hesabın var mı? giriş yap

  • "ya bu futbolcuların benimle derdi ne?" diye sormuş hanım ablamız. neden olacak cern'de atom üzerine yazdığın makalelerden etkilenmiş onunla ilgili görüşmek istiyordur büyük ihtimal.

  • 1) rake dizisinin 5 sezonu varken 1 , 4 , 5. sezonları koyup, 2. ve 3. sezonları koymamak tam olarak nasıl bir kafa?

    2) sanırım imdb 7 altı hollywood filmlerini almak daha ucuz. sırf içerik dolu gözüksün diye ne kadar çöp film varsa doldurmuşsunuz. birde bunları kullanıcıya gönül rahatlığıyla ittirebilmek için yanına imdb ,rotten tomatoes, metascore gibi sitelerin puanlarını da getirmiyorsunuz

    netflix’te iyi film bulacağım diye bir elimde telefon sürekli her filmin puanını kontrol ediyorum resmen çöp karşıtırmak ile aynı his netflix’te iyi film aramak

  • tebrik edilecek hareket... insan olduklarını göstermiş.

    polis + faşist esnaf el birliğiyle dövülerek öldürülmüş (hüküm giydiler) bir çocuğu anması hangi kansızın zoruna gidiyorsa suratına sıçayım.

  • bu nasıl bir terbiyesizliktir. böyle şeyin mizahı dahi olmaz. bu habere seyircinin önünde özür dileyerek ceketini çıkartartan neşet ertaş'ı dinlerken denk gelmem de ayrı bir ironi. buyrun sayın cumhur başkanımız biz millete hizmetkar olmaya geldik diyordunuz, partinizin vekilleri ortaçağın arap emirleri gibi saltanat sürüyor.

  • bu konuda türkiye'de herhangi bir yasa yönetmelik vs. var mı bilmiyorum ancak amerika'daki en yüksek mahkeme supreme court'un insan geni doğa'nın bir parçasıdır ve üzerinde fikri mülkiyet hakkı iddia edilemez, herhangi bir patent işlemi yapılamaz şeklinde bir kararı mevcut. ancak firmaların yapay olarak sentezledikleri gen dizilimleri için patent almaları yönünde engel yok. (kaynak

    genetik mühendisliğiyle elde ettikleri gen dizilimlerine patent alıp, insan embriyosuna eklenmek istenen özellikler için ücret talep etmenin hukuki yolunu arayan firmalara kanunlar mani oluyor. zigot üzerinde gen modifikasyonu gibi şeyler şimdilik yasadışı. ancak bunun gelecekte böyle olup olmayacağı tartışmaya açık bir konu. örneğin bebeğinizdeki bir sağlık ya da doğuştan rahatsızlık crispr vs. gibi metodlarla tedavi edilebilir ancak buradaki etik çizgisinde sınırın da nereden çizileceği de önemli.

    örneğin bebeğinizin gelecekte kansere yakalanma riskini 10 kat azaltan geni ekletmek isterseniz 10000 dolar, boyu en az 190cm olsun isterseniz 10000 dolar, renkli gözlü 5000 dolar, jawline sahibi olsun diyorsanız 7000 dolar gibi ücretler karşılığında bebeğinizin genlerine müdahale ettirmek mümkün olabilir. tabii bu genler patentli olursa fiyatları muhtemelen daha da pahalı olacaktır. yabancıların designer baby dedikleri husus şimdilik pratikte yasak olduğu için uygulanmıyor. amerika'da sadece bilimsel çalışmalar için buna izin veriliyor. gerçekten bebek sahibi olmak ise mümkün değil. (kaynak)

    bu olayın bir diğer boyutu da sizlerin mahremiyeti, mevcut yasalara göre dna'nızdan bazı genlerin kopyalanmasını ve başkaları tarafından kullanılmasını engelleyen, bunu yasaklayan bir düzenleme de yok. bu durumunda yine aynı mahkeme kararından ötürü sizin üstün genleriniz gelecekte bazı hastalıkların tedavisi ya da kozmetik nedenler için kullanılırsa bu genlerin orijinal sahibi olarak üzerinde maddi manevi herhangi bir hak iddia edemiyorsunuz.

    bu konuyu sanatçı larry miller http://www.onlyonelarrymiller.com/ adresinde dile getirmiş. hatta sitesinde konuyla ilgili esprili bir sertifika şablonu da yayınlamış. görsel
    neticede çok karışık ve etik açıdan gelecekte uzun tartışmalara neden olabilecek bir konu. kürtajın bile tartışıldığı ortamda ise henüz toplumlar bu kadarına hazır değil.

  • dünyaya gelinebilecek en kötü zamanda geldiklerine ciddi ciddi inanmaları. babaları güneydoğu'da zorunlu askerlik yapıp hergün teröristle çatışıyordu. dedeleri iç savaşa dönmüş sağ-sol çatışmalarının ardından bir de askeri darbe gördü. ondan önceki nesil ikinci dünya savaşının getirdiği yokluk ve sefalet içinde yaşadı. daha öncesi birinci dünya savaşı sırasında tüm gençliğini cephede harcadı. daha geriye gittikçe daha da zor yaşam şartlarından bahsedilebilir.

    şimdi bu arkadaşlar zannediyor ki onlardan önce herkes gülüp eğleniyor, vur patlasın çal oynasın gününü gün ediyordu. eskiler avrupalı akranlarından eksik kalmıyordu. yok öyle birşey gençler! bakmayın sizi imrendirmek için 90ları 80leri övüp bitiremeyenlere. bu ülkede bir tek siz değil, hiç kimse gençliğini yaşayamadı. bu gerçeği bilmek dertlerinizi çözmeyecek belki ama suni bir şekilde yüreğinize işlemiş adaletsizlik duygusunu söküp atarak az da olsa rahatlatacak.

  • sümeyye erdoğan için geçersiz bir açıklama.

    sümeyye erdoğan 2002'de girdiği öss sınavında 134,5 puan aldı. yani 120 olan dört yıllık üniversite tercih barajı düşünülürse sümeyye erdoğan’ın bu puanla türkiye’de dört yıllık bir üniversiteye girmesi mümkün değildi. üstelik orta öğretim başarı puanı 42,6 idi. okul başarısını gösteren bu puan sümeyye erdoğan’ın ortalamanın altında bir öğrenci olduğunu gösteriyor.

    sümeyye başörtülü olduğu için değil, puanı yetmediği için türkiye'de üniversite okuyamadı ve amerika ya gitti.

    sonradan da 20-25 gibi daha gitti.

  • şüphesiz ki ucuz ve samimi olmasıdır.

    tezgahlar mütevazidir, ürünler kaliteli, fiyatlar uygundur.
    içeri girerken dükkandaki en pahalı şeyi alabileceğini bilmek insanın öz güvenini artıran bir şey arkadaş. ben bunu bilirim, bunu söylerim.