hesabın var mı? giriş yap

  • sözü edilen kız kemal kılıçdaroğlu'nun kızı olsa başbakan mitinglerde "kızına, evladına sahip çıkamayan, onlara edep, terbiye veremeyen zihniyet nasıl olacak da ülkesine sahip çıkacak. işte bizim bunlarla aramızdaki fark bu." diyecekti.

    en azından bana öyle geliyor.

  • başlığı açan arkadaşı eleştiren nba aşığı arkadaşları anlayamıyorum, başlıkta ''euroleague'in daha iyi olduğu'' falan iddia edilmiyor, ''euroleague'in daha fazla heyecan verici olduğu'' iddia ediliyor ve kesinlikle haklı, hatta arttırıyorum, euroleague bu hale gelmeden önceki formatta oynanması, hakemlerin eskiden olduğu gibi maç yönetmesi durumunda çok daha heyecanlı olacaktır.

    nba oyuncularının, euroleague oyuncularından daha fazla heyecan verici olduğu tartışılmaz bir gerçek. nba yıldızları topu eline aldığında, ne yapacağı, ne deneyeceği merak ediliyor. avrupa'da bu kadar heyecan verici olan birkaç oyuncu olabilir, shane larkin, nando de colo, facundo campazzo, vs. euroleague basketbolunu izleyen bir izleyici ''bakıyım bugün tavares ne yapacak?'' heyecanıyla maç açmaz. ''bakıyım bugün real madrid ne yapacak?'' diye maç izleyebilir. keskin nokta şu, nba'de fark 10-15 sayılara çıkınca maçtan vazgeçilme ihtimali çok yüksek. bu da anlaşılır. sezon boyunca oynayacağın bir sürü maç daha var, bir-iki gün sonra yeni maç var ve sporcu/koç için farkın açıldığı bir maçı çevirmeye çalışmaktansa, bir sonraki maça hazırlanmak bir noktada daha mantıklı geliyor. euroleague'de böyle bir imkan kısmen var -top16 sistemi olsa yok- bu nedenle takımlar farkın artık kapanması imkansız bir noktaya gelmesi mümkün olmadığı sürece maçı bırakmıyorlar. önde olan takım da, geride olan takım da maç boyu uyanık kalıyorlar ve ellerinden geleni yapıyorlar.

  • yapmayın yeter artık lütfen ya troll müsünüz özellikle mi yapıyorsunuz ?

    millet ben de dahil olmak üzere tıkış tıkış gezip tozarken, herkes pandemi başından beri işinde gücündeyken, yaz gelince tatilini yaparken lütfen yapmayın!!!

    bizim okullara,öğrencilerin de eğitime ve okula ihtiyacı var. son nokta budur.eğitimden taviz vermeyelim artık.

  • ozet geciriyorum, arkadas kokorec yerken garson masadaki peceteligi almis.

    tanim; bir insanin basina gelebilecek en buyuk rezaletlerden biri.

  • hiç unutmam bi efes maçında durum berabereyken

    ''canlı ve agresif savunma yapıp basket yemessek, hücumda da iyi paslaşarak, doğru ve isabetli şutlar atarsak öne geçme şansımız olabilir (!).''

    diyerek koparmış, olabiliri mi kalmış be ismet diyerek keline şaplağı indirmeyi arzuladığım matrak skiper...

  • yazan nasıl cesaret etmiştir, hakem nasıl onay vermiştir bilinmez, bugün bir tanesine rastladığım yayınlardan biridir. bir üniversite dergisinde gördüm.

    gümüşhane üniversitesi sosyal bilimler elektronik dergisi'nin 2. sayısında yayımlanan "amerika'da siyasal yapı ve karar-alma mekanizması: kongre, başkan ve yardımcı organlar" adlı makalede yazar kâh wikipedia'ya kâh ekşi sözlük'e kâh frmpaylas.com'a (forumpaylaş adlı foruma atıfta bulunmak nasıl bir seviye ben de bilmiyorum) kâh 50states.com diye bir siteye kâh ansiklopedi.turkcebilgi.coma kâh 2023.gen.tr'ye slalomlar yaparak atıflarda bulunmuş. yine sabah, radikal ve haber10 (?) gibi haber siteleri de amerikan siyasal sistemine ilişkin verilen bilgilerde kaynak olarak kullanılmış. dört kısa örnek üstünde görelim:

    2. dünya savaşı sırasında faaliyet gösteren stratejik hizmetler dairesi içinde oluşup
    merkez istihbarat teşkilatı olarak bilinen cıa, resmen, 1947’de, başkan truman tarafından hazırlanan ulusal güvenlik yasası kapsamında oluşturulmuştur (http://sozluk.sourtimes.org/, 2010)

    sistemdeki bu yapılar, birbirlerini frenleyebilir. ancak, birbirlerini hızlandırmazlar ve herhangi bir eylem için zorlayamazlar (http://www.radikal.com.tr/, 2010)

    başkanlık sistemi kısaca, yürütmenin başı ve meclisin ayrı ayrı halk tarafından seçildiği anayasal düzenin adıdır. (http://www.haber10.com/, 2010)

    kökeni 1787 anayasası olan bu siyasal yapı ve karar alma mekanizması şu 4 yapıda kendini bulur (...) (http://www.sabah.com.tr/, 2010)

    üniversitelerde ders kitabı olarak kullanılan kitaplarda veya başkaca akademik çalışmalardaki atıflarda bu çeşit tuhaflıkların benzerini görmüştüm ama işi böyle şova dökenini ilk defa görüyorum. makaleyi yazdığı esnada hakkari üniversitesinde bir asistan, şimdilerde ise aynı üniversitede bir hoca olan sayın dr. ekrem yaşar akçay'a literatüre böyle ilginç bir çalışma kazandırdığı için şükranlarımı sunuyorum. ayrıca dönemin rektörü ve derginin sahibi sayın dr. ihsan günaydın'a, o dönemki editör sayın dr. ekrem cengiz'e, bu makaleyi onaylayan sayı hakemlerine, bu dergiye küçücük de olsa ödenek ayıran bir kurum varsa o kurum veya kurumlara, kısacası bu kıymetli çalışmada dahli olan herkese ama herkese çok ama çok teşekkür ediyorum. iyi ki varsınız, aldığınız paralar ananızın ak sütü gibi helal size. başarılarınızın devamını dilerim. aslansınız siz aslan

    düzeltme: derginin şimdiki sahibi ve editörlerinden birinin o tarihlerde dergiyle ilişiği yokmuş. düzeltildi.

    düzeltme2: enstitünün kendi sitesinden e-dergiye verdiği link "dergipark.org/..." yerine "dergipark.gov/..." uzantılı bir adrese gitmeye başlamış. bu yüzden de kırık bi link ile karşılaşılıyor. 1. cilt 2. sayıdaki bu makalenin link'ini doğrudan dergipark üzerinden vererek değiştirdim ve güncelledim. principles of mechanism'e uyarısı için teşekkür ederim.