hesabın var mı? giriş yap

  • başına "pazar pazar" eki getirmek suretiyle mümkündür.

    örnek veriyorum:

    "pazar pazar böyle müzik mi çalınır?"

    "pazar pazar ne balesiymiş bu?"

    "pazar pazar brent petrolü mü satın alınırmış?"

    "pazar pazar sen anandan yine çıkardın amma, baban kimdi bilemezdin şerefsiz!"

    vb...

  • evet, kelimenin tam anlamıyla tüyleri diken diken eden, üzen, düşündüren kliptir. evet, zor işimiz zor!

    klip

    nasıl bir döneme denk geldik, değil mi?

  • football manager'de sezonun ilk yarısı takımımdan kovulunca bir daha başka takıma gitmedim. gururuma yediremedim yani, alt sıralardan gelen tüm teklifleri redettim. bildiğin oyunda rıdvan dilmen gibi takıldım iki yıl. "space" tuşuna basa basa zamanı geçiyordum. güzel bulduğum bazı maç sonraları ise yorum yapıyordum. çok eğlenmiştim açıkçası. kültablasına da güntekin diyordum.

    simcity'de kurduğum tüm şehirlerin altında yatan temel motivasyonum "ulan ne güzel yakarım şimdi şimdi bu şehri" düşüncesi idi. muhteşem şehirler yaptıktan sonra tornado gönderiyor, volkan patlatıyor, 8.4 şiddetinde zelzeleler yaratıp göktaşları yağdırıyordum. bi müddet sonra oyunun verdiği hisle allah'a sirk koştuğumu fark ettim. ben de o vakit oyunu bıraktım. şüphesiz ki ben en doğrusunu yaptım.

    süper mario'da amacı dışına çıkmayı bırak tamamen amaçsızlık üzerine oyunuyordum bazen. mario tam kalenin önünde bayrak direğini indermek için zıplarken bazen direği aşıyordum. sonra ise sonsuz bir yol ve sonsuzluğa koşan bir mario. kimbilir belki de her seferinde yanlış kaleye denk gelmekten bıkmış olan mario'nun hayata karşı naif bir isyanı idi bu...............mantar kafalar yok, boru yok, boşluk yok, çekiç atan o.ç kaplumbağalar yok, kale yok ve prenses..zaten hiç olmadı. adamsın mario.

    benim içim en efsanesi ise bir oyunda medieval total war 2'de kutsal roma germen imparatorluğu ile hızımı alamayıp 1962 yılına kadar gelmiştim. bütün dünyayı fethetmiştim yine de bir tek ortadoğu'da suriye ve ırak'ta isyanlar çıkıyordu. "naptı lan bu devlet size!" deyip tuton şövalyelerimle beraber mancınık yolluyordum ben de. aslında o zamana gelmemin bir amacı da acaba oyunu yapanlar piçlik olsun diye nükleer bomba falan çıkarıyor mudur diye idi. çıkmıyor beyler. çok düzgün kral bir oyun total war, amacının dışına çıkarak oynadığım son oyun.

  • şöförler ya uyuyakalıyor, ya dikkatsiz sürüyor ve hız yapıyor. ülkenin temel sorunu insan yetiştirme. yetiştiremiyoruz, eğitilemiyoruz. önünü arkasını düşünmeden hareket eden insanlara canımızı emanet ediyoruz sonra.

  • hangi yılda imal edildiği, kimin sadakası olduğu, peş peşe modernizasyon paketleri falan, bunlara takılmamak lazım. daha önemli bir husus var.

    ilkesel bazda öncelik sıralamasını açıklıyorum:

    "ilk önce tankın, techizatın ve harekat merkezin en son model olacak, ondan sonra makam araban ve özel uçağın ve sarayın."

    sıralamayı şaşırırsan mazallah vatan toprağından tası tarağı toplayıp kaçarsın, geride ne araban kalır, ne uçağın ne sarayın.

    .

  • beş yıl kullandığım, ah bir dili olsa da konuşsa, 2007 yılına baktığımızda şimdilerin iphone 5'inin havasını rahatça ezip geçecek kadar üstün özellikler barındıran telefon. daha akıllı telefonlar yaygınlaşmamışken facebook'ta gezerdim kendisiyle. uçuş modu bile vardı. en güzeli, telefona hiç bakmadan mesaj yazabilmekti herhalde. çok ses çıkarırdı tuşları o ayrı. defalarca düşmüş -bir keresinde tam bir kat aşağı, merdivenlerden yuvarlanarak- bana mısın dememiştir. kulaklığı özlenendir. sonra başka sony kulak içi kulaklıklar da aldım lakin bir daha aynı ses kalitesini yakalayamadım. gözleri kör eden flaşını sevdiğim.

  • toplaşın gençler, size bu eşiğin tarihçesini anlatiyorum...

    seneeee 2005.. (yazar burada tevellütün eski oldugunu vurgulamaya calisiyor). tam olarak burasi kasiyor msn var mi? çağı. ınternette flortlerin dolu dizgin olduğu, facebook diye bir sözcüğün duyulmadiği, whatsupin icadina seneler oldugu donem. bu dönemde, irc ve benzeri public ve sözleşmeden tekrar karşilaşilmasi şansa bağli ortamlardan özele geciş, az önce zikredilen burasi kasiyor msn var mi? tümcesiyle sağlanirken, msn den telefona (ve belki ötesine) geciş de bu "beni uyandirir misin" sorusuyla saglanirdi. yukarida örnekleri verilen diyaloglarin ardindan "beni uyandirir misin" atilimini yapan kisiye nasil sorusu soruldugunda, bu numaradan diye numarasi alinir ve oradan yürünürdü.. muhabbet ve msn profil resmi kriterlerinden etkilenen hatun en vurucu özelliğim olan ses tonumla da kacamayacak sekilde baglanmistir.. öhöm..(based on a true story)

    tanim: burada tespit olarak gorunce şaşirdigim,beni gencligime goturen eşiktir..