hesabın var mı? giriş yap

  • birden fazla kez canlı canlı tribünlerden izleme fırsatım olduğu için kendimi şanslı saydığım voleybolcu.

    televizyon karşısında izlerken gözden kaçırmış olduğum bir detay olarak servise çıkışlarında top toplayıcı kıza "sağ ol." veya "teşekkür ederim." dediğini, kritik bir anda çok estetik bir sayı aldıktan sonra servise çıkarken ise "sağ ol canım benim." dediğini fark ettim.

    bu küçük detay bile karakteri ile ilgili çok şey anlatıyor bence.

    not: sonrasında diğer kızların servise çıkışlarına dikkat ettim ve yalnızca bir kişi daha teşekkür etti ama o da tek seferlikti.

  • niye ? çünkü devletin eksiğini oy verenlerine göstererek devleti müşkül duruma düşürdü. en ufak oy kaybına tahammülü yok tabi yönetenlerin.

  • ekşi itiraf:

    1998 yılıydı galiba. internet yeni yayılıyordu. kaan ertem de email adresini paylaşmıştı. muhtemelen türkiye'de bunu yapan ilk karikatürist, tüm basın aleminde de üçüncü, dördüncü yazar filandır.

    neyse, ben de internet erişimi olan toy bir kekoydum. email'nin şifre hatırlatma butonuna tıkladım. galiba yahoo idi. şifre hatırlatma sorusu çıktı:

    - what is your favourite book?

    ben de cevap olarak leman yazdım ve tuttu. o zamanlar şifre hatırlatılınca yeni bir şifre verilmiyordu. mevcut şifre söyleniyordu. onu da gördüm ama neyse ki özel bir şeyi değildi. hesabına girdim. sadece birkaç email'e baktım. insanlar onu beüendiklerini yazmışlar. birkaç kişi de karikatür esprisi yollamış.

    ne yapıyorum lan ben diye pişman oldum tabii. hemen kendisine bir email yazıp şifre hatırlatma sorusundaki bu açığı, daha güvenli şifre için ne yapması gerektiğini falan yazdım ve "sizi çok seviyorum" diye bitirdim.

    hatta email gitmiş mi diye açıp bir daha adamın gelen kutusuna bakmış olabilirim. allah belamı versin.

    sonra ondan cevap geldi. bu açıkları bilmediğini, öğrendiğinin iyi olduğunu yazıp bana teşekkür etmiş.

    çok sevdiğim bir insandı ve bire bir biliyorum ki çok iyi bir insandı. allah ona rahmet eylesin. benim de taksiratımı affettsin.

  • yılıştığı çocuk gururunu kırmıştır, egosunu tekrar yükseltecek birisine ihtiyacı vardır.

    cevap atmayın daha da düşsün egosu.

  • iki taraf arasında sürekli gidip gelecek ve sonunda fenerbahçe'nin kazanacağını düşündüğüm maç.

    iki takım arasındaki en bariz fark; fenerbahçe bir şeyler yapmak isteyen ve hala yapamayan zaaflarla dolu bir takımken beşiktaş senelerin birlikteliğiyle bazı şeyleri aşmış bir takım. bunun sonucunda fb hala orta-alt tempoda oynarken bjk istediğinde vitesi çok iyi yükseltiyor ve rakibi bunaltıyor. o yüzden bu maç inönü'de olsaydı bjk farklı kazanır derdim ama kadıköy durumu burun farkıyla da olsa fb'nin lehine getiriyor.

    ----------------

    fenerbahçe ile başlayalım; cocu'nun niyeti takımın boyunu kısa tutup hep birlikte rakip sahaya geçmek, geçince de rakip beklerin arkasına sızıp topu cepheye indirmekti, hazırlık maçlarında bunu başarsalar da ligde hala uygulayamadılar. rakip sahaya geçişte bir sorun yok, ancak iş hücumu olgunlaştırmaya gelince topu eveleyip geveliyorlar, cesur değiller. bu durum slimani gibi son vuruşçu bir forvetin sürekli gezerek golden uzak noktalarda enerji sarfetmesine sebep oluyor. diğer mevkiilerde skorer oyuncular olsa sorun olmazdı ama kendisi gol bölgelerinden uzaklaştıkça takımdaki bitiricilik oranı epey düşüyor. gol atmak yerine servis yaptığı pozisyonların bazıları:

    - link - eljif'e attığı pas

    - link - topal'a attığı pas

    - link - ayew'e bıraktığı top

    daha da kötüsü enerjisini başka alanlara harcayıp gol vuruşu yapmaya mecalinin ve konsantrasyonunun kalmaması. bu yüzden nadiren bulduğu pozisyonlarda iyice şabana bağlamak üzere:

    - link - akıl almaz

    - link - çok kolay bir aşırtma

    - link - bomboş

    - link - güiza

    (zaten ikisini birden beceren forveti türkiye'ye getirecek rezerv yok:) )

    kaldı ki karius gibi cepheden karşılamada ligin en iyi kalecisi varken fenerbahçe slimani'yi merkezde tutmayı başaramazsa zorlanacaktır.

    savunmaya gelirsek durum daha vahim. hala doğru yerleşim yapamayan bir defans var, skrtel resmen tek başına savunma yapıyor. bu da iki şeye sebep oluyor:

    1) ortaları savunamama: kanattan gelen toplarda adam paylaşımı yapamıyorlar ve rakipler kolayca tehlike yaratıyor:

    - link - bomboş voleyi vuruyor

    - link - neustaedter seyrediyor

    - link - kafa vuran rakibi neustaedter yerine şener tutuyor

    2) şut imkanı verme: rakiplerin açısını kapatamıyorlar:

    - link - topal ve jailson uyurken rakip rahatça şutunu çekiyor

    - link - sağ kanatta bomboş olan rakip sallana sallana gelip şutunu çekiyor

    - link - aynı şekilde

    üstüne bir de skrtel'in sakatlığının henüz geçmediği iddiası var, doğruysa işler iyice zorlaşacaktır.

    cocu'nun nasıl bir 11 çıkaracağı geçen haftaya kadar belli değildi ancak artık iyice ip üstünde olduğu için geçen hafta kazanan kadroya sarılacaktır, tek değişiklik hasan ali iyileştiyse olur. olası bir yönetim müdahalesiyle volkan ihtimalini ayrıca saklı tutuyorum.

    yani muhtemel 11: http://i.hizliresim.com/odjdqq.jpg

    en kritik adam ayew, bu atmosferlerde iş yapacak şeytan tüyüne sahip bir futbolcu ve caner'in kanadına saldıracak. sonradan oyuna girmesi muhtemel frey de maçı çevirebilecek savaşçılığa sahip.

    ----------------

    beşiktaş 'a gelelim; şenol güneş'in yaz kampından beri hedeflediği pas oyununa daha yeni başladılar. ilk 4 haftayı geçen sezonki orta-kafa-gol'le resmen boşa geçirdiler ve geçen hafta yeni malatya maçıyla yerden oynama moduna geçtiler. geçen sezondan daha dar alanda oynamak istedikleri bu düzende çoğu zaman ısrarla yerden içeri girmeye çalıştılar, bunda ljaic'in etkisi büyüktü:

    - link - lens içeri kaçıyor

    - link - ljaic öyle bir pas atıyor ki quaresma içeri girmek zorunda kalıyor

    - link - şişirmek yerine ısrarla yerden

    - link - topu alıp şut çekmek yerine geriden fırlayan caner'e bırakıyor

    beşiktaş henüz bu düzeni rakibi ambale edecek süratte işletemiyor çünkü hem hücum alanını daraltamadılar hem de quaresma'nın bilindik çizgiye yakın oyunu devam ediyor, zamanla oturacaktır. ancak artık negredo yok, yerine oynayacak ismin kim olacağı soru işareti. fiziken güçlü olan larin'in bu düzene ayak uyduracak tekniği yok, iyi de bu düzene en uygun kişi olan vagner love'ın ayakta duracak hali var mı? o yüzden bence şenol güneş'in iki seçeneği var:

    1) vagner love ile yerden pas oyunu

    2) larin ile eskisi gibi orta-kafa-gol

    hangisiyle başlayacağının bir önemi yok çünkü fenerbahçe defansı iki şekilde de gol yiyebiliyor, o yüzden maçın gidişatına göre değişiklik yapma lüksü var. tabii bu durum medel'in yerine oynayacak kişiye bağlı. sakatlığı geçtiyse atiba pas oyununa daha yatkın biri, kaldı ki fizik güç ve kondisyon olarak medel'den çok daha geride olduğu için pas oyunundan başka çare yok. yok iyileşmediyse mecbur necip oynayacağı ve pas oyununu tam yapamayacakları için love yerine larin ile başlar. kanatlarda bana kalsa ters ayakla içeri girecek oyuncular uygun ancak sağda quaresma sevdasından vazgeçileceğini sanmıyorum.

