hesabın var mı? giriş yap

  • recep tayyip erdoğan 23 mayıs 2014 tarihli ak parti genişletilmiş il başkanları toplantısı’nda "polis eli kolu bağlı mı kalacak, bir şey yapmayacak mı? nasıl sabrediyorlar anlayamıyorum." diyerek vuran ve vuracak polislerin yanında olduğunu bir kez daha gösterdi. resmi bir vur emri de denilebilir.

  • altında derin ve karmaşık bir dizi psikolojik faktörün yattığına inandığım korkunç bir his. duşakabinimizin su sızdırmaya başlaması, kombimizin titreye titreye çalışması, buzdolabımızın optimus prime 'a dönüşmesi gibi nedenlerle eve çağırdığımız tamirci karşısında neden çaresiz hissederiz kendimizi? neden sürekli ona yaranmaya çalışırız? neden "ustacığım bir şey lazım mı?" diye sorarız sürekli? o bir cerrah titizliğiyle işini yaparken hissettiğimiz gerilimin sebebi nedir? neden eve gelen usta bizden "kullanılmayan, böyle eski, pis bir bez" ya da "şöyle küçük bir iskemle" istediğinde heyecanlanırız?

    çocukken evde bozulan her elektronik alet karşısında "sen mi oynadın lan bununla?" diyen bir baba, hiç anlamadığımız bir konuda tamirata gelen adamın çıkaracağı masrafın belirsizliği, bir şeyi tamir ettirmenin getirdiği mutsuzluk ve gerilim hissi... hepsi ama hepsi bu suçluluğun nedenleri arasında sayılabilir. mamafih akılda tutulması gereken bir başka neden de bazı tamircilerin eve sıradan bir insan, normal bir tesisatçı şeklinde gelmek yerine sorgu meleği kılığında gelmesi olabilir. adam sizinle öyle bir konuşur ki ezilir büzülürsünüz. sizi sorgular da sorgular... sorun ondan önce gelen tamirciler ya da ustalardır. bu asabi ve kıskanç usta tipi adamın ruhundaki suçluluk hissini arttırır.

    - usta sorun neymiş?

    - kime monte ettirdiniz siz bunu?

    - valla eve taşınırken ustalar baktı...

    - ....

    - ne olmuş abi?

    - olacağı olmuş işte... işi bilmeyen adam bunu ekseriyetle böyle monte eder. bunu kompile yanlış monte etmişler...

    - tüh ya...

    - masraftan mı kaçtınız siz?

    - yo...

    - masraftan kaçarsanız böyle olur işte...

    - abi kaçmadık masraftan...

    - geçen bir başka yerden çağırdılar... duşakabini takar takmaz hadi selamunaleyküm... sular alttan banyoyu basmış... masraftan kaçmayacaksın, ustasını bulacaksın...

    - valla bilemedik abi... masraftan da kaçmadık ama...

    - kaçmayacaksın masraftan...

    - yok abi kesinlikle kaçmadık zaten...

    ***

    bu ne lan? yecüc mecüc gelse daha iyiydi... usta mısın csi dedektifi misin? kaçtım masraftan evet... ucuzu tercih ettim... allah belanı versin senin... zona oldu her yanım stresten, gerilimden... evet masraftan kaçtım... evet arkadaşlarla biz monte ettik onu... biz monte ettik... anlıyor musun biz... ucuz olsun istedim çünkü... masraf çoktu, artmasın istedim... suç mu? suç mu bu? amacın beni ağlatmak mı, üzmek mi? özür dilerim tamam mı usta... tamam mı? özür dilerim... allah kahretsin özür dilerim... yeter artık üstüme gelme... ühühühühühühühüh.... ya şimdi yazarken bile fena oldum... sanırım devam edemeyeceğim. burda keselim lütfen...

  • klozetteki inatci boku fircayla temizlemek. saniyorum bazi insanlar sifonla gitmiyorsa kalmasi gerektigini dusunuyor. hayir efendim o bok oradan gidecek!

  • sahibi olduğum arabamla uzun yolculuklarımda dinlenmek için yaptığım aktivite.

    200-220 km/h hızla gelen mercedes'ler bmw'ler porsche'lar bir anda 110'a nasıl düşüyor, şaşırıyorum. izlerken bi sandviçimden ısırıyorum bi nesquik çikolatalı sütümden fırt çekiyorum.

    enfes.

