hesabın var mı? giriş yap

  • son donemde sosyal medyanin gundeminde olan meshur laf. dar paca pantolon, elde tespih, dar slim fit bogru acik beyaz gomlek, bazen ustune yelek, bileklik ve saat, parmaklarda buyuk yuzukler, nusret tarzi biyik, masanın uzerinde araba anahtarı, cuzdan, cep telefonu, nargile kombinasyonunun özeti olan laftır ayrıca.

  • 3,4 günde bir arayan sevgiliden, her gün bunu yapan sevgiliye terfi etmiştim yıllar önce ben. şimdi de her öğlen yemeğinde arayan kocaya dönüştü o adam. gece de uzun uzun öper, sarılır, iyi geceler der mutlaka. her gece istinasız.
    özetle kızlar öküzlerle evlenmeyin. sevgililikte bi yere kadar çekiliyo da, ömür boyu ı ıh.

  • vatandaş domates yerine badminton topu yesin böyle açıklamaları yapanlara göre. enflasyon gıdaya göre mi hesaplanır canım. ayrıca hakkatten gıdaya göre hesaplansa herhalde %40 falan çıkardı bu arada.

  • yıl 1995 belki de 97 tam hatırlamıyorum... televizyona çıkmıştı kocası kayahan ile birlikte. o zamanlar evlilikleri çok yeniydi ve canlı yayında kayahan tarafından çok büyük bir haksızlığa uğramıştı...

    yaşı küçük olduğu için kayahan paramla evlendi, yakında beni bırakır, bir hasta olsam hemen kaçar gibi laflar etmişti. o da yanındaydı, incitmeden kendini savunmaya çalışmıştı. yüzü düşmüş ama kibarlığını hiç bozmamıştı.

    o gün bu gündür kayahan'i her gördüğümde o tartışma gelir aklıma. acaba karısı bıraktı mı, evlilikleri nasıl, dediği gibi mı oldu...

    ölüm haberini alınca benim için tartışma da cevabını buldu, büyük sanatçı kayahan yanılmıştı. 20 yıl önce beni bırakır diiye hırpaladığı karısı ölene kadar yanındaydı...

  • rezalet puanlamasında 10 üzerinden kaç alır bilmiyorum ama isim yapmış, tüketicinin güvenini 'sözde' sağlamış bu tarz market zincirlerinde görmeyi ummadığım bir olayla karşılaştım bugün.

    işten çıktım, alınacak şeyler var saat de 17:00'a yaklaşıyor. yol üstündeki çağdaş'ta dururum alırım dedim ihtiyaçlarımı. meyveleri, sebzeleri falan genelde taze ve kaliteli oluyor diye.

    ihtiyaçları aldım, pastane reyonundan geçerken de bir bakayım dedim. gözüme bonelli marka rulo pasta çarptı. çok da severim muzlu falan. neyse işte aldım bir tane.

    akşam eşim paketi açıp pastayı dilimlerken kremalı kısımları biraz sararmış görüp işkillenmiş ama etikete bakınca paketlenme tarihini bugün görüp sorun yapmamış.

    tadına bakınca çağırdı beni. bildiğin ekşimiş. allah allah demek ki sıcakta falan kaldı dedik. çok da sorun etmeyecektik amaaa...

    eşim etiket kısmını kaldırınca bir baktık üst üste nizami etiketler var. paketleme tarihi her gün birer gün ilerletilmiş. 3 mayıs var, 4 mayıs var, 6 mayıs var. 5 de vardır büyük ihtimal ama çok iç içe geçmişti. fotoğrafları aşağıya ekledim.

    böyle büyük marketlerin böyle oyunlar oynaması utanç verici cidden. ufak şeyler de olsa mide bulandırmaya yetiyor. ayıplı mal sonuçta. bir daha da uğramam. yazıklar olsun.

    görsel

    görsel

    görsel

    görsel

    edit: aşağıdaki bir arkadaş 30 tl göndermeyi teklif etmiş. sma hastası bir bebeğin iban bilgisini gönderdim kendisine. umarım 30 tl gönderir ve bu başlık bir başka konuya derman olur.

    sizler için de ekliyorum:

    tr47 0001 5001 5800 7312 3453 57

    açıklama kısmına ömerakifenefesol yazıp ömer akif kaya adına gönderebilirsiniz.

