hesabın var mı? giriş yap

  • yaşanmış türkiye versiyonunu anlatayım; bir avukat arkadaşımın aynen başından geçmiştir; tuvalete bile emniyet kemeri takmadan gitmeyen arkadaşıma, (2018 yıl sonu) emniyet kemeri takmamak dolayısıyla trafik cezası gelir, avukat arkadaş üşenmez, cezanın kesildiği yeri bulur, orada görev yapan polis memurunu bulur, durumu anlatır ve neden böyle yaptığını sorar, trafik polisi, kendisine, yukarıdan verilen ceza koçanını doldurması yönünde talimat verildiğini söyler ve kusura bakmayın der; bunun üzerine avukat arkadaşım, trafik cezasının iptali için dava açacağını, mahkemede cezanın hatalı olduğunu söyleyip söyleyemeyeceğini sorar; polis memuru da elbette der; avukat arkadaş sulh ceza mahkemesine itirazını yapar, mahkeme, usul olduğu üzere, cezayı kesen trafik memurunu tanık olarak çağırır, memur mahkemeye gelir ve avukat arkadaşın gerçekten de emniyet kemeri takmadığı için ceza yazdığını söyler; itiraz reddedilir.

    türkiye'de hak, hukuk, adalet diye bir şey yok arkadaşlar; çoktan öldü, unutun siz onu; onyedi yıldır serbest avukatlık yapan birisi olarak söylüyorum.

  • baştan edit: (bkz: #muglayahavadestegi)

    fidan kampanyasına 500 bin tl bağış yapan cengiz holding'in bağışının, tema vakfı tarafından iade edilmesi olayı.

    tema yaptığı açıklamada, cengiz holding'in çevreye etki konusunda sahibi olduğu şirketlerin verilerini açıklamaması nedeniyle bağışı kabul etmediklerini açıklamış.

    kaynak (facebook içerir)

    kaynak

    edit: kaynak güncellendi.
    edit2: ilk kaynakta haber kesin bir dille verirlirken ikinci kaynakta iddia edildi tarzı bir sunum var. oysa iki kaynakta aynı, dw türkçe. ilginç bi habercilik.

  • 100 üzerinden 130 ile dede korkut anadolu lisesi 1. sınıfta aldığım fizik notumdur.

    olay şöyle gelişti efendim:

    efsane bir hocamız vardı. süzmenin tekiydi. ajdar tipli bir vakaydı. sınavlarında a.b.c.d.e.f.g.h.ı.j.k.l.m diye gruplar olurdu ve hepsinin de soruları tamamen farklı olurdu. bazen bir sınıfta aynı gruptan olan 3 kişi falan olurdu.

    neyse bu eleman yan sınıfta sınav yapmaya girmeden önce kapıda bizim mikail "hocam napıyorsunuz" dedi, hoca da "sınava giriyorum" dedi. neyse mikail hocaya "hocam elinizdekilerden bir tane versenize" dedi ve hoca da sınav kağıtlarından birini verdi. o derece süzme idi. koptuk o an. mikail d grubu bir kağıt almıştı. sorulara baktık, çözmek mümkün değil. herkes çözmeye çalışıyor d grubunun sorularını ama imkansız gibi. mikail 3 tanesini çözdü, başka soruları çözebilenler oldu kendilerince, herkes o grubun sorularını yazdı ve hoca süzme olduğundan hocayı kandırıp herkes d grubu alır yırtarzı eşiğine odaklandı.

    yan sınıfın sınavı bittikten sonra hoca bize girdi. girdi derken öyle değil. sınıfa girdi yani. neyse. hoca kağıtları dağıttı. önce kız hocam ben d grubu alabilir miyim diye kağıdını verdi hocaya. hoca verdi. sonra herkes d istedi. yaklaşık 20 kişi falan d grubu oldu. daha fazla d grubu kalmadığından d grubu olamadı diğerleri. ben de d grubu alamayanlardandım. benim grubumdan 4 kişi vardı sınıfta. önümdeki ezgi, yanımdaki sıra arkadaşım yiğit, arkamdaki sena ve ben. öyle denk getirdik kağıtları değiş tokuşla.

    velhasıl 4'ümüz de zeki çocuklardık. ama sorular harbiden kazıktı. sınıf birbirine girmişti. millet alenen kopya çekiyordu ama hoca süzme olduğundan hiçbir şey demiyordu. curcuna içinde herkes mikail ve çevresinde d grubunu yapmaya çalışıyordu. biz de baktık her soruyu çözemeyeceğiz. ben 3 soru çözebildim o kağıttan. ve fizikte en iyi öğrencilerden biri olmama rağmen. diğer arkadaşların da çözebildiği sorular ile toplamda 7 ya da 8 farklı soru çözebildik. aralarda yanlış da çıkar, hoca da süzme diye ben fikir öne sürdüm. dedim ki aynı soruları arka sayfaya da cevaplayalım. hoca süzme, anlamaz. yuttururuz. kızlar cesaret edemedi. yiğit 4 tane mi ne soruyu arka sayfaya tekrar cevapladı. ben de ondan daha fazlasını.

    ama sorular kazık olduğundan hiç emin olamıyorduk. ne alacağımız tam sürpriz olacaktı. öyle de oldu.

