şükela:  tümü | bugün
  • başkasının mutluluğuna üzülmek gibi bu da doğal bir durumdur. eğer söz konusu mutluluğun sebebi size zararı olan bir eylemse tersi "salaklık" olarak tanımlanabilir hatta.

    bu duruma "aşağılık kompleksi yea" diyen insanların ağzının ortasına yumruğu gömçürtme isteği de yaratabilir kimi bünyelerde. tabi bu sonuncusu benim başıma gelmedi ama empati yapıyorum.
  • -ememek ekiyle ahlaki anlamda test edip onaylanmış, insani bir tepki yumağı.
    -memek olsaydı, farklıydı.
  • evet kimilerinde tam manasıyla aşağılık kompleksiyle ilgilidir..
    ama genelde kişi-ler ve durumla ilgilidir..

    siz düşerken birileri yükseliyorsa duyarsız kalıp sevinemeyebilirsiniz..
    sizi terk eden sevdiğinizin istediği gibi bir insanla birlikte olması can evinizden vurduğunda nasıl sevineceksiniz..
    kaybettiğiniz sınavı kazanan canarkadaşınızın mutluluğuna bile ortak olamayabilirsiniz..

    herşey; siz, diğerleri ve durumla alakalı...

    *oltanız kamışınıza denkse havalara uçacağınız bir olay...

    sigara bile alacak paranız olmadığı bir anda canınızı sıkabilir...

    hayat budur, insan da..
  • schadenfreude'ye giden bir yolun ilk adımı.
  • sureci 'sevinememek' ise sonucu 'utanmak' olabilir, utaniyor olmayi kabul etmek insan, bunu anlayan daha da insan
  • ben merkezli düşüncenin neticesidir. (bkz: ben güzele güzel demem güzel benim olmadıkça)
  • bana faydası olmayan kilisenin papazını sikeyim gibi non-scholastic bir tepkiyi içinde barındırabilen de bir histir aynı zamanda.

    herkes bir şükriye atav kabullenmişliği ile sevinemiyor karşılıksızca. bazen bir yadigar ejder'iz bizler, bir hüseyin peyda...
  • aksi zorunlu bir davranış olmadığı için, gerçekleştiğinde pişman olunmasına gerek olmayan eylem.
  • başkalarının üzüntüsüne gülenlerin yapmada usta olduğu. ama onlar da o kadar suçlu değiller. bize daha ufacıkken yenmek-yenilmek(ezmek, ezilmek anlamında olan) öğretilmedi mi?

    yaşadığın dünyada senin mutluluğun başkasının üzüntüsünü tetikliyor. aynı zamanda tam tersi. nası ya diyorsan, giydiğin ayakkabıyı bile endonezya'da köleler yapmıyor mu? ya da ülke ekonomileri nelere dayanıyor? nelere sebep oluyor? dünya üzerindeki farklı sınıfların nüfusları(sayı olarak) hatta hayatları rastgele mi şekilleniyor sanıyorsun?

    biraz karıştırınca hemen insan doğası deniliyor. ama o insan doğası değil. vahşi hayvan doğasına benziyor. hem de bireye sonradan kazandırılıyor. doğallıkla alakası bile yok. kendini korumak için diğerlerini ezmek zorunda değilsin, gücüne güveniyorsan. hayatta başkalarını mağlup etmek zorunda da değilsin.

    kendi kendini değerlendirirken "ben çok iyiyim bu işte"(iş dediğim hayata dair şey her şey olabilir. kastettiğim meslek değil) diye huzur buluyorsan iyi. ama ben(biz) çok iyiyim bi de şunun(şunların) haline bak diye kıyaslayıp kendini bu sayede güvende, huzurlu hissediyorsan senin de kafan sikilmiş. geçmiş olsun.