hesabın var mı? giriş yap

  • valla o kadar bisikletten düştüm bileği yardım gözü yardım ele bacağa cam parçası soktum yüksekten çene üstü düştüm ama yok arkadaş bi yerimi kıramadım. büyük eksiklik.

  • yarım saattir sitenin tamamen yüklenmesini bekliyorum, meğer yüklenen hali buymuş.

  • bildiğiniz gibi bir haftadır ferit şahenk'e ve sahibi olduğu şirketlere karşı yürütülen bir boykot var. garanti bankası'nı boykot etmek isteyenler kredi kartlarını, mevduat hesaplarını iptal ediyor. nusr-et'i protesto etmek isteyenler ise lokantanın karşısında mangal yapıp insanlara ücretsiz et dağıtıyor.
    benim çözümüm boykottan öte lokantayı direk batırmaya, iflasa sürüklemeye yönelik olacak. planımı açıklıyorum.

    öncelikle ferit şahenk'in sesini taklit edebilecek bir arkadaşa lokantayı aratıp "bülent hanım'dan kesinlikle hesap almayın arkadaşlar" dedirteceğiz.
    ardından bülent ersoy'u arayıp nusr-et'e yemeğe davet edeceğiz. ilk iki ziyaretten ağır hasarla çıkacak lokanta, bülent hanım'ın üçüncü ziyaretine dayanamayacak ve kesinlikle iflas edecektir.

    lütfen paylaşalım.

  • finansal konularda sık sık kullandığım eğitim platformu.yıllarca karmaşık eğitim sistemimizden kaynaklanan bir çok konuyu anlamamı sağlamıştır.ısrarla tüketilir.

  • dün metrodayım, kulağımda müzik, dışarıdan hiçbir ses duymuyorum, kaşlarımı çatmışım ve bir yerlere dalıp çıkamamışım. yanımda dokuz, on yaşlarında bir kız çocuğu, onun yanında da annesi var. bir ara küçük kızla bakışıyoruz, daha doğrusu bana baktığını hissediyorum. sonra kafamı yine önüme çeviriyorum. bu sefer bana doğru eğilip, bir şeyler söylüyor. kulaklıklarımı çıkarıp, "efendim? duyamadım?" diyorum, "kirpiğin düşmüş de" diyor ve birden uzanıp yanağımdan kirpiğimi alıyor, iki parmağının arasında tutuyor. bu oyunu hemen hatırlıyorum. hala oynandığını unutmuşum, oynamayı da çok zaman önce bırakmışım. küçük kız ise heyecanla oyuna devam ediyor, "bir dilek tut" diyor. gözlerimi sıkı sıkı kapatıp, bir dilek tutuyorum. "dileğin uzunmuş" diyor gülümseyerek, "peki, alt mı üst mü?". ben de gülümseyerek, "alt" diyorum. sabırsızlıkla oyunun sonucuna bakıyoruz beraber. kirpiğim alt parmağının üstünde duruyor, "dileğin tutacak" diyor sevinçle. "tutacak" diyorum sevinçle. hafifçe üflüyor kirpiğimi sonra. müziği olduğu yerde bırakıyorum ve yolculuğun sonuna kadar, küçük kızla birbirimize gülümsüyoruz.

  • kanyon,1971 yılında ilk kez keşfedilmiştir.çok etkileyici fotoğradları mevcuttur,insanın gidesi gelir,gidemez. (nereye gidiyor zaten,önce dünya'da bulunan grand canyon'a gitsin de sıra mars'a da gelir elbet)

  • instagram'ı seviyorum, tıpkı ekşi sözlük'ü sevdiğim gibi. instagram da diğer her sosyal medya fenomeni gibi insanın kendini ifade etme biçimi. kendimizi ifade etmesek ölür müyüz? ölürüz. insanoğlu kendini ifade etmezse ölecek hastalığından mustariptir, yapacak bir şey yok. çünkü onu yaratan öyle yaratmış, bilinmekliği sevmiş de yaratmış. tabii bu tür ortamlarda niyet önemli, teşhirle ifade arasında kalın bir çizgi var. sanat, kültür, nitelikli bir şeyler ortaya koymak adına yapılıyorsa güzel. diğeri çöp.

    ben mesela emrah ablak'ı takibe bayılıyorum. karikatürist olarak zaten severdim. instagram'da yaptığı son derece orijinal karikafilm ırızının hastası oldum. düpedüz dünyanın başka yerinde olmayan bir şey yapıyor herifçioğlu. böyle ilham verici nice adam var. müzelerin, dergilerin, yayınevlerinin, festivallerin, fotoğraf ajanslarının sayfaları da nefis. yani bir şey iyiyse her ortamda iyidir. ne diyor, bir ortamı anlamlandıran oradaki insan, insanın hâli, tavrı, yapıp ettiğidir. instagram dijital, boş bir sayfa, tıpkı hayat gibi, onu ne ile doldurduğumuz önemli.