hesabın var mı? giriş yap

  • erkekler arasında bir problem tartışılmış ve konu uzlaşarak kapanmışsa bir daha sen şu tarihte bana böyle yapmıstın veya bunu söylemiştin diye asla yeniden eski defterler açılmaz .problem çözülmemişse barışılmaz çözülmüş ve barışılmışsa asla tekrar gündeme gelemez.
    kadınlardan ayıran en önemli kural bu sanırım.

  • yokluktan varlığa geçişin dönemiydi çünkü.

    şöyle düşünelim; ne kadar araba değiştirilirse değiştirilsin, ilkinin tadı bir başkadır. sonradan daha iyisi alınsa bile, ilkinin yerini zor tutar.

    90'lar da bunun gibiydi.

  • hep diyorum ver parasını tut müşahit, yoksa eğer yeterli yapılanman, bilmem kaç milyar lira seçim yardımı alıyorsun 80% oy aldığın beşiktaş kadikoye fln iki bayrak az as, git sandığa parasıyla adam yerleştir.

  • can sıkıcı zamdır. prime video üyelik ücreti 8tl, blutv 10tl iken bu adamlar neye güvenip bu kadar zamladı acaba?

  • elbette dünyanın en iyi yazarı değildir ama dünyada 7'den 70'e yüz milyonlarca insanın kalplerine en çok dokunmuş, en içten ve en samimi fantastik kurgu kitabını yazarak, bunu da tüm zamanların en şahane kurgu ustalıklarından birini sergileyerek, j.r.r. tolkien'in dünyasını harfi harfine kopyalayarak benzer kitaplar yazan (yepyeni diller, yepyeni hayali ülkeler, yepyeni ırklar ama niyeyse hep elfler hep cüceler, hep kaybolup gitmiş antik çağ dönemlerinde geçen kılıç-mızrak-büyü kitapları) sayısız yazarın ve sayısız fantastik kurgu eserinin önüne, özgünlüğü ve farklılığı ile haklı olarak geçmiş, bu nedenle de yeniliğe ve farklılığa zerre tahammülü olmayan dinozor metal müzik dinleyicilerinden beter fantastik kurgu takipçilerini - ve tahminen yazarlarını da - hasetlerinden çatlatmıştır. marifet tuğla kadar ciltler boyunca bitip tükenmek bilmeyen karman çorman, yer kabuğuna inecekmişçesine detaylandırılmış dünyalar, öyküler, diller, ırklar tasarlamakta değil (neyi kanıtlama çabasıdır acaba bu kadar çok detay üretebildiğini göstermek için çırpınmak, tolkien en âlasını yapmış işte), sayısız insanı gönüllü olarak peşinden koşturacak, "bu bizden" diyerek bağırlarına basacak bir dünya, öykü ve karakterler yaratmakta.

    kendisi bir shakespeare olmadığını zaten bilmekte ve söylemektedir. "ileride nasıl hatırlanmak istersiniz" sorusuna "sahip olduğu yetenekle elinden gelenin en iyisini yapabilmiş biri olarak" diyecek kadar alçakgönüllü, ne olduğunu bilen bir insandır. bir yazar olarak söz söylemeyi, etkileyici cümleler üretmeyi ve lafı gediğine oturtmayı çok iyi becerir. insanlar neden hemen tolkien'le karşılaştırıp aşağılama tepkisi göstermek için kurulmuş saat gibi hazırda beklemekteler bilemiyorum ama tahminen tolkien'in yarısı kadar edebiyat bilgisi olmayan biri olarak, aynı tolkien'in eseri gibi fantastik edebiyatta bir dönüm noktası olmuş ve tarihe adını yazdırmış bir kitap ve dünya yarattığı için büyük ihtimalle. onca ıncığına cıncığına kadar detaylandırılmış ama özünde hepsi birbirinin aynı kılıç-mızrak-büyü high fantasy kitapları dururken günümüz dünyasının içine saklanmış, o dünyayla ilişkileri mükemmelen detaylandırılmış yepyeni bir ikincil fantazi dünyası tasarlayarak özgünlüğü ve hepsinden de öte ruhuyla tolkien'inkine çok benzer bir tat verebilen, bu yüzden de en az orta dünya kadar sevilen yegâne öyküyü yazdığı için çatladı resmen insanlar hasetinden. zira dediğim gibi marifet alternatif dünya tarihi yazıyormuş gibi sonu gelmeyen boğuculukta detaylarla doldurulmuş kitaplar yazmak değil, yarattığın dünya görece daha hafif olsa dahi okuyucunu avucunun içine kıskıvrak almanı sağlayacak kadar samimi bir ruh katabilmek. millet "rowling, tolkien'in boku olamaz" diye birbirini yiyedursun, merhum tolkien mezarından kalkıp gelse, şu 7 kitabın hepsini bir okuyabilse, tahminen en önce kendisi saygılarını sunardı rowling'e muazzam başarısı için. harry potter severler için can sıkıcı bir şey olsa bile allah vermiş de bu serinin filmleri de yüzüklerin efendisi üçlemesi gibi tartışmasız bir başyapıt olamamış. olsaymış herhalde insanlar iyice çete gibi toparlaşıp adam dövmeye geleceklermiş hasetlerinden. tolkien'in kitabı gibi sürüyle kitap var fantastik kurguda ama bir tane harry potter var. iyi ki de var.

