hesabın var mı? giriş yap

  • hobi olarak oyun oynamakla oyun bağımlılığının karıştırıldığını görüyorum.
    boş vaktinizde oturup iki saat oyun oynamanın bir zararı yok. hele ki bunu eşinizle de paylaşabiliyorsanız zaten insanın ihtiyaç duyduğu sosyal etkileşimi gerçekleştirebildiğiniz için şanslısınız. sıkıntı yok...
    ancak gündelik hayattaki yetişkin rollerine yönlendirmeniz gereken süreyi takıntılı bir şekilde oyuna yönlendirmekteyseniz bu ciddi bir bağımlılık sorunudur.
    videodaki kız bu bağlamda şikayetinde tamamen haklı. baba çocukla ilgilenmesi gereken zamanı oyuna ayırıyor. yemek için ayıracağı zamanı oyuna ayırıyor, eşi ile ilgilenip sosyalleşmesi gereken zamanı oyuna ayırıyorsa bu durumda çözülmesi gereken ciddi bir sorun var demektir.
    bu arada bu durumun "teknolojiye ilgi duymak" olarak nitelenmesi hatalı. bu bir bağımlılık durumu. adam teknoloji geliştirmiyor, teknoloji ile ilgili makale okumuyor, teknolojik içerik üretmiyor, teknolojiyi hayatına katkı verecek şekilde kullanmıyor. sadece oyun oynuyor ki teknik olarak oturup kağıt oynamaktan, okey oynamaktan farkı olmayan bir eylem.
    bu durum ciddiye alınması gereken bir problemdir ki bu sorun yüzünden boşanıp ailesini dağıtan insanlar gördüm.
    ihtiyaçlarınıza ayıracak zamanı planlamayı ve karşılıklı saygı göstermeyi öğrenirseniz bu sorunun üstesinden gelebilirsiniz. bunu sorun olarak görmeyip yok saydığınız sürece bu problemi yaşamaya ve zarar görmeye-vermeye devam edeceksiniz.

  • epeydir var olan bir sorunsal. bir cozumu de yok. bildigim cozum girisimlerini listeleyeyim:

    - dikey mezar: israil yapiyor bunu. 250 bin kisilik bir mezarlik yapiyorlar tel aviv'de, hatiri sayilir miktarda azaliyor kaplanan alan.

    - mukerrer defin: kurtulus savasi zamani uyuglanmis. tekrar uygulanmasi zaman zaman gundeme geliyor. islam'da yeri var. bir parsele gomulen naas, tamamiyla curuduyse, ayni parsele tekar bir naas daha gomulebiliyor.

    - kremasyon: naasi yakarak 1 litrelik bir kavanoza indirgemek mumkun. ancak ornegin hong kong'da bu kavanozlarin bile sayisi o kadar fazla ki, yine bir alan sikintisiyla karsi karsiyalar. olen insanlarin biyokutlesi buyuk etkiler yaratmaya yeterli mi bilmiyorum ama topraga karismak yerine karbonmonoksit olup atmosfere karismak bana ekolojik anlamda dogru gelmiyor.

    - capsula mundi: "yer kapsulu" anlamina gelen bir isim. son yillarda iyice artan "ekolojik gomulme" girisimlerini temsilen listeye koydum. kolay ayrisan malzemelerden yapilan bir tabut icinde gubre ve tohumla beraber gomulen naas ayristikca tohumlara gubre teskil ediyor. bu ve benzeri yaklasimlar arasinda dusuk fiyatlara mal edilen surdurulebilir, makul bir iyilestirme sayilabilecek ornekler bulmak mumkun. ancak tam bir cozum olmaktan ziyade sorunu biraz erteleyen konsept calismalar. olunun defin islemine hazirlanmasi kulturunde buyuk degisimler gerektiriyor, ustelik gercekten faydali olmasi icin defin islemlerinin mezarliklar degil de bos kayalik araziler gibi yerlere yapilmasi lazim.

  • yanlış bir çıkarım, yanlış bir genelleme. işin aslı; kadınlar, bayıldıkları erkeklere güler.

