• kalanların cok olmasından mıdır, bilkent'in 8600$ olmasından mıdır, insanların bu sene büyük bir aşkla okula gelmesinden midir bilinmez bir şekilde nufüs patlaması yaşamış, lokalimsi kantinlerinin kapasitesini doldurmuş, bütün bir yazı o eşek kadar araziye küçücük bir bina yaparak geçirmiş okul.
  • print'in sayfasının 250bin tl olduğu ve ağzımızın açık kaldığı mükemmel üniversite..
    bu seneye kadar ücretsiz kullanıp kimsenin de cılkını çıkarmadığı serbest bilgisayar lablarındaki printer'lar sanırım kanal b'ye mali destek yaratmak sebebiyle paralı hale getirildi..

    iki elimle mükemmel bir tonda alkışlıyorum..
    her print almak zorunda kalıp da hukuk binasına gittiğimde küfürlerimi esirgemiyeceğimi ise sadece ellerimden çıkan melodinin bir yankısı olarak görün...
  • ogrencileriyle, yonetimiyle, kampusuyle ilginc bir ozel universitedir.

    yonetim, tip ve saglik bilimleri fakultelerine gozu gibi bakarken, diger yerler, ozellikle iktisadi idari bilimler, ileti$im, ve hukuk fakulteleri birer para kaynagi olarak gorulmektedir izlenimi yaratir. kapi kollarinin degi$mesinin bile rektorden gectigi iddia edilir, dogrulugunu kesinle$tirmek -haliyle- mumkun olmami$tir. yeterince kendine ait ogretim elemani yoktur (iktisat bolumu = 1 hoca + 2 asistan) ve derslere, diger universitelerden gelen part-time ogretim elemanlari neredeyse daha agirlikli olarak girer ve bazilari ogrencileri ve dersleri ciddiye alirken bir kismi sadece gidip para kazanilacak bir yer olarak baskent universitesi'ne baktigindan, sorunlar cikabilir.

    universite, ayrica daha tam olarak kurumsalla$amamanin sorunlariyla bogu$maktadir. ba$ka bir fakulteden kolayca secmeli ders alabilen ogrencilerin kendi fakultelerindeki ba$ka bir bolumden secmeli ders almamalari icin herkes elinden geleni yapar. ogrenci dani$manlari hicbir konuyu tam bilmez ve ust yonetime sorar, ama onlar da o anki mood'larina gore bir yontem belirlediginden sonuc farkli zamanlarda farkli olur. ogrencilere sunulan sosyal olanaklar (kantinler, bilgisayar lablari, vd.) zayiftir; buna kar$in servisleri mukemmellik seviyesinde i$ler ve binenlere 45 ki$ilik otobuslerde formula-1 hissi ya$atir.

    dag ba$inda bir kampus olsa da (cankaya'dan 21, odtu'den 12km.) kampus havasi ta$imamaktadir ki bunda duzgun ortak alanlarin olmamasi, kantinlerin bile bir sonradan du$unulmu$ $ey, bir afterthought, gibi yapilmi$ gibi durmasi, yurtlarin duzgun hizmet sunamamasi gibi sebeplerin yanisira, ogrencilerin de kayitsiz tavirlarinin etkisi olabilir. sonucta, kampus, derse girilen, ogle arasinda da en yakin ali$veri$ merkezine kacilan bir yer olarak algilanir. kampus, birkac buyuk binadan olu$maktadir ve siniflarin hepsi buyuktur. yerler mermer oldugundan derslerde hocanin da kendi dalgasini gecen ogrencilerin de sesi ekolu gelir, ali$masi zaman alir. zaman icerisinde, universite, kapladigi kampus arazisinin tamamini binalarla dolduracaktir ki bu anlamda gelecek vaad etmektedir.

    ogrencilere gelince: ogrencilerin cogu hakkinda yazilan aptal ciks/tikky imaji cok dogru sayilmaz, cunku cogunun derdi zeka kitligi degil, hayatlari boyunca zekalarini gosterecek hicbir sebeple kar$ila$mami$ olmalaridir. bunu ba$aran, ailesinde kitap okunmu$, duzgun bir terbiye alarak yeti$mi$ ogrenciler -ki bir azinliktirlar (parali profesyonellerin cocuklari genelde bilkent'te bulunur)- odtu dahil her universitenin ogrencisiyle ba$aba$ gidebilir, ancak, genel cogunlugun durumu farklidir ve universite ya$amlari boyunca egitimin yanisira agir bir sosyalizasyon surecinden de gecerler. bunun sebebi, ogrencilerinin cogunun ta$ranin cahil ama zengin* kesiminin cocuklari olmasidir. bunlarin universitede okumasindaki anafikir, "yaninda muhendisler calisacak, bi diploma asili olsun duvarda da eziklik hissetmesin" ile "benim cocugum ankara'da universitede okuyor" demenin getirecegi tatmindir. bu kaliptaki ogrenciler "kucuk daglari ben yarattim, zaten buyuk daglar da babama ait" goru$uyle dunyaya bakarak 1. sinifi okur, zaman icerisinde kar$isindakilerin de insan oldugunu, kendinin parali da olsa sadece toplumdaki bir birey oldugunu anlayarak okulu bitirir ki bu onemli bir donu$um surecidir.
  • kampüsünde lüks otolu adamların yoğunlukla bulunması, bazı örrencilerin pek bi burjuvazi psikolojisine bürünme isteğinin olduğu, sınıfların felaket yankı yaptığı, kantinlerin tekel mantığına yakın bir mantıkla işletildiği, yemeklerin pahalı olduğu ve tüm bunlara karşın öğretim kalitesinin iyi denilebilecek nitelikte olduğu, öğrencilerin büyük kısmının daha alternatif bir bakış açısına sahip olduğu, hocalara ulaşmanın kolay olduğu, servis imkanının mutluluk verici olduğu, sinema topluluğunun güzel gösterim ve konserler ( pink floyd işitsel ve görsel performans ) düzenlediği bağlıca köyündeki okuldur. kampüs eksiğini tamamlamadığı taktirde bir yaşam alanına dönüşmeyi başaramayacak idare mekanıdır. sanıldığının aksine iletişim fakültesi özellikle 2003 yılıdnan itibaren yatırımlar yapılan genişleyen bir fakülte tanımı içerisine girmiştir.
  • bugün kanal b binasına bayındırlık ve iskan bakanı zeki ergezeni konuk eden ve rektör mehmet haberal ile birbirlerine övgü dolu sarf eden bakanın muhabbetini televizyon kanalında cılkı çıkana * kadar gösteren üniversite.
    not: bakanın kanal b binasındaki kafeterya ziyaretinde kendimi kameralardan kaçarken görmüş bulunmaktayım kanal b haberde.
  • 3 aralık cuma günü rauf denktaşı misafir etmiş olan üniversite. ama konferans salonunun bakanlar, milletvekilleri, dekanlar tarafından doldurulması sonucu pek çok öğrenci dışarıda kalmıştır. esas ilginç olan ise konferans salonunun dışına büyük bir plazma ekran tv konmuş olması ve konuşmanın canlı olarak kanal b'den yayınlanmış olmasıdır.