    https://fbcdn-sphotos-a.akamaihd.net/…4126031_n.jpg

  • sosyal yardımı acun yapıyor, adaleti müge anlı sağlıyor. devlet de bizim gibi televizyondan izliyor galiba bunları..

  • şirince köyünün muhtarı ben olsam yarın köyün elektirik şalterlerini ipneliğine kapatırım. ardından da vericen ses efektini ortama gel ondan sonra.

  • biri ciksa sorsa, dunyada ciddi anlamda uzerinde calisilmis en ucuk, en cilgin, en inanilmaz proje hangisidir? dusunmeden project orion cevabini veririm.

    olay yillar once ilk nukleer bomba denemeleri yapilirken basliyor. fizyon'un inanilmaz gucunu goren bilim adamlari bunu bir itici guc olarak kullanip kullanamayacaklarini arastiriyorlar. teorik hesaplamalar ve fizibilite calismalari surerken iki beklenmedik olay oluyor:

    1- sovyetler sputnik'i uzaya gonderiyorlar, amerikan halki dehsete dusuyor ve devletin yapacagi karsi hamle ne olursa olsun destek veriyorlar.
    2- operation plumbbob nukleer bomba arastirmalari sirasinda, 900kg lik celik bir parca nukleer bombanin patlamasiyla uzaya firliyor.

    bunlar olurken iki ayri proje uzaya ulasmak icin yarisiyorlar birisi kimyasal itici sistem kullanan ve halka acik olan nasa, ikincisi hava kuvvetleri icinde gelistirilen project orion.

    projeyi basite indirgemek gerekirse; cogumuz kucukken torpilin uzerine teneke kapatilip patlatilinca tenekenin havalandigini (ve tabii ki parcalandigini) gormusuzdur. tenekenin cok saglam oldugunu hayal edin ve torpili de oyle bir yerde patlatiyoruz ki teneke dumduz yukari firliyor. simdi bunlara ek olarak tenekenin icinde 2000 tane torpil oldugunu ve bu torpillerin belirli araliklarla alttaki delikten duserek tenekenin altinda patladigini gozunuzun onune getirin. sonuc ayni suna benzer bir goruntu veriyor.

    bu video'da torpil yerine patlamasi daha hassas bir sekilde kontrol edilebilen c4 kullanilmis. kimyasal patlayicilar birkac kiloyu, bu sekilde uzaya kadar goturebilirler peki boyutlari buyutursek ne olur? iste project orion'da amaclanan buymus.

    gokdelen boyutlarinda ve tamamen celik gibi saglam malzemelerden bir uzay gemisi uretip, icine binlerce kucuk nukleer bomba koyarak bu sekilde yorungeye gondermeyi planlamislar. tabii gorev yorungede bitmiyor oradan sonra bu patlamalara devam ederek isik hizinin yaklasik %10 una ulasarak uzak gezegenlere hatta yildizlara gidilmesi planlanmis. her hangi bir kalkis agirligi sinirlamasi olmadigi icin (her nukleer bombanin gucune gore, 4.000ton ile 8.000.000ton) istenilen her malzeme ve yuzlerce astronot uzaya gonderilebilecekmis.

