şükela:  tümü | bugün soru sor
  • benim r 1200 gs alarak bu konuda da tabuları yıkacağım motordur. hayatta kalırsam tecrübelerimi aktarırım yine bu köşede.banada 250 lik al bi tane 10.000 km sür dediler de heralde ben 10000 km sürene kadar 20 yıl geçer bir motoru.. ayda topu topu 100 km oda sırf keyfine binecek biri için bence başlangıç motoru hayali kurulan motor olmalıdır, acemi olduğunun bilincinde olaraktan sürülen tabi.. hani binmediğinizde de park ettiğiniz yerde ki duruşu bile sizi seyir zevkinin doruklarına çıkaracak cinsten olandır. lakin ben herhangi bir motora değil r 1200 gs'e binmek istiyorum...binemediğim de eve çıkarken şçyle bir bakayım, silip parlatıyım bana yeter.. eğer bu motorsiklet işi bir tutkuysa şayet..
  • kanaatimce, secimi icin düsünülmesi gereken birkac kriter var:
    - hafiflik, denge, vs.: yeni baslayan bir sürücü olarak, zamaninizi altinizda tepisen bilmemkac tane beygirle cebellesmek icin degil, motor üzerinde kontrol saglamak ve dogru refleksleri gelistirmek icin kullanmalisiniz
    - sürat: altinizda o seytan icadi varsa illa ki basacaksiniz. orasi kolay da bir de bunun durmasi var. özellikle race tipi makinalar icin 250cc veya altinin tavsiye edilmesinin asil sebebi budur. diger tipler genellikle hiz ve ivme icin optimize edilmedigi icin o derece kritik degildir. misal, 600cc bir race 300km/s'leri zorlarken 650cc bir enduro tas catlasa 170-180 görür
    - bakim/onarim maliyeti: eninde sonunda düseceksiniz. kastim, illa kafayi gözü yarmak degil; genellikle cok yavasken, hatta durur vaziyette düseceksiniz. motorlar icin düpedüz sarf malzemesi olan ayna, sinyal, manet gibi parcalarin kolay bulunabilirligi ve fiyati önemli. benim 8 ayda bir debriyaj maneti, bir de sinyal lambam gitti

    benimki, halen kullandigim f650gs. yogun profesyonel destek ve egitimle beraber r1150gs'le bile baslayani gördüm. tabii ki bu anlattiklarim, motoru gercekten kullanmaya niyetlenenler icindir. yoksa alip saksi gibi köseye koyup eve girip cikarken söyle bir bakmak icin aliyorsaniz, antrenizi afili bir goldwing'le de taclandirabilirsiniz fakat kendinize motorcu, talihsiz araca da baslangic motoru demeyiniz.

    bunlari, 8 ayda toplam 9 bin, sirf dün de yaklasik 250 km yol yapmis bir acemi sürücü olarak anlatiyorum.
  • motosiklet kullanmaya başlamak isteyenlerin ilk kullanmaları gereken (şiddetle önerilen) motosikletlerdir. ama bu, bahsedeceğimiz bu motorlar sadece başlangıç motosikletidir demek değildir. daha çok sağlamlığı, sorun çıkarmaması ve nispeten küçük motor hacimlerinden dolayı, her motora başlayacak insana tavsiye edilebilecek motorlardır. kişi beklentileri doğrultusunda bu motorları da ömür boyu kullanabilir.

    başlangıç motosikleti olarak en çok ismini duyacağınız motorlar :
    - yamaha ybr 125
    - yamaha ybr 250
    - honda cbf 125
    - honda cbf 250

    özellikle bu 4 motorun önerilmesinin (küçük motor hacimleri dışındaki) nedenleri, bu motorların sorunsuz, güvenilir olması, pek çok motor ustasının bakımlarını yapabilmesi, yedek parça olarak pek çok seçeneği olmasıdır.

