hesabın var mı? giriş yap

  • bbc human instinct belgeselinde penguen-taş örneğiyle açıklanan olgu. penguenlerde erkekler kuluçkaya yatıyor. bu erkekler önceden karaya çıkıp taş topluyor. kimin ne kadar taşı olursa yuva o kadar yüksek, dolayısıyla da yumurtadaki yavrunun soğuktan zarar görme ihtimali o kadar düşük oluyor. sonradan karaya çıkan dişi penguenlerde de çiftleşilecek erkeği seçerken yuvası büyük yani taşı çok olanı seçme eğilimi oluyor... taş = para.

    bir de meşhur bir video vardı, milletin topladığı taşları çalan hırsız penguen :) tanıdık geldi, değil mi? :)

  • benzeri basima geldigi icin hem uzuldugum hem de "ulan insan parasiz gider mi hadi kartin kaybolsa" diye yazara kizdigim olay. malezya'da calisiyorum, turk kredi kartlarina guvendim tayland'a gittim yalniz basima abimle bulusacagim hesapta o da istanbul'dan gelecek. kartlara guvendigim icin nakiti bol bol harciyorum. derken para biter gibi oldu dedim malezya hesabindan para cekeyim, bir taktim banka kartimi, atm hata veriyor, turk kredi kartlari, debit kartlari deniyorum onlar da hata veriyor. dedim siki tuttuk, gurbet ellerde berdus olacam ac kalacam, daga cikayim terorist mi olayim, yol kesip gasp mi edeyim, cocuk kacirip fidye mi isteyim yoksa sezonluk mango tarlalarinda mi calisayim hesabi yaparken, "abi karttan parayi cek ne kadar komisyom alirsan al yeter ki para ver" teklifini yaptim doviz burolarina lakin yavsaklar yanasmiyor yanasanlarda da calismiyor. akabinde malezya bankasini aradim megersem adamlar yurt disina acmiyormus, acarsa da belli sureligine aciyormus. dedim abi bi yardim et geberiyorum, adamlar acti sonra soktum karti para seslerini duydum yok boyle rahatlama bol bol cektim. diyecegim o ki, yalniz basiniza seyahat ediyorsan mutlaka paran olacak cepte, ister coraba sok ister gotune sok ama para olacak arkadas . cash on the table.

  • yaptığı telefon görüşmesi yüzünden, gözaltına alınabileceğini bilen ahmet hakan'ın bir nevi ön açıklama tadında olan yazısı.

  • "sözlük bir eğlence aracıdır"
    yanlıştır: sözlük eğlenceli birşeydir, ama kutsal bilgi kaynağıdır. eğlenceli olan bilginin üretilmesi, paylaşılması ve tüketilmesidir. özet geçicem kusura bakmayın, bir kitabı okuyup eğlenmekle o kitabı karşınızdakinin kafasına vurarak eğlenmek farklı şeylerdir. sizin ikinciden hoşlanıyor olmanız sözlüğü de o şekilde kullanmanıza gerekçe değildir.

  • en güzeli herkesin evinde ya da işinde olduğunu bilmektir.yazın mesaiyi bitirmeye çalışırken bir arkadaşının bodrumda check-in yapması gibi nakavt edici darbeleri kışta bulunmamaktadır.

    ha bir de;

    (bkz: karda yürürken çıkan ses)

  • ilişki iki kişi arasında yaşanan özel bir şeydir ve başkalarını buna karıştırırsan artık senin kontrolünden çıkar. maşallah kozan ailesi evinde ne var ne yok ilişkilerinde ne oldu herkesle paylaşıyorlar. yani kozan ailesinin ağzında bakla ıslanmıyor. misal,

    esma ağlamış, üzgün bir surat ifadesiyle kapıyı çalar. anne kapıyı açar.
    - aaa esma ne işin var kızım sabah sabah.
    - hiç anne........anne
    - efendim kızım
    - anne ben birkaç gün burada kalabilir miyim?
    - tabii kalabilirsin güzel kızım benim. (yanağını okşar) da ne oldu esma neden burda kalmak istiyorsun? selim’le tartıştınız mı yoksa?
    - yok anne ya daha kötü.
    - ne oldu kızım yaa annene de mi anlatmıycaksın?(kızgın)
    - anne......selim.......bu sabah...........osurdu
    - neeee?
    - duydun işte. ben de çıktım buraya geldim.
    - aaaa. tamam kızım sen git elini yüzünü yıka ben de kahvaltıyı hazırlıyayım.

