hesabın var mı? giriş yap

  • yazarın biri bu maç hakkında tam 4 karış uzunluğunda değerlendirme yazısı yazmış. insanlar dalga geçiyor.

    acı olan şu ki; galatasaray teknik kadrosunda bu yazar arkadaş kadar rakibe çalışmış maça kafa yormuş birinin olduğunu düşünmüyorum.

  • bazen geri açılmamak üzere bazı kapıların kapanması demektir.

    ben bunu çok yaptım. evde babamla takıştım diledim, okulda öğretmenle takıştım diledim, hatunla takıştım diledim, akrabamla takıştım diledim, karımla takıştım diledim, patronumla takıştım diledim v.s. v.s.

    ama sonunda ne oldu? bugün babamı telefonla aramak bile o kadar çok gelmez içimden ki o kadar da uzaktayız birbirimizden. o öğretmen şu an allah bilir nerede. o hatunun adını bile unuttum. akraba dedigim amcamdi zaten rahmetli oldu. karıyı boşadım üzerine yeni hayat kurdum. patronu yeni iş bulduğumda yüz üstü bıraktım. yani bu dediğim kimselerin hiç biri artık hayatımda yok.

    siz siz olun karşınızdaki haklı olduğu halde ona özür dilettirmeyin. o kişi bunu bazen eli mahkum yapar bazen sizi çok sever diye yapar ama içinde onlarca kapı da geri açılmamak üzere kapanır.

  • enflasyon ile ilgili çok mesaj aldım. türkiye de malesef eğitim kalitesi düşük olduğu için kavramların anlamını bilmiyoruz. enflasyon dediğimizde iç içe geçmiş iki kavramdan bahsetmek gerekli

    1- talep enflasyonu
    2- para arzından kaynaklı enflasyon

    talep enflasyonu çok sınırlıdır. etkisi geçicidir.

    örneğin pandemi olur. üretim durur. ama insanların temel ihtiyaçları alması gereklidir. üretim yok tüketim var.
    fiyatlar geçici olarak yükselir. ve doğal olarak enflasyon ortaya çıkar.

    2- para arzından kaynaklanan enflasyon

    burada sorun üretim miktarı aynıyken ortamda bulunan paranın artmasıdır.

    ortada 1000 birimlik değer var.
    ülkede de 10 bin birimlik türk lirası var.

    her 1 birimlik değerin fiyatı 10 tl dir.

    günün birinde merkeze bankası kredi genişlemesi, para basmak gibi yöntemlerle sisteme para enjekte ederse ne olur. örneğin bin birimlik para sisteme ekledi.

    1000 birimlik değer.
    11 bin birimlik türk lirası olur.

    böylece artık eskiden

    10 tl ye aldığın herşeyin fiyatı 11 tl haline gelir.

    doların fiyatı 10 tl ise 11 tl olur
    süt 5 tl ise 5.5 tl olur
    ekmek 2 tl ise 2.2 tl olur

    bu para arzı enflasyonudur.

    şuan süt fiyatlarına zam geldi.
    ekmek zamlandı diyoruz ya

    aslında doğru ifade
    türk lirası süt ürünleri karşısında değer kaybetti.

    doların fiyatı artmadı
    türk lirasının dolar karşısında değer kaybetti.

    enflasyonun ne olduğunu anlamak için size bir örnek daha vereyim.

    balıkçısınız. hamsi avlıyorsunuz

    1 kilo hamsi ile 2 kilo domates alabildiğinizi düşünün.

    o sene av bereketli geçti.

    denizden çok fazla hamsi çıktı.

    bu sefer ne olur.

    1 kilo hamsi ile 1.5 kilo domates alabilirsiniz.

    böyle bir durumda balıkçılar federasyonu başkanı çıkıp deseki balıkçılara.

    domates lobisi balıkçılık sektörünü bitirmeye çalışıyor. domates fiyatlarını yükseltiyor.

    ne dersiniz.
    saçmalama. balık bol o yüzden hamsinin fiyatı düştü dersiniz.

    karadeniz merkez bankası dostlar.
    balık türk lirası

    balık çoğalırsa, merkez bankası kardenize kredi ve para basma ve diğer yöntemlerle hamsi eklerse

    balığın fiyatı düşer.

    domatesin fiyatı sabit.
    düşen balığın fiyatı

    şuan süt fiyatları et fiyatları artmıyor.
    türk lirası değer kaybediyor.

    keşke süt fiyatları artsa
    keşke et fiyatları artsa

    eğer öyle olsaydı çiftçi para kazanmaya başlar. kazandığı parayla yeni inek alır. başka insanlarda inek beslemek çok karlı. bende besleyim der. böylece inek sayısı artar.

    böylece uzun vadede inek fiyatları düşerdi. süt et

    ama şuan süte zam gelmiyor. şuan türk lirası herşeye karşı olduğu gibi süte karşı da değer kaybediyor.

    bu yüzden süt zamlanmadığı için fiyatı sabit hatta göreceli olarak ucuzladığı için süt üreticisi kar etmeyor bilakis zarar ediyor.

    süte zam gelmediğini nereden anlayabilirsiniz.

    çok kolay.
    bulgaristan dan insanlar gelip türkiyeden market alış verişi yapıyorsa demek ki ürünlere zam gelmemiş.
    bilakis ürünlerin fiyatı düşmüş demektir.

    saçmalama demeyin. evet et fiyatları 50 tl den 100 tl ye çıktı.
    ama burada fiyatı artan zamlanan etin fiyatı değil

    tl et ve süt ürünlerine karşı değer kaybetti.

    çünkü merkez bankası karadenizdeki balık sayısını artırıyor.

