hesabın var mı? giriş yap

  • bende 85 yasinda olsam satmam evimi. 3 milyon euro'yu o yastan sonra öhöömm neyse. ama 30'lu yaslarimda boyle bir teklif gelse evimi satar sulalemi de yaninda promosyon olarak veririm. hic vatan millet duygusu kasamam bu konuda.

  • astrafobi, gök gürültüsü ve şimşek korkusudur. her yaştan insanı etkileyebilir, ancak çocuklarda yetişkinlere göre daha yaygın olabilir. hayvanlarda da görülür. bu korkuya sahip birçok çocuk nihayetinde onu aşar, ancak küçük bir bölümü yetişkinlikte de fobi yaşamaya devam eder.

    fırtınaya veya aşırı hava koşullarına hazırlanmak makul düzeyde endişe veya korku yaratabilir. ancak astrafobisi olan kişilerde, fırtınalar zayıflatıcı olabilecek aşırı bir reaksiyona neden olur. bu fobiye sahip olan insanlar için, bu duygular yıpratıcı olabilir.

    astrafobi, tedavi edilebilir bir anksiyete bozukluğudur. diğer birçok fobi gibi, amerikan psikiyatri birliği tarafından belirli bir psikiyatrik tanı olarak kabul edilmez.

    semptomlar nelerdir?

    yaklaşan bir fırtına haberi, kişiyi, dışarda yapacağı planları değiştirmek zorunda bırakır ya da kişi gök gürültülü bir fırtınaya aniden yakalanırsa kendine barınak arayabilir. yıldırım ihtimaline karşı uzun ağaçlardan uzaklaşabilir. yıldırım düşme ihtimali zayıf olsa da, bu eylemler potansiyel olarak tehlikeli bir duruma uygun hareketlerdir.

    fakat astrafobisi olan bir kişi, görünüşte uygun olan yukarıdaki eylemlerin ötesine geçen bir reaksiyona sahip olacaktır. bir fırtına öncesi ve sırasında kendilerinde panik duyguları oluşacaktır. bu duygular tam gelişmiş bir panik atak haline gelebilir ve aşağıdaki belirtileri içerebilir:

    -tüm vücudu sallama,
    -göğüs ağrısı,
    -uyuşma,
    -mide bulantısı,
    -kalp çarpıntısı,
    -nefes darlığı.

    astrafobinin diğer belirtileri arasında şunlar olabilir:

    -avuçların terlemesi,
    -fırtınayı ve gökyüzünü izlemek için takıntılı arzu,
    -dolap, banyo veya yatağı kullanarak gök gürültüsünden saklanma ihtiyacı,
    -korunmak için başkalarına sarılmak,
    -özellikle çocuklarda kontrol edilemeyen ağlama.

    bu belirtiler hava durumu programı, şimşek veya gök gürültüsü gibi uyarıcılarla tetiklenebilir.

    astrafobi için risk faktörleri nelerdir?

    bazı insanlar bu fobi için yüksek risk altında olabilir. sadece çocuk olmak da bir risk faktörü olabilir. fırtınalar, çocuklar için özellikle korkutucu olabilir, ancak çoğu ilerleyen yaşlarda bu duygulardan kurtulacaktır. işitsel bozukluk, otizm ve duyusal işlem bozukluğu olan bazı çocuklar, fırtına sırasında duygularını kontrol etmek için daha zor zamanlar geçirebilirler.

    anksiyete bozukluklarının bazen genetik bir bağı vardır. ailede anksiyete, depresyon veya fobi öyküsü olan bireyler astrafobi için daha büyük risk altında olabilir.

    havaya bağlı travma yaşamak da bir risk faktörü olabilir. örneğin, şiddetli havanın neden olduğu travmatik veya olumsuz bir deneyimi olan biri fırtınalara fobi kazanabilir.

    astrafobi nasıl teşhis edilir?

    fobiniz altı aydan uzun sürerse veya günlük yaşamı etkilerse, bir doktordan veya terapistten yardım almak size yardımcı olabilir. doktorunuz, fırtınalara karşı tepkilerinizi ve duygularınızı sözlü olarak açıklayan bir tanı ve semptomlar için varsa tıbbi bir temeli ayırt etmek için sizi muayene edecektir.

    astrafobi için özel bir tanısal laboratuvar testi yoktur. amerikan psikiyatri birliği'nin ruhsal bozuklukların tanısal ve istatistiksel el kitabı'nın yeni baskısı, tanı koymaya yardımcı olmak için belirli fobilerin kriterlerini belirlemiştir.

    spesifik fobiler, irrasyonel korku ile gösterilen bir anksiyete bozukluğudur. doktorunuz sahip olduğunuz şeyin bir fobi olup olmadığını belirlemek için semptomlarınızı kriterler listesiyle karşılaştıracak ve teşhisinizi yapacaktır.

    astrafobi nasıl tedavi edilir?

    fobileriniz için etkili olabilecek çeşitli tedaviler vardır:

    1- bilişsel davranışçı terapi(cbt):

    cbt bir çeşit psikoterapidir(konuşma terapisi). kısa vadeli bir yaklaşım. bir terapistle veya grup ortamında bire bir yapılabilir. cbt, belirli bir konu üzerinde derinlemesine odaklanmaktadır ve hedefe yöneliktir. olumsuz ya da hatalı düşünme modellerini değiştirmek ve onları daha rasyonel düşünme biçimleriyle değiştirmek için tasarlanmıştır.