  • gençlere tavsiyem, gurur yapıp ''ben hayatta mail atmam yavşak mıyım? not mot dilenmem'' tribine girmeyin.

    o tribe giren bir abiniz olarak okulu 6 buçuk senede bitirdim. ben gurur yaparken not dileyen yavşaklar da ben mezun olmaya çalışırken işyerlerinde müdürlerine yavşamaya devam ediyorlardı. hayat böyle, yavşaklar hep kazanır maalesef.

  • açılın! tedirgin olan ve bu durumu merak edenleri bilgilendirmek için ben geldim! * orman yangınları sonrasında rüzgarın şiddeti ile dumanların farklı şehirlerde ulaşması sonrası ortaya çıkan ve gökyüzünün (bkz: sepya) gibi görünmesi durumudur. bazen de sıcak ve kuru rüzgar olan (bkz: siroko) beraberinde kum taşıdığında bu durum olur.

    izmirdeki durum'a bakarsak: yangınlar sebebiyle gündüzleri bulutlar turuncumsu, güneş ise kızıl bir renge bürünür. bunun detaylı ve bilimsel açıklaması şu şekildedir;

    orman yangınlarının olmadığı günlerde dünya'da bulunan gaz ve parçacıklar ışığın tüm yöne neredeyse eşit oranda dağılmasını sağlar. mavi rengin dalga boyunun daha ufak olmasından dolayı da diğer renklere kıyasla daha çok dağılır ve mavi renk diğer renklere göre daha net görünür. bu, zaman zaman ilginç manzaralar ortaya çıkarabilir.

    yangınların olduğu veya yangın bölgelerine yakın yerlerde ise durum farklı olur. dumanlar yukarı çıkar ve (bkz: atmosfer) 'i doldurur. böylelikle güneşin uzun olan görsel dalga boyları da bu dumanlı sisten daha çok geçer. dünya atmosferinde kalan parçacıklar, fotonların düzenini etkiler, gündüzleri bulutları ve güneşi, geceleri ise ay'ı turuncu ve kırmızı görmemize sebep olur.

    edit: izmir'de gördüğümüz bu gökyüzü rengini istanbul ve orman yangınlarına komşu diğer illerde de görebiliriz. bulutların geçişi ve rüzgarla farklı illerde de görmek normal - bu oldukça doğal ve beklenen bir durum. ayrıca bahsi geçen illerde olası bir yangın durumunda, bu durumun karşımıza çıkışını hızlandırabilir. balıkesir, manisa, aydın - yalova - bursa- istanbul - sarkarya'da da görülebilecek. atmosferde yangından dolayı biriken gazlar sebebiyle yoğunluk farklılığı ortaya çıkarak bu şekilde gökyüzü renklerini karşımıza çıkıyor.

    atmosferdeki durumun, gökyüzüne yansıması ve meydana gelen geçişe ait görsel -görsel 2

    bilim'i seçen herkese selam olsun.
    sevgiyle.

  • bu tepkinin başarıya ulaşması büyük ihtimalle ülkedeki dizi sektörünün de başarıya ulaşması anlamına geliyor.

    sonuna kadar desteklenmesi gereken tepki.

  • insanlar hakkinda ortada hic bir sey yokken dedikodular cikartip, sonrasinda da "herkesin kendi ozel hayati" demek hangi seviyede gerizekalilik oluyor kim bilir.

  • insan yaşamına uygun olmayan ancak cesur kaşif ve bilim adamlarının veri elde etmeyi başardığı yerlerdir. listelenen yerlerde normal termometreler ile ölçüm yapma imkanı yoktur. cildiniz korunmasız olarak maruz kalırsa dakikalar içerisinde donacak ve nefes verirken çıkan damlacıklar saniyesinde kristalleşecektir.

    pek çok iklim araştırması, jeoloji, astronomi ve biyotıp çalışması bu zorlu koşullarda başarıya ulaşmıştır.

    1) dome fuji, antarktika (-93.2°c)

    görsel
    ağustos 2010'da landsat 8 uydusu aracılığı ile -93.2°c ölçümü yapılmış ve dünyanın en soğuk yeri listesinde zirveye oturmuştur. bölgede sıcaklık nadiren -30°c üzerine çıksa da insanlar burada çalışma yollarını bulmuştur.