  • göğsümüzü kabartan üniversitedir. öğrencisiyle, hocalarıyla çok yaşasınlar. en son nuri bilge ceylan altın palmiye aldığında yaşadığım bir gururu yaşattılar. birkaç entry yukarıda da bahsettikleri gibi times listesi ve qs listesi üniversitelerin (en azından kuzey amerikadakilerin) kendilerine baz aldığı ve birkaç basamak olsun yükselmek için bir taraflarını yırttıkları ranking listeleridir.

    kıçıkırık bir kuzey amerika üniversitesine hasbelkader yolu düşen bir adam olarak yerinden bildireyim; daha liste açıklanır açıklanmaz, yememiş içmemişler koştur koştur gidip rektörden demeç almışlar, birkaç saat içinde de e-news olarak herkese mail atmışlar: " okulumuz sağlık ve klinik alanlarında iki basamak yükselmiş, genel sıralamada yerimizi koruyoruz.. oley.." şeklinde.

    yani öyle "benim kafam yatmadı yaaaa, odtü şimdi tufts'dan, purdue'den daha mı iyi.." şeklinde mabadından yorum sallamakla olmuyor o işler. listeye girip de üniversitenin hangi parametrelere göre değerlendirildiğine ve odtü'nün hangi parametreye göre nasıl bir performans gösterdiğine bakarsanız, bu güzide okulumuzun nasıl bir başarı ortaya koyduğunu görürsünüz.

    buradan times higher education'ın sıralama yaparken kullandığı metodolojiye bakabilirsiniz: http://www.timeshighereducation.co.uk/…/methodology

    buradan da odtü'nün performansına:
    http://www.timeshighereducation.co.uk/…l-university

    görüldüğü gibi üniversiteyi rakipleri karşısında aşağı çeken iki temel parametre var: international outlook ve research

    bunlardan ilki üniversitenin uluslararası bağlantılarına göre yapılan değerlendirme. yani üniversitedeki uluslararası öğrenci ve akademisyen sayılarının, yerli öğrenci ve akademisyen sayısına oranına göre hesaplanıyor. haliyle bir ortadoğu ülkesinde kurulmuş, ismi de ortadoğu olan bir üniversitenin listedeki rakip üniversiteleri de göz önünde bulundurursak yabancı öğrenciler ve akademisyenler için ilk tercih olmayacağı aşikar.

    research kısmındaki puanlama ise üç temel kıstasa göre yapılıyor. tanınırlılık (reputation), üniversitedeki öğretim üyelerine araştırmaları için sağlanan ödenek ve fonlar, son olarak da üniversitedeki öğretim üyelerinin ortalama yayın sayısı. değerlendirme puanının %30'u da bu kriterler üzerinden hesaplanıyor. evvela türkiyede kurulmuş bir üniversite tanınırlık açısından bir amerikan yahut avrupa üniversitesine göre zaten mücadeleye 1-0 geriden başlıyor. yine başta kuzey amerikan üniversitelerinde olmak üzere batı üniversitelerinde hem devletten hem de özel kaynaklardan sağlanan araştırma fonları bizin gariban odtü'müzün fersah fersah üzerinde. sanırım tayyip'in odtü'ye örtülü ödenekten para aktardığını düşünmüyor hiçbirimiz. son olarak yayın sayısı ise yine kuzey amerika üniversitelerinin olmazsa olmazlarından. yani üniversitedeki hocalardan yayın yapmaları bekleniyor, hatta zorunlu kılınıyor. üniversiteye kabul ettikleri akademisyen eğer yayın üretmede performans gösteremiyorsa aynen şutlanıyor. (bkz: publish or perish) gerçi bizde de 5 yılda 270 makale yazan akademisyenler var ama bu numunelerden odtü'de olmadığını varsayıyoruz. dolayısıyla yök benzer bir yayın yapma zorunluluğu da getirmediği için, yayın ortalamalarının düşük çıkması çok anormal değil.

    kısacası puanlamanın %37.5 luk kısmında çok da elde olmayan sebeplerle yarıştığı üniversiteler karşısında epey düşük performans gösteren odtü, citation yani akademik dünyada yarattığı etkiden 100 üzerinden 92 puan çekmiş, canlar. eldeki imkanlarla daha iyisini yapabilen varsa buyursun çıksın ortaya.

