hesabın var mı? giriş yap

  • zengin ülkelere yapılan tavsiyedir. en fakir 80 ülke bunu gerçekleştiremez demiş zaten. üstelik çok da temel bi noktaya parmak basmış. çuvaldızı kendi ülkesine de batırmış ama haberi okumadan başlığa tespit kasan aşırı zeki ekşi yazarları olayı nerelerinden anlamışlar belli.

  • yeni bir eve çıkıyoruz birlikte, iş çok yoğun ne gidip alışveriş yapacak vakit var ne de para harcamak mantıklı kiraya çıkılacak ev için.. eşyalı bir ev tutuyoruz bu yüzden. ikimiz varız zaten, küçük bir evimiz var artık bir de ve bir salonumuz ve yatak odamız..yatak odasında tek kişilik bir yatak var. ben geceden geceye geliyorum eve, keza o da öyle. bok gibi bir sektörde çalışıyoruz, birbirimizi göremiyoruz, oraya buraya yapıştırdığımız notlarla hasret gidermeye çalışıyoruz bir yandan, gidip bir yatak bile alamıyoruz.. hem vakit yok, hem harcama öncelikleri başka.. yazın ortası. kendi kendine yapışıyor insan sıcaktan, duş alıyorsun banyodan çıkmadan kuruyorsun.. ve bizim tek kişilik bir yatağımız var. gidip bir yatak bile alamıyoruz.. hem vakit yok, hem harcama öncelikleri başka, hem de aklımıza bile gelmiyor gidip büyük bir yatak almak. sığıyoruz küçücük yatağa.. ben zaten küçük bir kadınım ama o yapılı bir adam.. sere serpe yatsa kolu bacağı sarkıyor yataktan.. ama birlikte olunca, yazın tam ortasında.. sığıyoruz küçücük yatağa. küçük gelmiyor ki, aklımıza gelmiyor ki büyük bir yatak almak, sıcak bile olmuyor birlikte yatınca.. üçümüz sığıyoruz küçücük yatağa. ben, o , aşk bir de.. kocaman oluyor o yatak birlikte olunca, öyle ferah, öyle evim ki..

    zaman geçiyor aradan, uzun zaman.. hala aynı koşturmaca.. günlerden bir gün.. bir alışveriş merkezindeyiz, yatak arıyoruz. çift kişilik yatak!! sığmıyoruz çünkü artık tek kişilik yatağa. küçük geliyor, hava desen zaten sıcak. ben küçük bir kadınım ama kocaman bir adam; sağa sola bile dönemiyor rahat rahat. sığamıyoruz artık çoğumuz.. önceden üçümüzdük ama şimdi kaç olduk kimbilir. o, ben, aşk, kırgınlık, mutsuzluk, mesafe.. en çok yeri mesafe kaplıyor işte.. o olmasa tek kişilik yatağa sığardık aslında biz. sıcak bile olmazdı belki bu kadar, küçük bir yatak daha da yakınlaştırırdı belki bizi.. ama yatak büyüdükçe mesafe de büyüyor, yatak büyüdükçe kırgınlık arada bir yere yatar oluyor, yatak büyüdükçe ben küçülüyorum, yatak büyüyor.. aşk ölüyor..

  • soma'da çıkarılan başka bir işçinin ifadesi.
    "aşağıda mühendisler de var" diyor. neden mi? öyle derse yardımın artacağını düşünüyor çünkü.
    insana, sadece insan olduğu için değer vermeyenler utansın.
    unvana, banka hesabına, makama tapanlar utansın.
    şahit olduğumuz bıçak kadar keskin bu olayları düşünün, düşünelim...

  • manyak mısınız olm siz?
    hasta mısınız?
    takacak şey bulamadınız, buna mı taktınız?

    meclis başkanınız 5 tane koruma aracına 2.5 milyon veriyor, onu da senin ve benim cebimden çıkan paradan veriyor, buna laf edeceğinize, anasının ak sütü gibi helal kazancından 17bin liralık bebek arabası alan adama mı çatıyorsunuz?
    ruh hastası mısınız lan siz?

    cebinizdeki parayı lüpletene ses çıkarmayı öğrenip siz de o 17bin liralık bebek arabasından alabilecek hale gelseniz daha iyi olmaz mı? illa başkasının ayağından çekip çukura batırmak zorunda mısınız?

    herhangi bir bebek ürünü mağazasına gidip, bebek arabası nedir, kaç paradan başlar onu bile kontrol etmemişsiniz. bir akşam herhangi bir avm'ye gidip insanlar bebekleri için ne kullanıyor bakmamışsınız.

    evet, 199 liraya da bebek arabası var, ama sen tırnaklarını yeme diye 199 liralık arabadan almak zorunda mı tarkan? sana ne ulan? sa-na-ne?

    eğer ki tarkan'ın 17bin liraya bebek arabası ile derdin var ise; erik kafası yazmışsın ama oraya başka bir şeyin kafasını yazman lazım.

    edit: beşik ile bebek arabasının farkını da bilmiyor eşek herif.