    1995 yılında dome fuji istasyonu kurulmuş ve 720.000 yıllık paleoiklim tarihini inceleme imkanı sınmıştur.

    2) vostok araştırma istasyonu, antarktika (-89.2°c)

    görsel
    temmuz 1983'de kaydedilen -89.2°c'lık sıcaklık 2010 yılında dome fuji ölçümüne kadar dünyanın en soğuk yeri olarak anılmasını sağlamıştır.

    burası dünyanın en soğuk ikinci yeri olmasının yanı sıra dünyanın en güneşli yeri olarak da bilinir. aralık ayında 22 saat boyunca güneş almaktadır. yıllık ortalama olarak en düşük sıcaklıkların ölçümlendiği hava istasyonudur.

    araştırma istasyonu 1957 yılında sovyetler birliği tarafından kurulmuş, buzun altında gizlenen devasa bir göl olan vostok gölü'nü keşfetmişlerdir. burada dünyanın kalanı ile bağlantısı olmadan var olan mikrop ve çok hücreli organizma ekosistemi keşfetmişlerdir.

    not: istasyon hakkında microsoftun cortanasi nickli suser'ın paylaştığı* bir bilgi:

    "buranın geçmişte tuhaf bir hikayesi var. bu istasyonda satranç oynamak yasaklanmış. çünkü 1959 yılında istasyondaki 2 bilim adamı satranç oynamışlar. kaybeden ise baltayla rakibini öldürmüş. kaynak"

    3) amundsen-scott güney kutbu istasyonu, antarktika (-82.8°c)
    (amundsen scott south pole station)

    görsel
    haziran 1982 yılında ölçülen -82.8°c'lık sıcaklık ile dünyanın en soğuk üçüncü yeri olarak tescillenmiştir. araştırma istasyonunda ortalama 150 bilim insanı görev almaktadır. istasyonda senede sadece 1 gün doğumu ve sadece 1 gün batımı gerçekleşmektedir.

    1956 yılında abd tarafında kurulan istasyonda nötrino araştırmalarından, biyomedikal çalışmalara ve güney kutbu teleskobu ile kozmik mikrodalga arkaplan ışıması çalışmalarına kadar yapılmaktadır.

    4) dome argus, antarktika platosu (-82.5°c)

    görsel
    bölgede 2005 yılında yapılan -82.5°c'lik ölçüm ile dünyadaki en soğuk 4. yer olarak tescillense de bilim insanları daha soğuk yerler bulmak için yaptıkları kızılötesi tarama ile buranın -90°c/-98°c derece sıcaklıkların ölçülebileceği kanısına varmıştır. henüz birinciliği tescilleyecek ölçümler yapılmasa da dünyanın en soğuk yeri olacağına inanılmaktadır.

    bölgenin optik astronomik gözlem için en uygun yerlerden biri olduğuna inanılmaktadır. (kaynak)

    5) denali, alaska (-73.8°c)

    görsel
    kuzey amerika'daki en yüksek dağ zirvesi ve dağcılık cennetidir. zirveye yakın bir yerde inşa edilen hava istasyonu 2003 yılında -73.8°c'lık ölçüm yaparak amerika birleşik devletleri'nde yapılmış en düşük hava sıcaklığını kaydetmiştir.

    dağ önceleri mckinley dağı olarak bilinse de abd hükümeti bölgede yaşayan yerel halkın kullandığı ismi resmi olarak kabul etmiştir.

    6) verhoyansk, rusya (-69.8°c)

    kuzey kutup dairesi'nde yer alan bu rus kasabasında yaklaşık 1.000 kişi yaşamaktadır. yaz ve kış ayları arasında kaydedilen en büyük sıcaklık farklarının bazıları buraya aittir. bölgede yazları 30°c'ın üzerinde sıcaklıklar görülmektedir.

    7) klinck araştırma merkezi (summit camp), grönland (-69.4°c)

    görsel
    devasa buz tabakası arasında oldukça zorlu koşullarla başa çıkılarak kurulan araştırma istasyonu, kuzey yarımküre'deki en aşırı koşulların bazılarını kaydetmiştir. istasyon, kuru ve soğuk karasal iklimin yoğun etkilerine maruz kalan buz tabakasının en yüksek noktasına yakın bir alana kurulmuştur.

