hesabın var mı? giriş yap

  • "bak ben olabildiğince kibar davrandım ama adam dinlemedi"diyebilmek ,iç huzura kavuşabilmek ve rakibine "ben bu konuda çok deneyimliyim asabi olamadan da olaya girebilirim " mesajını vermek amacıyla kullanılan çaktırmadan posta koyma taktiği.

    -arkadaşim bir dakikani alabilir miyim?
    -bak güzel kardeşim.
    -dinle şeker abicim.
    -dayicim hiç dilemiyosun ama...
    -gözünü sevdiminin......... ibnesiiiiii
    -anuna kodumununn........

  • şöyle bir aydınlanma yaşanıldığı andır bence.

    sözlerini de yazayım da tam olsun hatta.
    '' asuman: beni artık sevmiyorsun, öyle mi?
    mükremin: ya seni seviyorum da, seni sevmeyi eskisi kadar sevemiyorum.. hani eskiden seni sevmenin, birbirimizi sevmenin, yeşil gevrek bir tadı vardı. seni güldürmenin lezzeti damağıma yerleşir, orada mutlu mesut yaşardı.. yani bişey olduğu vakit, ilk bunu koşayım gideyim, asuman'a söyleyeyim tarzında bir haberci telaşı olurdu.
    asuman: şimdi n'oldu peki?
    mükremin:bilmiyorum asuman, bilmiyorum.. kalbim bir kuyunun dibindeki suda nefes almaya çalışan bir gariban.yukarı tırmanmaya çalışıyor..ama ne yapsın? kuyunun duvarları düz..kuyunun duvarları ıslak..''

  • sabahın köründe kalkılır, integraller türevler kalın kalın kitaplar bitirilir. sınavlar sınavlar geçilir. çok okullar bitirilir.

    dayısı şirketin sahibi diye ortaokul terk eleman üç kuruş maaşa çalıştığınız yerde başınıza müdür verilir.

    işte o andır...

  • geçmişlerinde onca vukuat varken nasıl kendilerini memleketin sahibi, bizi de sahip oldukları memleketlerine kasteden düşman bellediklerini anlamadığım beyandır.

  • kürşad tüzmen'in gençliğinde yaptığını iddia ettiği şey: http://www.hurriyet.com.tr/pazar/20777197.asp

    --- spoiler ---

    son dönemde sanki çıldırmış gibisiniz...
    - zaten çıldırmış adamım. ‘şu çılgın türkler’i okumadınız mı? atatürk de bir çılgındı. odtü’de ülkücüydüm. devrimcileri dövüp dövüp atıyordum. iki ülkücü vardı: biri kürşad tüzmen, diğeri üzeyir kaptan. ikimiz, 10 bin kişilik okulu sustaya çevirmiştik. zafer çağlayan diyor ya, “eskiden tanışıyoruz” diye. o zaman ülkücüydü, şimdi “kürt’üm” diyor; fark etmez, ülkücü türkücü... odtü’den gider, yükseliş’te onları dayaktan kurtarırdım.
    --- spoiler ---

    dediğine göre iki ülkücü olarak 80'lerde 10bin'lik odtü'yü dize getirmişler.

    (bkz: tutmayın küçük enişteyi)

  • facebook, linkedin, twitter tarzı sosyal platformlarda ‘’sizce iş ilanlarında maaş bilgisi zorunlu olmalı mı’’ şeklinde mini bir anket gerçekleştirmiştim. elde edilen sonuçlara göre %70’e %30 oranında ‘’olmalı’’ sonucu çıktı. bu da bize gösteriyor ki iş arayanlar ilanlarda biraz daha şeffaflıktan yana.

    abd’de durum farklı!

    amerika’da ki her iş ilanında günlük, aylık ve yıllık ücret dahi yazma zorunluluğu vardır. orada saat başı ücret işlediği için ilana başvuru yapan aday eğer işe alınırsa yılda ne kadar ücret alacak bellidir. ilanlarda minimum pay, maximum pay ve salary yazılma zorunluluğu vardır. peki bu neden önemlidir? her iki taraf açısından karşılık vakit kaybının önlenmesi açısından önemlidir.

    peki türkiye’de durum nasıl?

