hesabın var mı? giriş yap

  • apollo astronotları, ay'da, dünyadaki ortalama yürüme hızının yaklaşık yarısı olan 2.2km/s'lik bir yürüme hızına ulaşmışlardır. ay'daki, dünya'ya göre daha düşük yerçekimi kuvveti bunun sebebidir. apollo programındaki uzay giysileri uzun mesafeli uzay yürüyüşleri için tasarlanmamıştır bu da ulaşılabilen maksimum yürüme hızını etkilemiştir.

    nasa'nın 2014 yılında yaptığı bir araştırma, ay'da teorik olarak ulaşılabilecek maksimum yürüme hızının 5km/s olduğunu göstermiştir. bu hız ile ay'ın 10.900 km'lik çevresini 91 günlük kesintisiz bir yürüyüş ile dolaşmak mümkündür.

    kaynak: bbc science focus

  • tam bir öküzlük örneği. ismini vermek istemediği bir yakınımın (niki b.t.d.m. ile başlıyor) bunu yapıyor sık sık. tanımadığı bir nikten mesaj aldığında ilk tepkisi şu oluyor:

    itaatsiz-selam! xx numaralı entrin şukela olmuş çok güldüm!
    b.t.d.m.- kız mısın erkek mi?
    itaatsiz-erkeğim:)
    b.t.d.m.-mersi:)

    veya

    itaatsiz-selam! xx numaralı entrin olmuş çok güldüm!
    b.t.d.m.- kız mısın erkek mi?
    itaatsiz-kızım:) ne alaka?
    b.t.d.m.- öncelikle çok teşekkürler:) evet işte özenerek yazdım o entriyi... beğendiğine sevindim. berke ben bu arada:) ya sen? cevap verirsen sevinirim:) bu arada burası baydı msn var mı? benimki: the_cilgin_men@hotmail.com ... eklersen sevinirim:) yaş kaç? okuyor musun? ben okuyorum, hürriyet okuyorum hehehe... espriyi severim. ya sen?

  • fakirin, garibanın derdini en net gösterir karedir. ekmeğinin peşindeki adam, kelle koltukta bile olsa, ekmeğinin peşindedir. garibanlık budur. köftesi canından önce gelen köfteci olmaktır garibanlık.

    bu gebeşlerin hakkını yediği adamdır bu dayı. çalıştığından azını alan, çoğunu kaptıran dayıdır.
    babandır,
    dedendir.

    sensindir.

  • aradan geçen üç hafta sonunda, protestolar bitmeyince ve devlet mekanizmaları da desteğini çekince başkan evo morales başkanlıktan istifa ettiğini açıkladı bugün. daha önce de (bkz: #97125691) numaralı girdimde izah ettiğim üzere bu morales'in katıldığı ve seçildiği üstüste dördüncü seçim. kendisi 2009 yılında iki dönem kuralı getirmişti ama 2016 yılında bir referandum yaparak kendi getirdiği süre kısıtlamasını kaldırmak istedi. ancak halk, küçük bir farkla da olsa (yüzde 51,5) bu hamleye karşı geldi ve referandumda yenildi. bunun üzerine yüksek mahkemeden kendi lehine karar çıkartıp bu seneki seçimlere katıldı.

    muhalefetin hakkını yememek gerek. sonuna kadar direnç gösterdiler ve seçim sonuçlarını tanımadılar. hükümet tarafı ne kadar kışkırtırsa kışkırtsın kitlesel şiddet olayları yaşanmadı (evet 3 kişi hayatını kaybetti ama hem tekil olaylardı hem de hükümetin ortamı kızıştırıp kendini haklı çıkarma çabalarının bir ürünüydü). bu olaylar sırasında iyice köşeye sıkışan evo morales, kendi kalesi olan cochabamba kantonuna çekilmişti ve başkanlıktan vazgeçmeyeceğini söyleyerek muhalif protestoları yasadışı ilan etmişti.

    ancak zaman içerisinde önce polis teşkilatı kendisine olan desteğini çekti. hatta öyle ki görev yerlerini (başkentteki başkanlık saray muhafızlığı dahil) terkettiler. daha sonra ordu bir açıklama yaparak, görevlerini terk eden polislere karşı bir eylem planlarının olmadığını ama siyasi krize bir çözüm bulunmasını yoksa işlerin daha da karışacağı uyarısında bulundu. ordudan gelen bu uyarı, 'darbe mi geliyor?' endişelerine yol açsa da muhalefet bir darbe istemediğini, mücadelenin demokrasi için yürütüldüğünü deklare etti. başta amerika devletler topluluğu (adt - ya da ispanyolcası ile organizacion de los estados americanos) olmak üzere uluslararası toplum da seçimlerin yenilenmesi ve bir askeri girişim olmaması için uyarılarda bulundu.

    evo morales, bu baskılar gelince önce seçimlerin yenileneceğini söylese de muhalefet ikna olmadı ve istifa edip çekilmesi yönündeki baskılara devam etti. devlet içerisinde de destekçisi kalmayan morales, direnmenin mantıksızlığını kavramış olacak ki bugün itibariyle istifa ettiğini ve seçimlerin yenileneceğini deklare etti. ancak yenilenecek olan seçimlere katılıp katılmayacağı henüz net değil (muhalefetin morales'in tekrar edilecek seçimlere katılmasını kabul edeceğini zannetmiyorum). şimdi asıl merak edilen husus morales'in geleceğinin ne olacağı. ülkeyi terk edecek mi yoksa yargı önüne mi çıkarılacak, bekleyip göreceğiz.