    ornek olarak yuzeyde 1 yil surecek mars arastirmasi projesi yapilmis, 4000ton'luk hayvani uzay gemisi nukleer patlamalar ile dunyadan kalkip marsa gidecek, sonra yine nukleer patlamalar ile yavaslayip mars yuzeyine inecek, ardindan ayni teknolojiyi kullanarak dunyaya geri donecekmis. yani uzayda montaj falan sozkonusu degil okuz gibi uzay gemisini bombalari patlata patlata marsa kadar goturmeyi planlamislar. bir de karsilastirma yapmak gerekirse; ay'a ulasmayi saglayan saturn roketinin kalkis agirligi 3350ton, fakat roket yorungeye ulastiginda 130tona dusuyor, oradan ay'a ulastiginda ise sadece 52ton. project orion da kullanilan benzer uzay gemisi kalkista 4000ton yorungeye ulastiginda 1600ton ve ay'a vardiginda 1200ton malzeme tasiyabiliyor.

    projenin ayrintilari bunlar. peki uzerinde bu kadar calisilar, butun hesaplamalari yapilan proje neden rafa kaldirilmis? iki ana nedenden dolayi:

    1- projeyi hazirlayan ekibin iki secenegi varmis, ya nasa gibi herseyi halka acik yapacaklar ya da ortulu askeri bir proje olacak. zamanin soguk savas sartlarindan dolayi kolay olan ikinci secenegi secmisler. projenin sunumunu uzayi kesfedecek bir kapsul olarak yapmak yerine, sovyetler birligine operasyon duzenleyebilecek cok amacli askeri bir tasit olarak yapmislar. model sunumu john f kennedy'e gosterilmis, fakat baskan bunun uzay savaslarina neden olacagini(ve buyuk ihtimal sovyetlerin o zamandaki uzay araci ustunlugunu) dusunerek geri cevirmis.

    2- projenin hayata gecirilecegi yillarda, bir yandan da partial test ban treaty'nin gorusmeleri surmekteymis. bu anlasma her ne kosulda olursa olsun atmosferik nukleer denemeleri yasakliyor. amerika anlasmaya, uzayin kesfi icin nukleer itici guc kullanimina izin verilmesi maddesini ekletmeyi dusunmus ve bunun ne kadar pratik olduguna karar vermek icin project orion hesaplamalarindan da birinci derece sorumlu olan freeman dyson'a danismislar. dyson yaptigi hesaplamalarda her gemi kalkisinda yayilan radyasyonun yaklasik 10 kisiyi oldurecegi sonucuna varmis. ayrica radyasyonun verecegi dolayli zararin hesaplanamamasi, dyson'un projenin iptalinden yana karar vermesine neden olmus. hesaplamalari uzerinde yillarca calistigi ve bir cok arkadasinin hayallerini susleyen orion projesini rafa kaldirtmis.

    proje bugun aktif olmasa da iki sekilde kullaniliyor:

    birincisi, project longshot, project daedalus ve project icarus gibi yeni ve zararli olmayan benzer projelerin gelistirilmesinde.

    ikincisi ise, dunyaya carpmasi olasi bir goktasinin tespit edilmesi sonucu, goktasini yokedebilecek gucteki hidrojen bombasinin hedefe ulastirilmasinda. gunumuz teknolojisiyle bunu yapabilecek tek sistem bu. buradan hareketle, halihazirda bir orion uzay gemisi uretildigini farzedebiliriz veya en azindan kucuk olcekli bir maketi denenmistir.

    projeyi gelistirenlerin cogu hala hayatta ve uzayi kesfetmenin tek yolunun orion'da planlanan sistemden gectigini dusunuyorlar. tabii ki insan hayatinin oneminden dolayi, zararsiz fuzyon patlayicilari gelistirilene kadar projenin rafta kalmasini destekliyorlar.

    insan dusunmeden edemiyor, eger sartlar farkli olsaydi 1960li yillarda mars'ta ve saturn'un uydularinda arastirma yapan insan kolonileri olacakti. hatta belki de baska bir yildiza dogru gitmeyi goze alan cilgin bir ekip su siralar hedeflerine variyor olacakti.

    artik sorulan soruya siz de yanit verebilirsiniz.

  • giderek anonimliği elimizden alan sözlük yönetiminin yeni icadı… ne gerek vardı? diğer sosyal medya sitelerinden ayıran özellikler bir bir gidiyor elimizden…