hesabın var mı? giriş yap

  • arkadaş sınavı filan boşverdim, ulan adam sınavdan çıkarken verilen silgi-kalemtraş ve kalemleri çöpe atıyor, ve sınav gözetmeni olan hocada bunu çöpten topluyor. hoca ya söyledim, " ihiyacı olan vardır benimkileride alın" diye, adam "kalemi olmayan öğrencilerim oluyor onlara dağıtıyorum yıl içinde" dedi.

    bi tarafta şerefsiz-ler- sırf bedava olduğu için çöpe atar verilenleri, bir taraftada başkasının çocuğu kalemsiz silgisiz olduğu için bir öğretmen bunları çöpten toplar. işte memleketin hali....

  • payitaht abdülhamid han tarafından yapılan minik hediyeleşme(!) işlemidir.

    kendini osmanlı torunu zanneden zevat diyor ki "abdülhamid kıbrıs'ı geçici olarak ingiltere'ye verdi..."

    geçici olarak...
    peki ya sonra?
    bu geçici durum hiç mi kalkmadı ortadan?

    bakınız kıbrıs'ın ingiltere'ye verilmesi tamamen hastalıklı bir zihniyetin eseridir.

    kıbrıs ingiltere'ye neden verildi?
    "berlin konferansında ingiltere osmanlı'yı desteklesin" diye.

    ayrıca kıbrıs'ı ingilizlere veren abdülhamid, osmanlı'nın asya'da kalan topraklarına ruslar tarafından bir saldırı olması halinde britanya ordusunun osmanlı topraklarını savunmasına(!) da izin verdi bu kıbrıs sözleşmesiyle...

    dikkat edin bakın, yalnızca "asya toprakları..."

    yani ruslar rumeli'ye saldırırsa ingiltere karışmayacak...

    peki sonra ne oldu?
    ingiltere berlin konferansı'nda osmanlı'yı destekledi mi?

    abdülhamid'in kıbrıs'ı ingilizlere verdiği kıbrıs sözleşmesi'nden 13 gün sonra berlin konferansı toplandı. (13 temmuz 1878)
    https://i.ibb.co/jrfjq6h/berlin.jpg

    berlin konferansı'nın sonuçları şöyle;
    1)bosna-hersek imtiyazlı vilayet haline geldi.
    2)doğu rumeli imtiyazlı vilayet haline geldi.
    3)bulgaristan bağımsız prenslik haline geldi.
    4)niş sancağı sırbistan'a bırakıldı.
    5)kars, batum, artvin ve ardahan sancakları rusya'ya bırakıldı.
    6)dobruca sancağı romanya'ya bırakıldı.
    7)van'ın doğusundaki kotur yöresi iran'a verildi.
    8)tunus'un fransa tarafından işgaline zemin hazırlayan tunus üzerindeki fransız yetkileri sözleşmeye döküldü.
    9)vilayet-i sitte adı verilen vilayetlerde ermeniler lehine ıslahatlar yapılması kararlaştırıldı.
    10)manastır vilayetinde bulgar nüfusun hakları için ıslahatlar yapılması kararlaştırıldı.
    11)plav ve gusinye kazaları karadağ'a bırakıldı.

    şartlara bak...!!!
    yani çok şükür ki, kıbrıs verilmiş, kıbrıs sözleşmesi yapılmış(!) ingiltere de bizi desteklemiş...
    ya desteklemeseydi ne olurdu acaba?
    sanırım ingiltere desteklememiş olsaydı ruslar istanbul'u işgal ederlerdi. bundan daha kötüsü olamaz...

    işte ulu hakan'ın(!) kıbrıs'ı vermesi karşılığında bize kazandırdıkları(!)...

    ama sorsan bizim neo osmanlıcılara, "abdülhamid 33 senede 1 karış toprak vermedi" derler...

    tabi lan, bunların hepsini ben verdim aslında.

    abdestsiz evrak imzalamamak şart...!!!

    not: bakınız bugün çok anlamlı bir gün.
    bugün 1 temmuz denizcilik ve kabotaj bayramı...
    her türlü kapütülasyonun kaldırıldığı ve türk denizlerinde gemi işletmeciliğinin yalnızca türkler tarafından yapılacağının ilan edildiği, kabotaj hakkı'nın ilan edildiği gün.
    atatürk'ün büyüklüğünü anlamak için, 1 temmuz'da yaşananlara bakmak yeterli sanırım.
    bir yanda topraklarını koruması için ingilizlere kıbrıs'ı hediye eden abdülhamid, diğer yanda tam bağımsız olmak için aynı gün kabotaj hakkı ilan eden atatürk ve türkiye cumhuriyeti...