    ama ne olursa olsun, başlangıç motorundan beklenen en önemli şey, küçük motor hacmi, düşük beygir, dolayısıyla hata affedebilir olmasıdır. çünkü emin olun, her acemi (hatta herkes) hata yapar. kötü bir hata sonucunda eliniz de kırılabilir, kafanız da. işte bu el ile kafa arasındaki farkı yaratan şey, motorun hatayı affetmesidir.

    parasal açıdan da bakmak gerekirse, yeni başlayan biri olarak motoru kesinlikle devireceğinizden, motor ne kadar ucuz olursa, parçası sık bulunur olursa, motoru devirdiğinizde içinizin yanması o kadar az olur. bir bmw devirmek var, yamaha ybr 125 devirmek var.

    eğer başlangıç motorunuzu senelerce kullanmak istemiyorsanız, ilk motorunuzu 2. el almanızı öneririm. bu üstte bahsettiğim 4 motoru (bildiğim kadarıyla yamaha ybr 250 hariç) ikinci el olarak satarken de sorunla karşılaşmazsınız. hatta biraz kelepir bulduysanız ve motorun bakımlarını düzenli yaptıysanız, zarara uğramadan bile elden çıkartabilirsiniz.

    ayrıca unutulmaması gereken şey, motora başlamadan önceki zevkleriniz, motosiklet kullanmayı öğrendikçe değişebilir. bir cruiser fanıyken, endurocu olmanız, super sport hastasıyken, supermotolara aşık olmanız çok olasıdır.

    son olarak eklemeliyim ki, motosiklet kullanmaya ders almadan başlamayın. barzo barzo gezmeyin ortalıkta. kendimden biliyorum, hoş değil. eğitim almak isteyenler honda'nın, bmw'nin toplu eğitimlerine bir göz atabilir.

    not : başlangıç motoru önerileri çoğaltılabilir. ben sadece en yaygınları ve çinli olmayanları yazdım.

    *honda motosiklet eğitim merkezi
    *bmw rider academy
  • bu linkte detaylı ve bir o kadar da eğlenceli anlatımı mevcut olan hadise

    http://www.youtube.com/watch?v=hvunr0mejt0
  • yazıyı wordpress blog'dan okumayı tercih edenler şuradan buyursun. metnin aynısını aşağıya da kopyalıyorum. ayrıca (bkz: yeni başlayanlar için motosiklet/#39060890)

    bu yazıda sürücünün ilk motosikletine dair önerilere yer vereceğim. başlangıç motoru önerileri farklı kaynaklarda farklı şekillerde verilebiliyor. ilk grup, kişinin bileğine hakim olması durumunda büyük hacimli bir motosiklet ile başlamasında sakınca olmadığı görüşündedir. bu kişiler genellikle motoru her zaman yanlış viteste kullanır. motor her zaman olması gerekenden bir ya da iki üst vitestedir. böyle olunca motosiklet esas vereceği gücü değil çok daha aşağısını verir. bu da motorun gaz tepkisine duyarsız olmasına yol açar. o kadar duyarsızdır ki yeni başlayan birisi bile bu motosikleti kullanabilir hissi uyandırır. ama şöyle bir sorun var. daha önce yavaşlama yolları: gaz, fren, vites yazısında da dediğim gibi bu şekilde kullanılan motor gazı kapattığımızda kompresyona girmez ve yavaşlamaz. önümüzde trafiğin durduğunu biraz geç fark ettiğimizde gaz kolunu kapatır, fren yapmaya başlarız. frenle birlikte debriyajı çekelim veya çekmeyelim, biz gazı kapatışımızın başlamasından fren manetini çekmeye başladığımız süreye kadar motorun kompresyonla güçlü bir şekilde yavaşlamasını isteriz. oysa motoru düşük devir, yüksek viteste kullanan sürücü bu avantajdan mahrum olacaktır. dolayısıyla, “büyük motor al hacı. düşük devir kullanırsan motor başına geçmez.” önerisi çok sakıncalıdır.