  • kullandıkları uçaklar; nf-5'tir.

    sözkonusu bu uçaklar; akrobasi çalışmaları esnasında uçuş sistemleri ve performansları sayesinde akrobasi uçuşuna en uygun uçak olarak seçilmiştir. uçakların aerodinamik sürüklemeyi arttıran chaff/flare dispanser üniteleriyle, top namluları sökülerek iptal edilmiş, bu bölgelere yapısal tadilat uygulanmış; borda paneli, pilotlara kullanım ve görüş kolaylığı sağlamak için yeniden dizayn edilmiş; daha iyi görüş alanı sağlamak için, kokpitte yer alan aynalar, f-4 uçaklarında kullanılan aynalarla değiştirilip, ilave bir ayna takılmış; uçağın gösteri amacıyla duman salabilmesi için, yakıt deposu olarak kullanılan kanat ucu depolarının diğer depolarla irtibatları kesilerek boya tankına dönüştürülmüş, tank içindeki boyanın egzoza pompalanabilmesi için boya tankı içine hidrolik bir pompa takılmış ve uçakların gövdesi şu anki haline boyanmıştır. yapılan bu tadilatlara ilave olarak, uçuş sonrası performans değerlendirmelerinin etkinliğinin arttırılması maksadıyla 2000 yılında uçaklara 3 eksenli vtr (kamera kayıt sistemi) sistemi eklenmiştir.

    gösteri sırasında uçakların arasındaki mesafe 3 feet'tir. yani 1 metre. 200k ile 520k arası sürat yapmaktadırlar. yani 370 km/saat ile 960 km/saat. toplu hareketlerde 5g civarı çekmektedirler. solo pilotlarının yaptığı hareketlerde ise uçağın limiti olan -3/+7.33 g arası değerler kullanılmaktadır. örnek vermek gerekirse 80 kg. olan bir pilota, 5g kuvveti altında binen yük 400 kg. olmaktadır. pozitif g kuvveti kanın vücudun baş tarafından alt kısımlarına doğru akışına sebep olarak beyne giden kan miktarının g kuvveti ile orantılı olarak azalmasına dolayısıyla görüşte daralma, görüşün tamamen kaybolması, hatta bayılmaya bile sebep olabilmektedir. bu yüzden anti g-suit kullanırlar. bu mekanizma; vücudun alt kısmını, yani bacaklar ve karın bölgesini g altında basınçlı hava ile şişirerek sıkar ve böylece kanın alt kısımlara toplanmasını önleyerek; pilotun g toleransına 1.5g'lik katkı sağlar.

    hal böyleyken; haklarında yok osuruktan teyyaredir, yok tırttırlar, yok israil uçağı gelse pistten kalkamazlar gibi cahil cühela yorumlar yapmak elbette çok komiktir.

    gösteri uçağı arkadaşım bu. dünyada sekiz süpersonik uçakla gösteri yapan tek akrotim. savaş olsa bunlar mı girecek savaşa sanıyorsun? uçakların çıkardığı sesten kafan karışmış senin. bi dahaki sefere kulaklarına tıkaç falan tak, işe yarıyor.

  • kutsal bilgi kaynağı ekşi sözlük'te bu tip başlıklara göz yuman moderatörlerin iş ahlakına laflar hazırlıyorum.
    gün gelecek, büyük patlayacağım.
    biz yazar olacağımız zaman neler çektik, öss ye hazırlanır gibi hazırlandık çaylakken gireceğimiz entry'ler için.

    şimdi "bu başlık ve bu entry ne alaka, formata uygun mu?" diye soracaksınız.
    şaka lan şaka, kim soracak..

    para için buna bile göz yumulacak.

  • --- spoiler ---

    arkadaş bunlar duvarda sadece 100 adamız falan diye ağlaşmıyorlar mıydı? e aq savaşta ben zaten 100 tane ölen bekçi saydım, e bi o kadar da hayatta kaldı. bu nasıl matematik anlamadım. devlet bahçeli el atmalı bu olaya.