    2- maruz kalma tedavisi:

    maruz kalma terapisi bir tür cbt tedavisidir. fobisi olan kişilere, zaman içinde onları korkutan şeye yavaş yavaş maruz kalarak korkularıyla yüzleşmeleri için fırsatlar sağlar. örneğin, izlenirken veya kontrollü bir ortamda fırtına veya şimşek ile ilgili uyarıcılarla karşılaşmanız istenir.

    3- diyalektik davranışçı terapi(dbt):

    bu problem çözme yaklaşımı, cbt'yi meditasyon ve diğer stres azaltıcı tekniklerle birleştirir. anksiyeteyi azaltırken insanların duygularını işlemelerine ve düzenlemelerine yardımcı olmak için tasarlanmıştır.

    4- kabul ve bağlılık terapisi(act):

    act; farkındalığı, baş etme becerilerini ve benlik ve durumların kabulünü arttırmaya çalışır.

    5- anksiyete ilaçları:

    doktorunuz tedaviye ek olarak anksiyete ilaçları da önerebilir. bu ilaçlar fırtınalardan önce veya fırtına sırasında hissettiğiniz stresi azaltmaya yardımcı olabilir. ilaç, fobi için bir tedavi değildir.

    6- stres yönetimi teknikleri:

    meditasyon gibi stres yönetimi teknikleri, fobiyle ilgili kaygıyı gidermede veya azaltmada etkili olabilir. bu teknikler fobinizi uzun vadede yönetmenize yardımcı olacaktır.

  • müstakbel eşimle evlenmek için yanına taşındığımda içinde bir adet eş kişisi, çift kişilik yatak, kablolu tv bağlanmış bir adet antika bilgisayar ve üç çatalla gelen evdi bizimkisi. bir de dışarda yeme artık demem sebebiyle bir yıl kadar önce aldığı ve hiç kullanmadığı uyduruk tencere tava seti vardı ki ben ciddi bir ev aşçısıyım. alet edevat lazım diye çemkirmedim. öyle evlendik, bir yandan tayin bekleyerek.

    garaj üstü, buralarda kaynana dairesi denen bir artı bir minnicik bir evimsi. bazan o da yeter, en azından ihtiyaçlarınız netleşene kadar. yani bir kere evleniyorum diyerek sanki bir daha hiç vaktiniz, naktiniz olmayacakmış gibi ihtiyacım var mı yok mu diye düşünmeden her bir şeyi alıp kendinize yüklenmeyin. mühim olan sizsiniz ve sizin içinde bulunduğunuz şartlar. bana kendi çevremden manyakmısın diyenler de çıktı, hiç canımı sıkmadım. kendileri " eviniz mülk, çıkar kiracıyı otur. bahçedeki bit kadar evin neresine sığacaksınız. bir kere gelin oluyorsun, ne istiyorsan aldır ilerde nazın geçmez. hem yarın çocuğunuz olacak, bık bık vıdı " diye rengarenk yumurtalar yumurtladılar, aldırmadım. tayin gelse, başka yere taşınsak eve zurt diye kiracıyı kim bulacak. altı üstü iki kişi olan bizim için alınmış kervanlar dolusu eşyayı taşıma derdine kim düşecek. ne güzel içinde oturanı var zaten, biz ufak yerden ve gerekirse sadece birbirimizle başlarız ortak hayatımıza diye düşündüm.

    şimdi bakıyorum, iyi ki öyle alel acele ev dayayıp döşememişim. tayin olmadı ama çok daha güzel bir ev bulduk burda. knik arm ve karlı dağları yuva bilmiş insanların ışıkları uzaktan göz kırpıyor bu uğurlu eve. kapalı havalarda bulutlar altımızda kalıyor ve güneş altın başını gösterdiğinde öyle güzel süzülüyor ki ışıklar. kocaman pencerelerden yıldızları izleyerek battaniyelerin altında dürüm yapıyoruz kendimizi uzun kış gecelerinde. yeni taşındık, küçük evde geçen süre zarfında ihtiyaçlar oldukça listeledim ve çoğunu sakin zamanda, çok daha uygun fiyatlara alıp kutularında muhafaza ettim. buna rağmen hala televizyonumuz yok, salonda ışıl ışıl bir noel ağacı ve tombik bir kanepe var sadece. bu sadelik çok hoşuma gidiyor. yeniden evlenmiş gibiyiz. minik evimizi boyadım, şimdi kiraya vereceğiz. onu bunu, hemen şimdi istemek yerine mali kaynaklarımızı düzenlemişim iyi ki.

    yani evlenirken onca telaş arasında güzel huzurunuzu bozmayın, maddi manevi kendinizi cendereye sokmayın. yuva kuruyorsunuz ve madem ömürlük bir yol, uzunca zamanınız var ihtiyaçlarınızı temin etmek için.

    o yüzden eşya derdine düşmeden önce iki gönül bir olun, samanlığı seyran edin gitsin. gerisi kendiliğinden gelir.