    8) oymyakon, rusya (-67.8°c)

    görsel
    1000 kişiden az kişinin yaşadığı bölge, kalıcı olarak yerleşimin bulunduğu en soğuk yerlerden biri olarak anılmaktadır. kışın tamamen donan bölgede okullar hava sıcaklığı -55°c'ın altına düşmediği sürece eğitime devam etmektedir.

    9) north ice araştırma merkezi, grönland (-66.1°c)

    görsel
    1952 yılında kurulmuştur. askeri uçaklarla malzeme ve erzak bırakılma imkanından önce sadece köpeklerin çektiği kızaklarla ulaşılabilen araştırma istasyonunda 1954 yılında yapılan sıcaklık ölçümü o zamanlar için kaydedilen en düşük sıcaklıktır.

    istasyonda jeoloji, sismoloji, fizyoloji ve buzul bilimini* çalışmaları yapılmaktadır.

    10) snag, yukon, kanada (-62.7°c)

    terkedilmiş bir köy olan snag'de 1940'larda -62.7°c'lık bir ölçüm yapılmış ve bu ölçüm köyü dünyanın en soğuk 10. yeri olarak tescillemiştir.

    11) silivri (silivri cezaevi), türkiye

    görsel

    burada herhangi bir zamanda, herhangi bir sıcaklık ölçümü yapılmamış olsa da sürekli olarak "silivri soğuktur şimdi" denerek anılmaktadır. herhangi bir araştırmanın, bilim dalının merkezi olmadığı halde arada sırada türk profesörlerinin uğramak zorunda kalması ile bilinir.

    kaynak: bbc science focus
    görseller: wikipedi

  • geçenlerde şâhit olduğuma göre "sayın yolcularımız, aranızda doktor varsa kendisini kabin ekibine tanıtmasını rica ederiz." anonsunun ardından yüzlerce kişinin arasında yerinden kalkan tıfıl bir doktorun, tüm yolcuların hayranlık dolu bakışları altında kahraman edâsıyla koridorda ilerleyip business class'ta fenalaşan bir yolcuya müdahale etmesiymiş. amma karizma yaptıydı lan çocuk piiiii.

  • olay üniversite yıllarında yaşanmıştır. sene 1999 ya da 2000 tam hatırlamıyorum.

    mevsimlerden kış, yeni yağmur yağmış, sabah 8 civarı. okula gitmek için otobüs durağında bekliyorum. durak okuldan önceki 4. durak. benimle beraber durakta 2-3 kişi daha ya var ya yok. bu sırada etrafımızda bir adet normalde beyaz olan ama kirden artık grileşmiş bir sokak köpeği dolanıyor. ufak süs köpeğini andırdığı ve tehlike yaratmadığı için kimse sallamıyor, dolanıyor kendi kendine. ama köpek ısrarla durak çevresinde dolanıyor, uzaklaşmıyordu. neyse otobüs yanaşır, herkes biner, otobüs tam hareket edecek, o ne, bizim köpek de arkamızdan otobüse atlar. millet şaşkın şaşkın bakarken köpek söföre yanaşır, şöyle bir bakar, sonra otobüsün arkalarına gidip koltuklardan birinin altına yatır. yol boyunca arada kalkar otobüsü falan dolanır sonra tekrar yerine döner. okula gidene kadar otobüs 3 kez daha durup yolcu almıştır fakat bizim köpek hala daha otobustedir. sonunda otobüs okula varır, herkes iner tabii bizim köpek de arkamızdan. bir de ne görelim, okul önünde çimlerin üzerinde 2 köpek daha, bizimkinin arkadaşları, meğer bizim köpeği bekliyorlarmış, hemen kaynaşırlar ve oynaya zıplaya uzaklaşırlar. biz dumur, otobüs kullanan köpek görmüşüzdür.

  • bir tamer karadağlı sevmeyen olarak bir terbiyesizlik göremedim. ödülü alırsın, sonra üç beş kelam edersin. ödülü almadan adamı arkanda sap gibi bırakırsan adam da ödülü eline tutuşturur. ancak adam bence "sus artık" havasında falan vermedi. gerçekten kendisinin de söylediği gibi "ödülünüzle konuşun" havasında verdi. kadının "kim verdi bana bu ödülü" demesi esasen büyük terbiyesizlik. sen kimsin arkadaşım, bana sanki meryl streep. 3 günlük oyuncular kendilerini tiyatro duayenleri sanmıyor mu, en çok da ona bitiyorum.