hesabın var mı? giriş yap

  • bu kadar vasıfsız, itici birisinin sözlüğe konuk olması sözlüğün aslında ne kadar leş bir yere dönüştüğünün kanıtıdır.
    ünlü olmasına gerek yok, karakterli kişileri çıkarsınlar yeter.
    ünlü diye ergen takımının takip ettiği, kıymeti kendin menkul kişileri çıkarırsanız sözlüğün bir anlamı kalmaz.

  • sozluk yazarları - muhtemelen yeni katılanlar - tarafından güzel fikirlerle beslenmiş, düşünüşte ilerleme kaydetmiş sorunsal. demek ki dark city mi döver matrix mi sorunsundan birazcık daha gerçek bir tartısma konusuymuş da üzerinde fikir yürütecek insan yokmuş.

    sanal sayıların gerçekte varolmadığı yargısı gerçek dışıdır. aksine, en az reel sayılar kadar vardırlar. elektronik, havacılık gibi bir çok reel uygulama alanları bir yana yeni uzay-zaman modelleri kainatı sanal sayılar ile birlikte modellemektedir. (bkz: penrose) (bkz: hawking) lakin bunlar yanlızca modellemedirler. gerçekte reel sayılar da o kadar var değiller! (bkz: planck zamani)

    matematik ile doğa arasında bağlantı kurmaya çalışmak da manasızdır. matematik evrenden bağımsızdır ve tam da bu haliyle keşiftir. bir zamanlar astronominin astrolojiye temel olması için gelişmiş olması nasıl onu burç-pseudo-bilim'ine bağlamıyorsa matematiğin de zamanında doğayı anlama çabası ile pararlel olarak gelişmiş olması onu diğer doğa bilimlerine bağlamaz. bir milyarıncı kez tekrar ediyor olmaktan yorulmadan ve sıkılmadan söylüyorum, matematik fizikten ve tüm diğer bilimlerden ayrıktır.

    kimi matematiksel yöntemlerin icat oldugu çok aşikar görünür, gerçek payı da vardır bu düşünüşte. örneğin trigonometrik fonksiyonların insanlar tarafından icat edildiği söylenebilir. lakin bunlar da varolan bir gerçeği uygulamada kullanabilmek için geliştirilmiş kısayollardır ve matematik anlatısının keşif oldugu gerçeğini değiştirmezler. eğer sizi rahatlatacaksa tüm matematiksel anlatılardan sinüs'ü çıkartıp yerine verilen açıya sahip üçgende o açının gördüğü kenarın hipotenüse oranını koyabilirsiniz.

    matematik keşiftir, matematik uğraşısının temeli de keşfetmektir. bu keşif için gerekli yöntemleri icat etmeniz gerekse bile durum böyledir.

  • bundan 50 yıl önce de, 100 yıl önce de, 1000 yıl önce de, tıpkı bizim gibi insanlar hemen hemen bizimkine benzer bir hayat yaşadılar ve ölüp gittiler.

    onlar da hiç ölmeyecekmiş gibi para ve güç kavgası yapıyorlar, envai çeşit siyasi entrikalar çeviriyorlardı.

    milyonluk kitlelerin yarı tanrı addedip önünde diz çöktüğü imparatorlar vardı.

    hepsinin aileleri, akrabaları, çevreleri vardı.

    şimdi neredeler?

    hepsi toprak olup gittiler.

    bütün bunlardan bana kalan, veysel karani'den öğrendiğim şu ders oldu:

    -allah'ı biliyor musunuz?

    -evet

    -başkalarını bilmeseniz de olur.

    -allah sizi biliyor mu?

    -evet

    -başkaları bilmese de olur.

    madem dünyada her şey zamana yenik düşecek, her şeyi yel alıp gidecek, dünyaya lüzumundan fazla batmak anlamsızdır.

    ahiret hayatımız ve oradaki refahımız ise iman ve marifetullah derecesincedir.