    büyük hacimli motosiklet ile başlanabileceğini düşünen grubun bir diğer argümanı “kişi kendini bilirse, kendine hakim olursa sorun olmaz.” şeklindedir. oysa motosiklette yapabileceğimiz hataların sadece birisi yanlış hızda olmaktır. esasen yeni başlayanların da tecrübeli sürücülerin de düştükleri en ölümcül hatalar gözlem eksikliği ve konumlanma hatalarını barındırır. bir sağ viraj düşünelim. bu viraja yanlış konumdan giren bir sürücü virajın çıkışında karşı şeride taşarak o şeritten gelen araçla kaza yaşayabilir. aynı sürücü, o virajı daha erken görerek, doğru çizgiden yaklaşarak aynı hızda o virajı güvenle dönebilir. yani sadece gazı açmayarak güvenli olmak çok mümkün değil. zevkli de değil.

    ikinci bir grup ise başlangıç motosikleti olarak 50 cc scooter önerenler. sonra 125 cc bir motosiklete geçmeyi öneriyorlar. 20 bin km tecrübe sonrasında 250 cc. bir o kadar tecrübe sonrasında 390 cc. 50’li yaşlarımıza geldiğimizde belki 1000 cc motosikletleri düşünebiliriz… ben bu kadar santim santim cc büyütmenin gerekli olduğunu da düşünmüyorum. ilk motosikletin 125 cc veya altı olması gerektiğini de. bir şartla: gerçek bir başlangıç eğitimi. zaten eğitim alınmazsa bence 50 cc scooter da tehlikeli.

    benim düşünceme göre 125 cc bir motosiklet özellikle büyük şehirlerde gücünün azlığı sebebiyle kişiyi önemli tehlikeler içinde bırakacaktır. motosikletin en az akan trafiğe uyum sağlayacak güçte olması lazım ki araba sürücüleri tarafından tehlikeye atılmasın.

    abs, değinmeye değer bir başka nokta. abs fren mesafesini uzatır, diye bir dert almış yürümüş durumda. evet abs fren mesafesini uzatır da kimin sürüşüne göre? çok çok usta bir sürücünün, kuru zeminde, özellikle pratik edilen bir durumda, yani freni ne zaman yapacağını biliyorken, abs’li motordan daha çabuk durabildiği zamanlar olur. ama onun dışında kalan her durum için, sen ben gibi sürücüler için, ıslak zemin için veya ne zaman fren yapılması gerektiğini bilmediğimiz gerçek sürüş koşulları için abs’li motor her zaman abs’siz motordan çabuk durur. diğeri ya duramaz, ön tekeri kaydırıp düşer ya da yeterince güçlü fren yapmaya korkup zamanında duramaz. o limon sıkma işleri güzel, etkili, öğrenmek ve pratik etmek lazım. ama beceremediğimiz zaman bunun cezası yaralanma ve bir kaç bin lira motor tamir masrafı olmamalı. abs’li motor şart hocam.

    bu açıklamalar doğrultusunda benim önerim şu: abs’li 250 cc bir motosiklet. tercihen dik oturulan ileriden bilgi almayı kolaylaştıran bir motosiklet. bu motosiklet ile alınan ve yol sürüşünü de kapsayan bir başlangıç eğitimi.

    ***

    · hafif motor, ağır motordan iyidir.
    · 50 beygiri aşmayan az güçlü motor, çok güçlü motordan iyidir.
    · büyük şehirlerin hızlı akan çevre yollarında veya şehirlerarası yollarda 250 cc motor, 125 cc motordan iyidir.
    · sadece şehir içinde, ilerlemeyen sıkışık trafikte kullanılacaksa 125 cc motor veya scooter, daha büyük motorlardan iyidir.
    · çıplak motor, spor motorlardan ve cruiserlardan iyidir.
    · 1 veya 2 silindir, 3 ve 4 silindirden iyidir.
    · dik oturulan motor, domalarak sürülen motorlardan ve ayakları, kolları öne uzatıp açarak kullanılan motorlardan iyidir.
    · tek veya iki ayak tabanı yere basacak şekilde bir sele yüksekliği, sadece tek parmak ucunun basılabildiği sele yüksekliğinden iyidir.
    · abs’li motor, abs’siz motordan iyidir.
    · avrupa ve japon motorları, hint ve çinli motorlardan iyidir.
    · koruma demiri veya takozu olan motor, koruma demiri olmayan motordan iyidir.
    · ekipmanı güvenlik ve konfor ölçütlerine göre seçmek, motora göre seçmekten iyidir.