    --- spoiler ---

  • oy verme kararlarımızı etkileyen birçok faktör bulunmaktadır. bir siyasi partiye ve görüşe duyduğumuz sevgi, kişisel değerlerimiz, eğitim düzeyimiz, dini inançlarımız, gelir seviyemiz gibi birçok faktör oyumuzu kime basacağımızı ya da belki de oy vermeye gitmek yerine tatile gitmeyi tercih edip etmeyeceğimizi etkiler.

    ancak tüm bu faktörlerin yanı sıra genelde pek dikkate alınmayan ama oy verme kararlarımızı derinden etkileyen psikolojik faktörler de vardır ve bunların büyük kısmı bilinçaltıdır.

    peki, insanların oy verme kararlarını etkileyen ve birçoğunun farkında bile olmadıkları bilinçaltı faktörler nelerdir?

    1) olumsuz duygular

    insanların oy verme kararlarını olumsuz duygular, olumlu duygulardan çok daha fazla etkiler. örneğin çok sevdiğiniz bir adayı uzaktan sevebilir, kazanmasını isteyebilirsiniz ancak seçim günü geldiğinde o gün oy vermeye üşenip günü büyük bir gönül rahatlığıyla evde geçirmeye de karar verebilirsiniz.

    yani olumlu duyguların psikolojik itici gücü çok yüksek değildir.

    ancak karşı olduğunuz aday siyasi propaganda sayesinde yaşamınızı olumsuz etkileyebilecek bir “canavar” olarak gösterilirse, sırf o kazanmasın diye yatakta yorgan döşek hasta yatarken bile oy vermeye gitme kararı vermeniz büyük olasılıktır.

    çünkü nefret ve korku duyguları insanları daha derinden motive eder. bu sebeple etkili propagandayla rakiplerini “büyük tehlike” veya “zararlı” gösterebilen adaylar daha fazla oy alırlar çünkü insanlar tehlikeden korunmak için daha büyük bir istekle “kendilerini düşmanlardan koruyacağını düşündükleri” adaya destek verirler.

    beyin olumsuz görüntüleri, olumlu görüntülerden daha net hatırlar. örneğin arabayla yolda giderken karşınıza güzel bir doğa manzarası çıksa belki gözünüzün ucuyla bakar ancak akşam eve geldiğiniz zaman o manzarayı heyecanla etrafınıza anlatmazsınız. çünkü beyninizde keskin bir iz bırakmaz.

    ancak aynı yolda giderken insanların kanlar içinde yerlerde yattığı bir kaza görüntüsüne rastlarsanız bu görüntü zihninize kazınır ve belki yıllarca unutamayacağınız bir anıya dönüşür.

    olumsuz duygular etkili olduğu için politikacılar rakiplerini olumsuz ve korkunç görüntülerle özdeşleştirmeye çalışır. amaç insanların diğer adaylara karşı “nefret duygusu” geliştirmelerini sağlamaktır. çünkü insanlar nefret ettikleri adayın seçimleri kazanmaması için çok büyük bir enerjiyle çalışacak ve oylarını büyük bir hevesle kullanacaklardır.

    2) algısal faktörler.

    insanlar diğer insanların dış görünüşünden çabuk etkilenir ve kısa bir sürede sadece dış görünüşü temel alarak zihinlerindeki bazı önyargılarla beraber o insan hakkında olumlu veya olumsuz duygular beslemeye başlar. yani sizi ilk kez gören bir insan siz daha ağzınızı açmadan dış görünüşünüze bakarak sizin “iyi” veya “kötü” olduğunuza karar verir.

    algılar dünyayı değerlendirmede son derece kuvvetli yer tutmaktadırlar.

    bir siyasi adayın dış görünüşü ve beden dili insanların onun hakkındaki görüşlerini de belirler. düzgün fizikli, çekici ve güçlü bir görünüme sahip bir siyasi aday rakiplerine göre her zaman daha avantajlıdır.

    stresli dönemlerde bu etkinin gücü daha da artar.

