hesabın var mı? giriş yap

  • annem üçlük kaçıran millilere 'biraz yaklaşıp atsanıza oğlum.' diye bağırıyor.

  • feminist bir annenin entelektüel kızı olarak, hollywood’un erkek egemen yapısı içinde kendine ait bir alan yarattı katharine hepburn. bununla da yetinmeyerek hayata karşı duruşuyla “diğerlerinden” hep bir adım önde oldu. bir röportajında “kayda değer bir hayat yaşadım, ama annem ve babamla karşılaştırıldığımda vasat kalıyorum" demiş olsa da o hep farklıydı… kurallarını erkeklerin koyduğu bir dünyada kendi doğrularının peşinden gitti ve inandıklarından hiç ödün vermedi. parasız röportaj yapmayı reddetmesi, hayranlarından uzak durması, özel yaşamını gizli tutmak istemesi bu ödünsüz tavrının yansımasıydı hep. onu diğerlerinden ayrı kılan bir özelliği daha vardı şüphesiz, hayatı boyunca yaşadığı fırtınalar. bu fırtınaların en büyüğü spencer tracy ile “woman of the year” filminde rol almasıyla başladı. bu film stüdyosuna adım attığında, hep hatırlarda kalacak bir aşk hikayesine de adım attığının farkında değildi hepburn. sahne arkasında tracy ile büyük bir aşk yaşamaya başladı. fakat tracy 1928’den beri evliydi, üstüne üstlük koyu bir katolikti ve bu eşinden boşanmasını imkansız kılıyordu. ikili hiçbir zaman evlenemedi bu yüzden; ama ilişkileri tracy 1967 yılında ölene kadar sürdü. birlikte dokuz filmde rol aldılar. sinema tarihinin en mükemmel çifti olarak gösterilen hepburn ve tracy, halen hollywood’un en büyük ilham kaynaklarından biri. aşkları tüm olanaksızlıklara karşı direnmişti. " onun için her şeyi yaparım" diyordu katherine hepburn. spencer tracy de evli olmasına karşın 30 yıla yakın bir süre yalnızca katherine hepburn’u sevdi. ölürken de yanındaydı sevdiği kadın.

  • avrupa'da üniversite diplomasına sahip olan ilk down sendromlu yazar, öğretim görevlisi ve oyuncudur.

    birçok kişiye ilham veren pablo pineda'nın hikayesi ise kısaca şöyledir:

    pablo 5 ağustos 1974'te doğdu. annesi ev hanımı babası ise tiyatro yönetmeniydi. ilk etapta oğullarının durumunu fark edemeyen aile, babasının 3 ay sonraki teşhisiyle pablo'nun bu özel farklılığını anlamış oldu. pablo'nun hikayesi burada bitebilirdi ama her şey farklı şekilde gelişti. annesi maria theresa, oğlunun genetik olarak “farklı” olmasının onun hayatını hiç etkilememesi gerektiğine karar verdi. bu yüzden de ailesi, küçük pablo'ya kardeşlerinden farklı davranmadı. etrafında dolaşmadı, giyinmesine ve hatta arkadaş bulmasına dahi yardım etmedi. pablo'ya ellerinden geldiğince sevgi ve destek verip belki de onun gelecekteki yaşamının gidişatını belirleyen şeyleri yaptı.

    pablo'nun cervantes tiyatrosu'nun yönetmeni olan babası, iyi eğitimli bir adamdı. oğluna her gün kitap okur ve ona latince dahil yabancı diller öğretirdi. buna ilaveten annesi de onunla sık sık toplumdaki modern yaşam hakkında konuşurdu. sonuç olarak pablo 5 yaşında okula başlayabildi. keskin zekası ve derin bilgisi ile öğretmenlerini de şaşırtıyordu.

    pablo, aslında ilk defa, okuldayken diğer çocuklardan farklı olduğunu öğrendi. çünkü yedi yaşındayken öğretmeni ona bu durumu anlatmaya karar vermişti. down sendromlu olduğunu duyduğunda sadece "bu aptal olduğum anlamına mı geliyor?" diye sordu ve sağlam bir "hayır" duyduğunda, artık buna dikkat etmemeye karar verdi.

    down sendromu, fazladan bir kromozoma sahip olmaktan kaynaklanan bir farklılıktır. ancak bu kromozom, şunları içeren çok sayıda fizyolojik özelliği etkiler; uzun bir dil, eğik gözler, kısa boy, düşük kas tonusu, kalın parmaklar ve olası yeni bilgileri öğrenmede zorluklar. fakat pablo pineda, tüm bunları avantaja çevirmeyi başardı. pablo diğer insanlara ilham verdi ve o ilk örnekti. şimdi tek örnek de değil. ispanya'daki insanlar, okulu bitirdikten sonra, down sendromlu çocuklarına normal okuldaki derslere devam etme şansı vermeye başladı. artık down sendromlu çocukların % 85'i normal okullara gitmektedir.

    ancak pablo'nun hikayesinin dünya çapında duyulmasının sebebi onun üniversite dönemleriydi. down sendromlu bir öğrenci olarak, üniversite ortamında gerçekten zor zamanlar geçirdi. diğer öğrenciler ikinci yılına kadar onu görmezden geldi ve profesörler ona büyük bir şüpheyle yaklaştı. tüm yıl boyunca kimse onunla konuşmak bile istemedi ve herkes ona dokunmaktan bile korktu. pablo tamamen çaresiz hissetti ve bir noktada, üniversiteyi sonsuza dek bırakmak bile istedi. ancak dayanma gücünü buldu ve başkalarının kendisi hakkındaki fikirlerinin, hayatını bir daha asla etkilemeyeceğine karar verdi. sonunda mezuniyet töreni, onun hayatının en mutlu anı oldu. diplomasını almak için sahneye çıktığında insanlar onu ayakta alkışlıyordu.

    pablo pineda şu anda hala memleketi malaga'da yaşıyor. öğretiyor, hayır işleri yapmak için çok zaman harcıyor, "adecco vakfı" ve kar amacı gütmeyen kuruluş "lo que de verdad importa" ile işbirliği yapıyor, down sendromlu insanlarla görüşüyor ve o insanların kendilerine inanmalarına yardımcı oluyor.

    kaynaklar: en.wikipedia, brightside.me, davidreyero.com web siteleri.