hesabın var mı? giriş yap

  • yerinde bir karar. amme hizmeti olarak hangi ürünlerde kullanıldığını da yazalım, en azından bilinçli bir tüketim için yol açarız belki

    kuruyemiş(beyaz leblebi)
    beyaz un
    sofra tuzu
    şeker
    sakız
    diş macunu
    sabun
    deterjanlar
    kimyasal ilaçlar
    vitaminler
    şekerleme
    karbonat
    kabartma tozu
    kahve kremaları
    diş macunu
    güneş kremi
    fondöten

  • konum:ankara
    yıl:2016

    2000 parçalık puzzle'ımı "içki fotoğrafı" olduğu için, günah diyerek çerçevelemeyen; tamam sen çerçeveleme bana ver çerçeveyi ben yapayım dediğimde, sana ona uygun çerçeve satmam diyerek çıtayı çok yükseklere koyan ankaralı esnaf dayı.

    puzzle da şuydu.

    edit: link düzeltme

  • manu maçından sonra "bir sonraki takımım çok sürpriz olacak" diye demeç vermiş.

    beyler antalyaspor devrede galiba :/

  • obsesif bozukluk kişinin aklından geçen saçma sapan düşünceler, kompülsif bozukluk da bu düşüncelerin getirilerinden kurtulmak için akabinde yapılanlar efenim. ben yaşadım, biliyorum, o bakımdan. birkaç örnekle konuyu açıklayacağım şimdi sizlere. başlıyorum.

    ***

    ben sorunlu bir evlat idim. evliya sabırlı bir de annem vardı. hikayeledim burada fakat hala var. ama artık ben sorunlu değilim. neden? çünkü çözdüm ben olayı.

    ***

    şimdi en başlarda aklımdan şu şekil düşünceler geçiveriyordu. hakim olamıyordum kendime.
    "eğer annemi yatmadan kırk bir kere öpmezsem annem bu gece ölecek."

    yani bu derece ciddi bi şey geçiriyorsunuz aklınızdan, hem de kontrolünüz dışında geçiveriyor böyle. gidip paşa paşa öpüyordum. sonra rutine bağladım tabii. her gece yatmadan önce annem ölmesin diye gidip kırk bir kere öpüyordum annemi. çoğu kez abim dövüyordu öpücük törenini müteakiben; halbüse anlatsam anlamazdı ki, ben orada annemi kurtarıyordum sadece.

    böyle oya yapar olurdu, parmağına doladığı ipi çözerken "ay lanet evlat, deli midir manyak mıdır bıktım senden..." der, bazı bazı ağlardı. cefalı annem benim... neyse.

    bi sene filan öptüm heralde.

    muhabbet kuşu ölmesin diye her elime aldığımda üç kere göğsünden, üç kere gagasından öper, üç kere de sol kanadını açıp kapardım.

    babamı da yedi kere öpme kararı aldım sonra. de babam sinirli insandır laf aramızda. yedi mi, hayır. sonra onu öpmekten doğal koşullar sebebi ile vazgeçtim.

    hepsi için toptan güzel bir şey yapmaya karar verdim sonra sonra, her gece mutfak lambasını yedi kere açıp kaparsam ailecek kurtulacaktık. babam fark etti bunu da, her gece malum saatte gelip mutfağa oturmaya başladı. "patlatacaksın ampulü eşşolunun." diye kovaladı sonra bi gün. ben ne yaptım, alarmı kurup gece kalkıp yakıp söndürmeye başladım. böylece babamı atlatmış oluyordum.

    bunlar işin geyik tarafı tabii. her terliği sola çevirme, nefesini tutup bildiğin duaları okuma (morarabilir kişi bunu yaparken) ve gitgide bana fizyolojik olarak da zarar veren benzeri davranışlarım artınca...

    bir gün dedim ki;

    "lan eğer bir daha böyle yapmaya devam edersem, ailecek yarına çıkamayalım."

    o gün bu gündür yapmam hiç öyle. valla bu şekilde kurtuldum. tavsiye ederim.