    insanlar geleceği göremedikleri zaman güçlü bir görüntüye sahip adayları tercih ederler. boy uzunluğu ve adayın cinsiyeti de çok etkilidir. örneğin geleceğin belirsiz olduğu ve insanların korktuğu bir dönemde yapılan seçimlerde insanlar bilinçaltı olarak en güçlü ve sağlıklı imaja sahip, tercihen boyu diğer adaylardan daha uzun ve erkek bir adaya meyil göstereceklerdir.

    vahşi bir ormanda kaybolduğunuz zaman sizi oradan nasıl tür bir insanın çıkaracağını düşünüyorsanız ve kafanızda nasıl bir insan tipi oluşuyorsa oy verme tercihinizi de bu imaj belirler.

    yaygın medya ve propaganda imkânlarıyla bu görüntüsünü insanlara en fazla ulaştırabilen aday avantajını daha da arttıracaktır.

    tabi dış görüntünün etki ettiği alanlardan bir tanesi de benzerlik etkisidir. insanlar görüntüleri ve yaşamları kendilerine benzer adayları daha çekici bulurlar.

    sizin gibi giyinen, konuşan ve etrafınızdaki insanlara benzeyen hatta ailesi de size benzeyen bir aday size diğer adaylardan çok daha “becerikli” gelecektir. çünkü her insan için en önemli şey egosudur ve kendimize benzeyen insanları benzemeyen insanlardan çok daha fazla severiz.

    3) korku faktörü

    korku ve benzeri olumsuz duygular insanları otomatik olarak “grubun içine saklanma” davranışına iter.

    örneğin şehir meydanında rahat ve birbirlerine uzak şekilde yürüyen insanlar aniden yüksek bir ses duyar ve korku duygusu hissederlerse bilinçaltı olarak savunma güdüsüne geçip birbirlerine sokulurlar ve grubun içinde güvenlik duygusu hissetmeye çalışırlar. bu durum afrika savanasında kendi halinde otlarken kaplan kokusu alan zebraların hemen diğer zebralarla safları sıklaştırıp korku içinde kaçan bir sürüye dönüşmesine benzer.

    iç ve dış olaylardan “korkan” ve gelecek endişesine düşen insanların daha “muhafazakâr”, “güçlü” “sert” görünümlü adaylara oy verdiği ve büyük değişimlerden kaçındığı yapılan bilimsel araştırmalarda defalarca gözlemlenmiştir.

    korku duygusunun siyasi propaganda amaçlı kullanılmasında dikkat edilmesi gereken bir nokta “duyuş keskinliği artımı” denilen olgudur. korktuğumuz zaman beynimiz kendisini korumak için tüm duyularımızın etkinliğini arttırır.

    yolda yürürken aniden ayağınız kayıp yere düşerseniz o düşme anını yavaş çekimdeymiş gibi yaşarsınız çünkü tüm duyularınız zirve yapar ve zaman algınız değişir. ya da gece ıssız bir yerden geçerken garip sesler duyup korkarsanız görme ve odaklanma becerileriniz artar ve önceden fark etmediğiniz detayları fark edip karanlıkta daha iyi görmeye başlarsınız.

    buna bağlı olarak korkutucu siyasi propagandaya maruz kalan insanlar normalden çok daha kılı kırk yararak oy verebilirler ve bazen propagandayı yapan adaya bu durum ters tepebilir. böyle durumlarda adayların sözlerindeki tutarsızlıklar veya zayıflık algısı üreten hatalar normalden çok daha fazla dikkat çekecektir.

    kısacası her seçimde insanların psikolojisi ve bilinçaltı faktörler oy tercihlerinde büyük önem taşımaktadır. bu faktörleri bilinçli kullanan ve yaygın propaganda imkânına sahip adayın kazanma şansı her zaman diğer adaylardan daha güçlü olur.

  • dedem babaannemin saçını hem tarar hem örerdi. o görüntü hiç silinmez hafızamdan. siyah beyaz bir fotoğraf karesi sanki. çok özledim sizi.
    tanım: derin anlamlar yüklenebilecek hareketlerden bir tanesidir.