    biraz sonra yatak odası,
    - cemal kalk canım esma geldi.
    - canım kızım benim.... ama suzan neden gelmiş ki sabah sabah.
    - cemal......bu sabah selim.............osurmuş. esma da....
    - kalkmış buraya gelmiş. ah suzan ah suzan. hiç büyümüyecek senin bu kızların.....................gerçi alışkın değil bizim kızlarımız böyle şeylere. biz hiç osurmadık onların yanında.
    - cemal ne yapacağız şimdi boşanırsa bunlar.
    - ah kadınım bu kadarcık şeyden boşanılır mı?

    biraz sonra telefonda,
    - alo çiçek uyandınız mı kızım?
    (çiçekle kocası yatakta oynaşıyorlardır)
    - uyandık tabii annem benim.......anne ne oldu sabah sabah kötü bir şey mi var.
    - kızım bu gün işin var mı?
    - önemli bir işim yok anne. ne oldu anlatmıyacak mısın?
    - esma geldi bu sabah......
    - eeee kötü bir şey mi var yoksa?
    - selim osurmuş esma’nın yanında çiçek.
    - neeee.. koskoca selim arhan.
    - neyse sen gelde bir konuş kızım kardeşinle.
    - tamam anne ben birazdan ordayım.

    necati-çiçek,
    - ne olmuş hayatım kötü bir haber mi?
    - sayılır. selim esma’nın yanında osurmuş.
    - hahahahaha çiçek bu mu yani?
    - ne var necati biz alışkın değiliz böyle şeylere
    - ama hayatım ben senin yanında hep osururum.
    - (sevgiyle bakar) ben seni çok seviyorum o yüzden de....
    - yani esma selim’i çok sevmiyor mu diyorsun?
    - (kızgın) ben gidiyorum necati!

    tekrar evde,
    - anne ben dayıma yardıma gidiyorum.
    - tamam oğlum.
    - anne bir şey mi oldu?
    - yok oğlum ne olsun?(küçükler her şeyi bilmez)
    - anne.....esma ablam neden gelmiş?
    - gelemez mi oğlum burası onunda evi.
    - gelir de ağlıyordu sesini duydum ondan soruyorum.
    - oğluuumm......bu sabah selim ablanın yanında osurmuş.
    - neee....
    - evet oğlum ablan da buraya gelmiş.
    - anne ben gidiyorum akşama konuşuruz. vay terbiyesiz.....

    biraz sonra arhan’ların mutfağı,
    (suzan durgundur, dalıp dalıp gidiyordur)
    - abla neyin var bugün senin durgunsun.
    - yok bişeyim nazlı sen pirinçlerini ayıkladın mı?
    - ayıkladık ya demin beraber abla.......abla senin birşeyin var anlatmıyorsun.
    - yok birşeyim kızım sen ordan bana bir domates versene.
    - ablaaaaaa
    - tamam tamam. esma geldi bu sabah.
    - eeeee
    - selim sabah yanında osurmuş.
    - inanmıyorum abla ya selim bey.
    - evet selim bey
    - valla hiç beklemezdim abla yaaa.

    bu sırada ozan’la dayısı köfte arabasının başında,
    - ozan neyin var be dayıcım. ceylan’la kavga filan mı ettiniz?
    - yok dayı allah korusun.esma ablam gelmiş bu sabah.
    - eeee
    - selim abi....sabah ablamın yanında osurmuş.
    - eh be dayım bu mu yani sorun
    - ya dayı ya osurmuş diyorum sana.
    - bu çok normal insansal bir davranış. gel sana evlilikte osurugu siradanlastirma sureci anlatayım........

    işte böyle kozanlardan birinin evinde biri osursa* bütün herkes öğreniyor bunu.