  • işte kısa kısa marilyn turu

    - meşru olmayan bir ilişkinin meyvesidir. babası olduğu düşünülen iki aday vardır ama kesinlik yoktur.

    - annesi kendisine bakamadığı için o dönemin yasaları gereği başka ailelere evlatlık olarak verilmiştir. bir çok aile değiştirmiştir. aile sevgisinden yoksun kalmıştır.

    - 16 yaşına bastığında kendisini evlatlık olarak alan aile tarafından evlendirilmiştir. (bildiğin görücü usülü marilyn'i almışlar hacı. öyle diyim ben sana)

    - kocasının 2. dünya savaşında askere gidecek olması sebebiyle hamile kalmak ve kocasına bir şey olursa o çocuğa hayatını adamak istemiş, fakat kocası "daha yaşın 17 " diyerek bunu reddetmiştir.

    - 2. dünya savaşı sırasında askerlere moral olması için, asker eşlerinin fotoğrafını çeken bir abimiz kendisini keşfetmiştir. resimleri bir anda askeriyenin moralini düzeltirken, siper arkadaşlarının moralinin ne denli düzeldiğini gören kocası krizlere girmiştir. mektup yazıp, "kadın kısmısı evinde oturur" demiştir. lakin kendisi bunun üzerine boşanma kararı almıştır.

    - yapımcı şirketine "beni hep salak kadın rollerinde oynatıyorsunuz" diyerek resti çekmiştir vaktiyle.

  • bu animasyonun en sevdiğim yanı küçük ayrıntıları. konuyu, subliminali falan geçtim onlar zaten üst düzey. mesela son izlediğim bölümde fin ve jake mega kurbağayı arıyorlar. yollarını kaybetmemek için çamur balıklarının verdiği lolipopları yere atıyorlar*. lolipoplar bitiyor. jake'in elinde poşet kalıyor. jake poşeti katlıyor cebine koyuyor. ben mi manyağım bilmiyorum ama acayip gülüyorum bu tür şeylere.

    ilgili sahne 3:58'den itibaren
    bu arada subliminal demişken 3:40

  • badem bıyıklılar, ülkenin bu güzel insanlarının gençliğini ve umutlarını çaldınız. yatacak yeriniz yok. boğazım düğümlendi, ne diyeceğimi bilemiyorum.

    edit: aslında ne diyeceğimi biliyorum. 18 yaşında bir çocuk korkmadan kendini ifade edebiliyorsa, benim bu yaşımda korkup çekinmem saçmalık olur .artık kaybedecek bir şeyimiz kalmadı. yıllarımızı çaldınız, haksızlık, adaletsizlik, hukuksuzluk yaparak kendinize ve çevrenize bir padişahlık yarattınız. çevremdeki gençlere bakıyorum telefonlarında sahibinden ve maçkolik uygulaması var. çocuk hayal kurmak istiyor, açıyor bir araba bakacak ama araca her gün zam geliyor. hesap yapıyor, hiç para harcamadan tam 4 yıl boyunca çalışması lazım. bakıyor ki olacak gibi değil, geriye tek bir şey kalıyor, o da kumar. maçkolikten maç bakıp cebindeki 3-5 kuruşu da yine malum şahıslara kaptırıyor. bu tam anlamıyla ülkemizdeki kölelik sisteminin bir özetidir. pandemi dönemi başlamadan önce oyun konsolu almaya karar verdim, aldım ve üzerine sokağa çıkma yasakları geldi. ardından oyunlar ilgili bilgi almak için konsolun türkiye sayfalarından birisine üye oldum. konsol satışları patlayınca yetenekli bakanımız! ve kayınpederinin aldığı karar ile konsollara %50 vergi getirildi. bu verginin eylül ayına kadar olduğu söylendi ve o çocuklar da buna inandı. bugün o verginin yılbaşına kadar uzatıldığı açıklandı ve sayfada o gencecik çocukların hayal kırıklıklarını okudum. maalesef onlar da anladı ki biz bu hükümetin vatandaşları değiliz, müşterisiyiz.