    kısaca 11 tahminim: http://i.hizliresim.com/ed1lkn.jpg

    en kritik adam oğuzhan, son zamanlarda biraz hareketlendi, devam ettirirse maçın gizli kahramanı olabilir. çoğu zaman ceza sahasına girip neustaedter'in bölgesinden içeri sızacak olan babel de diğer kritik eleman.

    beşiktaş'ın savunmadaki gizli zaafı pepe. stoper ikilisinin rakibe ilk basan kişisi rolünde artık düşen çevikliği gereği eskisi gibi değil, dar alanda bile bazen rakibe yetişemiyor, arkasını vida elinden geldiğince toplasa da yeterli olmadığı anlar çok:

    - link - rakip ayağından açmasına rağmen yetişip çalım atıyor

    - link - yine ağır kalıyor

    - link - aynı şekilde

    - link - geç uyanıyor

    savunmada dikkat etmesi gereken bir diğer kişi (adriano'nun sakatlığı geçmediyse) caner. geçen sezondan beri hala geriye dönüşlerde sıkıntı yaşıyor, gelse de aktif savunma yapmıyor, kısacası değişen bir şey yok:

    - link - uyuyor

    - link - kadrajda bile yok

    (bunlara değecek bir hücum katkısı verecek mi göreceğiz:) )

    iyi kötü çoğu tehlikeli hücumunu sağdan geliştiren fenerbahçe caner'in kanattan tehlikeli olacaktır.

    ----------------

    psikolojik olarak:

    1) fenerbahçe dağılmış vaziyette, ve kaybedecek fazla bir şey kalmadı. hem cocu hem takım hem de taraftar için bu derbi büyük fırsat, camia bütünleşecektir çünkü motivasyon için ekstra bir şeye gerek yok. galibiyetle her şeyin yeniden başlayacağını biliyorlar.

    2) beşiktaş'ta ise her ne kadar şenol güneş'i bu sezon saha dışı konularda biraz daha boşvermiş/bana ne modunda görsem de şenol güneş bu belli olmaz, takım bu kadar moralliyken ve şartlar fb'yi yenmeye bu kadar uygunken klasik fenerbahçe gerilimini futbolcularına yine yansıtırsa yazık olur.

    3) gerek fenerbahçe'nin eeh yeter lan modunda olması gerekse beşiktaş'ın moralli olması sebebiyle bu maçın olası bir epik geri dönüşe müsait olduğunu düşünüyorum.

    ----------------

    bunların ışığında maçta yaşanması muhtemel şeyler:

    1) fenerbahçe maça çok hızlı başlayıp bir şekilde öne geçen taraf olacaktır, ancak öne geçince elindekini kaybetme korkusuyla duracak ve beşiktaş'ı seyretmeye başlayacaktır.

    2) beşiktaş bu sayede kısa sürede gol bulacaktır çünkü fenerbahçe'nin baskıya dayanabilecek bir savunması yok.

    3) işte buradan itibaren fenerbahçe iyice açık oynamaya başlayacak ve beşiktaş da
    kontratağa müsait olmadığı için geride bekleyip top çevirmeye çalışacak, fb'de orta saha diye bir şey kalmayacağı için bjk bu top çevirme sayesinde kısa kısa anlarla organize gelecektir. bu yüzden maç bir o kalede bir bu kalede'ye dönecek, heyecan ve pozisyon sayısı tavan yapacaktır. fb atarsa 2, bjk atarsa 1. maddeye dönüp loopa alacaktır (inşallah bol bol alır).

    uzun lafın kısası, bıçak sırtı geçeceğini düşündüğüm bu maçta son kurşununu atacak olan fenerbahçe'yi kadıköy faktörüyle galibiyete bir milim daha yakın görüyorum. inşallah hakemler/olaylar maçın önüne geçmez ve güzel bir derbi izleriz.

  • dönercinin valiyi niye umursaması gerektiğini anlayamadığım hadise. tivitteki arkadaşın dediği gibi. vali halka hizmet eder halk valiye değil. bu arada dönercinin maskesi ağzında. vali eldiven niye yok diyor. lokantalarda eldiven takılmaz.

    cahil ve kibrinden uçan bir valinin yediği halt. senin ne görevin ne haddin böyle bir şey yapmak. ayrıca maskeyi burnunun altına takıyorsun. önce düzgün maske takmayı öğren. neresinden tutsan elinde kalıyor.

    edit: dönercinin maskeyi yanlış taktığını göstermek için öyle yapıyormuş, uyaranlara teşekkürler. bu arada validen özür gelmiş, iyi yapmış.

    edit 2 : lokanta genelinde değil, böyle döner, fırın etrafında falan eldiven takmak yok. erime ihtimalinden dolayı.