    demem o ki, şu güzel müessese tayyib'in yönettiği ülkeden, ışid çatışmalarının yaşandığı bölgenin sadece 800 km kuzeyinde melih gökçek'in 25 yıldır belediye başkanlığı yaptığı kentten kaldırılıp, aynı hocalar ve öğrencilerle amerika'nın doğu yakasında bir şehre taşınsa bugün o listede çok rahat ilk 20'ye hadi bilemedin 30'a girer.

    ben de bu vesileyle başta odtü olmak üzere o listeye giren boğaziçi, itü, sabancı, bilkent ve koç üniversitesilerinde öğrenci-akademisyen-idareci olarak kim varsa gözlerinden öperim. gururumuzsunuz.

    bir de islamcı bir dangalak vardı geçenlerde, odtü, boğaziçi, bilkent yıkılmalı diyordu. hah işte o dallamalar da biliyor ki bu kurumlar ayakta kaldığı sürece bu ülkeyi teslim alamayacaklar. o sebeple:

    diren odtü
    diren boğaziçi
    diren bilkent

  • "iş hayatında önemi yoktur" diye atıp tutanlara bakmayın. şimdiye kadar girdiğim her iş görüşmesinde dereceyle bitirmiş olmam karşımdaki insanın dikkatini çekmişti. bir iş için onlarca insanla görüşüyorlar ve bu, akılda kalmanızı sağlıyor. bu illa işi alacağınız anlamına gelmeyebilir, ama şansınızı artırdığı kesin. zaten faydası dokunmasa bile zararı dokunmaz o ayrı da, ben faydasını gördüğümü düşünüyorum.

    her şeyi geçtim, bu benim yüksek lisans, doktora ve yurt dışı eğitim gibi alanlarda da işime yaradı. e bunlar da cv'de gözükmüyor mu sanki? yurt dışında eğitim görmen, iyi bir master yapman karşındakini etkilemeyecek mi sanıyorsun? 1,95 not ortalamasıyla bunları nasıl yapacaksın?

    demek ki neymiş, not ortalaması mühimmiş. "her şey demektir" demiyorum, ama kolaylaştırıcı etkisi yadsınamaz.

  • insanların hakkında hiçbir şey bilmediğini gördüğüm eğitim türü.

    - tezsiz yüksek lisans iki gruba ayrılır, örgün ve ikinci öğretim. ikinci öğretim paralıdır, çünkü dersler 6da başlar. paralıdır çünkü öğretim üyelerinin ek ders ücretleri ödenir. ikinci öğretim çalışanlara yöneliktir ve genelde baktığınız zaman kariyer odaklı mba, insan kaynakları ve finans gibi dallarda sıklıkla rastlanır. diğer yandan örgün eğitim olan tezsiz yüksek lisanslar da vardır. kendi üniversitemde mesela (ankara üni) uluslararası ilişkiler, siyaset bilimi gibi baba anabilim dallarının da tezsiz programı vardır. bölümde zaten tezli-tezsiz diye bir ayrım yoktur, her şey ortaktır, harç ödemezler.

    - tezsiz yüksek lisans genelde akademi düşünmeyen, bu alanda birikimini arttırmak isteyen ve ileride kamu ya da özel sektörde çalışmak isteyenler için düşünülmüş ve genellikle onlar tarafından tercih edilmektedir.

    - tezli yüksek lisans öğrencileri tez yazıp jüri önünde sunarken, tezsiz yüksek lisans öğrencileri "temelde tezden hiçbir farkı olmayan" yüksek lisans dönem projesiyle mezun olur, tek fark bu çalışmayı jüri yerine danışman hocanız değerlendirir. tezde geçerli tüm kriterler geçerlidir.

    - hocalar ağırlık vermiyor, makaleler hafif denmesi tamamen yanlıştır. zira dediğim gibi örgün tezsiz yüksek lisansta böyle bir ayrım yoktur. iki grup da oldukça özverili ve yoğun bir periyot geçirir. yukarıdan bakıp "ıyy sen tezsizsin galiba" demek saygısızlıktan başka bir şey değildir.

    - ikinci öğretime de neden bok atıldığını anlayamadım. zaten bu program hali hazırda çalışanlar için vardır. sabah 10daki derse çalışan birisi nasıl gelebilir ki? izini maalesef özel sektör vermiyor, kamu da nadiren. hal böyleyken bu grubu küçümsemeye çalışmak egosunu bastıramayan ergenlerin işi gibime geliyor. onlara batan neyse.