    türkiye’deki ilanların çoğunluğunda maaş bilgisi ve aralığı yazmamaktadır. genelde satış ve pazarlama işlerinde asgari ücret bilgisi düşülür. global firmalarda şöyle bir durum vardır. her pozisyon için skala bellidir ve her yıl güncellenir. skala da kendi içinde 3 aralık içerir. örneğin 5000-7000 skalasındayken, işveren 5000, 6000 ve 7000 teklif edebilecekse, öncelikle 5000-5500 arası teklif eder, başvuran kişi pazarlığa girişirse kaçırmak istemedikleri biri ise 6000 tl’yi alabilir. şirket politikaları gereği "herkese ilk bandı öner, aday çok iyiyse ortaya yaklaş" 'dır.

    madalyonun diğer tarafı

    iş ilanlarına maaş bilgisinin yazılmasının sakıncalı sonuçları da olabilir. bunun sebebini davranışsal ekonominin temsilcisinden dan ariely izafiyet sorunu olarak tanımlıyor. basitçe, hayatımızdaki şeyleri hep diğerleri ile ilişkisi içinde değerlendiririz. yani bir şeyin aslında tek başına değeri bizim için bir şey ifade etmiyor. önemli olan "şeylerin" izafi değeri. bu durum hem göz ilüzyonlarında kullanılan dairenin büyüklüğü gibi somut şeyler için geçerli hem de mutluluk, mutsuzluk, bir ürünün değeri, başarı tanımınız, eşinizin güzelliği gibi akla gelebilecek her türlü soyut şey için de geçerli. bunun sonucunda çalışanların neden daha mutsuz olacağından başlarsak; predictably ırrational kitabında durumu şöyle açıklıyor. büyük bir yatırım şirketinde çalışan bir adam maaşından şikayet ediyor. dan ariely'nin tanıdığı olan üst düzey yönetici, adama kaç yıldır çalıştığını ve ilk mezun olduğunda mevcut pozisyonundaki maaş beklentisini soruyor. adamının beklentisinin orijinalinde 100,000 dolar olduğu ama mevcutta 300,000 dolar kazandığı ortaya çıkıyor. peki adam neden şikayet ediyor? çünkü hikayedeki bu adam yakın zamanda yan masalarda oturan ve kendisinden daha iyi olmadıklarını düşündüğü diğer bazı çalışanların 310,000 dolar kazandığını öğrenmiş. izafiyet sorunundan ya da halk arasındaki tabiriyle kıskançlıktan dolayı adamın şu an mutsuz olması davranışsal ekonomi açısından tam olarak olması beklenen şey.

    benzer durum üst düzey maaş alan ceo’lar açısından da geçerliymiş. çalışanlar ceo bile olsalar diğer şirketteki tüm ceo'lardan daha çok kazanmadıkça mutlulukları garantilenemiyor. sebep? ceo'ların birbirlerini kıskanıp mutsuz olması ve bahsettiğimiz izafiyet sorunu.

    çözüm nasıl olmalıdır?

    iş dünyasından genel kabul görmüş bazı mesleklerin maaşları bellidir. genelde de ilanlarda bu tarz meslekler için asgari ücret+prim+yemek+servis şeklinde yan haklarla bir ücret skalası yazılmaktadır. esas oturtulması gereken sistem diğer mesleklerin maaş bilgisi için olmalıdır.

    başvuru yapan adaya telefonda ön görüşme olarak maaş beklenti aralığı sorulmalıdır. eğer adayın belirttiği skala şirket limitlerinden ciddi oranda yüksekse her iki taraf açısından zaman kaybı olmaması için görüşmeye çağırmamak gerekir. eğer adayın belirttiği rakam yukarıda örneğini verdiğim skala içerisindeyse görüşmeye çağrılır ve maaş pazarlığı mülakatta sağlanır.

    son bir dipnot: hem işveren hem de işçi açısından orta yolu bulmak için abd’deki sistem getirilebilir. yani ilana o pozisyon için net bir rakam yazmak yerine yıllık kazanç miktarı veya pozisyonun maaş aralığı yazılmalıdır. o maaş aralığına uyan aday da başvuruyu ona göre yapar.