  • hegel'e karsi olmasinin en buyuk nedeni hegel'i soyut dusunmekle itham etmesidir.. kopenhag sokaklarinda dolasip hemserilerini ''uyandirmaya'' calismasi sebebiyle kopenhag'li sokrates derlermis kendisine..

    ona gore uyanmak demek kendi varolusunu anlamak, kendi icine donmek demektir.. en iyi uyandirma araci ise korku yani ic sikintisidir (tobe tobe).. bu korku, ''korku ve titreme''dir, kalabaliklar icerisinde yalniz kalma korkusudur, gozden kacirilmis biri olabilecegi korkusudur ve bu her insanda vardir.. bu korkuyu anlayan ve bundan kacmayan kimse varolusunun farkina varabilir.. varolus, somut ve oznel dusunebilmektir ama insan bunu dusunerek bulamaz.. bu yuzden varolus, irrasyoneldir (akil, mantik disi), yaklastikca kacar, uzandikca uzaklasir..

    soren beyin toplulukla ilgili dusuncelerine biterim: ona gore insan, aristo'nun sandigi gibi dogal bir yonelme ile yani toplumsal yasami sevdigi icin topluluga varmamistir.. kisi ic sorumlulugundan kacmak istedigi icin topluluga varmistir.. bu yuzden toplulukta hep kotu bir sey bulur kierkegaard, topluluk gunaha aciktir.. annesi ve bes kardesinin olumunu babasinin gunahina/tanriyi reddedisine baglar.. topluluk dogruluk ve ahlaki ortadan kaldirir.. bu yuzden yani bireyim kisiligini ortadan kaldiracagi icin topluluktan da, demokrasiden de, sosyalizmden de nefret eder.. toplumlar bireylerden kuruludurlar ama o toplumu kuran bireyler artk hic bir sey degildirler.. bu bireyler guc icin birlesmislerdir, bir cinayet oldugunda herkes oradadir ama onu hic kimse yapmamistir.. uzun bir yalnizlik ve kendini tanima yolundan gecen insanlar topluluk olusturmalidir..

    korku neredeyse butun yasamini etkilemistir kierkegaard'in.. regine olsen’e olan askini bile golgelemistir.. tanrinin kendisine; insanlari uyandirma, kilise ve ruhban sinifini elestirerek insanlari dogru yola sokma gorevi verdigine inandigi icin, olsen'e olan askinin bu sorumluluklari yerine getirmesinde engel olacagini dusunup evlenmekten vazgecmistir.. belki de bu yuzden her kitabini baska bir isim altinda cikarmis, taninmak ve bilinmek istememistir..

    öle.

  • sahaflık etiğini bilen, müşterisine sahip çıkan site.

    akademik bir çalışma için belli konuda kitapları topluyordum. eledim, inceledim, kitapların tamamını almak için minimum (2) kargoya bölecek şekilde ayarladım. ilk sahafın kargosu hemen geldi. ikinci sahaf (x sahaf diyelim) mesaj attı: falanca kitap yok. yine de gönderelim mi?

    kitabın eksik olması kötü çünkü tematik bir sipariş veriyorum. sonradan o kitabı tek başına sipariş etmek zor. üstelik bu kitabın yokluğu nedeniyle kargo ücretsiz olmaktan çıkacakmış, kargo ücreti de ödemem gerekecekmiş. ya da aynı fiyata başka bir kitap alacakmışım.

    x sahaf'a, aldığım şeyin elma, armut olmadığını, kitap olduğunu (aynen bu şekilde) ifade ettim. cevap gelmedi.

    bunun üzerine nadirkitap yetkilisine ulaştım. hemen döndüler. sahaf adına özür dilediler. eksik kalan kitabımı başka bir sahaftan (y sahaf diyelim) bulmuşlar. onu da ücretsiz elime ulaştıracaklarını söylediler.

    üstelik, üstüne para verecek oldular. kitap, y sahafta x sahaftakinden daha ucuzmuş. aradaki farkı iade edebiliriz dediler.

    teşekkür ettim. gerek yok dedim. donanımhaber ölücüsü değiliz. o paraya o kitapları alacaktım ve almış oldum.

  • facebook'da şunu yazalı 15 dakika olmadan karşıma çıkan video.

    "bu ülkede metroda müzik açıp yolcuları dansa kaldıramazsın... bu ülkede bir futbol maçında ya da basket maçında ufak bir çocuğu sahaya sokup gol ya da basket attıramazsın... bu ülkenin başbakanı sokağa çıkıp nasılsınız iyi misin diye gezemez... bu ülkenin otobüs duraklarını kamera şakalarınız için kullanamazsınız... bu ülkede sokakları 3d grafitiler ile boyayamazsınız... bu ülkede elinizde kamera ile sokaklarda rahat rahat gezip insanları çekemezsiniz...

    bu ülkede esasında hiçbir zorluğu olmayan, kimseye dokunmayan, değmeyen ufak tefek şeyleri yapamazsınız, bu karşı gelirler, sizi dışlar ve garipserler. bu ülkede metroda müzik açıp hadi varacağımız yere kadar eğlenelim derseniz sizi belkide döverler. bu ülkede sırf bir çocuk mutlu olsun diye onu futbol sahasına 1 dakika bile olsa çıkaramazsınız, en fazla maçtan önce seramonide mal mal gülerler. bu ülkenin başbakanı, milletvekili eli cebinde hiçbir dükkana girip naber nasılsın demez, diyemez.

    af edin ama böyle bir ülkenin nesini seveyim? en basit şeylerin, gülmenin, mutluluğu ve estetiğin düşmanı olan bir topluma sahip bu ülkede nasıl mutlu olayım? en sevilen filmin en estetik dışı karakter olan recep ivedik'in olduğu bir ülkede ne metroda dansı ne sokakta kamera ile gezmesi.

    adam zeytinleri çekmek yasak dedi. ajan zannetti sanırım beni. te allam!"

    şimdi daha 15 dakika olmadan şununla karşılaşıyor isem ben çıldırmayayım da kim çıldırsın? yazıklar olsun ya! ülkede gram yer kaplamayan, en ufak şeyler insanlara batıyor. nefret ediyorum arkadaş bu ülkeden!