hesabın var mı? giriş yap

  • dart tahtasına varıncaya kadar almışlar amk askfksjdksjdka. damat bey 12’den sokar umarım.

    edit: tamam lan saatmiş o, mesaj atıp durmayın gözlerim kanıyordu görememişim tam.

  • korktuğumuzda yüzünüz neden soluklaşır?

    tehlikeli durumlarda yüzünüz solgunlaşır çünkü bir savaş ya da uçuş durumuyla karşı karşıya kaldığınızda, vücudumuz kritik olmayan bölgelerden en çok ihtiyaç duyulan yerlere kan göndermeye başlar. bu nedenle, bizi kovalayan bir köpek gördüğümüzde, yüzümüz solgunlaşır çünkü vücudumuz kanı, anında tehditle başa çıkmak için gerekli olan vücudun bölümlerine (bacaklar ve kollar gibi) gönderir.

    herhangi bir acil tehlike içinde olduğumuzu bildiğimiz bir durumda bulunduğumuz
    zamanlar olmuştur mutlaka.

    herkes hayatında bir kez değil, onlarca kez yaşamıştır bu durumu. bahsedilen durumların türü hakkında bize bir fikir vermek için, burada birkaç varsayımsal senaryo var:

    durum 1 : sabahın erken saatlerinde ıssız bir caddede yürüyoruz ve aniden arkamızda hızlı adımlarla yürüyen birkaç adam görüyoruz. tamamen zararsız olabilirler, ancak bizi takip ettiklerine ve her an saldırabileceklerine dair ürkütücü bir his var. sonuç olarak, hızımızı artırırız, hatta koşmaya başlarız.

    durum 2 : biri aniden sahneden adımız seslendiğinde ve bizden çıkıp seyirciye seslenmemiz, sağlam bir ulusal ekonomiyi sürdürmenin yeni yolları hakkında fikirlerimizi paylaşmamız istendiğinde, seyirciler arasında oturuyoruz.

    durum 3 : vahşice içki içtiğimiz bir gecenin ardından kötü bir akşamdan kalma şekilde uyanıyoruz. gözlerimizi ovuşturarak, bir sızıntı almak için tuvalete gidiyoruz. kendimizi rahatlatırken, gözümüzün ucuyla orada tüm görkemiyle oturan yetişkin bir kaplan görüyoruz!

    tamam, son senaryo 'normal' hayatta pek olası değil, ama özellikle bir hollywood filminde… veya las vegas'ta imkansız olmaktan çok uzak bir durum!

    tüm bu senaryoların ortak noktası aynıdır - bu olayların ani ve öngörülemezliğinden doğan endişe, stres ve korku. böyle bir durumda genellikle sararırız.

    peki ama bu tam olarak neden oluyor?

    insan vücudunda iki tür otonom sinir sistemi vardır (bunlara gönüllü olarak kontrol edemediğimiz için 'otonom' denir)
    sempatik ve parasempatik sinir sistemi

    sempatik sinir sistemi, insanlar da dahil olmak üzere canlı organizmalarda birçok homeostatik mekanizmanın düzenlenmesinden sorumludur. bununla birlikte, en yaygın olarak, yaygın olarak “dövüş ya da kaçış” yanıtı olarak bilinen hormonal ve nöronal stres tepkilerini ele almasıyla bilinir. sempatik sinir sistemi, homeostaziyi (sabit ve istikrarlı iç vücut koşullarının durumu) sürdürmek için temel düzeyde sürekli olarak aktifken, birincil süreci vücuttaki “dövüş ya da uçuş” tepkisini uyarmaktır.

    bunu bir perspektife oturtmamıza yardımcı olmak için şunu düşünelim:

    insan vücudu temel olarak iki modda çalışır: sakin mod ve heyecanlı mod. otururken, uzanırken veya okuma, yemek yeme vb. gibi tamamen normal, vergi gerektirmeyen, öngörülebilir aktiviteler yaparken sakin moddadır . ancak, kendimizi fiziksel olarak bir şeyler uygularken heyecanlı moda geçer, örneğin ağırlık kaldırma, sprint koşusu vb.
    egzersiz yaptığımızda da vücudunuz “heyecanlı” modundadır.
    vücuttaki kan dağılım mekanizması, bu iki modun her biri için farklıdır.

    savaş ya da kaç tepkisi :
    aniden tehlikeli, potansiyel olarak zararlı bir durumla karşı karşıya kaldığımızda, vücudumuz hızla sakin moddan heyecanlı moda geçer. buna göre de, ilgili kan dağıtım mekanizması devreye girer.

    bu değişimin en belirgin ve gözle görülür belirtileri, bazı durumlarda yüzümüzün renginin solması, ağzımızın kuruması ve hatta ellerimizin üşümesidir. bunun nedeni, o ani tehdit/riskle başa çıkmak için, o senaryoda her zamanki 'kızarık' yüzümüzü pek kullanmamanızdır; bunun yerine, ihtiyacımız olan şey, toplayabildiğimiz kadar güç ve kuvvettir.