  • akp tarafından hazırlanan torba yasa teklifi içine dahil edilen iğrenç ötesi, korkunç ve insanın kanını donduracak bir yasa teklifidir.

    evet, tbmm'de görüşülmeye başlanan son torba yasa teklifinde "av turizmi" adı altında türkiye'nin yaban hayatını bitirmeye yönelik ifadeler var.

    buna göre; yurt dışından gelen üst düzey misafirlere türkiye'de ücretsiz olarak avlanma izni verilecek...

    yani diplomatik pasaportu olan, yahut zengin, yahut ünlü olan kişiler (artık bu kriter neye göre belirlenecekse) türkiye'ye gelip istedikleri gibi avlanabilecek. (tabi el altından ücret karşılığı)

    daha geçenlerde böyle bir konu ile karşı karşıya kalmıştık;
    (bkz: abd'den gelip türkiye'de avcılık yapmak)

    adıyaman'da yaban keçisi avlayan abd'li çift, bu yasa meclisten geçerse türkiye'ye gelip kurt, çakal, tilki, sırtlan, ayı, domuz, geyik vb her türlü yaban hayvanını avlayabilecek artık...

    türkiye afrika ülkeleri gibi olacak.
    zengin yabancılar türkiye'ye gelip vahşice ve acımasızca avlanacak.
    parası olan arap gelecek, türkiye'deki doğal yaşamı yok edecek...

    türkiye direyi yok edilecek...

    ne için?

    üç kuruş para için.

    hazırlanan kanuna göre; "mala ya da cana zarar verdiği gerekçesiyle yabani hayvanlar izinsiz avlanabilecek..."

    yukarıda da bahsettiğim gibi, her türlü yaban hayvan "mala ve cana zarar verebiliyor" gerekçesi ile avlanacak.

    türkiye'ye gelip cinayet işleyen şerefsizler vahşiliklerini tatmin ederken, biz gelecek kuşaklardan ödünç aldığımız doğayı biraz daha yok etmiş olacağız.

    bunun adı katliam iznidir.
    ne idüğü belirsiz insanlar gelip ülkemizde avlanacaklar.

    malesef, bir ülke nasıl yok edilir, bir vatan nasıl değersiz hale getirilir her gün farklı bir şekilde yaşıyoruz.

    yazık, çok yazık...yüreğim daralmış bir şekilde yazıyorum bu satırları.
    43 yıllık hayatımda şu ülkenin pek çok yerinde 3000'den fazla fidan dikmiş biri olarak, kışın ormana, dağa gidip yaban hayvanları için yiyecek bırakan biri olarak çok üzgünüm...
    çocuklarıma doğayı tanıttım, doğayı sevdirdim, umarım torunlarıma gösterebileceğim bir doğamız kalır elimizde...

    kaynak:
    https://www.cumhuriyet.com.tr/…dar-dusmedik-1749201
    https://gazetemanifesto.com/…retsiz-av-izni-369537/
    -----------------
    edit: konu ile ilgili habertürk haberi;
    https://streamable.com/ce9awq

    edit-2: doğa ana elbet bu yapılanın hesabını soracaktır...
    (bkz: kayberen/@altay horda)

  • normal değildir. muhtemelen barış özcan gibi bir ailesi var ve çocuğa aşırı yükleme yapmışlar. bu yaşta bir çocuğun spinoza’yı anlaması mümkün değil. platon’un devlet kitabındaki soyut bağlantıları kuramaz. çocuğu telefondan, tabletten uzak tutalım diye bokunu çıkarmışlar. verirsin yaşına göre kitap onu okur. 150 günde 250 kitap nedir allah aşkına?

    artık insanların kitaptaki kelimeleri içinden teleffuz ederek bitirmenin kitap okumak olmadığını anlamaları lazım. kısa zamanda çok kitap okumanın hiçbir faydası yoktur. aslında kitap okumanın da hiçbir faydası yoktur. kitap sizi düşünmeye sevk ediyorsa faydalıdır aksi halde izlenilen filmden farklı değildir, kısa zamanda uçar gider. birkaç kitabı sindirerek okuyun.

    kitap okuyan ama kendi fikri olmayan yığınlar çoğalıyor. kitap kutsanıyor.

    edit: schopenhauer

  • bir anda polislerin içinde öyle başı öne eğik, siyah hırka, üç numara saçlar ve sakalla ortaya çıkınca hakkında "sempatik" ünvanını duyuverdiğim insan.

    kız kardeşim, "niye bu kadar kızıyorsunuz çocukcağıza?" dedi.

    not: kardeşim mal.