  • doğukan tam atar yapıp "tarlam mahsül verdiğinde, ben onları paylaşacak mıyım peki?" diye sinirli sinirli söylendikten sonra "tabi paylaşacam" diyerek yarmıştır.

    edit: ilgili kısmın videosu da gerekli mecralarda yayınlanmış. özellikle 00:45-00:50 ve 01:20-01:30 arası fena :)

    edit2: link yenileme.

  • çift dil bilmenin beyne yararları nedir

    filmleri alt yazısız izlemenin yanı sıra, iki veya daha fazla dil bilmek beyninizin tek dil bilen birinin beyninden daha farklı görünüp daha farklı çalıştığı anlamına gelir.

    dil becerisi tipik olarak iki aktif bölümde, konuşma ve yazma, iki pasif bölümde, dinleme ve okuma, ölçmektedir. durumlarına ve her bir dili nasıl kullandıklarına bağlı olarak, üç sınıfta genelleme yapılabilir.
    karma çift dil bilen bir insan örneğin üç yaşında yerel dilin farklı olduğu bir ülkeye göç eden bir çocuk iki dilsel kodu da aynı anda geliştirir. etrafındaki dünyayı deneyimlerken iki dille deneyimler.

    eşgüdümsel çift dil bilen biri iki kavram setiyle çalışır. örneğin okul çağında farklı ülkeye göç eden bir çocuk evde başka, okulda başka dil konuşması gibi.

    ikinci dereceden çift dil bilmek göç eden ailenin ebeveynleri ise önce kendi ana dilleriyle düşünüp filtreden geçirip sonra ikinci dile çevirirler.

    beyin görüntüleme teknolojisi (bkz: nörobilim) çift dil bilen beyin için şu gelişmeleri görmemizi sağladı:
    beynin sağ lobu duygusal ve sosyal alanlarda aktifken; sol lobunun mantıksal süreçlerde daha aktif olduğu herkesçe bilinen bir gerçek. kesin bir bölünme olmamakla birlikte beynin fonksiyonları yaşla gelişirken, dilin iki lobu da geliştirmesi bazı hipotezleri doğurdu. bu teoriye göre çocuklar daha kolay dil öğrenir, çünkü gelişen beyinlerinin esnekliği onların dil öğrenirken iki küreyi de kullanmalarına izin verir. ama çoğu yetişkinde dil tek bir kürede ( genellikle sol lobda) öğrenilir.
    bu yüzden daha küçük yaşlarda dil öğrenmek: dilin sosyal ve duygusal kavrayışını kazandırabilir.
    diğer taraftan son araştırmalar gösteriyor ki: yetişkinlikte ikinci dil öğrenen insanlar, ikinci dillerini kullanarak problemleri çözdüklerinde kendi dillerinde çözdüklerinden daha az duygusal ve daha mantıklı bir yaklaşım gösteriyorlar.
    hangi yaşta ikinci dil öğrendiğinizden bağımsız olarak : beynininiz çoğu nöronu ve sinapsınızı barındıran gri madde daha yoğundur.
    alzeimer ve bunama gibi hastalıklara akalanma ihtimali daha azdır.
    çift dil bilmek sizi daha zeki yapmasa da beyninizi daha sağlıklı, karmaşık ve aktif kılar.

  • bostanlı'nın çok pahalı, çok şık, çok leziz, temiz pastahanesidir.

    negrolu dondurmasını ben keşfettim zannettim ama benden önce keşfedilmiş , daha önce daha iyisini yememiştim, dondurmayı koyan adamın gözüne şirin gözükürseniz, en üste negronun kendisini de koyuyor efendim.

    ayrıca dondurmalarının içindekiler kısmını okudum, toz şeker, sahlep, meyve özütü, meyve, fındık, fıstık, ceviz, krokan... yazıyor, özetle toz şeker ve sahlep kullanıyorlarmış ve gerçek meyveler kullanıyorlarmış, zaten lezzetine de yansımış.

    bir top dondurması 3 lira, ama topları devasa olduğu için ortalama bir insan 1-2 top yese kornet küllahı ile doyar. ben ayıcık olduğum için 3+2 top dondurma, bir negro bisküvi ve iki küllahla ancak doymuştum (tadına).

    ayrıca her zaman kalabalıktır ve önünde kuyruk vardır.