    bunu gerçekleştirmek için parasempatik sinir sistemi, kan akışını dış ekstremitelere yönlendirir ve belirli bir tehditle yüzleşmek için gerekli olmayan organlara ve bedensel süreçlere giden kan akışını geçici olarak azaltır.
    bu yüzden korktuğumuzda ağzımız kurur, "çünkü savaş ya da kaç tepkisi" sindirimimizi yavaşlatır, bu da ağzımızdaki tükürüğü kurutur.

    tehlikeli durumlar vücuttaki savaş ya da kaç tepkisini tetikler ve bunun doğrudan sonucu adrenalin hormonunun kan dolaşımına salınmasıdır. bu hormonun etkisi artan terleme, ağız kuruluğu, göz bebeği genişlemesi , gelişmiş koku alma duyusu ve soluk cilttir.

    vücudun yüzeyine kan akışı azalır, bu da birisiyle/bir şeyle gergin veya korkutucu bir karşılaşma sırasında yüzümüzün sararmasının ana nedenlerinden biridir.

    kaynak

  • oylama yapılmış ve milletin iradesi tecelli etmiştir.

    görüyorsunuz milletin iradesini, hiçbir zaman mantıklı karar veremiyorlar.

    edit: şuradan da siyaset çıkardım ya, yazıklar olsun bana ve buna sebep olanlara.

  • yemin ediyorum bizim 112 çağrı merkezindekilerin amerika'daki 911 çağrı merkezindekileri dinleyip ders alması gerekiyor. bu kadar amatörlük arka arkaya soru adres alamama olamaz ya. kadın şok halinde enkazda 3 çocuğum var diyor çağrı merkezindeki yok taksim kaç yok apartman numarası kaç bilmem ne. oldu olacak ev sizin mi sigorta var mı onu da sor. devletin birimlerinde çalışanların kriz yönetebilme soğukkanlı olabilme yeteneği sıfırın altında sıfır bile değil.

  • örneğin: yolda biriyle karşılaşıldığında, varsa, güneş gözlüğünü çıkararak konuşmak

    böyle bir görgü kuralı var mı bilinmez, ama gözlükle konuşmak ayıpmış gibi geliyor bünyeye.

  • ntv'nin haberine göre mıt’den normalden bir yıl erken, üç yılda 4 üzerinden 5.0 ortalamayla (yüksek başarılı öğrencilere verilen not), 'mıt physics orloff scholarship' bursu verilen ilk kadın öğrenci olarak mezun olmuş.

    aldığı ödül ve unvanlar da şöyleymiş:

    2010, ıllinois havacılık merkezi birliği endüstri başarı ödülü
    2012, scientific american 30 under 30
    2012, lindau nobel laureate meetings ('nobel ödüllü bilim insanları ile tanışma' gibi çevirebiliriz sanırım) genç araştırmacı
    2013, mıt physics departmanı orloff bursu ödülü
    2015, forbes 30 under 30
    2015, hertz vakfı üyeliği
    2017, forbes 30 under 30 all star
    2017, marie claire deha ödülü
    2017, silicon valley comic con ana katılımcısı

    oha diyorum. ben de burada integralli matematik 2'yi vermeye çalışayım...

  • seneler önce bir furya vardı hani, "ünlülerin maç izleyişleri" diye, sanırsam zamane televolesi (ki o zamanlar spor ağırlıklıydı) önemli maçlarda ünlüleri evlerinde, cafelerde vs. maçı seyrederken çekip yayınlardı. böyle boş, böyle anlamsız bir konseptti.

    yine bu tür programlardan biri, kameraya alınan kişi ise bu sefer "müslüm gürses"... 3 büyüklerden biri avrupa takımının tekine karşı oynuyor, bir kahvehane dolusu insanla beraber maçı tüm dinginliğiyle müslüm gürses de izliyor.

    bizim takım bir noktada atağa kalkıyor, tüm kahvehane ahalisinde heyecan dorukta -müslüm baba sakinliğini koruyor-. atak devam ediyor, millet ayaklanıyor...ve en sonunda gol oluyor.
    ...herkes çığlık çığlığa, ayakta, birbirine sarılıyor, tezahuratlardı, haralasıydı, güreleseydi... lakin müslüm gürses hala oturuyor.?

    neden sonra, golden yaklaşık 1 dakika geçmişken, millet sakinleşip yerine oturmaya başlıyor, ve yüzünde hafif bir gülümsemeyle müslüm gürses o efsanevi repliğini sarfediyor:

    "evet, gol..."

  • selin: ali beni anladı.
    emre: anlatsaydın ben de anlardım.
    selin: anlatsaydım herkes anlardı...

    vay be... ne yazmış senaristler.

  • ingilizce bilmeyenlerin sorunudur. daha bunda takılıyorsanız though thought tough through thorough ayrımında allah yardımcınız olsun.