    şimdilik bu kadar, gelişmeler oldukça aktarmaya, eklemeler çıkarmalar hatta gerekirse yeni girdiler yazmaya devam edeceğim.

    tema: latin amerika tarihi

  • bu tür açıklamalar cidden can sıkıcı olmaya başladı. 7000 tl'ye otobüs şoförü bulamıyorsanız, demek ki bu işin ederi daha fazla. maaşı 8-9 bin tl'ye çıkarın. "o zaman iflas ederiz" diyorsanız, demek ki iş modelinizde hata var. dükkanı kapatın, başka iş arayın.

    bu arada 7000 tl'ye şoför bulamıyoruz lafını da araştırmak lazım. %90 ihtimal yalandır, ya da günde 18 saat çalışmak, haftada 6 gün çalışmak gibi absürt şartlar vardır.

    bu tür açıklamaların amacı belli, "akp ülkeyi mükemmel yönetiyor ama muhalifler 3 kuruş paraya köle gibi çalışmayı kabul etmediği için ekonomik kriz çıkıyor" mesajı vermek.

    edit: ben "6 gün çalışmak gibi absürt şartlar vardır" diye tahminde bulundum ama durum benim düşündüğümden de kötü. 7000 kazanmak için haftanın her günü çalışmak gerekiyormuş. uyaran arkadaşlara********* teşekkürler.

  • %90 kopyala yapıştır yapıyoruz.

    ama nerden kopyalayıp nereye yapıştıracağımızı bildiğimiz için bize para veriyorlar.

    bütün sırrı bozdum ya.

  • her tarafına silikon yaptıranlarla aynı sektörde olmasına rağmen doğal göğüslerdir. takdir edilesi.

  • bu bana oldu lan. yıllar boyu arkadaşımdı, sonra bir şeyler oldu, yakınlaşmaya başladık, konserlerde sarılmalar falan. ama her zamanki kekoluğumla bir adım ileri atamıyorum, gözlerine bakıp da durumlar böyle böyle nazlı yarim, üstüme öküz oturdu, elini elime alsam geçiverecek diyemiyorum. neyse, bir gün balkonda ev arkadaşım ve onun diğer arkadaşlarıyla mangal yaparken bunu da çağırdım, geldi. eve ilk defa geldiği için gittim aldım. ev sahibiyim ya, masada yanına oturdum mutfağa sıkça gidip gelirim ayağına. yemekler yendi, balkondan aşağı çamaşırların üzerine közler düşürüldü. sonra herkes dağıldı, kimi içecek almaya gitti kimi komple evine gitti. kaldık bununla başbaşa, içeri geçip oturduk kanepede, kaykıldım ben biraz kucağına doğru falan, konuştuk ettik. sonra sustuk.

    sonra kafayı çevirdim buna baktım ama nasıl güzel. bal rengi gözleri var bunun tamam mı. böyle ağlamaklı olunca iyice büyür, dolu tanesi gibi olur, ağlama diyemezsin biraz daha izleyeyim diye. baktım gözlerine, lan dedim kendi kendime, bu kadar güzel kızın ne işi var yanında, hiç yakışıyor musun, bir de neyine güvendiysen çağırdın hatunu. yıllar boyu arkadaşımdı ama yine de kekoluğumdan, çekinirdim işte böyle. ben böyle yine kendimi gömerken bu eğdi kafayı, laaaps diye öptü lan. sonra bir açtım gözlerimi, üç yıldır öpüyor.

    beklemeye değmez hacı, varsa içinde kıpraşan bir şeyler, öpülmeyi beklemeden öpmen lazım. dediğimi yap yaptığımı yapma gibi oldu biraz ama valla böyle.

    edit: evlendik biz :)

  • bi ara biri hamileler dışarı çıkmasın demişti de ne kızmıştınız. şimdi bana onu hatırlattı bu muhabbet.
    çıksınlar canım, sadece bizim istediğimiz gibi giyinsinler ama. göbeklerini "ifşa" etmesinler, dar giyinmesinler, esprili tişört giymesinler vs. vs. vs.
    kendinizi işte o adamdan farklı sanıyorsunuz ya, değilsiniz.

    bakın önümüz de yaz, ben 6 aylık hamileyim şu an. bikinimle denize havuza falan gircem daha. bi de dar giyinmeyin falan diyorlar ya lan. ahahahah.