  • çok olumlu bir gelişme. vegan restoranlar da koyulacak mı oyuna acaba. eksikliğini hissediyoruz çünkü. silahlar da su tabancası olabilir. öyle bir fikrimiz var. bir de her yola ekstra bisiklet yolu da eklenirse çok daha güzel olur. tertemiz delirdiğimiz için... bu şekil taleplerimiz var rockstar'dan.

  • apple tarihinden bildigim ve iwoz'da okudugum kadariyla steve wozniak ile ilgili bir takim yanlislari duzeltmek ve pek bilinmeyen bazi ozelliklerinden bahsetmek isterim;

    i. apple i ve apple ii urunlerinin elektronik dizayn asamalarinda, bilinenin aksine steve jobs herhangi bir rol oynamadi ve bu cihazlar tamamen woz tarafindan tasarlandi. (elbette bu steve jobs'in tedarik, uretim ve pazarlama alanlarindaki dehasini gormezden gelmemizi gerektirmiyor)

    ii. apple'dan ayrilmasinin sebebi spesifik bir tartisma ya da ters dusme degil, sirketin idari problemlerinden duydugu genel rahatsizlik ile birlesen muhendislik ve gelistirme tutkusuydu. 6 subat 1987'de apple'daki aktif kariyerine son vererek cl 9 isimli bir sirket kurdu ve "evrensel uzaktan kumanda" tasarimlari yapmaya basladi ki; bu da basli basina buyuk bir hikayedir. iwoz isimli kitabinda apple ayriligini soyle kaleme almis; "apple was a large company, and it wasn't and still isn't the love in my life. the love in my life is starting small companies with small groups of friends. bringing new ideas out and trying to build them."

    iii. teknoloji ve muhendislikten elini etegini cekmis degil. bilakis, subat 2009'dan bu yana "fusionio" isimli sirkette "chief scientist" olarak gorev yapiyor. (bkz: http://www.fusionio.com/managementbios.php)

    iv. woz, steve jobs ya da bill gates gibi lisans egitimini yarida birakmadi. aslinda birakti ama gecirdigi o meshur ucak kazasindan sonra, apple'da yeniden is basi yapmadan once "sahte bir isimle" okula geri donerek egitimini tamamladi.

    v. woz, jobs'in sinif arkadasi degildi. yanilmiyorsam kendisi jobs'dan 4 yas kadar buyuk ve lise seviyesindeki egitimlerini ayni okulda almis olsalar bile hicbir zaman ayni sinifta olmadilar.

    vi. babasi abd savunma sanayinde calisan degerli bir yuksek muhendisti.

    vii. woz, muzige ve barisa olan tutukusunun bir yansimasi olarak, 1982, 1983 yillarinda ardisik iki muzik festivali duzenledi ve bu festivallerde u2, santana, scorpions, the police, ozzy osborne, the clash gibi gruplar sahne aldi. tek amaci eglenmek ve katilimcilari eglendirebilmekti ancak bunun yanisira, soz konusu organizasyonlarda o donemde abd ve sovyetler birligi arasinda halen surmekte olan soguk savasin halklar uzerindeki etkileri ile ilgili olarak da bir takim bireysel sosyal sorumluluk calismalari yuruttu. her seye ragmen, festivalleri duzenlemek icin kurmus oldugu "unuson" (unite us in song) adli sirketi, yirmi milyon dolar'in uzerinde zarar etti. (ve evet sirket woz tarafindan finanse ediliyordu) iwoz'da anlattigina gore, yirmi milyon dolarlik zarar bile woz'u o organizasyonlari duzenledigi icin pisman etmeye yetmemis. (bkz: http://www.usfestivals.com/)

  • kocaeli'nde belediyenin engellilere özel olarak verdiği kent kartlara açılan kapılar sayesinde bu gibi dallamalar engelli asansörlerinden uzak tutulabiliyor.

  • bir akit haberi.

    süper bişi, türkmenistan, kazakistan ve bosna hersek liderleri geliyormuş.

    akpli'ler mutluluktan havaya uçuyormuş, geziciler ve cehapeliler kıskançlıktan sokaklara çıkacakmış.

    link

  • bu konuda da mı bizimle yarışa girmişler? vay amk! bu adamlardaki hırs da kimsede yok...