şükela:  tümü | bugün
  • en büyük mottosu elalem ne der olan ailedir.
  • içinde yaşamayanın sadece hayal edebileceği ,asla empati kurarak anlayamayacağı aile türüdür ve benim de over doz olmasada orta hallisinden bir tanesine sahip olduğumdur kendisi.

    entry biraz uzun olacak ama en kısa haliyle özetlemeye çalışacağım nasıl bir ortam, özellikle de kadın olmak nasıl bir işkence bu tarz ailelerde.

    kız ,erkek fark etmeksizin despot bir şekilde yetişirsiniz ve onlar kadar muhafazakar değilseniz hayatınız her daim ikilemle geçer : istediklerin ve yapamadıkların

    (tahmin edersiniz tabii ki bu aile de kız çocuğu olmak her açıdan daha da dezavantajdır)

    çocukluğunuz;
    kuran kurslarıyla geçer ya da benim ki gibi ebeveynler üstlenir bu "kutsal" görevi.başını örtmekle ilgili bitmek bilmeyen öğütlerle geçer günler hatta yeri geldi mi zorlamalar... ama çocuk aklıyla anlamazsınız pek. sorgulamak da namümkündür yalnızca istemediğiniz şeyleri yaptığınızın farkındasınızdır
    ki benim ki gibi sert bir karakteriniz de yoksa yaparsınız annenin babanın dediklerini veyahut yapmış gibi yaparsınız
    hep aklınızdan geçer niye komşu kızı elbisenin altından külotlu çorap giymiyor da ben giyiyorum?
    neden onun tırnakları kırmızı ? nasıl yapılır ki ?
    niye benim saçlarım hep örgülü ve toplu, diğerlerininki toplu değil de açık ?

    örneğin asla unutamıyorum yaş 11 zorla takmışlar kafama yazma, üstüme uzun etek markete göndermişler ama yolun ortasında çıkardım,rüzgarın saçlarımın arasından geçişini hissettim ve özgürlükle ilgili bir şeyler geçti kafamdan, o çocuk aklıyla ama nelerdi hatırlamıyorum(keşke hatırlayabilsem o kadar istiyorum ki...) eve yine yazmayı takıp mı döndüm onu da hatırlamıyorum

    yine unutmadıklarımdan çocukluktan; bir gün şehir dışından akrabalar gelmiş onların yanına gideceğiz ama babam başına bir şey taksın öyle gelsin dedi bu halde olmazmış ki normalde babam çok karışmazdı

    e şimdi söyle baba ben nasıl inanayım senin samimiyetine ?

    ve kötüsü şu an gözlerimin önünden aynı sahneler tekrar geçiyor küçük kardeşim aynı evrede şu an ve müdahale edebilme yetkim de yok tek iyi nokta ise en azından onun erkek olması

    ergenlik ve erişkinliğe geçiş safhası ise;
    en zoru,en sancılısıdır.
    çünkü artık ne isteyip ne istemediğiniz şekillenmiştir, sorguluyorsunuzdur yaptıklarınızı.tabi bu sürecin ne zorlukla geçeceği ailenin baskı dozajına ve sizin kişiliğinize göre "çok" değişir.

    aslına bakarsak ben şanslı idim bir bakıma çünkü lisede iyi bir okul kazanınca yatılıya gönderdiler zaten sonrası da üniversite derken ...
    ama eve her gelişimde "kızım örtün, kızım namaz kıl, kızım allah şöyle allah böyle, şöyle günah, böyle cehennem ..."
    artık eve gelmek; ailemi göreceğim sevincinden ziyade nasıl geçiştireceğim ben bunları endişesi ile özdeşleşmişti.

    çocukken zorla kapatma girişimleri olsa da ben direnebildim bir şekilde
    (şu anlaşılmasın:her istediğimi giydim.hayır asla dışarda gördüğüm etekleri elbiseleri giy(e)medim anca kabinlerde dene! acaba yakışır mı? düşününce gülüyorum ama aslında bu bir dram)

    tabi bu annemin hala benle uğraşmadığı anlamına gelmesin.
    hala her gün namaz-kuran-örtü üçlemesini duymazsam şaşırırım.

    erişkinlikte ise;
    nasıl geçiyor görüp yaşayacağız .umarım önceki evreler kadar travmatik geçmez.