    ***

    motto akademi gibi bir kurumdan alınacak başlangıç eğitimi sonrası verilen adaptasyon eğitimi, daha yüksek hacimle motora başlamak isteyenlere güzelce rehberlik edebilir. bu programda motosiklet motto’nun istanbul veya ankara eğitim tesisine getiriliyor. başlangıç eğitimi, adaptasyon eğitimi, pratikler derken sürücü yola hazır geldiğinde (muhtemelen bir de yol sürüşü pratiği ardından) büyük hacimli ilk motosikleti ile güvenle yola çıkabiliyordur. hatta motto akademi ehliyet alma imkanı da sunduğu için özel bir seçenek. ama ben yukarıda önerdiğim 250 cc abs’li motosikleti tercih ederim. bu motosikleti de süreceğim ve yol sürüşünü de kapsayan bir eğitimi daha çok tercih ederim. tabii bu öneri “ben kesinlikle motosiklet kullanacağım.” diyen kararlı sürücüler için geçerli.

    “motosiklet bana göre bir şey mi emin değilim, bir görmek, denemek istiyorum.” diye düşünen sürücüler kendi eğitim motosikleti olan bir yerden eğitim almayı düşünmelidir. motto akademi, rahmi barutçu, caner atagün, honda, yamaha gibi alternatifler var. ancak o ilk eğitimi sadece bir demo olarak algılamak ve sonrasında kendi motoruyla ve yol sürüşünü de kapsayan bir eğitime çıkmak çok akıllıca olur.

    ***

    kesin motorcu olacağım diyenler için önerim şöyle.

    · ehliyetiniz yoksa, en ucuz kurstan ehliyet alın.
    · 250 cc abs’li dik oturulan bir motosiklet alın.
    · eksiksiz ekipman alın. (bkz: neler lazım?)
    · art motoakademi’nin temel başlangıç paket eğitimi gibi kendi motorunuzla alacağınız ve yol sürüşünü de içeren bir eğitim alın.
    yola çıkın.

    ehliyet, başlangıç eğitimi bir arada olsun. eğitmen ne kadar büyük cc kullanabileceğime dair öneri versin. kendi motorumu ve ekipmanımı sonradan alayım. ilk eğitimimi kursun motoruyla ekipmanıyla alayım. hatta büyük cc ile başlayayım. yollara çıkmaya hazır oluncaya kadar eğitmen gözetiminde olayım. motor da o vakte kadar tesiste dursun, diyenler için motto akademi çok uygun. rahmi barutçu ve caner atagün de buna benzer hizmetler sağlıyor olabilir. bulunduğunuz şehrin imkanlarına göre bakacaksınız artık.

    ***

    bildiğim kadarıyla 250 cc abs’li motosikletler: ktm 200/250 duke, ktm rc 250, kawasaki z250sl, kawasaki ninja 250 sl, suzuki gsx250r
  • bu seçim yapılırken bence, eğer bütçe de uygunsa 250'lik motor tercih edilmelidir. çünkü bu motorlar hem sürüşten daha fazla keyif almanızı sağlayacaklar hem de kaçmanız gerektiğinde bu güce sahip oldukları için 125'liklere göre daha güvenli olacaklardır. 125'lik motorlar gibi trafiğin hızlı aktığı yollarda (otobanlar vs) trafik hızının aşağısında da kalmaz. 250'lik motor, yetinmesini bilen adamı ömür boyu tatmin edebilir...

    sonuç olarak tavsiyem, gidin seçtiğiniz eğitime, 125'lik motorlarla veriliyordur, kullanın, hissedin. kendinizi değerlendirip hocanızla konuşun. 125'lik motor üstünde kısa sürede belli bir seviye hakimiyet kurabildiğinizi düşünüyorsanız, hocanızın da görüşünü alarak seçim yapın.

