdaroğlu, bahçeli vs. başkanlık seçiminde rakibim bunlar olsa ben teke tekte rahat yerim bunları diye düşünüyor.

    bu iddiamı son yapılan anketler de destekliyor. yapılan son anketlerde, 'cumhurbaşkanlığı seçimi olsa oyunuzu kime verirsiniz?' sorusuna halkın %72'si erdoğan'a veririm demiş. yine aynı kişilere, 'genel seçimler olsa oyunuzu kime verirsiniz?' sorusuna halkın %52'si akp'ye veririm demiş.

    anketten de görüldüğü gibi halk erdoğan'ı, akp'den daha çok seviyor. akp, erdoğan'ın daha çok oy alması ve mecliste tek güç olması önündeki tek engel gibi görünüyor. bence başkanlığı istemesinin sebebi, partiye oy verme durumunu ortadan kaldırmak.