  • - merhaba, bo...
    + ay, tamam biliyoruz bora'sın sen.
    - bu arada bo...
    + baydın ama bora. anladık, tamam.
    - yav, ne bora'sı. mehmet'im ben. boka basmışsın. gezinip durma her yere bulaştırdın.

  • emre kongar'ın bu gün yorum farkı programında ismini vermediği bir üniversite öğretim üyesinin yaptığı tespit. bu öğretim üyesine göre istanbul'da 12 milyon kişi yaşıyormuş. bunların yaklaşık 6 milyonu kadın olsa yaklaşık 3 milyonu 18 - 40 yaş arası çoğunluğu oluşturmaktaymış. bunların yarısı türbanlı olsa türbansız olan 1.5 milyon kadın bulunuyormuş. şimdi polis kayıtlarına göre istanbulda 750 bin vesikalı hayat kadını bulunuyormuş. buna göre her başı açık iki kadından birisi hayat kadını oluyormuş.

    tabii bu öğretim üyesinin adı yakında açığa çıkacaktır. ismi açığa çıkınca kendisine birkaç sorum olacak

    - benim ailemde eşim dahil başı açık en az 10 - 12 yakın akrabam olan hanım var. acaba bunlardan hangileri hayat kadınıdır?

    - kendi ailesinde başı açık kaç kadın vardır? bunların kaçı hayat kadınıdır?

    - hayat kadınları hep başı açık kadınlardan mı çıkar?

    artık üniversitelere bile sokulmaya çalışılan bu zihniyetin daha neler yumurtlayacağını merakla beklemekteyiz..

  • kendisinin kel kafasını öptüğümü söylemiş miydim?

    fenerbahçe'den kovulduktan sonra, türkiye'den ayrılmadan 2 gün önce acarkent'te yer alan evine gittim. zar zor ulaşabildiğim aslanlı ev tariflerinden yola çıkarak evini buldum. kapıda nakliye için bir kamyon, 3-4 tane taraftar, bedri baykam ve asistanı vardı. benim boynumda boyunluk, 10 gün önce talihsiz bir kaza ile boynumu kırmıştım. sağa sola robocop gibi bakınıyorum. sonra kamyona eşya taşıyan alex de souza geldi kapıya, ayağında terliklerle.

    tanıştım. alex de souza ile tanıştım. ben adımı söyledim. merhaba ben alex dedi. mütevazı kelimesinin içini dolduran bir adam. kendisine dert yandım, başkan aziz yıldırım ve aykut kocaman hakkında serzenişte bulundum. problem yok dedi. sanki kovulan benmişim gibi, o kadar sakin ve vefalıydı. o kadar fenerbahçeliydi. ve bir o kadar mutsuz ve üzgündü.

    ben aslında ingilizce konuşuruz diye düşünüyordum ama başından itibaren bütün sohbet türkçe gelişti. çocukları, eşini falan sordum. alex de souza'ya bildiğin halini, hatırını sordum yani. kendisi için hazırladığım ufak bir hediye verdim. sonunda nasıl oldu bilmiyorum, bir anda eğil kafandan öpücem dedim. güldü ve kafasını eğdi. ben alex'in kafasından öperken, bedri baykam'ın asistanı fotoğrafımızı çekiyordu. sanki iki eski arkadaşmış gibi tokalaştık, beraber atkı açtık, sarıldık ve vedalaştık.

    o anlar hayatımın unutulmaz anları arasında yerini aldı. gecenin bir vakti fitbol dergi'de samet güzel'in yazısını okurken geldi aklıma ve yazmak istedim. bu adam kesinlikle bir futbolcudan fazlası. ciddi anlamda duygusal ve iyi bir insan. saha içi ve saha dışında kesinlikle aynı yapıda olan, hayatımda arkadaşım olarak temasta kalmasını isteyebileceğim bir insan. yolu hep açık olsun.