    yukarda da belirttiğim gibi ben isyan yoluna değil geçiştirme yoluna başvuranlardandım bunun da 2 nedeni var ilki ailemle bağımı kopartmamak, her ne kadar beni birey olarak görmeselerde onları kırmak, üzmek (en azından daha çok ) istemiyorum ki zaten o kadar sert bir kişiliğim yok.diğeri de gerçekten onları karşıma alacak cesaretim yok ,korkak diyebilirsiniz belki de öyleyim ama benim aileme:

    "ben sigara da içtim,alkol de aldım,sevgili de yaptım, kızdığınız ojeleri de sürdüm, hatta o çok inandığınız dine de çok inanmıyorum zaten neye inandığımı bile bilmiyorum ..."

    diyecek lüksüm de yok cesaretim de yok.

    hayatımın büyük bir kısmı giyemediğim elbiselere , yapamadığım saç boyalarına , makyajlara ,gezilere vs... gıpta etmekle geçti hep. bir gün belki ben de yaparım demekle geçti ama yinede çaldıkları bunca şeye rağmen onlardan vazgeçmek istemiyorum bilmiyorum aile farklı bir şey.

    doğrusu o kadar çok kızamıyorum onlara, çünkü eğitim almadılar, bu saçmalıklarla büyüdüler ve öyle de çocuk yetiştirmeleri empoze edildi buna rağmen çevreden kimsenin okutmadığı bir zamanda okuttular beni;uzağa göndermeye gocunmadar.belki bir kaç ay sonra,seneye kendi paramı kazanıyor olacağım.dolayısıyla kendi mi borçlu hissediyorum onlara

    şu an karantinadan ötürü mecburen evdeyim ve inanın ramazan ayı nasıl geçecek onu düşünüyorum mesela birkaç haftadır ve çok huzursuzum

    nasıl bir çözümü olacak bu ailelerin bilmiyorum

    benimkilerin aşırıya kaçtığı yoktu zorlama vardı belki

    peki ya gerçekten etrafımda ki zorla kapananlar ? yaşadıkları ikilemi,nefreti, ümitsizliği ... düşünmek istemiyorum

    kapalı olup da ;bilek dekoltesi verenleri, aşırı dar giyinenleri, aşırı makyaj yapanları vs hep yadırgasamda içimde bir yerlerde yadırgadığımdan daha çok üzülüyorum onlara ya ailesinin zoru ile kapanmışsa diye

    en trajikomiği de muhafazakarlığın nirvanası olan, zaten saçı açık tek kadın görmedikleri yerlerden gelipte 11-12 yaşlarında "kendi istediği" ile kapandığını söyleyen üniversite arkadaşlarımdı.
    şayet değişiminizi yıllar içinde görmese idim belki inanırdım ama sadece üzüldüm onlara

    eğer böyle bir ailede değilseniz özgürlüğünüzün kıymetini bilin başkaları savaşarak elde ediyor onu maalesef
    yok ucundan kıyısından böyle bir aileye sahipseniz de emin olun yalnız değilsiniz, türkiyede milyonlarcasınız
    umarım bir gün siz de ben de istediğimiz hayatı yaşarken buluruz kendimizi.

    edit: aşağıda bazı yazar arkadaşlar ifade etmiş. aslında benimde değinmek istediğim yerlerdi ama yazarken bir an kaybettim kendimi çocukluğun içinde haliyle unutmuşum

    bu ailelerin seküler modeli de var.çok yakın bir arkadaşım gayet seküler bir aileye sahipti.kız örtünmek istedi ve yaptı da ama ne kadar zorlandığını, gördüğü baskıları ben yakınen gördüm. bu da sizi zorla kapatmaları kadar berbat bir durum
    yani aslında dünya görüşü fark etmeksizin çocuğunun bir birey olduğunu ve kendilerinden farklı düşünebileceğini, isteyebileceğini,inanabileceğini anlamayan aileler farkında olmadan sorunlu ve özgüveni eksik bireyler yetiştiriyorlar.

