hesabın var mı? giriş yap

  • mutfakta kahvaltı için hazırlanan büyük tepsinin kapı ile aynı genişlikte olması, tepsiyi uçtan tutmak, ağırlık ağırlık, titret titret..

  • kurban bayramında ziyarete gidilen aile dostu büyüğümüz yaşattı o tadı bana.
    abi aşiret reisi, eve gittim, koca salonda sandalyeler duvar diplerine dizilmiş, sen de 50 ben diyeyim 70 tane koca koca adam, sandalyelere oturmuş eller dizlerin üzerinde kafa önde oturuyorlar. bizim abi de ikili koltuğa oturmuş tespih çekiyor, arka bahçede de kurban eti pişiriliyor.
    neyse abi beni severdi çağırdı, gittim yanına oturdum konuşmaya başladık o arada önümüze et getirdiler, abi de bak bu eti öyle herkese vermem gel beraber yiyelim diyince dedim çok güzel et geliyor, taktım çatalı attım ağzıma, lan çiğne çiğne gitmiyor, ağzımda büyüdü de büyüdü yutamıyorum eti.
    abi de nasıl beğendin mi güzel mi diyor, ağızdaki et bir lokmayken bir kilo oldu çiğnenmiyor anasını satayım.
    sonunda abi bu et ne eti dedim, cevap verdi ama anlamadım ne dediğini, bir daha sordum

    taşşağı oğlum taşşağı dedi.

    zaten yutamamışım, e çıkarsak çok büyük ayıp. bir on dakika daha çiğneyip güç bela yuttum ama üzerinden neredeyse on beş sene geçti, şunu yazarken bie tadı geliyor ağzıma.

    debe editi: lan taşşak yedik dedik debeye çıktık yarrağı yedik desek uzaya çıkacağız herhalde, yapımda ve yayında emeği olan herkese teşekkür ederim.

  • ingilizce olan pneumonoultramicroscopicsilicovolcanoconiosis "çoğunlukla yanardağlarda bulunan çok ince silis tozunun solunmasıyla oluşan hastalık" anlamına gelen ve aslında everett m. smith tarafından yalnızca en uzun ingilizce sözcük olması için yaratılan ve çoğulu da (pneumonoultramicroscopicsilicovolcanoconioses) aynı derecede uzun olan bir sözcük

    pneumono = akciğerlerle ilgili (latince, yunanca'dan)
    ultra = ötesi (latince, "ultraviyole"deki gibi (morötesi))
    microscopic = oldukça küçük (latince/eski ingilizce, yunanca'dan mikron, küçük, ve skopos, görünüş)
    silico = silis (latince)
    volcano = yanardağ (latince)
    coni = toz ile ilgili (yunanca: konis, toz)
    osis = hastalık / durum (yunanca)

    bu şekilde bölüp okunabilir.

    kaynak : wikipedia

  • türkan saylan da kanserdi. hayatının son günlerinde hocama ne reva görüldüyse kendisi için de aynı şeyleri diliyorum.

    edit: unutmuşum bir de (bkz: kuddusi okkır) vardı... empati yeteneği yok bu adamların ama belki başlarına gelince anlarlar. ayrı yazılması gereken da eki düzeltildi. ekşi sözlük tdk timine teşekkürler.

  • beyinlerinin iki lobu ayrilmis hastlarda* gorulen ve iki ayri kisilik olarak ele alinan iki lobun digerine baskin cikmaya calismasi sonucu olusan durum. hastalarin bir kolunun bagimsiz hareket etmesi* ve insani bogmaya calismasi ya da tanimadigi kisilerin isimlerini yazmasi kayitlara gecmis olaylardir.

  • sdp il binasında yakalanmıştır. kendisini hem polise sdp flamasıyla molotof atıp hem de doğruca il binasına gittiği için kutluyorum. kahraman polisimizi hiç uğraştırmamıştır.

  • laptopumu yere düşürdüğü için 4 yaşındaki kızıma kızdım. " dikkatli olman lazım, hep koşturuyorsun. git odana, özür dilemeye karar verinceye kadar orada kal" dedim. 1 saat geçti 2 saat geçti çıkmıyor odadan. arada kapısını açıp, etrafa bakınıp, çarparak kapatıyor. babasını gönderdim yanına, özür dilemeye ikna etsin diye. " hayır o özür dileyecek benden" diyor. neyse bekle bekle çıkmayınca gittim yanına. " kizim kötü bir sey yapinca özür dilemen gerekir " diye açıklamaya çalıştım .
    el cevap;
    - ben senin bilgisayarını yanlışlıkla düşürdüm. çünkü küçüğüm bazen yanlış şeyler yapabilirim. ama sen sesini canavar sesi yapıp beni bilerek korkuttun. ağlamama neden oldun. kötü şeyler yapan sensin, senin özür dilemen gerek.