  • amcamda peygamber sabrı var.

    1.çarpıştan sonra: yav git işine kızım. oynama benle.
    2.çarpıştan sonra: amk ne oluyor lan. ben şimdi senin. neyse o da düşmüş. iyi misin kızım bir şeyin yok ya.

  • bordo bereliler biraz düşmana gözdağı malzemesi. hangi aktif görevde bulunmuşlar bilmem. ancak babam bir özel harekat polisiydi ve askerin düşman farketmesin diye sigara bile içemediği pozisyonda arkadaşlarıyla semaverde çay demleyip içerlerdi. korkusuzdular ve bu cesaretlerinin bedelini çok ağır ödedi birçoğu. bu bedeli ödeyenlerden biri de benim babam. 93 ekiminde izinli olduğu bir gece sırf arkadaşları operasyona gidiyor diye onlarla gitmiş, şehit olmuş, bizi yetim bırakmıştır.
    dilerim bu çatışmalar biran önce biter de kimse yetim kalmaz, kimse bu en güzel çağlarında toprak olmaz.
    kısacası bordo bereli, polis özel harekat, komando... bırakın karşılaştırmayı, inşallah bu mesleklere ihtiyaç kalmaz. hepsi canımızın içi, allah acılarını göstermesin.

  • pidecinin vizyonuna helal olsun, iyi butce ayirmis. bildigin kisa film cekmis adamlar. efektler de guzel.

    yalniz o pide duz duvara tirmandirmaz, seker komasina sokar benden soylemesi.

  • abimin bana yaptığı eziyettir. annemle babam evde yokken bööööö diye yavaş yavaş üstüme gelip psikolojik gerilim yaratıyordu, altıma sıçıyordum. ulan ne korkutuyorsun de mi. korkuyoruz işte. sonra gelip seviyordu manyak mısın lan ne korkuyorsun diye, iki dakika sonra yine böölüyordu. hayır yani amacın ne kardeşim? korkuyoruz da korkmuyoruz mu dedik? ha gerçi aynısı ben de minik kuzenime yapıyorum o da altına sıçıyor. babadan oğla nesiliz herhalde.

  • bundan tam 9 ay evvel, benim de başıma kadıköy evlendirme dairesi'nde gelen şey..

    hem de nasıl biliyor musunuz?
    nikah başlayacak, salon tıklım tıklım, abim elinde kamerayla içeri girip beni çekecek.. ağzı 5 karış mutluluktan, kardeşinin nikahını izleyip kaydedecek diye..
    haber geliyor bana, "içerde biri var kameralı sokmayız" diyorlar..
    "nasıl sokmazsınız abimi" diyorum, "kamerayla giremez" diyorlar..

    bakın bu muhabbet, ben evet demeden 5 dakika önce arka odada nikah memuru önünde gerçekleşiyor.

    adamlar "sokamazsın kardeşim! ya parasını verirsin ya da çektirmeyiz" diye üstüme yürüyor.
    "ulan ben sizden böyle bir bilgi aldım mı sokamayız diye? para vermek zorundamıyım şu halimde size" diye diretiyorum..

    adamlar bağırarak "çektirmeyiz" diyerek merdivenlerden yukarı çıkıyor ve ben bu esnada arkalarından laf atıyorum.. durduğum yer, nikah masasının arkasındaki kapı.. yani kapı açıldığı anda tüm davetlilerin karşısına çıkacağım.

    sinirden yüzüm kıpkırmızı, elim ayağım titreyerek kapıdan çıkıyorum.
    masaya oturuyorum.
    "evet" derken yüzüm o kadar eblekleşmiş ki, eşim bile "neden bu kadar üzgün evet" dedin diye üzülüyor..

    bağırış çağırış en mutlu anlarımdan birini sktiler.
    sizin rantınıza da paranıza da yazıklar olsun.

    yıllar sonra ekleme: nikahımıza dair düzgün video kaydımız yok.

  • gerçek isveç böyle değil arkadaşlar. bize ne gösterilse ona inanıyoruz. misal isveçli pilotlar çok güzel, güler yüzlü mutlular. evet çünkü bunları görüyoruz. ama gerçekte böyle mi? hayır hepsi öyle amk. hepsi güzel mutlu ve güler yüzlü. sikim böyle hayatı.