    yazarken ruh halimde karamsarlık ve ümitsizlik baskındı o halde iken de çözüm ne bilmiyorum yazmışım ama aslında çözüm belli( özellikle kadınlar için) : "ekonomik bağımsızlık"

    kendi paranızı kendiniz kazanmadığınız sürece ipleri elinize alıp özgürlüğünüzü hissetmeniz imkansız.hep bağlı olacaksınız ailenize,kocanıza veya başka birilerine...
  • bunlardan kurtulmanın yolu; onlara yaptıklarının yanlış olduğunu söylemek değildir. tartışmak da değildir. inatlaşarak da anlaşılamazlar. çünkü bunlar “istediğim gibi evlat olmayacaksa ölsün daha iyi” kafa yapısında olurlar açık ve net şekilde.

    ne mutluluğunuzun ne özgürlüğünüzün ve inanın ne de hayatınızın bi önemi yoktur onlar için.

    tek çözümü basittir : ekonomik özgürlüğünü eline almak.

    zorla kapatılan kızlar, erkekle konuşmayı bırak yüksek sesle gülse dünyası dar edilecekler.
    her yaptığına laf edilen baskı altındaki erkekler. cumaya gider gibi yapıp dışarıda takılmak zorunda kalanlar.

    coğrafya kaderdir evet. ama siz de elinizden geldiğince kurtulmaya bakın. lütfen ekonomik özgürlüğünüzü kazanmaya çalışın. kıt kanaat da olsa kendi paranızı kazanın, kendi hayatınızı yaşayın.
  • o beğenmediğiniz türk kızlarının genel olarak sahip olduğu aile tipi.

    en az bir abi de dahilse bu gruba kızın işi daha beter.

    baskıcı babanın yanında bir de babanın kölesi olan bir anne de varsa yandı o kız.

    mutluluğu dışarıda bulmaya çalışan, izin alma stresinden kurtulup dışarıda normal insanlar gibi özgür zaman geçirebilmek için bir an önce evlenme peşinde koşan, ama bu arada kaçtığı ortamdan daha beterine düşen mazlum türk kızı.

    siz onlara kezban da diyebilirsiniz.
  • çok talihsizlikler yaşatır bu aile tipi. çocuğu ahlaklı yetiştireceğim diye sıkarlar da sıkarlar. karşı cinsle ilişkiye tahammül yoktur. kesinlikle okuldan sonra cafe gibi ortamlara çocuklarını sokmazlar. çocuğun arkadaş seçimine asla kıymet vermezler bizim mahallede fatma teyzenin çocuğu var onla takıl derler. çocuk ya bu baskıya boyun eğer ya da gizliden gizliye başkaldırır. başkaldıran çocuk kurtulur itaat eden salak ilerde eşini dahi seçmeyecek çocuklarını mal gibi yetiştirecek yeni neslin muhafazakar baskıcı ebeveyni olacaktır.
  • aynı zamanda faşizan bir ailedir. sorun muhafazakâr olması değildir baskıcı olmasıdır.

    "benim yaşam tarzım budur. sen de bu yaşam tarzını belirlemek ve bizim gibi yaşamak bizim gibi düşünmek zorundasın.." bu ailelerin mottosu budur. bu da düpedüz faşistliktir. dayatmadır. zorbalıktır. halbuki sorsan "islam'da zorlama yok" derler.
  • böyle bir ailede büyüdüm. rahmetli dedem hacıydı. ne zaman evlerine gitsem başını ne zaman örteceksin, namaz kılıyor musun diye sorgulardı. küçükken babamdan çok baskı gördüm hatta başörtü örtmediğim için dayak bile yedim. sonuç olarak hiçbir zaman başımı örtmedim. hatta örtünme bahsi geçince dahi aşırı rahatsız olurum.

    zorlamayla anca dinden soğutulur başka da bir şey olmaz.
  • bu ailelerin çocukları ekonomik bağımsızlığını kazandıktan sonra kendi ailesini kurduğu vakit bu ailenin tam zıttı olan görüşlerde olacak ve kendi çocuklarını da bu ailenin zıttı olan düşüncelerle yetiştirecektir.

    baskı her zaman ters tepki verir. zorla güzellik olmaz.

    edit: birkaç cümle iyileştirmeleri
  • kendileri hastalıklı olduğu gibi; sorunlu, günahla korkutulmuş ve bastırılmış bireyler yetiştirirler.
  • çocuk ya kendini komple dine verir yada içinde bulunduğu aile yapısının tam zıttı bir yaşam tarzını belirleyip ailesine kafayı yedirir. bu işin ortası yoktur. yada bana denk gelmedi öylesi.