    bi de benim başladığım zamanlarda cbf 250 diye taş gibi bir motor vardı, ben onu tercih edip kullanmıştım, çok memnundum. ama şu an başlasam, 250'lik bi motor istesem karar vermekte zorlanırım...

    edit: 250'lik bulamam günümüzde demişim ama bugün motora başlasam duke 200 ile başlardım ben de, ekleyeyim...
  • (bkz: ktm 125 duke)
  • 14 yılı aşkın süredir neredeyse kar yağmadığı her gün motosiklet tepesinde olan, 10 beygirinden 210 beygirine kadar hemen her stilde, hemen her markanın modellerini kullanmış biri olarak açık yüreklilikle söylüyorum ki,

    heves edilen, binilmek istenen tarzın en düşük cc'si ile başlayın, bu kural sadece ve sadece hard enduro motosikletlerde geçerli değil, hard enduro öncesinde kesinlikle supermoto bir makineyle öğrenin, çünkü hard enduro'nun 125cc'sini bile kontrol edemeyebilirsiniz. (çift zamanlı, katır gibi teper sizi)

    her yeni tarz motora geçtiğinizde minimum 500 kilometre boyunca motosikleti tekrar öğrenirsiniz, bu yüzden, "aman efendim ben supersport istiyorum ama yamaha xt 125 r alayım hem ucuz hem şekilli" kafasına girmeyin, gidin adam gibi ninja 250 alın. oturuş pozisyonu her daim en önemli şeydir.

    ilerde bir gün "bmw 1200 gs'e binicem ben" diyorsanız da tutup da ninja almayın, gidin yamaha xt 125 x alın.

    ve en önemlisi, kesinlikle eğitiminizi alın. motosikleti 1995 yılında kendi başına öğrenen bir insanım, ve size garanti ediyorum, 10 yılın sonunda, 2005 yılında öğrendiklerimi pekiştirmek ve bir adım öteye gitmek için honda motosiklet eğitim merkezi'ne gittiğimde 10 yıl boyunca öğrendiğim şeyleri aslında üç haftada daha iyi bir şekilde öğrenebileceğimi, 2011 yılında california superbike school'a gittiğimde ise 2005-2011 yılları arasında edindiğim deneyimi aslında üç günde elde edebileceğimi uygulamalı şekilde gördüm.

    lütfen, her gün bir yerlerden ölen, yaralanan, sakat kalan, yakınlarını üzen, kendini üzen ve bir orospu çocuğu uğruna yitip giden onlarca arkadaşımızın haberini almaktan bıktım usandım artık.

    rica ediyorum gençler, önce eğitiminizi alın, dışardaki tehlike tahmin ettiğinizden çok daha fazla. ingiltere veya almanya gibi muassır medeniyetler seviyesinde olan insanların direksiyon salladığı bir habitatta yaşamıyoruz, n'olur panik fren, tehlikeleri önceden fark etme ve kaçma gibi hayatınızı kurtaracak şeyleri öğrenmeden iki tekerin üstüne çıkmayın.

    bir diğer önemli şey de, hiçkimsenin daha otomobil kullanmayı bilmeden bir ferrari'yi traction control vs. gibi teknolojik zımbırtılarını aktive etmeden kullanamayacağı gerçeğidir. bu gerçek motosiklette daha sert çarpar yüzünüze. o gazı çektiğinizde 15 bin liraya alabileceğiniz ikinci el bir r6'nın 0'dan 100 kilometreye herhangi bir ferrari'den daha kısa sürede çıkabileceğini unutmayın sakın.

    hepinizin tekeri düz bassın.

    edit: unutmadan, arkanıza birini almak için minimum 10 bin kilometre yapmış olmanız lazım. o kilometre sayacı sizinle birlikte 10 bin kilometre değişecek. yok öyle yağma!
  • insanda yeme isteği uyandıran bir motosiklet türü. ara sıcak olarak 250cc honda alınabilir.
  • (bkz: mobilet)