    sınav sonuçları açıklanıyordu 2-3 hafta sonra. ben ve yiğit arka arkaya geliyorduk sınıf listesinde. hoca başladı okumaya. d grubu tam sıçışta idi. en güvendikleri isim mikail, ilk açıklananlardandı. 45 almıştı. ondan yüksek alan da yoktu d grubunda. herkes 15-20 gibi notlar alıyordu. daha düşükler de vardı.

    hoca okuyor

    ali 10
    veli 05
    deli 25
    sena 80 (bizim gruptan) oooovvv çekiyor millet
    ...
    ..
    ezgi 80 (bizim gruptan) oovvvv çekiyor millet ben sıçıştayım. onlar zaten 8 soru yapmıştı. o zaman bizim hile anlaşılacaktı.
    ..
    ..
    yiğit 120 (sınıf yarıldı) biz koptuk
    uğur 130 (sınıf krize girdi) gülmekten ölüyoruz.

    neyse herkes bitince bizim süzme bize döndü:

    - çocuklar sizin kağıtları 3'er defa topladım her seferinde 120 ve 130 çıktınız. (biz anladı sanacakken) biliyorsunuz bir sınavda 100 puandan fazla alamazsınız, sizin 20 ve 30 puanlarınızı 2 sınavlarınıza ekleyeceğim. aferin çocuklar!

    yemin ediyorum sene bitene kadar güldük. hala da gülüyorum yıllar geçti amk. bir insan nasıl bu kadar süzme olabilir:)

    efsane hocaydı yeminle. her ders uçuk başka vukuat olurdu:)

  • kadın kötü bir şey söylemediği halde birazdan modern çomarlar tarafından linç edilir.

    kendi görüşüdür, selda bağcan öyle giyinmeyi seviyorsa istediği gibi giyinebilir. ama gidip de kimseye "sen niye açık giyiniyorsun," diye saldırmadığı sürece ki böyle biri değil problem teşkil eden bir durum yok ortada.

    ayrıca yukarıda biri öyle bir vücudum olsa ben de kudururdum diye karşısındaki insanı aşağılayıcı tutumda bir yorumda bulunmuş. eminim selda bağcan kazandığı onca başarı ve geldiği o konumda senin gibi modern köylüyü çok kıskanıp kuduruyordur.

  • an itibariyle atina'da yasayan biri olarak size halkin genel goruslerini aktarayim:
    tabi oncelikle size bolgenin haritasi ve bolge hakkinda bilgi paylasayim: https://eksiup.com/4c914772074

    -halk aslinda ufak capta isyanda. gorebileceginiz uzere atina merkezine bu kadar yakin bir yere zamaninda mudahale edilemedigi icin. ayrica cipras'in dun aksam kameralar karsisinda reklam yaparcasina itfaiye sefi, ulusal guvenlik danismani ve polis ile yaptigi toplantiya (evet kameralar karisinda toplanti yaptilar.) ve ozellikle toplanti sirasindaki tavirlarina cok sinir olmus durumdalar.
    -bolge atina halkinin haftasonu piknige vs gittikleri bir yer. sehir merkezine, ki akropoli'yi ele aldim burada, yarim saat mesafede. chalandri ve benim yasadigim yer olan marousi gibi yine yogun yerlesim yerlerine daha yakin oldugunu hesap edebilirsiniz.
    -yangin kismen kontrol altina alindi sayilir. yani en azindan ilerlemesi kismen durduruldu diyelim. atina'ya dogru bir ilerlemesi soz konusu degil.
    dun gece saat 2'ye kadar atina'ya baglanan ulusal yollar trafige kapatildi. atina'nin her yerle baglantisi kesildi de diyebiliriz.
    -dun yasanan firtinanin etkisi buyuk tabi ki. ama firtinaya ragmen bugun oglen saatlerine kadar bolgeden gelen sis ve duman tum atina'yi sarmisti. ogleden sonra ancak dagildi.
    -3 farkli soylenti mevcut yanginin sebebiyle alakali. birisi, birilerinin kasten rant icin yakmis olabilecegi ki bu en yaygini. digeri sicak hava ve gunese bagli dogal yangin ama ayni anda pek cok noktada baslamasindan oturu en dusuk ihtimal gozuyle bakilan. son ihtimal ise bu isi son zamanlarda iyi gecinmedikleri ruslarin yapmis olabilecegi. evet, yunan halki komplo teorileri konusunda bizden asagi kalir degiller.
    -yurt disi internet cikislari bile kismen zarar gormus durumda. calistigim sirket tum calisanlara bu konuda bir uyarida bulundu.
    -"madem bizim bu durumla mucadelede yeterli ekipmanimiz yok, neden yardim istemek icin bu zamana kadar bekledik" seklinde isyan edenler de cokca diyebilirim.
    -isin bir diger yani da, atina'nin batisinda yer alan gerania dagindan kallitechnoupoli bolgesinde de henuz kontrol altina alinamamis bir yangin var. kisacasi, atina dort bir yandan alevler icinde.

    bunlarin yani sira cok acayip hikayeler var. arkadaslarimizdan, onlarin akrabalarindan, tanidiklarindan. gercekten buyuk bir trajedi yasaniyor.

    njord athina/marousi'den bildirdi.