    çözüm

    balık sayısı azalacak

    piyasadan türk lirası çekip yok etmek lazım.

    dolar/tl
    ekmek/tl
    makara/tl kurlarında fiyat artışı olmasın isteniyorsa tl lirası miktarı azalacak.

  • olm sen ne anlatıyon ben anlamadım ki. kız çocuğa kız çocuğu denir. ben daha hiç kadın çocuğu denildiğini duymadım. mal mal duyar kasmayın.

    edit: kaçma ihtimaline karşı ss alındı. görsel

  • kişi başına yaklaşık 90 tl yapar. 5 kişilik bir ailenin yıllık 450 tl ödemesi demektir. bir yıllık lig tv için pahalı diyerek almaktan vazgeçen kişi, bu diyanet payını ödemiyor olsaydı evinde 1 yıl lig tv izleyebilirdi.

    90 tl verdiğime değiyor mu diye bir fiyat/performans değerlendirmesi yaparsanız; her hafta 1 kez cuma'ya yılda iki kez de bayram namazına gitseniz 54 namaz yapar. bu da namaz başına 1.75 tl falan eder. eğer vakit namazlarına da camiye gidiyorsanız namaz başına maliyetiniz 10 kuruşun bile altına iner ki bu devirde bu fiyata bulunmaz bence.

    vakit namazlarına gitmiyorsanız biraz pahalı bi hizmet oluyor. (bkz: kombine boşa gitmesin diye maça gitmek)

    (bkz: donanımhaber sıcak fırsatlar)

  • bugün açıklanan 2016 nisan tus klavuzuyla haberdar olduğumuz rezalet. çok değil daha 6 ay önce yapılan bir önceki sınav 100 lira iken pek sevgili kurumumuz 220 lira yapmışlar sınavı. neyin bedeli allahınızı severseniz bu aradaki 120 lira fark? her sınavda en az 5 tanesi hatalı çıkan sorularınızın mı? 2 ayda sonuç açıklayamamanızın mı? yanlış soruların iptali için açılan davaların paraları mı bunlar? neyin parasını bizlerden çıkarıyorsunuz? nerede görülmüş %120 zam yahu! sınav değil düpedüz soygun!

    edit: hiç sevmem bu edit olayını ancak doktor olup 220 lirayı fazla bulan insanların varlığını gösteren vs. vs. demiş bazı yazar arkadaşlar. şimdi ortada bir rezalet var ve bu rezalet maaştan tamamen bağımsız. konumuz doktor maaşı değil ama madem konu buraya gelmiş benim de söyleyeceklerim var o vakit. yeni mezun oldum ben. 1 yıldır intörn doktordum. pek bilmezsin intörn doktorluğu anlatayım. ayda en az 6-7 gecemi hastanede geçirdim; birçok kez 36 saat boyunca hastanede kaldığım oldu; acilde, serviste, yoğun bakımda, ameliyathanede, poliklinikte her yerdeydim. çocuğun hastalandığında ben bakıyordum, reçetesini yazan bendim, kafanı yardığında dikişini atan da bendim, öykün alınırken sekreterlik yaparak bilgisayara geçiren de bendim. herhangi bir sektörde çalışan herhangi bir insandan daha az çalışmıyordum. hastanede etrafımda benden yaşça küçük hemşireler, personeller, teknikerler vardı. her biri maaşlarını alırken ben 340 lira harçlığımı alıyordum. 2 aydır mezun, işsiz, gelirsiz, sadece tus çalışan bir doktorum. benim gibi yüzlercesi binlercesi var inan bana. 25 yaşındayım babamdan para istemeye utanıyorum. ve sen gelmiş burada bana neden 220 lirayı, %120 zammı çok bulduğumu soruyorsun öyle mi?

    edit 2: doktor olduğunu her yerde belirtme ihtiyacı! demiş bir yazar arkadaş. "tus"la ilgili bir konudan bahsederken benim ve başlıktaki diğer birçok yazar arkadaşın doktor olduğunu anlamasına sebebiyet verdiğimiz için ben şahsım adına bu naif, kırılgan arkadaştan özür diliyorum.

  • osuran avukatın hakkında yazılan tüm entryleri sildirmesi. meslek hayatındaki tüm başarısının da bu olması.

  • facebook gibi kapalı ortamın bile seçim sonuçlarını değiştirebildiği günümüz dünyasında, dünyaya çok rahat yön verebileceği için.
    artık ülkeler bile twitter'dan yönetilir hale geldi. bugün twitter'dan başka geniş kalabalıklara hitap edilebilecek bir mecra yok. hepsinin etki alanı sınırlı iken twitter muazzam bir etki alanına sahip.

    edit : bazıları olayı kullanıcı sayılarına bağlamış. hayır mevzu bu değil. facebook kapalı ortamdır, çünkü kullanıcılar sadece kendi çevresiyle etkileşimde. bu yüzden kurumsal firmalar bile kullanmıyor kendilerini ifade etmek için. bugün devletler, firmalar, liderler dahi duyuru yapmak için önce twitter'ı kullanıyor. twitter daha bugün gördüğümüz üzere herhangi bir kişiyi vedat milor ile etkileşime sokabiliyor. dünyanın en ücra köşesindeki biri bile herhangi bir siyasi liderle etkileşime girebiliyor. bunu sağlayacak başka bir platform yok.
    twitter'in kullanıcısı sayısı facebook'un muhtemelen 1/5'i kadar ancak bu kullanıcıların tamamı birbiriyle etkileşime girebiliyor, yani twitter'da bir kişi neredeyse 400 milyon kişiye ulaşabiliyor. facebook'ta bir kişinin 400 milyon kişiye ulaşma imkanı yok.